Organik Futbol Anasayfa » Futbol » Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş

Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş

Yazar: Muharrem Belge Şubat 13, 2010 | 7 Yorum

Yıldırım Demirören aşağıdaki takımlardan hangisinde başkanlık yapmaktadır?
A)Gaziantepspor B)Fenerbahçe C)Trabzonspor D)Beşiktaş

Öncelikle herkese sevgiler ve saygılar. Bu tarz ortamları, oluşumları her zaman için bir aile olarak görmüşümdür. O nedenle beni organikfutbol.com ailesine davet ettikleri için bir teşekkür borçluyum. Umarım uzun süreli bir aile ortamı sağlayabiliriz. Aylardır kişisel blogumda yazılar yazıyorum. Ancak farklı bir ortamda bulunmanın, farklı bir okuyucu kitlesine hitap etmenin ve özellikle farklı konulara da değinecek olmanın heyecanını taşıyorum. Hakan Şükür’ün yazılarına “Babamın Fenerbahçe’si” ile başlaması gibi ben de ilk yazımda Beşiktaş hakkında birkaç kelam etmek istiyorum, tabii izninizle.

O halde gelelim günün sorusuna. En az Gaziantepspor başkanının kongre sonrası Yıldırım Demirören‘i tebrik eden açıklaması kadar ironik bir soru. İronik ama tamamıyla gerçek. İnternet üzerindeki bir bilgi yarışmasında rastladığım ironik ama gerçek bir soru bu. Hani şıklar arasında doğru cevabın yanısıra şaşırtıcı cevaplar da yer alır ya, Gaziantepspor seçeneği bu bakımdan tam uygun bir şık olmuş tabii. Bursaspor‘un Beşiktaş ile, Kayserispor‘un ise Galatasaray ile rakip olma, polemik yaratma çabası, bir başka deyişle adlarının büyük takımlarla birlikte anılması için yaptıkları davranışlar ne kadar itici, ne kadar yanlış ise eğer, Beşiktaş ile Gaziantepspor arasındaki transfer muhabbeti de bir o kadar yanlış. Özhan Canaydın dönemini yaşayan biri olarak Yıldırım Demirören yönetiminin artık espriye vurulan icraatlerini ve tüm bu olanlardan sonra bile ‘devam’ kararı alınmasını hayretle izliyorum. Bu akşamki ciddi kayıbı da Murat Ceylan veya Julio Cesar transferiyle telafi etmeye çalışır artık.

Beşiktaş camiası çok önemli bir kongre sürecini geride bıraktı. Bu süreçte önlerindeki üç yıl ile alakalı çok önemli bir karara varılacaktı. Ama tam bir kaos ortamının içinde kalmayı tercih ettiler. Bunca insanın ‘yeter dediği bir ortamda alınan binlerce oy pek şaşırtıcı da değil aslında. En azından güzide ülkemizde bu işler böyle yürüyor. Recep İvedik’i milyonlar izler ama kime sorsanız ‘ıyy, iğrenç’ diye tepki gösterir. Aşk-ı Memnu’daki çarpık ilişkiler herkesin tepkisini çekiyor olsa da raytinglerde ilk sıradadır. Beşiktaş camiası da hemen herkesin ‘yeter’ dediği bir ortamda ‘devam’ kararı alarak, bu kervana katıldı. İşin en kötü yanı, bu karar kongre öncesi Yıldırım Demirören aleyhine yazdığı yazılar ile tanınan kimilerinin kongre sonrası Yıldırım Demirören’in başarısından söz ettiği ve tribünde yeter diyen diğerlerinin kongrede alkış tuttukları bir ortamda alındı. Hadi kimileri BJK TV’nin başına geçecek, peki ya diğerleri? Önemli olan Beşiktaş’ın geleceği midir, yoksa kişisel çıkarlar mıdır? Kongrede oy veren binlerce kişi ilk seçeneği ön planda tutsaydı bu sonuç çıkmazdı elbet. Ama kimbilir belki de oy verenlerin bir kısmı özellikle ikinci seçeneği tercih etmek için üye olmuştur!?

