Organik Futbol Anasayfa »

Gaziantepspor 2 – 3 Galatasaray

Yazar: Ali İhsan Karakaş 10 August 2009 | Yorumsuz!

Her maç bir öncekinden çok daha iyiye giden Galatasaray bu akşamda zorlu Antep deplasmanından galibiyetle ayrıldı. Aydın dışında beklenen bir 11 ile başladı maça, Rijkaard. Netanya maçındaki performasından sonra Aydın’ın formayı almasını da normal karşılayabiliriz. Ancak ne yazık ki Aydın, üst üste iki maç kendisinden beklenen oyunu sergileyemiyor. Perşembeyle bugünkü Aydın arasında çok ciddi fark var. Bu durumu hava şartlarına vererek istisna kabul etmek istiyorum. Çünkü Rijkaard’ın gözünde Aydın’ın önemli bir yere sahip olduğunu ve daha çok şans bulacağını tahmin ediyorum.

Sabri,Zan,Servet,Balta savunmasının önünde Ayhan ve Sarp ,ileri dörtlünün sağında Keita, solunda Aydın, ortada Arda ve en ilerde Baros dizilişi vardı kağıt üstünde. Sistemin de gayet iyi işlediğini gördük bugün. Özellikle hücumda işler tıkırındaydı. Keita bu sene tüm rakiplerin solunu dağıtır diyebilirim. Hızlı, atik ve yetenekli. Ayrıca geriye de koşuyor. Çok kısa sürede düşünüp, çok hızlı hareket ediyor. Rakip ne olduğunu anlayamadan Keita bir adım önde oluyor. Tabi bu durum karşısında tek çare faul oluyor ki bugün Keita çok fazla yerde kaldı. Henüz tam hazır değil. 3-4 haftaya kadar rakiplerin faul yapmak için dahi yakalayamayacakları bir hal alır bu Keita. Ancak sağlıklı bir Keita. Bugün yüreğimizi ağzımıza getirdi. Dili boğazına kaçmış ve nefes alamamış. Allah korudu.

Galatasaray ilk golü henüz maçın başlarında buldu. Organize ve bilinçli olarak oynanan müthiş bir hazırlık aşaması vardı golün. Baros‘un kanada doğru boşa kaçışı, Ayhan’ın tam yerine attığı derinlemesine pas, Baros’un boşalttığı bölgeye Arda’nın koşusu, Baros’un içeriye topu kesişi ve Arda’nın gelişine yaptığı 10 numara vuruş. Sonuç gol. Hem de Rijkaard’ı çocuklar gibi sevindirecek derecede güzel hazırlanmış bir gol. Maça dağınık başlayan Antep’in moralini bozacak bir gol. Ama sanıyorum ikinci gol Gaziantep için daha kötü bir etki yaptı. Çünkü tam oyunda hakim olmaya başlamışlardı. Yine Arda, yine duran top. Daha önce de belirtmiştim bu sene böyle golleri epey göreceğimizi. Ancak işe bakın ki Galatasaray’ın şu güne kadar boşu yok. Her maç en az bir duran top golü atmış. Dolayısıyla Arda’nın istatistik kağıdında asist bölümü 1+ ile başlıyor. Yine çalışılmış bir uygulama. Defansın uzunları Servet ve Zan‘ın rakibi de peşlerine takarak penaltı noktasından ön direğe doğru koşusu, yay üzerinden gelen Sarp‘ın bomboş dokunuşu ve tabelanın değişimi.

Ayhan’ın ilk gol dışında pek görünmediği bu maçta Mustafa Sarp çok iyi bir performans sergiledi. Attığı gol ise iyi oyununun tuzu biberi oldu. Orta alanda tek başına rakiple mücadele etti. Ayhan’dan pek fazla yardım alamadı bugün. Ama Ayhan‘a kızamıyorum. Basında çıkan tırnağının battığı ve bu yüzden iki numara büyük ayakkabı kullanarak fedakarca oynadığı haberlerinin doğruluk ihtiimaline inanıyorum. Bu şartlar altında Ayhan’ı eleştirmek istemiyorum.

