Organik Futbol Anasayfa » 27. March 2010

Derbiye Doğru; Şampiyonluk Treni

Yazar: Ali İhsan Karakaş 27 March 2010 | Yorumsuz!

Ligde artık en kritik dönemece girildi. Derbi öncesi dün Bursaspor’un İstanbul Büyükşehir Belediye deplasmanında 3 puan bırakmasıyla puan tablosundaki son görünüm daha da heyecan verici oldu.

1-) Bursaspor – 58 puan
2-) Galatasaray – 53 puan
3-) Fenerbahçe – 52 puan
4-) Beşiktaş – 52 puan

Bursaspor’un yenilmesine sevindim diyemem ama bu hafta puan kaybetmeleri bence hem derbinin hem de kendilerinin hayrına oldu. Final niteliğinde son 6 maç öncesi Bursaspor’un puan kaybetmesinin hayrı şu nedenden kaynaklanıyor. Eğer bu haftayı 3 puanla kapatsalardı, derbiden gelecek her türlü sonuca rağmen büyük bir rehavete kapılacaklar, henüz bitmeden bitti diyeceklerdi. Bu durumun bir anadolu kulübü olmasıyla da alakası yok. Şu tabloda Bursaspor’un yerine hangi takımı ilk sıraya koyup, yanına 61 puan yazsanız aynı durum o takımda da görülür. Bu nedenle Bursaspor’un daha hiç birşeyin bitmediğini, yarışın halen devam ettiğini anlaması ve tekrar toparlaması için bu puan kaybının olması gerekiyordu. Tabi burada bir de şampiyonluk baskısı var. Bu durumdan en az zararla çıkmaları gerekiyordu ama olmadı. Dün aldıkları yenilgiyle şampiyonluk mücadelesinde geçici bir süreyle ipleri Galatasaray’ın eline verdiler. Bursaspor dün kaybetmeyip berabere kalsaydı eğer, Galatasaray derbi dahil kalan 8 maçının tamamını kazansa bile şampiyon olamayabilirdi. Ancak dünkü mağlubiyetten sonra artık Galatasaray, 8′de 8 yapması durumunda rakiplerinin alacağı sonuçları önemsenmeksizin şampiyon olacak. Şimdi önümüzde Galatasaray-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Beşiktaş, Galatasaray-Bursaspor ve Bursaspor-Beşiktaş gibi 4 tane kilit maç var. Yani ilk 4 sıradaki her takım, şampiyonluk treninini kaçırmamak için 2 kritik kırılma maçı oynayacak kalan haftalarda. Ve bu 4 büyük maçtan en belirleyicisi olmasa da isim olarak en büyüğü yarın Ali Sami Yen’de oynanacak.

Sahadakiler kısmına geçmeden önce maç öncesi atmosfere bakmak lâzım. Bildiğiniz gibi Galatasaray’da bugün başkanlık seçimi var. Şu ana kadar basının yansıttığı bilgiler doğrultusunda büyük bir süpriz olmazsa Galatasaray, yoluna Adnan Polat’ın başkanlığında devam edecek. Seçim sonundaki oy oranları başkanı ve yönetim kurulunu belirlemekle beraber bir yandan da mevcut yönetime karşı olan güvenin de göstergesi olacak. Ancak sene başında yapılan hamleleri düşünürsek, listesinde 8 kişilik bir kan değişimine giden Adnan Polat’ın başladığı icraatleri olumlu/olumsuz sonuçlandırması için tekrar seçilmesi akla en yatkını. Seçim nedeniyle de Galatasaray’da heyecan ve coşku bugünden başlayacaktır.

Fenerbahçe’de ise 21 gün hak mahrumiyeti cezası alan Aziz Yıldırım’ın dün yaptığı basın toplantısıyla yükselen bir tansiyon var. Tabi bu çıkış derbiye değil federasyona yönelikti. Derbi hususunda Manisaspor maçında Özhan Canaydın’ın vefatı münasebetiyle başlayan bir fair-play söylemi mevcut Fenerbahçe’de. Yalnız bu dostluk, kardeşlik nâmelerinin hep Ali Sami Yen’deki maçlar öncesine denk gelmesi dikkat çekici doğrusu. Karşı olduğum için değil ama bu ortamın sadece belli dönemlerde değil her zaman olması gerektiği için söylüyorum bunu. Neyse, genel hatlarıyla maç öncesi atmosfer bu şekilde.