Beşiktaş camiasında ‘yeter diyenlerin yeri olmadığı anlaşıldı ama bu dakikadan sonra nasıl bir yol izleneceğini merakla bekliyorum, her ne kadar çabaları bir işe yaramıyor olsa da. Yalnız bugünkü tablodan sonra şunu söylemeliyim. Yıldırım Demirören yönetimi ile ‘devam’ kararı alınmış olmasına karşın ‘yeter’ diyenler elbette susmayacak, kabuklarına çekilmeyecek. Normali de doğrusu da budur. Ama bunu yaparken takıma karşı durdukları pozisyonu iyi seçmeliler. Bugün Gaziantep‘te gösterilen tepki hiç de doğru bir tepki değildi mesela. Takımının yanında olman gerektiği anda tepki göstermeyi seçiyorsan eğer, o takımdan sahada başarılı olmasını bekleyemezsin. En azından buna hakkın olmaz. Yıldırım Demirören yönetimi kadar takımın da suçlu olduğunu düşünebilirsin ve bu sebeple sitem edebilirsin. Ama bunun yolu maç öncesi tepki vermek olmasa gerek. Gaziantep’e G.Birliği galibiyetiyle gelen bir takımı aşkımız sizlere değil’ diye karşılamak da neyin nesidir? O sitemin vakti şimdidir, maç öncesi değil.

3 büyükler tanımı malumumuz. Büyük takım kavramı hakikaten farklı bir olay. 100 yıllık camiaların 14 yıl boyunca şampiyonluk yaşamaması bile büyüklüklerini yok etmeye yetmez. Ama elbet kendilerini tekrardan göstermeleri gerekir. Kanıtlamak kelimesi doğru olmayabilir, artık kanıtlayacakları bir durum yok, ama tekrardan vitrine çıkmaları gerekir. Geçen sezon elde edilen çifte zafer yok sayılamaz. Ama bu şampiyonluğun Sivasspor’a karşı elde edildiği de gözardı edilemez. Fenerbahçe’nin 4., Galatasaray‘ın 5. olarak çok kötü bir sezon geçirdikleri ortamda Beşiktaş’ın vasat performansı bile şampiyonluğa yeterdi. Nitekim öyle de oldu. O nedenle bu sezon yapacaklarının daha fazla önem arzettiğine inanıyorum. 2003′te elde ettikleri şampiyonluktan sonra yaşanan sürecin atlatıldığını, tekrardan geri döndüklerini iddia ediyorlarsa eğer, bu sezon başarılı olmaları şart. Aksi takdirde geçen sezonki çifte kupaya rağmen kayıpları büyük olur ve çok daha kötü bir sürece girerler.

Galatasaray‘ın A.Madrid-Beşiktaş-A.Madrid üçgeni gibi Beşiktaş‘ın Gaziantepspor-Galatasaray-Kayserispor üçgeni de sezonun en kritik virajı. İşte böylesine ciddi bir sürece Gençlerbirliği galibiyetiyle giren Beşiktaş, sürecin ilk raundundan büyük yara alarak çıktı. Geçen haftaki Beşiktaş’ın yerinde yeller eserken, Gaziantepspor‘un oynadığı futbol ise tek kelimeyle şahaneydi. Hücuma çıkmakta inanılmaz zorlanan Beşiktaş’ın ilk yarıda Bobo’nun yakaladığı ve ofsayt ile kesilen poziyonu dışında elle tutulur bir tarafı yoktu. Gaziantepspor ise yakaladığı büyük boşlukları müthiş değerlendirdi. Hızlı ve etkili bir şekilde çıktığı hücumlarda müthiş pozisyonlar yakaladı. Julio Cesar‘ın attığı golün yanısıra kaçırdığı bir gol var ki, kelimelerle ifade edilemez. Yine Sivok’un kaptırdığı topta yakaladığı bir net pozisyonu daha var. Serdar Kurtuluş‘un üst direkte patlayan topu, İvan‘ın Rüştü’nün son anda çıkardığı şutu ve daha nicesi. Biraz şans biraz dikkat ile çok büyük bir fark yakalayabilirdi Gaziantepspor. İkinci yarıya da aynı hızda başladıkları maçta 2.gol Deumi’den geldi. Olcan’ın kullandığı kornerde müthiş bir kafa vuruşu yaptı. Sonrasında Beşiktaş’ın ilk yarıdaki gibi yakaladığı ender pozisyonların varlığı konuşulabilir. Ama daha gerçekçi olan Gaziantepspor‘un kaçırdığı farktan bahsetmek olur.