Galatasaray’ın orta alandaki bu eksiklerini değerlendiren Gaziantepspor, cezasahası önüne kadar sokulmaya başladı. Ama daha ileriye topu geçiremediler. Bunun üzerine uzaktan şut çekmeye başladılar ki Galatasaray savunması bu şutlara müdahalede çok geç kalıyordu. Nitekim Julio uzaktan müthiş bir şutla Antep’i umutlandıran golü attı. Bu golde kimse LeoN da hata aramasın, çünkü top çok iyi yere gitti. Kalecinin yapacağı hiç birşey yoktu. Ama savunmanın vardı. Gökhan Zan o topa vurdurmamalıydı. Penaltı pozisyonunda da en az Sabri kadar hatalıydı bugün, Camdan pardon Candan Adam. Servet ve Zan’dan oluşan savunma göbeği büyük tehlike. Servet’in maşallahlık oyununun yanında Gökhan, çok gerilerde kaldı. Bana göre Güngör ve Aşık Emre’den birinin de gerisinde, kulübede kalmalı.

İlk yarıyı skor avantajıyla kapatan Galatasaray’da önce Kewell-Keita, sonraları da Baros-Nonda değişikliği yapıldı. Baros da tıpkı Ayhan gibi ilk golün dışında pek etkili olamadı. Mücadelesi ve çabası yine vardı ama ayağına gelen topları öldürdü. Nonda ise perşembenin gazıyla kaldığı yerden devam etti. Bugünkü gölgelerini izleseniz, Baros’u Nonda, Nonda’yı Baros sanırdınız. Arda’nın asistinde çok düzgün bir vuruşla Galatasaray’ı rahatladan golü de attı Anakonda. Bu performansıyla aynı zamanda takımda kalmayı da garantiledi gibi. Onun dışında maçın adamı var bir de. 10 numara bir oyun, duran top yeteneği, 1 gol, 2 asist… Gördüğü sarı kartta nazar boncuğu. Arda’nın bu performansı Elano‘yu sol kanat yapabilir, benden söylemesi. 10′u izlemek büyük keyif. Adamsın Sipsi :)

Sonuçta Antep zor deplasmandı. Oynanan oyunda çok üst düzey değildi. Ama alınan bir 3 puan ve beraberinde getirdiği bir güven var ki ilk haftadan Rijkaard‘a sallamayı planlayanları bozguna uğrattı. Her maçı sabırsızlıkla beklenen bir Galatasaray yolda, yakında geliyor.İzlemeye devam edin…

Gözüme Takılanlar

  • Sabri’nin maçtan sonra “Ben o pozisyonda penaltı olduğunu düşünmüyorum” açıklaması. Görünen o ki Rijkaard için sıkça kullanılacağı öngörülen Sabır kelimesinin daha başka bir talibi var. Son harfleri yer değiştirirseniz cevap çok yakın…
  • Soyunma odasında Neeskens ve Rijkaard‘ın oyuncuları teker teker kutlayarak karşılaması. Güven aşılamak dedikleri bu olsa gerek.
  • Arda’nın gördüğü gereksiz sarı kart. Ülkemizde alışılmış bir durum, hakem-futbolcu inatlaşması. Birbirlerini anlamaya çalışmadıkları sürece çözülmesi de imkansız.
Organik Futbol Anasayfa »

Emre Çolak: “Türkiye’de Galatasaray’dan Başka Takıma Gitmek İstemem”

Yazar: Ali İhsan Karakaş 6 August 2009 | 1 Yorum

Mahallelerde üç korner bir penaltı ederdi eskiden. Şimdi azalsa da hala öyle yerler var. Bir de o mahallelerde takıma boş kontenjandan giren, büyük ağabeylerin can simidi, en yetenekli küçük çocuklar var. İşte öyle bir yerde, öyle bir çocuğun hikayesi…

İlk antrenmanlardı sanırım, Rijkaard bana “Duracağın yeri biliyorsun, aferin” dedi. Bu benim güvenimi 2 katına çıkardı.

Emre Çolak, gerçek bir Arda Turan hayranı, bakın nasıl anlatıyor: “O benim için çok önemli bir insan. Beni de Arda Abi’ye benzetiyorlar. Kendimle gurur duyuyorum, beni Arda Abi’ye benzettikleri için. Biz onu PAF takımdayken izlemeye giderdik. Benim buraya nerelerden geldiğimi çok iyi biliyor. Bana her konuda yardımcı oluyor. Benim şu anda tek isteğim bir gün Arda Abi gibi büyük futbolcu olmak.”