Şimdi tüm kelimeleri kıfayetsiz kılacak, tüm hayalleri yer ile yeksan edeceklere, işin sahadakiler kısmına geçelim. Öncelik ev sahibinin. Takımların kadroları, oynanacak oyun için bir öndeyi geliştirmemiz açısından önemli. Ancak sakatlıklardan ve taktik gereği de olabilir tabi, bir belirsizlik havası hakim. Galatasaray için herşeyden önemlisi bu maçta Arda’nın oynayıp, oynamayacağı. Arda’sız bir Galatasaray’ın ilerde top tutmada yaşadığı sıkıntıyı en son geçen hafta Trabzon’da gördük. Arda’nın dünkü antrenmanın bir bölümünde takımla birlikte çalıştığı bilgisi var resmi sitede. Şahsen ben Arda’nın böylesi bir derbiyi kaçıracağını zannetmiyorum. Onun dışında Rijkaard’ın defanstaki Emre Güngör-Servet tercihi de merak konusu. Defansın solunda Caner’in yerine tekrar Hakan Balta’yı görmeyi umut ediyorum. Orta saha ve ilerideki isimler az çok belli gibi; Mustafa Sarp, Elano, Keita ve Dos Santos. Forvet konusunda da Jo-Baros ikilemi var ama bu mevki için tercihin, son 2 maçta oyuna sonradan girerek toplamda 50 dakikadan fazla süre alan Baros olacağını düşünüyorum. Hatta ilk defa Elano-Arda-Keita-Dos Santos ve Baros’u aynı anda sahada görebiliriz, en azından temmennimiz o yönde. Arda’nın oynamaması, bu şablonu tamamen bozar ama benim tahmini kadrom şöyle;

————-Leo Franco—————-
Sabri—-Neill—-E.Güngör—-H.Balta
————-Sarp——Elano———–
Keita————-Arda———–Santos
——————–Baros—————-

Öncelikle, aldığı son sonuçlar itibariyle Galatasaray için yapılan “içerde aslan, dışarda kedi” yakıştırmalarına katılmadığımı belirtiyim. İstisna maçları olmakla birlikte Galatasaray’ın deplasmanlarda oynaması gerektiği gibi oynadığını düşünüyorum. Sıkıntı yaşadığı maçlar ise tam aksine iç saha maçları. Aklıma ilk gelen örnekler; Manisa, Eskişehir ve İstanbul Belediye maçları. Galatasaray bu 3 maçta tam 6 puan bıraktı Sami Yen’de. Bunların üzerine skor olarak olmasa da oynanan oyun olarak bir de Gençlerbirliği ve Gaziantepspor maçlarını ekleyelim. Hükmen tescil edilen Ankaraspor maçını saymazsak, Galatasaray’ın içerde oynadığı 12 maçtan 5′i bunlar. Bu 5 maçın hepsinde oynanan oyun aynı. Maçın başında coşkulu bir hücum futbolu ve bol pozisyon, ardından araya sıkıştırılabilirse 1 gol ve golden sonra saldım çayıra Mevla’m kayıra… Galatasaray’ın bu futbolu, tribünlere rahat maç izlettirmese de Antep ve Gençler’e karşı skor anlamında başarılı olurken diğer 3 maçta çok kritik puanları öğüttü. Gelmek istediğim nokta şu ki, yarında buna benzer bir tablo görebiliriz. Galatasaray’ın yarın en az 1 gol atacağını tamin ediyorum. Ancak sorun şu ki atılacak 1 gol, Galatasaray’ın derbiyi kazanmasına yeter mi? Bence ı-ıhh…

Ve Fenerbahçe. Sarı Lacivertlilerde de bir kadro belirsizliği mevcut. Galatasaray’da Arda’ya yüklediğimiz kilit rol, Fenerbahçe cephesinde ise Emre Belözoğlu’nda. Onun oynayıp oynamaması Fenerbahçe adına çok önemli. Aslında fenerbahce.org’da yer alan bilgiler ışığında Sarı Lacivertlilerin orta sahasında önemli bir sıkıntı bekliyor Daum’u. Deniz, Selçuk, Emre ve Cristian dünkü idmanda takımla birlikte çalışmamış. Tüm bunların bir strateji olabileceğini tekrar hatırlatırken, en kötü ihtimalle bu 4 isimden birinin yarın ilk 11′de olacağını düşünüyorum ben. Ama eğer öyle bir durum olmazsa Deivid, Mehmet Topuz, Özer ve Santos orta sahasını göreceğiz muhtemelen. Bir tahmini kadroda Fenerbahçe için verirsek;