Gaziantepspor bu sonuç ile birlikte 7 yıllık aranın ardından galibiyete ulaşmayı başardı. Beşiktaş ise şampiyonluk yolunda varım deme şansını erteledi. Galatasaray ve Kayserispor maçları ile ya son bir şansın peşinde koşacaklar ya da tamamen havlu atacaklar. Son olarak şu notları düşmek isterim. Hakem hakkında konuşmak istemiyorum diyerek günlerce hakem konuşanlardan değilim. Ortada net bir hata varsa aynı netlikte söylemekten yanayım. Son günlerde kasap futbolcular konusu gündemi meşgul ediyor ya hani, Sivok‘un rakibinin sırtına attığı tekmeyi müthiş bir örnek olarak not düşmek gerek. Bu hareket kırmızı kart değil de hangi hareket kırmızı karttır, sorarım? Sert futbol farklı bir olay, futbolla alakası olmadan rakibi sakatlamaya yönelik atılan tekmeler farklı bir olay. Avrupa Liglerinin birçoğu çok sert geçer ama bu sertlik topadır. Tamamen rakibi hedef alan tekmeler futbolu çirkinleştiren unsurlardan biri oluyor. Hakemler bu tür pozisyonları cezalandırmadığı sürece de futbol çirkinleşmeye devam ediyor. Milyondolarlık yayın ihalelerinin döndüğü bir ortamda Turkcell Kasap Lig midir bizim izleyeceğimiz!?

Bu önemli maçta karşılaşan eski dostları not düşerek bitirelim. Gaziantepspor‘dan büyük meblağlarla transfer edilen İsmail ve Tabata ilk kez Kamil Ocak Stadı’na rakip takım formasıyla çıkarken, Serdar Kurtuluş da eski takımı Beşiktaş’a karşı mücadele etti. Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman da yine yolu Gaziantepspor’dan Beşiktaş’a düşen isimler. İki takım arasındaki transfer münasebetine yazının başında değinmiştik zaten. Eski dost Toması bu topraklarda görmenin sevindirici olduğunu ekleyerek, iyi geceler diliyorum…

İlgili Haberler

Comments (7)

 

  1. Shaboo diyor ki:

    Koyu bir gs li olan bu arkadaşın BEŞİKTAŞımız ile ilgili bu yazısında, yapmış olduğu yorumlarda objektif yaklaşımı bir kenara bırakıp gs li kimliğini ortaya koyduğu maalesef açıkça ortada. taraftar-takım-yönetim üçgenindeki ilişkiyi değerlendiriken ise (dışardan biri olarak) atıp-tutma şeklindeki yaklaşımı ise hoş değil. Ayrıca kağıt üzerindeki şampiyonlukları şerefli 2.liklere tercih eden BEŞİKTAŞımızın geçen seneki şampiyonluğunu değersiz görmesinin nedeni ise; Vahap BEYAZ ve Ahmet ÇAKAR’ın kendilerine hediye ettiği türden veya 8-0 ya da 90+7 penaltısıyla alınan bir türden şampiyonluk olmaması olsa gerek… Son olarak Kasap Ligi diye bişey tutturdular gidiyo…Anlamış değilim…

  2. Muharrem Belge diyor ki:

    Karşıt yöndeki her fikre hakaret sınırlarına ulaşmadığı sürece saygı duyarım. Yeri geldiğinde “hayır ben size katılmıyorum” derim, yeri geldiğinde “evet, öyleymiş, özür dilerim” diyerek sözümü de düzeltirim. Ama biri hakkında konuşulması gereken öncelikli konu hangi takımlı olduğu değil, ne söylediği olmalı. Ne söylediğine bakmaksızın yalnızca Galatasaraylı olduğu için böyle söylüyor tarzındaki yorumlar çok sığ ve tamamen irrasyonel yorumlar. Zamanla tüm camianın hemfikir gözüktüğü veyahut savunmaya geçtiği olaylarda dahi “hayır ben hemfikir değilim” ya da “hayır biz suçluyuz” diyen biri olarak subjektif olduğum hakkındaki yorumunuza kesinlikle katılamam. Ben de sizin bu yorumunuza “siz de beşiktaşlı olduğunuz için kasap ligi söylemine karşısınız” desem ne yanıt verirsiniz? Siz de bu yorum Galatasaraylılar tarafından yapıldı diye karşısınız o halde, eğer sizin mantığınızla konuşacaksak.

    “Şu fikrinize katılmıyorum” veya “bu aslında böyle” tarzında söyleyecekleriniz varsa her türlü tartışma ortamına, ki tartışmadan kastım saygı sınırı içerisinde güzel bir futbol sohbet tabii, hazırım. Her günümün birlikte geçtiği yakın arkadaşlarımdan biri çok fanatik bir Beşiktaşlıdır. Onunla kavga dövüş olmadan konuşuyorsak, sizinle de konuşabiliriz elbet.