Önce A takıma çıkmalıyım. Sonra tabii ki hedeflerim büyüyecek.
Yurt dışı, A Milli Takım gibi hedeflerim var benim de…
Büyük konuşmak gibi olmasın ama “Türkiye’de Galatasaray’dan başka takıma gitmek istemem.”

Emre Çolak’ın geçen seneki Emre Belözoğlu transferi hakkındaki yorumlarını burada,  üstteki röportajın tamamını ise Galatasaray Dergisi‘nin Ağustos sayısında bulabilirsiniz…

Organik Futbol Anasayfa »

Maccabi Netanya 1 – 4 Galatasaray

Yazar: Ali İhsan Karakaş 30 July 2009 | Yorumsuz!

UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turu ilk maçında Galatasaray, geriye düştüğü maçta İsrail ekibi Maccabi Netanya’yı farklı mağlup etti. Maça Leo Franco, Sabri, Gökhan, Servet, Hakan Balta, Ayhan, Mustafa Sarp, Aydın, Arda, Kewell ve Baros onbiri ile başlayan Galatasaray, elde ettiği bol gollü galibiyetle turun kapısını da aralamış oldu.

Maça iyi başlayan ekip Maccabi Netanya’ydı. Tobol maçında da bahsettiğim gibi Sabri’nin bulunduğu sağ kanat epey aksadı. Rakip de özellikle bu bölgeye çalıştı. Nitekim tehlikeli pozisyonlarda buldular. Ama bugün Galatasaray formasıyla ilk defa izlediğimiz Arjantili file bekçisi LeoN gole izin vermedi. İlk maç itibariyle de kalede güven verdiğini söyleyebiliriz. Bugün onun yerinde Aykut veya Orkun olsaydı Galatasaray sıkıntı çekebilirdi. Leo Franco ile ilgili izlenimim olumlu.

Rakibin ilk tehlikelerini savuşturduktan sonra ise hakimiyet Galatasaray’a geçti. Yalnız Sarı-Kırmızılılar oyunda üstün oldukları bir bölümde topu ağlarında gördüler. Maalesef kornerden geldi gol. Her zamanki klasik hastalığımız. Gökhan-Servet ve Mustafa Sarp gibi bir savunmaya rağmen yan topta rakibe kafa vurdurduk. Küçük takımlara karşı da bir alışkanlık oldu bu geriye düşme durumu. Golde Sarp’ın hatası büyük, Leo ise çaresizdi. Neyseki yenilen bu ahmakca gole aynı şekilde iştirak etti İsrail ekibi. Bu sefer korneri ve golü atan biz, hatayı yapan onlardı. Hakan Balta güzel bir kafa golüyle skoru dengeledi. Golü de bulduktan sonra Galatasaray kendine geldi. Güçsüz rakibini yıpratmaya başlattı.Baros adına yakışmayacak goller kaçırdı. Kewell ve Arda’nın iyi oyununa rağmen ilk yarı beraberlikle sonuçlandı.

İkinci yarıya iyi başlayan ise Galatasaray’dı. İlk yarıda ertelenen gol fazla bekletmedi, ikinci yarının hemen başında geldi. Bu sene takımda kalabilmek için son kozlarını oynayan Aydın’ın ortasında boşta kalan topu Kewell adresine teslim etti. Bu takımdakiler arasında benim için yeri hepsinden farklı olan Kewell, yine yaptı sihrini, attı golünü. Elano transferiyle ona yedek kulubesi göründüğünü düşenenleri de mahcup edecek bir oyun sergiledi Avusturalyalı yıldız. Bu golün ardından fazla geçmeden gecenin yıldızı Arda, Sabri’nin koşu yoluna iyi bir top bıraktı. Sabri de gelişine vurdu veee…. Üzgünüm, yanlış tahmin. Evet beklediğiniz değil gol oldu bu sefer. Hem de alkışı hak eden bir gol. Nasıl ilk yarıdaki defansif hatalarını eleştiriyorsak Sabri’nin hucümdaki bu becerisini de övmeliyiz. Çok sert ve güzel vurdu, tabelayı değiştirdi. Bu golle birlikte rahatlayan Galatasaray’da, Kewell-Keita değişikliği yapıldı.

