Organik Futbol Anasayfa »

Ankaragücü 0-3 Fenerbahçe

Yazar: Muharrem Belge 10 May 2010 | Yorumsuz!

Hem kupadaki hem ligdeki final maçlarına çıktığı haftadan, ikisini birden kaybederek ayrılmak büyük dram olurdu Fenerbahçe adına. Kupadaki mağlubiyetten sonra, ligdeki finali kaybetmedi ve avantajı koruyarak son haftaya taşıdı. Ankaragücü deplasmanında alınan 3-0‘lık mağlubiyetin önemi büyük…

Ankara deplasmanında alınabilecek aksi bir sonuç için, Ankaragücü‘nün kapasitesini çokca aşması, Fenerbahçe‘nin ise olduğundan da kötü, duran toplarda dahi gol bulamayacak vaziyette olması gerekirdi. İkisi de olmayınca, sonuç da aksi olmadı. Ankaragücü hakikaten kötü bir takım. Tam anlamıyla hiçbir şey yapamamış olmaları, ufak bir etkinlik dahi sağlayamamaları, bomboş bir maç geçirmeleri pek de şaşırtıcı değil. Böylesine kötü bir takıma karşı dahi son haftalardaki oyununu bozmayan, daha çok savunmayı düşünen Fenerbahçe‘nin bu yaptığı ise bir o kadar ilginç. Böylesine bir kötü takım ve kapasitesinin altında oynayan bir takımın karşılaşması da futbol adına tatsız tutsuzdu. Özellikle ikinci golden sonra oynanan koca bir yarı çok anlamsızdı. Maç o dakikada bitmişti zati, gerisi prosedürün uygulanmasından ibaretti.

Yalnızca duran toplarda etkinlik sağladı yine Fenerbahçe. Hani şampiyon takım hüviyeti olarak tanımladığım, son dakika golleri, duran toplar, beklenmedik goller, basit hatalardı yine onları güldüren. Mehmet Topuz buluştu golle, ilk defa. İlk gol ama altın gol değerinde. Keza Christian‘ın çok uzaklardan attığı gol, alışılmış bir durum değil. En önemlisi de Guiza gol attı yahu! Tabii bu gollerin gelişinde Ankaragüçlülerin de hataları var. Mehmet Topuz dışında herkese adam adama savunma yaparken, onun unutulması pahalıya patladı. Keza Guiza’nın golünde de kaleci Serkan’ın hatası büyük. Ama şampiyonluklar da böyle böyle geliyor işte.

Öyle ya da böyle, son haftaya büyük avantajla giriyor Fenerbahçe. Kötü oynadığını söylemem şampiyonluğu haketmemekle eşdeğer değil kesinlikle. La Liga‘da iyilerin iyisi kazanır, 98 puanlı ikinci var misal. Yine Serie A‘da, keza Premier League‘de iyilerin iyileri kazanıyor. Ama bizim burada, maalesef, kötülerin iyisi gülüyor. Pek istediğimiz düzeyde futbol izleyemiyoruz, olay bu. Haftaya Kadıköy’de alınacak Trabzonspor galibiyeti şampiyonluğu getirecek. Aksi sonuç işi Bursaspor-Beşiktaş maçının sonucuna bırakacak ki böyle bi durum büyük mucize olur…

Organik Futbol Anasayfa »

Galatasaray 3-0 A.Gücü | Baros’un dönüşü…

Yazar: Muharrem Belge 15 March 2010 | Yorumsuz!

Son 10 haftaya, daha kısa bir süreçten bahsedersek, Trabzonspor ile Fenerbahçe maçlarına 3-0′lık Ankaragücü galibiyetiyle başlıyor Galatasaray. Oyun olarak olmasa da skor anlamında çok rahat bir galibiyet aldı ve şampiyonluk yolunda önemli bir adım daha attı. Ama her kime sorarsanız sorun en önemli gelişmenin Baros’un dönüşü olduğunu söyleyecektir. Aslında sormanıza da gerek yok, Baros‘un oyuna girdiği anda tribünlerdeki yüz ifadelerine bakarsanız çok şey anlatacaktır. Hiçbir golde o kadar büyük sevinç yaşanmadı. Geçmiş olsun dileklerimizi iletelim Baros’a…