    Şunu da söylemem gerek ki geçen seneki şampiyonluğu değersiz olarak nitelemedim. Yalnızca Beşiktaş’ın bu şampiyonluğu daha da anlamlı kılabilmesi için devamını getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu da 6 sene sonra gelen şampiyonluktan sonra, hemen ertesi sezon başarısız olunursa, yine o 6 yıllık kötü sürece dönebilir yönündeki fikrime bağlıyorum.

    Sevgiler, saygılar.

  3. Shaboo diyor ki:

    Öncelikle şunu belirteyim; yazınızın “buruştur at çöpe” tarzında bir yazı olmadığını ve tespitlerinizin bir kısmının dopru olduğunu düşünüyorum. Yaptığım yorum ise kavga-gürültü amacıyla değildi.Ama yazınızı fanatik Beşiktaşlı olduğunu belirttiğiniz arkadaşınız okuduktan sonra ne tepki aldığınızı da merak ediyorum. Evet gs li olduğunuz için daha doğrusu Beşiktaşlı olmadığınız için tespitlerinizin bir kısmı maalesef “subjektif”…Sivok’un hareketini rakibini sakatlamaya yönelik olarak görmek ve Sivok’u futbolu çirkinleştiren bir öğe olarak görmek bir subjektif yaklaşımdır.Pilot kameradan pozisyonu maçın akışı içerisinde izlenirse bir zamanlama hatası olduğu açıkça ortada.Aynı hareketi bir gs li futbolcu yapsa bu şekilde yazınızda belirtir miydiniz merak ediyorum. Ama sizde benim yorumumu bu anlamda taraflı bulabilirsiniz bu tartışma uzar gider…

    Yazınızın başındaki ironik yaklaşımınız ise bence 107 yıllık bir camiayı “ti”ye almak oluyor ki bu sizin forum sitelerinizde kabul edilebilir birşey olabilir fakat böyle bir sitede yakışıksız olmuş. Şimdi de siz kendi stadınızda bunu söylüyorsunuz diye bir savunma sunabilirsiniz ama yazılarınızda trübünlerde söylenen her şeyi yazmaya kalksanız bu işin sonunun nereye gideceğini siz düşünün.

    Tabii ki zirveye çıkmaktan ziyade orada kalmayı başarmak daha önemlidir. 2003 yılındaki şampiyonluktan sonraki sezonda “bu ligin tadı kaçtı” söylemleri ile nasıl bir kıyım olduğunu hatırlıyorsunuzdur sanırım. Bu kıyımın oluşturduğu “yıkım” tahmin ettiğiniz gibi kolay atlatılabilen birşey değildir muhakkak.

    Türkiye liginde zirvede kalmak yani başarıyı devam ettirebilmek neredeyse eşit imkanlara ve güce sahip üç büyükler için son haftaya kadar şampiyonluğu kovalamasıdır diye düşünüyorum. şampiyonluğun anlamlı olması için bir sene sonra da şampiyon olma gerekliliğini düşünmüyorum.O anki tatmin bence yeterli. gs nin 2000 yılından sonra bir daha UEFA Kupası’nı kazanamadığını düşünürsek o kupa siziz için anlamsız mı?

    İyi günler…

  4. Muharrem Belge diyor ki:

    Arkadaşım da özellikle yönetime çok tepkili olduğu için genel anlamda söylediklerime katılıyor. En azından söylediklerimi Galatasaraylı olduğum için değil öyle düşündüğüm için söylediğimi iyi biliyor. (: Aynı şekilde ben de onun Galatasaray hakkındaki yorumlarına saygı duyuyorum. Gayet objektif olmayı başarabilen bir Beşiktaşlıdır çünkü. Aslında normal olanı da bu ya. Ama genel olarak “x takımlı olduğu için y takımı hakkındaki yorumu subjektif” olan insanlar gördüğümüz için etrafta, herkesi aynı zannediyoruz. Oysa önce karşımızdakini iyi tanımak gerekir bence.