Bu dakikadan sonra antrenman havasında geçti maç. Galatasaray güçsüz rakibini sahada ezdi. Ama rakip bu duruma biraz farklı tepki verince oyun sertleşti. İsraillilerin tekmeleri havada uçuşurken biri Aydın’a denk geldi. Genç oyuncu zorunlu olarak kenara geldi. Aslında Aydın bugün diğer maçlardan çok daha iyi oynadı. Ancak kadroda kalma ihtimalini zayıf görüyorum. Beklenen patlamayı henüz yapamadğı için, bir sene daha banko oynayacağı bir kulüp bulması istenebilir kendisinden. Kalırsa da en fazla müzmin yedek olur. Sakatlığı da umarım ciddi değildir. Aydın-Barış değişikliğinden sonra yine Arda’nın şefliğinde bu sefer Baros’lu bir senfoni izledik. 10 numaralı kaptan sağdan ortaladı, Baros bomboş pozisyonda dörtledi. Kaçırdıklarının ardından şanssızlığına da kırmış oldu. Bundan sonrasgerisi de gelir. Zaten oyundaki mücadelesi ve arzusuyla çok iyi bir oyun çıkarmıştı, golle süslemiş oldu. Arda da bugün orta sahada şov yaptı. Yerini benimsemeye başladı, iyi top dağıttı. Yer yer İniesta‘yı andırdı. Zamanla daha da iyi olacak. Onun dışında bugün ilk defa izlediğimiz bir başka isim olan Kader Keita da kalitesini belli etti. Hatta bir de gol attı ama ofsayt engeline takıldı. İlerde uzun süre izlediğimizde daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz. İlk izlenim ise olumlu.

Galatasaray deplasmanda aldığı bu sonuçla şovu Sami Yen‘e bırakmış oldu. Bundan sonrası formalite olur. Daha derli toplu bir takım izlememize rağmen savunmadaki sorunlar hala sürüyor. Özellikle sağ kanat ve defansın göbeği. Aslında ikisinden biri düzelse diğeri de düzelecek gibi. İkisinin eksikliği Netanya’yı bile maçın başında iştahlandırdı. Tez vakitte bu sorun çözülmeli. Çözüm de transfer gibi duruyor şimdilik. Sabri’nin ofanstaki artıları ve bugünkü golünden sonra Rijkaard’ın sakatlıktan yeni çıkmış bir Uğur’a şans tanıması da zor gözüküyordu. Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek, bakarsınız gece yarısı Haldun Üstünel yine ansızın bir yıldız ismin daha imza haberini duyurur. Kim bilebilir..

Gözüme Takılanlar

  • İşte görmek istediğimiz tribünler böyle. Keita’nın golü ofsayt olmasaydı gurbetçiler skoru da tutturuyordu…
  • Beyaz yeni formada kırmızı font kullanılmış. Geçen seneki gibi beyaz üstüne kırmızı gibi hoş olmuş.
  • D-Smart’ın ilk yarı bitmeden reklama girmesi. Rezaletin daniskasıdır, ohadır. Hatta üç noktadır.
Organik Futbol Anasayfa »

Galatasaray: 2 – 0 :FC Tobol

Yazar: Ali İhsan Karakaş 23 July 2009 | Yorumsuz!


Galatasaray, Kazak ekibi Tobol’u bir nebze zorlansa da Rijkaard’ın dediği tur için fedakarlık gereğini yerine getirerek 2-0′lık galibiyetle tur atlamayı başardı. Maça Orkun, Sabri, Servet, Gökhan, Hakan, Mustafa, Ayhan, Serdar, Arda, Yaser ve Baros 11 ile çıkan Galatasaray ilk yarı bir hayli zorlandı. Galatasaray 64′te Mustafa Sarp, 90+2′de de Servet‘in golleriyle maçı 2-0 kazandı. Temsilcimiz üçüncü ön eleme turunda İsrail’in Maccabi Netanya takımıyla karşılacak.