——————Volkan———————-
Gökhan—-Bilica—-Lugano—-Vederson
M.Topuz—–Emre—–Selçuk—-Santos
——————––Alex———————-
———————Guiza———————

Fenerbahçe’nin son 4 maçta 3 galibiyet, 1 beraberlik alması ve kalesinde hiç gol görmemesine rağmen oynadığı oyun yönüyle beğenildiğini söylemek güç. Ancak ikinci yarının ilk maçlarına kıyasla eski mücadeleci ruhun döndüğü aşikar. Bu mücadeleyi başlatan ön alanda baskı, onu en iyi yapan da Emre Belözoğlu. Fenerbahçe’nin maçlarındaki belirleyici nokta orta sahasının direnci. Ancak Emre’ye bu konuda yeterli destek gelmediği için Fenerbahçe’nin performansı da sadece ona endeksli oluyor. Skor değiştirme yeteneğiyle ona yardımcı olabilecek tek isim Alex. İlginçtir ki, Alex’in de Ali Sami Yen’de hiç golü yokmuş. Yine oynaması durumunda Selçuk ve Semih, Galatasaray maçlarına yönelik özel seçicilikleriyle skora etki edebilir.

Derbi öncesi maçın kazanından çok, kaybedenini merak ediyorum şahsen. Fenerbahçe ve Galatasaray cepheleri tek seçenek olarak galibiyeti düşürken, Beşiktaş ve Bursaspor tarafları da beraberlik için duacı olacaklar. Zaten her türlü sonuçta yarının kazananı, dolaylı yollarla Bursaspor ve Beşiktaş olacak. Ancak önemli olan derbiyi kazanamayıp şampiyonluk trenini kimin kaçıracağı. Bu sene öyle ikramlar oluyor ki bakarsınız ikisi birden el sallar trenin arkasından, kim bilir? Maç sonunda hakemi değil futbolu konuşacağımız, adının hakkını veren güzel bir derbi izlemek dileğiyle…

Organik Futbol Anasayfa » 27. March 2010

İstanbul bld. 2-1 Bursaspor | Baskı…

Yazar: Muharrem Belge 27 March 2010 | Yorumsuz!

Yıl 2009, Mayıs’ın 9′u... Sivas şehri inanmış. Her yer kırmızı-beyaz, herkesin dilinde şampiyonluk. Basının yarattığı kamuoyunun desteği tam, Anadolu‘dan çıkacak şampiyon bekleniyor… Gelgelelim ne şehrin inancı, ne dillerdeki şampiyonluk ne de kamuoyunun desteği yeterli olmuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sivasspor’u 2-1 mağlup ederek, yoluna taş koyuyor…

Yıl 2010, Mart’ın 26’sı... Bursa şehri inanmış. Her yer yeşil-beyaz, herkesin dilinde şampiyonluk. Basının yarattığı kamuoyunun desteği tam, Anadolu‘dan çıkacak şampiyon bekleniyor… Gelgelelim ne şehrin inancı, ne dillerdeki şampiyonluk ne de kamuoyunun desteği yeterli olmuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bursaspor’u 2-1 mağlup ederek, yoluna taş koyuyor…

İnanç, destek, dillerde şampiyonluk İstanbul yoluna çıkan binlerce taraftar… Her şey güzel, iyi hoş. Ama bu iş tecrübeyle sabit. Tüm bunların önemi bir yana, tek başına yeterli olmadığı açık ve seçik. Tüm bunların takımın arkasında rüzgar olabileceği gibi baskının takımın önünde engel olabileceği de malum. Nitekim Bursasporlu futbolcular şu an için bu baskıyı kaldıramamış durumda. Ligin en kötü takımlarından Manisaspor ve Denizlispor’a karşı da baskı hissedilmiş, tüm zorluklara rağmen galibiyet gelmişti. Ancak İstanbul Bld. söz konusu şampiyonluk ise, İstanbullu takımlara çalışmaya devam edince, Bursaspor‘un planları bir nebze bozuldu…

Hemen her şeyde tecrübe girer devreye, özellikle son viraja girmek ise söz konusu olan. Ligin son bölümünde, oyunu da skoru da tecrübe etkiler. Şampiyonluk inancı, taraftarları geçtim şehrin desteği, kamuoyunun sizden söz etmesi iyidir hoştur. Ama mesele bu durumu lehine çevirebilmekte. Daha önce bu tür bir baskıyı yaşamamış olmak Bursaspor‘un en büyük dezavantajıydı. Nitekim gördük ki hemen ilk ciddi maçta puan kaybı yaşandı. Normal şartlarda, sıradan bir lig maçı havasında, haneye eksi yazılsa da pek önemsenmeyecek bir durumda belki de kazanan Bursaspor olurdu. Ama şampiyonluk için kazanma zorunluluğu, daha önce hiç yaşamadıkları üzere, kayba tahammülleri olmaması çok farklı bir durum. O anları yaşamak ve başarıyla atlatmak çok çok farklı bir durum..