    Sivok için ‘kasap futbolcu’ tanımında bulunmak doğru olmaz, evet. Aslında Sivok bilerek rakibe tekme attı yorumunda bulunmak istememiştim ama şimdi baktım ki fikrimi çok yanlış bir şekilde anlatmışım, o nedenle kusura bakmayın. Ben sadece o sert hareketin kesinlikle kırmızı kart olması gerektiğini düşünüyorum, bunu belirtmek istedim. Bu hareketten yola çıkarak aynı tarzda hareketlerin cezalandırılması gerektiğine inandığımı da ekledim. Sivok’un yaptığı harekete kırmızı kart gösterilmediği sürece İsmail Güldürenler eksik olmayacak ve Türk futbolunu çirkinleştiren bir unsur olarak kalacak. Tepkim tamamen buna. Aynı hareketi bir Galatasaraylı yapsaydı da kırmızı kart görmeli yorumumu tekrarlardım tabii. Gözün gördüğünü inkar edecek değiliz.

    İroniyi yazılarımda çok kez kullanırım ama bunun camiayı ti’ye almak olduğunu sanmıyorum. Elbette iş dediğiniz boyuta varmamalı. Ama o boyuta varan yani hakaret düzeyine erişen bir durum değil bence ironiler. Bir Beşiktaşlı olarak başkanınıza yapılan espriler, ironiler hoşunuza gitmemiş olabilir, bunu anlayabilirim. Ama haddimi aşan bir ironide bulunduğumu düşünmüyorum. Öyle düşünsem yeri geldiğinde Galatasaray çatısı altındakiler hakkında yaptığım ironileri de yapmazdım.

    UEFA Kupası’ndan sonra Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final var yalnız. (: Şaka bir yana 4 senelik şampiyonluğun ardından bir UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi çeyrek finali ile ulaşılan bir nokta var. Bahsettiğimiz UEFA Kupası olunca daha da anlam kazanması için başarının tekrarlanması gerekir sözü çürüyor. Hani daha ne yapsınlar derler adama (: 6 sene boyunca Türkiye’nin domine edildiği ve sonunda Avrupa Kupası alındığı bir süreç bu konu hakkında doğru bir örnek olmaz. O başarıyı elde ederek büyüklüğünü kanıtlayan bir camianın aynı başarıları tekrarlamaya ihtiyacı olmasa gerek.

    Aslında bir subjektiflik varsa Beşiktaş’ın başarısını tekrarlaması gerek yorumunda var. (: Normalde hiç umrumda olmaması gereken bir konu ama objektif bir şekilde Beşiktaş’ın -kendimce- yapması gerekeni söyledim. Elbette taraftarlık başarıyla gelip geçen bir durum olamaz, olmamalı. Ama Beşiktaş camiası 12 yılda 2 şampiyonluk elde edip diğer yıllarda Galatasaray ve Fenerbahçe’nin üstünlüğünü izlemekten memnun olmamalı. Mayıs’ta kaldırılan kupa hemen 3-4 ay sonra unutulmamalı. Takımın başarısı yok olmamalı. Şöyle 1-2 sene boyunca çok üst düzey bir performans görmek istemez misiniz takımınızdan. Ben bunu söylüyorum sadece. 6 senede bir gelen şampiyonlukları istisna olarak göstermemek için bu başarıyı devam ettirmesi gerek Beşiktaş’ın. Mayıs’ta kupa kaldırdıysa ertesi sezon da kaldırmalı veya dediğiniz gibi şampiyonluk yarışında sonuna kadar olmalı. Ama şu anki tablo bunu göstermiyor. Söylediğim sadece bu. Yoksa tek bir UEFA Kupası yeter de artar tabii. UEFA Kupası alırsanız başarının tekrarlanması gerek demem, söz. (:

    İyi akşamlar dilerim…

  5. Shaboo diyor ki:

    Şunu belirtmek isterim ki, kendiniz başarının (şampiyonluğun) anlamlı olması için bir sene sonra da tekrarlanması gerekir dediniz. ben de burdan hareketle UEFA şampiyonluğu örneğini verdim. Türk Futbolunun (gs sayesinde) bir başarısı olan o kupayı hor görmedim. Yani kısaca; ben bir sene sonra da kupa kaldırılmalı tezi sunmadım o siizin tezinizdi:) sanırım bu konuda yanlış okudunuz yorumumu…

    Sizin tezinizden hareketle de; gs bence yine de başarısız.Kupa sonrası çeyrek final sonra dısındaki senelerin bir kısmında ise UEFA’ya bile gidememiş olmak bir başarısızlık örneğidir ve büyüklüğü kanıtlamaz. Porto örneğini düşündüğünüzde ne demek istediğimi görebilirsiniz…ama siz hala 10 sene önceki şampiyonluk ile her fırsatta övünecek ve bazı gerçekleri at gözlüğü ile bakmaya devam ederek görememeye devam edecekseniz sizin kararınız.:)