Maça hızlı ve iyi başlayan Galatasaray, ilk 20 dakikadan sonra oyundaki üstünlüğünü kaybetmeye başladı. Bu dakikalarda Kazak ekibinin daha ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Galatasaray’ı iyi etüt etmişler. Özellikle Sabri‘nin bulunduğu sağ kanadı darmadağın ettiler. Bu takımda belki de son kozlarını oynayan Sabri için çok büyük endişelerim var. Ne kadar ilk golün asistini yapmış dahi olsa genel performansı itibariyle Rijkaard’ın Sabri’yle devam edeceğini düşünmüyorum. Onun dışında ilk yarının sonlarına doğru Arda’nın bir futbol resitali vardı ki Sami Yen’de gerçekten görülmeye değer. Önce savunmayı dağıttı. Ardından uzaktan kaleye müthiş bir şut çıkardı. Tobol savunması neye uğradı şaşırdı. Ama kalecileri çok çok iyi bir günündeydi. Galatasaray’ın önüne bir panter gibi dikildi. İlk yarıda Galatasaray biraz dağınık göründü. Sabri ve Yaser takımın en zayıf halkalarıydı. Yaser’in gayreti iyi,güzel,hoş ama hâla üzerinde bir amatörlük var. Lakin Rijkaard’da ikinci yarıya Yaser yerine Kewell‘a başladı. İkinci yarı daha bir iyi Galatasaray vardı sahada. Ancak bir türlü gelmeyen gol taraftarların kafasındaki “acaba”lara neden oluyordu. Neyseki bir duran top imdada yetişti. Galatasaray ve duran top. Hem de Sabri‘nin açtığı bir orta. Allah’ın hikmeti bu ya, o top gitti Mustafa Sarp’ı buldu ve gol oldu. Galatasaray pek de alışık olmadığı bir şekilde golü buldu. Ancak bu tarz küçük takımlara karşı bu gibi organizasyonlarla farkınızı göstermeniz lazım. Tıpkı bir dönemler biz iyi oynadık, adamlar kazandı muhabbeti yaptığımız yabancı takımların bize yaptıkları gibi.

Eğer gol gelmeseydi Tobol’un direnci daha da artacaktı. Galatasaray’a denk görmesem de Tobol takımı da boş bir takım değil. Futbolun ana düsturlarını bilerek oynuyorlar. Kalecilerinin de bugünkü olağanüstü performansı umutlarını güçlü tutmalarını sağladı. Ama golden sonra daha aklı başında bir Galatasaray geldi. Daha önce bahsettiğim o pas trafiği kısa sürede epey gelişme katetmiş. Takım, oyunun yönünü çevirmeyi öğrenmiş. Tabi as oyuncularının buradaki konumu önemli. Galatasaray başlarda biraz sıkıntı çekse de genel itibariyle şu ana kadarki benim gözümde en iyi oyununu çıkardı. İlerisi adına ümitli olmamak için tek engel, savunma. Transfer artık kaçınılmaz gözüküyor. Yoksa sağ kanat Galatasaray’ın başına çok dert açar.

Tüm bunların dışında bugün değinilmesi gereken iki ayrı isim var. Serdar Eylik ve Tobias. Tobias… Şu 2 sene önce alınan İsveç’li. Uzun süredir görmediğiniz için yadırgamanız normal. Ama öncelikle Serdar’a değinmek istiyorum. Genç oyuncu zaman zaman aksasa da bugünün iyi isimlerindendi. Yetenekleri belli. İlerde olası bir Arda transferinde takımdaki yeri hazır diyebiliriz. Tabi bu gelişmesini devam ettirirse. Bileklerine çok hakim bir oyuncu. İstediği topları aldığında kanatta fırtınalar estirebilir. Bugün ikili mücadele yediği dirsekten sonra kalkamadı. Gözünü açamıyormuş galiba ama önemli birşeyi yok dediler.Aman Allah korusun ! İlerde Galatasaray ve Türk Futbolu için önemli bir isim. Serdar’ın sakatlığının ardından ise kenarda Linderoth göründü. Uzun süre sonra tekrar çıktı Sami Yen’e. Hem de çıktı. Sanırsınız Galatasaray’ın yeni transferi. Çok iyi bir Tobi vardı sahada. 2 senenin acısı çıkarmak ister gibiydi. Rijkaard daha henüz değil demişti. Eğer hazır olmayan hali buysa Tobias’ı hazır haliyle izlemeyi dört gözle bekliyorum. Bu sene Galatasaray’a çok pozitif  katkı sağlar.