İlk dakikalarda girdikleri sayısız ofsayt pozisyonu olsa da, yüzlerinden belliydi yaşadıkları sıkıntı. Hemen 9′da yedikleri gol zaten var olan sıkıntıyı büyük derecede artırdı, işleri inanılmaz zora soktu. 29′da gelen gol ise adeta ipleri çekti. O dakikaya kadar yaşadıkları baskının, sıkıntının üzerine bir de 2-0′lık skor eklenince, şok üstüne şoka uğradılar. Hangi takım ki, futboldan ziyade sertliğe, ona buna laf yetiştirmeye, hakemin üzerine oynamaya başlar, o takım kaybetmeye mahkumdur! Bursasporlu futbolcular da kaldıramadıkları baskının ardından skor anlamında düştükleri durumun da etkisiyle sağa sola saldırmaktan oyunlarına konsantre olamadılar…

İkinci yarıda da vaziyet aynıydı, son 10 dakikaya kadar hatta. Moral motivasyon olarak çöken Bursaspor, yapması gereken hiçbirşeyi yapamazken, İstanbul bşbli futbolcular skorun rahatlığını yaşadı. 79′da gelen gol, çok geç bir uyanışı getirdi Bursaspor adına. O andan sonra yüklenebildikleri kadar yüklendiler. Fenerbahçe ve Beşiktaş deplasmanlarında yaptıkları sürprizdi, beklenmiyordu, rahat bir psikoloji vardı. Ama bu kez onlardan beklenen yine bu geri dönüşü gerçekleştirmek olunca, altından kalkmak çok daha zordu. Nitekim bunda başarılı olamayan Bursaspor, elindeki büyük avantajı kullanamadı..

Geçen haftaki skorlardan sonra ipler Bursaspor‘un eline geçmişti. Galatasaray‘a kaybetseler dahi diğer maçlarını kazanmaları yeterli olacaktı. Ama ellerindeki ipin ucu rakiplere geçti. Galatasaray’a yenilme lüksü büyük avantajdı. Şimdi ise Sami Yen’de galip gelmeleri veyahut Galatasaray‘ın yarından itibaren kaybetmesi için dua etmeleri gerek. Vaziyet yalnız bununla da sınırlı değil. Derbinin sonucuna da endeksli bir şekilde hemen bir adım geride Fenerbahçe ve Beşiktaş da var. Galatasaray’ın kaybı, diğer iki büyüğü devreye sokar ki Bursaspor’un rakibi bu kez o iki büyük olur misal. İpler daha çok el değiştirebilir yani. Henüz hiçbir şey bitmiş değil. Ancak Bursaspor‘un bundan sonra yapması gereken, psikolojik olarak hazırlanmak. Sivasspor’un yaşadığını değil üç büyüklerin yaşadıklarını yapmak istiyorlarsa, inanç, destek, şampiyonluk naraları iyi hoş, ama takımın baskıyı kaldırabilmesi, psikolojik olarak oyunlarına konsantre olabilmesi şart. Dün yapamadılar, yarın yapabilirler mi, hep birlikte göreceğiz…

 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Anadolu Efes - Senden Daha Güzel

Medya'dan Haberler

Demirören'i İstifaya Çağıracağım

Aydınlar'ın istifasını değerlendiren

Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören

için "Gerekirse hiç birimiz Avrupa'ya

gitmeyelim diyorsa, bence güven

tazelemelidir. Kulüpler Birliği'nde seçim

için resmi talebimi söyleyeceğim" dedi.

All-Star 5'leri Açıklandı

26 Şubat'ta Orlando'da düzenlenecek

NBA All-Star maçına ilk 5 çıkacak

oyuncular açıklandı. Batı karması

Kobe-Durant-Paul-Griffin-Bynum,

Doğu karması ise Howard- LeBron-

Wade-Rose-Carmelo ile başlayacak.

Hilbert Şoku

Mersin İdmanyurdu karşısında

sakatlanan Beşiktaşlı oyuncu

Roberto Hilbert'in yaklaşık 2 ay

takımdan ayrı kalacağı açıklandı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.