Sami Yen faktörü ve Elano-Gio-Keita-Jo dörtlüsü ile maça müthiş bir başlangıç yaptı Galatasaray. Bu dörtlünün önünde durmak çok kolay değil. Hemen 3.dakikada Keita’nın veremediği pas bir anda Jo‘nun önünde kaldı, bitiriciliğini konuşturan Jo topu ağlarla buluşturdu. Bu başlangıç fazlasıyla sezonun ilk maçlarını hatırlatıyor. O günlerde de maça hızlı başlayan ve golle buluşan bir Galatasaray vardı. Ve o Galatasaray ilk golü bulmanın rahatlığıyla devamını getirebiliyordu. Yine öyle bir başlangıç yapılması maçı rahatlatan unsur oldu. Sonraki dakikalarda golün rahatlığıyla geriye çekilen Galatasaray, 36.dakikada Ankaragücü savunmasının bir anlık hatasını da Keita ile değerlendirince maça noktayı erkenden koydu. Maçın yıldızı Keita baştan sona imzasını taşıyan şahane bir gol attı. Topu rakipten çalması, kaleciyi çalımlaması, sırtına yapışan rakibe karşın topu ağlarla buluşturması…

Oyun olarak olmasa da skor anlamında rahat bir galibiyet olmasının en büyük nedeni de vasat bir rakibin olması elbet. İlk golle ikinci gol arasında topu kontrol etmek yerine rakibi izleyen bir Galatasaray, aynı şekilde ikinci yarıda da skorun rahatlığını fazlasıyla yaşayan, yine topun kontrolünü sıklıkla Ankaragücü‘ne bırakan bir Galatasaray vardı sahada. Ama Ankaragücü top kontrolünü sağladığı dakikalarda dahi hiçbir şey yapamadı. Futbolun hiçbir doğrusunu sahaya yansıtamadı. 3-0′lık skoru hafifletecek bir sebep değil belki ama Ankaragücü’nün vasatlığı da Galatasaray’ın galibiyetini kolaylaştırdı.

Maça golle başlayan ve 36 dakikada 2-0′ı bulan Galatasaray, rahat bir ikinci yarı oynadı. Ankaragücü‘nün geri dönüşü sağlayacağına dair en ufak bir belirti yoktu. Nitekim rahat oyun Milan Baros‘un oyuna girmesiyle onun üzerine yoğunlaştı. Tribünün özlemini yansıttığı anlarda Baros’un şahane bir çalımı golden önceki en güzel anlardandı. Ve maçın yıldızı Keita‘nın al da at dercesine verdiği pas, aylar sonra sahaya dönen Baros‘un dönüşünü renklendirdi. Diyarbakırspor hakkında alınacak kararın da çok şeyleri değiştirebileceği ligde Trabzonspor ve Fenerbahçe maçları ilk etapta kader belirleyici maçlar olacak Galatasaray için. Gole rahat bir şekilde ulaşmak galibiyet perdesini açtı. Ancak özellikle ilk iki randevu olmak üzere daha ciddi maçlar beklediğinden oyunun her anında etkili olmaları şart. Kişisel yetenekler ile atılan goller şık ama takım oyunu şart…

Organik Futbol Anasayfa »

Jerome Rothen

Yazar: Oğuz Öztürk 28 January 2010 | Yorumsuz!

2004 Şampiyonlar Ligi sezonunda Monaco‘nun final oynayan kadrosunda iki kilit ve etkili isim vardı. Giuly ve Jerome Rothen. Giuly zamanla Monaco’nun oynadığı finalden sonra Barca’nın yolunu tuttu, Rothen ise bizlerde harika bir sol ayak olarak yer etmesine rağmen hak ettiği bir takıma transfer olamamasıyla kaldı.

***

Fransa milli takımında Pires ile büyük bir forma savaşı veren Rothen’in parlak Monaco günlerinden sonra yeni takımı başkent ekibi Paris SG olmuştu. Esasında büyük bir takıma gitmesi beklenen Rothen’in burada istikrarı yakalamsı ve takımının yıldızlarından biri olması alkışlandı… Sonradan yaptığı açıklamada ise hayalindeki takımın küçüklüğünden beri Paris SG olduğu açıkladı.

***

Şimdilerde bu adamı başka bir Fransız başka bir başkentte karşılıyor. Bu isim Roger Lemerre‘den başkası değil. Vassel ve Geremi‘den sonra Ankaragücü’nün yeni yıldızı Rothen… Bu sezon çok moda olan ’sezon sonuna kadar kiralık, opsiyon bizde’ anlayışı ile alındı PSG’den. Son olarak İskoçya’da Glasgow formasını giyiyordu. Bakalım Rothen eski günlerdeki oyununu Ankaragücü için oynayacak mı?

Organik Futbol Anasayfa »

Erman Hoca: “Kemiksiz Gol”

Yazar: İhsan Çandır 13 December 2009 | Yorumsuz!