Gözüme Takılanlar

  • Maçtan önce tribünlerde açılan “Güle Güle 10′ursuz Linoln, Hoşgeldin 10′urlu Kaptan”, “Metin’in izinde, Arda’nın Peşindeyiz” ve “In Haldun We Trust” pankartları. Gerçekten çok manidar ve yaratıcı olmuş. Hazırlayanların ellerine sağlık.
  • Herr Feldkamp’ın Ali Sami Yen’e gelmesi. Kalli Galatasaray’la hep bir bağının olduğunu söyledi, bugün de sadece takımı seyretmek için gelmiş.
  • Tribünledeki Doğu Türkistan Bayrağı‘na “Evet, burada Kazakistan Bayrağı da var” diye anlatan şahısa da sevgilerimi gönderiyorum…
Organik Futbol Anasayfa »

“Yıldızlara Giden Yol” Yarın Trt 1′de

Yazar: Ali İhsan Karakaş 18 July 2009 | 2 Comments

Hocaların Hocası olarak kabul edilen Gündüz Tekin Onay‘ın projesi yarından itibaren oğlu Güntekin Onay vasıtasıyla Trt 1 ekranlarında hayat buluyor. Bu programın amacı futbolun kurallarından, topa vuruş tekniklerine, futbol hakkında söylenmiş önemli sözlerden, futbolu konu eden sinema filmlerine kadar birçok alt başlık altında yeni kuşağa futbolu sevdirmek ve öğretmet.

Gündüz Tekin Onay’ın da teknik bilgilerle katkıda bulunacağı programa her hafta Emre Belözoğlu, Nihat Kahveci, Arda Turan, Rüştü Rençber gibi ünlü futbolcuların yanı sıra Rıdvan Dilmen, Sergen Yalçın, Hakan Ünsal, Arif Erdem gibi futbolun önemli isimleri de konuk olarak katılacak. “Futbol sanattır, futbol dostluktur, futbol barıştır” görüşüyle oluşturulan programa ilerleyen dönemlerde dünyanın en ünlü teknik direktörlerinden Mourinho ile yıldız oyuncular Zidane ve Beckham‘ın da katılacağı söyleniyor. %100 organik futbola yönelik olan ve ekranlarda yeni bir furya başlatacağına inandığım bu programı yarın 15.50‘den itibaren Trt 1 ekranlarından izleyebilirsiniz…

Organik Futbol Anasayfa »

Zayton Cup 2009: Galatasaray 0 – Bayer Leverkusen 1

Yazar: Ali İhsan Karakaş 11 July 2009 | Yorumsuz!

Zayton Cup‘un Final maçında Galatasaray, Bayer Leverkusen’e yenilerek turnuvayı 2. sırada tamamladı. Maça Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Servet Çetin, Alparslan Erdem, Sabri Sarıoğlu, Mustafa Sarp, Emre Çolak, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk 11 ile başlayan Galatasaray bu karşılaşmada ilk iki maçtan daha kötü bir görüntü çizdi. 37. dakikada bir duran toptan Friedrich’in attığı golle maçı kazanan Bayer Leverkusen Zayton Cup’un sahibi oldu.

Devre arasında Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk’ün yerine Aykut Erçetin, Barış Özbek, Uğur Uçar, Aydın Yılmaz, Yaser Yıldız, Emre Güngör ve Milan Baros değişikliğine giden Frank Rijkaard, 68′de Alparslan Erdem ve Servet’in yerine Emre Aşık ve Hakan Balta‘yı oyuna aldı. 74. dakikadaki Volkan Yaman ve Mehmet Güven değişiklikleri de fayda vermeyince Galatasaray, Rijkaard’la ilk mağlubiyetini almış oldu.

