Manisaspor 2-2 Fenerbahçe
Yazar: Muharrem Belge February 14, 2010 | Yorum Yaz

İyi bir futbolla elde edilen 3-0 ‘lık Bursaspor galibiyeti sonrası çıkışa geçmesi beklenen Fenerbahçe, tam aksine çok kötü bir sürece girdi. Diyarbakırspor maçında kaybedilen 2 puanın ardından, haftaiçinde tarihi bir hezimetten son saniye golüyle kurtulmuşlardı. Kayserispor ve Beşiktaş’ın mağlup olduğu, Galatasaray‘ın ise hükmen kazandığı haftada çıktıkları önemli Manisa deplasmanında ise 2 puan daha bıraktılar. Hatta 1 puanı kurtardılar dersek çok daha doğru olur. Maç boyu topun kontrolünü sağlamalarına karşın, ilk 15 dakika dışında özellikle son bölgede etkili olamadılar. Manisaspor ise vasat bir takım olması ve etkili hiçbir hamle yapmamasına rağmen ender yakaladığı pozisyonların ikisini değerlendirerek galibiyet şansını dahi buldu ama son saniyedeki gole engel olamadı. Bu sonucun ardından haftayı maç yapmadan geçen Galatasaray tam anlamıyla turnayı gözünden vurarak liderliği elde etti.
Daha önce yaşanmış mıdır bilinmez ama gayet ilginç. Galatasaray bay geçtiği haftada liderliğe yükselmeyi başardı. Maç öncesi bu durumun olabilirliği konuşulurken Manisaspor‘un yapacakları değil Fenerbahçe‘nin yapamayacakları üzerinden bir beklenti vardı ama en nihayetinde bu tür bir sonuç sürpriz olacaktı, öyle de oldu. Ne demek istediğimi biraz açayım tabii. Bir ligin kalitesinden bahsedilecekse eğer, büyük takımları zorlayabilecek takımlardan bahsetmek gerekir. Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor gibi iyi günlerinde oldukları vakit büyük takımları mağlup edebilecek kapasitede olan takımların çokluğu ligin kalitesini artırır. Ama Manisaspor gibi vasat takımlar ile olan maçlarda ise sonuç tamamen büyük takıma endekslidir. Büyük takım oyunu tamamen kontrol ettiği için iyi veya kötü sonucu da kendi elleriyle çizer. Örnekten yola çıkarsak beraberliği Fenerbahçe‘nin başarısızlığı olarak görmek lazım, Manisaspor‘un başarısı olarak değil. Manisaspor iyi oynadığı için almadı bu sonucu, aksine çok kötü oynamalarına karşın, Fenerbahçe bu durumu değerlendiremediği için geldi 2-2′lik beraberlik, bir başka deyişle. Nitekim tüm kontrolü elinde bulunduran Fenerbahçe, oyunu tamamen idare eden, yönlendiren Fenerbahçe, çok vasat bir takıma karşı galip gelmeyi başaramayarak taraftarlarına da büyük hayal kırıklığı yaşatmış oldu.

Henüz ilk dakikalarda oyunun bütün kontrolünü eline alan ve maça iyi başlangıç yapan bir Fenerbahçe takımı vardı sahada. Manisaspor yarı sahasında yakaladıkları büyük boşlukları gayet iyi değerlendirdiler. Özer, Alex, Mehmet Topuz ve Semih gibi isimlerin dar alanda yaptıkları etkili paslar ile kısa sürede çok şans buldular. Özellikle gol pozisyonunda Alex’in topa dokunmadan yaptığı asist gayet şıktı. Ancak bu iyi görüntü gole kadar sürdü. Aynı etkinliği maçın tamamına yaymayı başaramadılar. Devre boyunca Manisaspor‘un yaptığı 103 isabetli pasa karşın, 207 isabet yakalamaları gibi cidden önemli istatistikler yakaladılar ama verdikleri tek pozisyonda golü yemeleri bütün bu üstünlüğü anlamsızlaştırdı. Tek kale oynamak olarak nitelendiren bir durumda soyunma odasına 1-1 beraberlikle gitmek de ayrı bir başarıdır hani. Benzer bir durumdan Galatasaray-Antalyaspor maçında bahsetmiştim, kişisel blogumda. Büyük küçük takım ayrımı yapmaksızın, oyunun bütün kontrolünü elinde tutan bir takımın bu kadar basit gol yemesini aklım almıyor.
İkinci yarı da bazı ufak farklılıklar dışında aynı doğrultuda geçti. 222′ye 592 isabetli pas ile yüzde 34′e yüzde 66 topla oynama istatistikleri oyunu kimin yönlendirdiğini, hangi takımın üstünlük kurduğunu net bir şekilde gösteriyor. Ama iş kontrol etmekle bitmiyor. Bu oyunu topu kontrol eden değil, iyi değerlendiren kazanıyor. Sen sayısız gol fırsatı bulabilirsin, 89 dakika rakibe top göstermeyebilirsin, ama o kalan 1 dakikada yediğin gol her şeyi yıkar geçer. Metin Türel‘in meşhur bir sözü var ya hani, “Hagi sana 40 metreden bir çakar, nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri” diye, işte o misal. Oyunu Manisaspor kalesine yıkan Fenerbahçe ilk 15 dakikadaki etkinliği bir türlü sağlayamayınca son bölgede etkili olmayı başaramadı. Manisaspor‘un daha derli toplu bir oyun oynamasının ve ilk yarıdaki boşlukları vermemesinin de etkisi var elbet. Ama bu kadar üstünlük kurduğun, oyunu rakip kaleye yıktığın bir maçta golü bulamıyorsan, aksine kalende verdiğin her pozisyon gole dönüşüyorsa ve Manisaspor gibi çok vasat hatta kötü bir takıma karşı puan kaybediyorsan ya da bir başka deyişle bir puanı son saniyede kurtarıyorsan sonucuna da katlanırsın. Bu akşam ciddi bir kayıp verdi Fenerbahçe…
İlgili Haberler
Etiketler: 2009-2010 sezonu, Fenerbahçe, Futbol, Manisaspor, Turkcell Süper Lig
Kategorisi: Futbol