Dün oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçında 90+2 de Hürriyet’in kafa vuruşunda top Volkan’ı geçti ve Özer Hurmacı topu kale direğinin dibinden uzaklaştırdı. Ancak Özer’in vücudunun sol kısmı tamamen gol çizgisini geçti ve dolayısıyla Özer topa dokunduğunda topun tamamı çizgiyi geçmişti.

Özer konuyla ilgili açıklama yapmazken son noktayı Gökhan Gönül koydu: Top çizgiyi geçmişti ve goldü.” Erman Toroğlu yine günündeydi ve pozisyon için yorumu Kemiksiz gol şeklinde oldu.

Organik Futbol Anasayfa »

Ankaragücü 3 – 0 Galatasaray

Yazar: Ali İhsan Karakaş 6 October 2009 | Yorumsuz!

İlk olarak Eskisehirspor karşısında tökezleyen Galatasaray, Sturm Graz maçında toparlanır diye ümit ediyordum. Ancak bu gerçekleşmediği gibi Ankaragücü karşısında Galatasaray, sezonun ilk mağlubiyetini aldı.

Sturm Graz maçı sonrası sakatlık problemi yaşayan Sabri,Keita ve Emre Aşık‘tan yoksun Galatasaray’da Servet’in yanında yine Hakan Balta stoper oynadı. Hakan Balta’nın yedeği olarak düşünülen Caner sol, Uğur Uçar ise Sabri’nin yerine sağ bekte başladı maça. Keita’nın yerinde Aydın şans bulurken, Ayhan’ın yanında Mustafa Sarp‘ı tercih etti Frank Rijkaard. Haftaiçi 11′de başlayan Mehmet Topal ise yedekler arasındaydı.

Maçın başlama düdüğüyle birlikte Galatasaray oyuna ağırlığını koydu. Son 2 maçta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle ilk dakikalarda golü bulma eğilimiydeydi Sarı-Kırmızılılar. Yarım saatlik dilim içerisinde tek kale oynamasına rağmen Galatasaray, Uğur’un direkten dönen topu dışında etkili bir pozisyon yakalayamadı. Ankaragücü’nün çok adamlı savunmasına Galatasaray’ın ilerideki beceriksizliği de eklenince bırakın golü adamakıllı pozisyon oluşmadı. Son paslardan bir adım önce hep hata yaptılar. Bu durum işine gelen Ankaragücü’de aynı dirençle ayakta kalmaya devam etti. Onlar da Ceyhun, Semavi ve Murat Duruer‘le araya bir gol sıkıştırma derdindeydi. Ancak ilk yarıda iki tarafta skoru değiştirecek vuruşları yapamadılar.

İkinci yarının hemen başında ilk tehlike Ceyhun’la ev sahibi takımdan geldi. Ardından Baros’la Galatasaray inanılmaz bir gol kaçırdı. Penaltı noktası üzerindeki müsait pozisyonda kaleci Serkan bile gözlerini kapamışken Baros zor olanı becerdi. Sırf bu golü kaçırdığı için değil ama Elano ile birlikte Baros, maçın en etkisiz isimlerindendi. Alıştığımız mücadeleci, hırslı Baros’tan eser yoktu. Onun dışında haftalar ilerlemesine rağmen Elano için de hâla soru işaretleri mevcut. Bunu Elano kadroya girmeden de söylemiştim. Elano’nun ortada oynaması Galatasaray için sorun yaratıyor. Bu durum Arda’yı direkt olarak etkiliyor. Ortada harikalar yaratan bir Arda varken Elano’nun gelişiyle birlikte gözle görülür bir düşüş başladı. Kanattan istediği gibi oyunu yönetemeyince Hasan Şaş vari topla fantezilere başladı. Oysa ortadayken o 360 derecelik açıyla tüm oyunu kontrol edebiliyordu. Şimdi kanatta topu aldıktan sonra önce rakibini bir yokluyor, ardından ortaya doğru sokulmaya çalışıyor. Tabi bu arada savunmadan yardım gelince Arda’nın pas açıları da kayboluyor. Arda’da driblingine devam etmek durumunda kalıyor. Derken hem pozisyon kayboluyor, hem savunma yerleşiyor. Bu manada Brezilya Milli takımında bile kanatta oynayan Elano için ortada ısrar etmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Elano ortada daha verimli olsa Brezilya’da kanat oynamazdı. Tabi Brezilya’da orada Kaka var ama Türkiye şartlarında gösterdiği şu performansla Arda’nın da o bölgeyi Elano’dan alması lazım.

