Organik Futbol Anasayfa » 07. July 2010
Yazar: Ali İhsan Karakaş 7 July 2010 | Yorumsuz!

Güney Afrika 2010 Dünya Kupası heyecanı yarı final maçlarıyla devam ediyor. İşte son 4′e kalan takımlar ve maçların yayın programı;
6 Temmuz Salı
21.30 Uruguay-Hollanda
7 Temmuz Çarşamba
21.30 Almanya-İspanya
Organik Futbol Anasayfa » 07. July 2010
Yazar: Oğuz Öztürk 7 July 2010 | 1 Yorum

Maç esansında küfür edip el kol hareketi yapanlar zama zaman sadece futbolcular ve teknik adamlar olmuyor. Zaman zaman bunu hakemlerde yapıyorlar.
1- Claous Bo Larsen
Di Canio, West Ham’ın 1999′da UEFA Kupası’nda S. Bükreş karşısında aldığı mağlubiyetin ardından hakemin kendisine küfür ettiğini öne sürmüştü. Larsen Di Canio’ya “piç” diyerek hitap etmiş, ve ona oyundan çıkmasını söylemişti. Teknik direktör Redknapp ise bu tavsiyeyi hemen yerine getirmişti…
2- Graham Poll
2007′de Chelsea-Tottenham maçında John Terry‘ye kırmızı kart gösterirken ‘fuck off’ dediği iddia edilmişti. Bu olay bir iddiadan öteye gidemese de Poll’un küfür ettii kesin de olabilir.
3- Danny Mcdermid
Denis Wise Leeds’in Gillingham ile oynadığı maçta çıkan olaylarda kırmızı kart gören isimlerden bir tanesiydi. Maçtan sonra hakem Mcdermid’in kendisine küfür ettiğini ve kulüp olarak şikayetçi olacaklarını söylese de olayların iç yüzü asla ortaya çıkmadı.
4- Stuart Dougal
Dougal’ın 2004′te Rangers’lı oyuncu Nerlinger’e küfür ettiği kamera kayıtlarından anlaşılmıştı. Nerlinger’de şaşırtıcı bir şekilde Dougal’ı anladığını söylese de İskoç federasyonu kendisine 200 pound ceza vermekten geri kalmadı.
5- Dusko Pekija
2005′te Bosna Kupası‘nda FK Sarajevo’lu bir oyuncuyu yumruklamasıyla nam salan hakeme aynı maçta yine Sarajevo’lu futbolcular saldırmış ve maç tatil edilmişti.
http://www.organikfutbol.com/tag/
Organik Futbol Anasayfa » 07. July 2010
Yazar: Oğuz Öztürk 7 July 2010 | 1 Yorum

Trabzonspor’un 1970′lerin ikinci yarısında ligde fırtına gibi estiği yıllarda Şenol Güneş, Necati Özçağlayan, Ali Kemal Denizci ve Turgay Semercioğlu sürekli olarak milli takım formasını giyiyorlardı. Bu isimlere zaman zaman Turhan Mesçi, Kadir Özcan, Necdet Ergun ve Güngör Şahinkaya gibi isimlerde eşlik ediyorlardı.
1980′lerin ortasında ise Samsunspor etksisi vardı. Savaş Demiral ve Tanju Çolak milli takımda değişmez isimler olurken Fatih Uraz’da Samsunspor’un talihsiz kazasına kadar bir numaralı kaleciydi.
Ali Uras’ın federasyon başkanı olarak atanması ile ilk kez 1986′da başlayan ‘kulüpçülük’ kavgaları Galatasaray’ın Avrupa’da yarı final oynadığı yıl ortaya çıktı.
İsmail Demiriz, Semih Yuvakuran, Cüneyt Tanman, Savaş Koç, Tanju Çolak, Savaş Demiral, Metin Yıldız, Uğur Tütüneker, Erhan Önal, Muhammed Altıntaş’ın Tınaz Tırpan tarafından milli takıma çağrılması kimileri tarafından eleştirilse de kimileri tarafından Avrupa’da yarı final oynayan takımdan bu kadar ismin çağrılması normaldi.
Benzer bir durumda 2002 Dünya Kupası’nda olmuştu. 2002′de Dünya üçüncüsü olan milli takım kadrosunda bulunan Alpay Özalan, Yıldıray Baştürk ve Rüştü Reçber dışında kalan Bülent Korkmaz, Ümit Davala, Fatih Akyel, Hakan Ünsal, Tugay Kerimoğlu, Hasan Şaş, Emre Belözoğlu ve Hakan Şükür, Galatasaray’ın UEFA Şampiyonu olan 2000 jenerasyonundan geliyordu…
Organik Futbol Anasayfa » 07. July 2010
Yazar: Oğuz Öztürk 7 July 2010 | 1 Yorum

Hizbullah tüm Dünya tarafından terör örgütü olarak kabul edilmiş olsa da Lübnan’da en büyük ve sözü en çok geçen siyasi bir varlık olduğu gerçek. ‘Allah’ın partisi’ anlamına gelen Hizbullah Lübnan’daki fundamentalist hareket…
Lübnan’daki futbol kulüpleri mezheplerin içinde organize oldığundan Hizbullah’ın da kendi futbol takımının olması gayet doğal bir durum…
Bu takım Al Ahed. Hizbullah’ın bu kulübün iç işlerine karıştığı ve maddi destek sağladığı iddia ediliyor. Bu iddiaları doğrular nitelikte de kulübün binasında birçok Hizbullah bayrağı dalgalanıyor ve Hasan Nasrallah‘ın posterleri duvarları süslüyor.
Al Ahed sadece şii bir futbol kulübü değil. İçlerinde hristiyanlar, Sunniler ve Ermeniler de var.
Al Ahed Alman teknik adam Robert Josep’e emanet edilmiş ve Robert bu kulübün Hizbullah ile bağlantısı olduğunu uçakla gelirken öğrendiğini söylüyor. Zaten Lübnan’da futbol ile siyasetin bu kadar iç içe olduğunu anlamakta çok zor değil. Robert Josep otelde kaldığı ilk gün otelin tam önünde bomba patladı ve kulübün de iki futbolcusu hayatını kaybetti.
Nasrallah suikast korkusu yaşadığından kulübe gelmekte güçlük çekiyor. Ancak söylenenlere göre takımı izliyor ve desteğini esirgemiyor.
Hizbullah lideri İngiliz futbolundan hoşlandığı için ülkede Hizbullah’ın kanalı olan El-Mansar’dan Premier Lig maçları yayınlanıyor. Bir röportajda ona yakın biri olan Muhammed Assi’ye Nasrallah’ın hangi takımı tuttuğu soruluyor ve şu ilginç cevabı veriyor;
” Bir dahaki sefere kendisine bunu sorarım ama tutmadığı takımı biliyorum, West Ham…”