Bugün çok kötü bir Galatasaray vardı sahada. Fizik olarak çok üstün olan Leverkusen karşısında özellikle ilk yarıda adeta ezildik. İlk dakikada Gökhan Zan‘ın direkten dönen topunun dışında adam akıllı pozisyon bile bulamadık. Açıkcası son hazırlık maçı kötü bir prova oldu. Takımı eleştirmek için erken. Ama sanıyorum bu maçı izledikten sonra Rijkaard bir sağ bek transferi isteyecektir. İlk yarıda Sabri ve Serkan’ın birlikte oynadığı sağ kanat resmen koridor oldu. Allah’a şükür Uğur girince biraz toparladı. Uğur Uçar her geçen gün daha iyiye gidiyor. Ama herşeye rağmen bence sağa bir takviye şart. Onun dışında bugünün en büyük kazancı yine Emre’ydi. Emre Çolak saha içinde Arda’dan da aldığı destekle kötü günün en iyisiydi. Bugün de uzaktan yokladı kaleyi ama bu sefer olmadı. Kamp döneminin tartışmasız en büyük kazancı Emre Çolak.

Sahaya kaptan olarak çıkan Arda ise bugün çok isteksizdi. Beklentilerin altında kalınca devre arasında kulübeye gitmek zorunda kaldı.Yeni transfer Mustafa Sarp‘ta günün kötülerindendi. Oynadığı 3 maçta da bir Maldonado görevi yaptı. Aldığı topları sürekli yana ve geriye oynadı. Hem de bir hayli ağır. Adnan Sezgin‘in bulduğu bu senenin çürük elması da diyebiliriz kendisine. İdealimdeki Galatasaray’a yakışmıyor. Takımın bir hayli kötü olduğu bu maçta daha fazla eleştiri yapmak istemiyorum. Sonuçta bir hazırlık maçıdır ve eksikleri görmek için yararlıdır böyle sonuçlar diyip kapatmak gerekiyor. 5 gün sonraki Avrupa Ligi maçında daha iyi bir Galatasaray izlemek ümidiyle…

Gözüme Takılanlar

  • Galatasaray tribünlerinde açılan “Kahrolsun Çin pankartı ve Doğu Türkistan Bayrağı”. Eurosport aracılığıyla tüm Avrupa’nın izlediği bir maçta verilen bu mesaj çok hoştu bence.
  • Bayer Leverkusen tribünlerine girmiş birkaç Fenerbahçeli taraftar. Yurdışındaki maçlarda neden böyle şeyler yaparlar hiç anlamam. Nitekim Galatasaray tribünleri de yakışıksız bir biçimde küfürle protesto etme gafletine düştü.Yazık…
  • Baros‘un geçen seneden kalma kendini yere bırakma adetini tekrarlaması. Kamp röportajında geçen sene çok kolay kart gördüm, bu sene dikkatli olacağım demişti. Umarım bu son olur. Çünkü yakışmıyor Baros. Ne senin adına, ne Galatasaray’ın adına yakışmıyor böyle ucuz hareketler.
Organik Futbol Anasayfa »

Bir Aslan Miyav Dedi, Minik Fare Kükredi…

Yazar: Ali İhsan Karakaş 11 July 2009 | Yorumsuz!

Önceki Yazılar   Sonraki Yazılar

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Kobe Bryant HD

Medya'dan Haberler

Kadıköy Bambaşka

Kadıköy'de bayrak dikmesiyle tanınan

Galatasaray'ın eski çalıştırıcısı Graeme

Souness derbiyi değerlendirirken,

"Kadıköy normal bir deplasman değil,

bambaşka. Bu gibi final maçlarında

istatistikler önemsizdir. Yıldız dediğimiz

oyuncular formanın hakkını vermeli ve

böyle maçlarda takımlarını taşımalı" dedi.

Unutulmaz Bir Turnuva Olacak

İstanbul'da düzenlenen THY Euroleague

Final Four öncesinde düzenlenen

basın toplantısına 4 takımın antrenörleri

ve yıldız oyuncuları katılırken, toplantıda

konuşan başkan Jordi Bertomeu

İstanbul'da güzel bir hafta sonu ve basketbol

organizasyonu olacağını kaydederek,

''Unutulmaz bir turnuva olacak" dedi.

En İyi 6. Adam Harden

Normal sezonda gösterdiği başarılı

performansla NBA'de yılın en iyi 6. adamı

ödülünün sahibi, Oklahoma City Thuder'da

forma giyen ve benchten gelerek önemli

bir katkı sağlayan James Harden oldu.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.