Etkisiz bir Elano’ya Rijkaard da 60 dakika dayanabildi. Elano’nun yerine Harry Kewell oyuna dahil oldu. Oyunun bu dakikaların Ankaragücü savunmanın arasına atılan toplarla önemli pozisyonlar buldu. Önce Metin’in aşırtması dışarı giderken ardından Semavi’nin vuruşu direkte patladı. Servet’in zor durumlara düştüğü ara paslarında Hakan Balta da bu açığı kapatamadı ki normaldir. Sezon başından beri 8 lig maçı geride kaldı ve Galatasaray’ın göbek oyuncuları sürekli değişti. Servet-Gökhan, Servet-Emre Aşık, Servet-Hakan Balta, Emre Güngör-Emre Aşık. 8 maçta 4 farklı ikilinin oynaması bir savunma için hiçte normal bir durum değil. Hele ki Hakan Balta’nın da sol bek olduğu düşünülürse…

Son 20 dakikaya girilirken Baros’un yerine Nonda‘yı da oyuna aldı Rijkaard. Ardından da Aydın-Topal değişikliğiyle en azından orta sahaya direnç katmayı düşündü. Baros’un kaldığı yerden Nonda kaçırmaya devam ederken o dakikaya kadar pusuda bekleyen Başkent ekibi Murat Duruer‘in golüyle avının üstüne çöktü. Ceyhun’un arapasıyla başlayan atakta günün iyi isimlerinden Uğur’un yediği çalım gol pozisyonunu doğurdu. Son 10 dakikaya girilirken Galatasaray 1-0 geriye düştü. Bu gole cevap niteliğinde Nonda ile beraberlik şansını yakalayan Galatasaray bir kez daha şansına küstü. Ceyhun’un yerine giren Emre Aygün önce Mehmet Topal’dan ardından Leo Franco’dan seken topların önünde kalmasıyla daha sahada terlemeden 2. golü attı. Neye uğradığını şaşıran ve omuzları düşen Galatasaray karşısında Ankaragücü santradan Hürriyet’le 3. golü de buldu. Galatasaray’ı kendi tarifesiyle vurdu, başkentte 3′ledi. Geçen hafta Eskişehir’in çizdiği fiyakayı bu hafta Ankaragücü hepten bozdu. Ortaya koydukları mücadele ve uyguladıkları taktik açısından Hikmen Karaman ve Ankaragücü’nü tebrik etmek lazım. İlk olmak her zaman önemlidir. Şimdi bütün rakipler eğer Rijkaard, en kısa sürede çözüm bulamazsa Galatasaray’ın bu maçtaki zaaflarına göre hazırlanacak.

Peki bu maçın kaybedilmesinin en önemli nedeni neydi? Bence herşeyden önce üstte bahsettiğim Elano ile Arda’nın uyumsuzluğu. Hücumcuların beceriksizliği ve konsantrasyon eksikliği. Sezonu erken açmaktan ötürü form düşüklüğü de olabilir ancak tüm oyuncuların bu kadar isteksiz olması bir konsantrasyon sorunudur. Belki de “Ben Oldum” düşüncesinden kaynaklanabilir. Ancak gördük ki Galatasaray henüz olmadı. Bunu anlamaları için de bu yenilgi bir ders olmalı. Eskişehir ve Sturm Graz maçlarında önemsenmeyen eksikler bu tokatla birlikte giderilmeli. Çünkü şu anda Galatasaray’ın öyle bir görüntüsü var ki 2-3 maç böyle kayıplar yaşarsa geri dönmekte zorlanabilir.

 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Anadolu Efes - Senden Daha Güzel

Medya'dan Haberler

Demirören'i İstifaya Çağıracağım

Aydınlar'ın istifasını değerlendiren

Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören

için "Gerekirse hiç birimiz Avrupa'ya

gitmeyelim diyorsa, bence güven

tazelemelidir. Kulüpler Birliği'nde seçim

için resmi talebimi söyleyeceğim" dedi.

All-Star 5'leri Açıklandı

26 Şubat'ta Orlando'da düzenlenecek

NBA All-Star maçına ilk 5 çıkacak

oyuncular açıklandı. Batı karması

Kobe-Durant-Paul-Griffin-Bynum,

Doğu karması ise Howard- LeBron-

Wade-Rose-Carmelo ile başlayacak.

Hilbert Şoku

Mersin İdmanyurdu karşısında

sakatlanan Beşiktaşlı oyuncu

Roberto Hilbert'in yaklaşık 2 ay

takımdan ayrı kalacağı açıklandı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.