    Benim savunduğum şey, hatırlarsınız ki, üç büyükler için sene sonuna kadar yarıştan kopmamaktı. Şu anki tabloya baktığımızda BJK’nin ligten koptuğunu düşünülemez. Çünkü geçen sene de bu tablo vardı ve sene sonunda kimin şampiyon olduğunu herkes gördü. Ama eğer siz BJK ligden koptu diye düşünüyorsanız o sizin yorumunuzdur katılmamakla birlikte saygı duyarım…
    Şu 12 senedeki 2 şampiyonluğun dışındaki senelerde BJK’nin ligi kaç puanla kaçıncı sıralarda bitirdiğine bir bakın isterseniz.Son olarak da şunlara bir göz atın: 2003-2004 sezonu(2. Dönem), 90+7 deki penaltı (gs-İstspr maçı), 8-0 Ankaragücü maçı…tabi görebilirseniz…

    Size bundan sonraki yazılarınızda başarılar diliyorum …Daha başarılı yazılarınızı okuma dileğimle iyi günler…

  6. Muharrem Belge diyor ki:

    Hayır yanlış okumadım. Ama UEFA Kupası örneğini verdiğinize göre tezimi yanlış anlıyorsunuz dedim sadece. Ben uzun yıllar sonra gelen başarının devamı şart diyorum, altı yıl boyunca süren başarının değil! UEFA Kupası altı yıllık başarının içinde, tamamen ayrı kabul etmek doğru değil. Dolayısıyla “devamı şart” tezim o altı yılın devam etmesi anlamına gelir ki tamamen saçma bir yorum olur. Yani iki konu arasında çok fark var…

    Takımları değiştirelim. Beşiktaş dört yıl arkaya arkaya şampiyon olmuş. Ardından Avrupa Kupaları gelmiş, sonra da çeyrek final olmuş. Ben çıkıp “bu başarıların anlam kazanması için devam etmesi gerek” diyemem. Ne yani adamlar altı yıldır her şeyi alıyor, daha ne yapsınlar diye düşünürüm… Aradan cımbızla UEFA Kupası’nı çıkarıp, hadi bir daha alsanıza bu kupayı da diyemem. Çünkü o kupa altı yıllık başarının içerisinde..

    Evet doğru, o dönem devam etmedi. Son 8 yılda da Avrupa’da başarısız durumdayız, bu da doğru. Ama ben o başarılarla dolu dönemin ne devam ettiğini iddia ettim ne de hala o dönemdeki başarılarda kalmış durumdayım. Dolayısıyla ikinci paragrafta söyledikleriniz benimle ilgili olamaz…

    Beşiktaş’ın yarıştan koptuğunu da iddia etmediğimi yazıda görebilirsiniz. Galatasaray ve Kayseri maçlarıyla ya tamam ya devam diyeceğinizi öngörüyorum sadece…

    “Tez” konusunda ya meramımı anlatamıyorum ya da siz anlamıyorsunuz. O nedenle iş “subjektif”lik konusuna dönmek üzere. Birbirimizle takımlarımız üzerinden “sidik yarışı” yapacak halimiz yok. O yüzden daha fazla devam ettirmek yanlış anlaşılmaları çoğaltacak. Şahsen ben konuyu kapattım. Bilmem siz de aynı fikirde olur musunuz?

    İyi dilekleriniz için teşekkür ederim…
    İyi akşamlar…

  7. Shaboo diyor ki:

    Tamam kapansın istiyorsanız öle olsun..:) ama bundan sonraki yazılarınızı takip ederek yapıcı olduğunu düşündüğüm yorumlarım devam edecek…tabi isterseniz.:))

Yorumla!

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Kazakistan 0-3 Türkiye

Medya'dan Haberler

Şampiyonluğa Yürekten İnanıyorum

Galatasaray'da herhangi bir krizin

olmadığını belirten Adnan Polat,

kötü başladıkları sezonu şampiyon

bitireceklerine yürekten inandığını söyledi.

Kolay Olmayacak

Kazakistan galibiyetini değerlendirirken

zaman zaman yaşanan konsantrasyon

eksikliklerine değinen Guus Hiddink,

"Belçika maçı kolay olmayacak" dedi.

Nihat Efsaneler Arasında

Kazakistan'ı 3-0 yendiğimiz maçta

1 gol atan Nihat Kahveci, milli formayla

19 gole ulaştı ve efsane isimler Metin

Oktay ile Cemil Turan'ı yakaladı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.