Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Oğuz Öztürk 25 February 2010 | Yorumsuz!

İlk söylenmesi gereken maçın çok zor geçeceği… Bunun nedeni Fenerbahçe‘nin içinde bulunduğu durumun yaratacağı stres. Fenerbahçe’nin mutlaka gol atmasının gerekmesi de ilk dakikalarda hızlı bir oyun izlememize neden olacaktır.
Sakatlıklar planları fazlası ile bozmuş durumda. Sağ da Önder, solda da Deniz’in oynayacağı düşüünüldüğünde Vederson ve Gökhan’ın üretkenliğini beklemek zor oluyor. Bu durumda bardağın dolu tarafında baktığımızda, Deniz ve Önder’in defansin oyuncular olmaları nedeni ile böyle bir durumda özellikle Eden Hazard gibi süratlü oyuncuların Fenerbahçe’nin kanatlarında rahatça gidip gelemeyeceğini söylemek mümkün… Vederson’un durumu sanıyorum maç saatinde belli olacak.
Orta alanda Cristian’ın yerine Selçuk Şahin’i izleyeceğiz büyük ihtimal. Oyun anlayışlarına bakıldığında bu konuda pek sıkıntı çekileceğini düşünmüyorum. Selçuk Şahin, Emre’nin yanında kendini bulacaktır. Sol açık en büyük sıkıntı. Santos-Uğur-Özer zaten yok. Bu durumda sanıyorum Semih Şentürk düşünülüyor o mevki için. Fakat 2005-2006′da Daum‘un Anelka’yı sağ açığa çekmesi gibi Güiza’da sol açığa (kulağa garip gelse de Güiza direnci ve çabasıyla solda oynayabilir) çekilirse ileride Alex ve Semih‘in iyi anlaşmasına şahit olabiliriz.
Sıkıntılı bir maç olacak. Fenerbahçe’nin duran toplardan bir gol bulacağını düşünüyorum. Fransa’da atılan 1 gol bu maçta turu getirecek en önemli faktör olacaktır.
STAT: Şükrü Saracoğlu
SAAT: 22.05
HAKEM:Florian Meyer
YAYIN: Euro Futbol – İçtimai Tv
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Oğuz Öztürk 25 February 2010 | Yorumsuz!

Bu gece Galatasaray için en önemlisi hiç kuşku yok ki Madrid’de alınan 1-1′lik avantajlı skor olacak… Sakatlıklar kadro yapılmasında ufak bir problem yaratacaktır fakat Rijkaard ve ekibi muhtemelen mevcut olan en iyi durumu sahaya sürecektir. Öncelikle söylenmesi gereken Leo Franco‘nun yerinin garanti olduğu… Defansata da büyük ihtimal bir değişiklik yaşanmayacaktır. Hakan-Uğur-Emre ve Neill. Herkes Hakan-Emre ve Neill üçlüsünden memnun gibi. Fakat son maçlardaki performansı ile Sabri‘nin özlenmesine neden olan bir Uğur var. Uğur’da sanıyorum bunun farkında…
Galatasaray‘ın bu maçta orta alanı biraz belirsizlik içinde… Ön liberoda fazla agresifliği biraz da beceriksizlik ile birleştiren Barış Özbek taraftara pek te güven vermiyor. Göbekte Elano‘nun son Beşiktaş maçındaki oyununu sergilemesini bekliyorum. Özellikle Atletico’nun muhtemel fazlaca atak yaptığı dakikalarda aayağındaki topu akıllıca Keita ya da Arda‘ya aktarması takımı oldukça rahatlatacaktır.
İleride ise iyileştiği takdirde Arda Turan‘ın oynaması gündemde… Eğer Arda’nın sakatlığı geçmediyse Gio‘nun bu maç kendini göstermesi için elinden geleni yapması gerekecek. Fakat Arda’nın yerine Gio’nun oynaması durumunda sanıyorum Gio’nun kanada kayması ve forvete Keita’nın geçmesi daha olumlu bir hamle olacaktır. Aslında bu gibi bir durumda insan ‘keşke Gio değil de Jo Avrupa’da oynayabilse’ demeden edemiyor…
Maçın ilk ve son dakikaları çok önemli… Benim esasında korktuğum nokta turu kaybettirecek olan gollü beraberlikler…
STAT: Ali Sami Yen
SAAT: 20:00
HAKEM: Gianluca Rocchi (İtalya)
YAYIN: Star TV
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Muharrem Belge 19 February 2010 | Yorumsuz!
Çok ciddi şüphelerin yanında umudun da var olduğu Avrupa gecesinde, bir adım öne çıkanın umut olduğunu görmek sevindirici. Hem A.Madrid‘in hem de Lille‘nin yapacaklarına endeksli endişeler vardı, doğal olarak. Ama bu endişeler tam anlamıyla yerini bulmadı. Elbette mağlubiyetten çok iyi bir sonuç olarak bahsedilemez ama Fenerbahçe‘nin aldığı 2-1′lik mağlubiyet telafisi bakımından alınabilecek en iyi mağlubiyet olarak görünüyor. Galatasaray‘ın aldığı beraberlik ise tamamen alınabilecek en iyi skorlardan biri. Fenerbahçe‘nin telafi etme şansı var, Galatasaray‘ın daha da şansı var. Ama temkinli olmak şart! Fenerbahçe’nin savunmadaki sıkıntıların tekrarını yaşamaması ve hücumda yakaladığı fırsatları değerlendirmesi, Galatasaray’ın ise aynı akıllı oyununu oynayarak A.Madrid hücum hattına şans tanımaması gerek.
Önce Fenerbahçe çıktı sahaya ama sahneye çıkan takım Lille oldu. Hemen ilk dakikalarda hızlı, etkili hücumlarından birinde golü buldular. Ama Wederson‘ın çok uzaklardan vurduğu şut ağlarla buluştu ve deplasmanda atılan gol avantajı sağlandı. Golden sonra da ataklarını sıklaştıran Lille etkili pozisyonlar bulmaya devam etti. Bilica-Lugano ikilisinin ilk dakikalarda aksaması golle sonuçlanmıştı. Lugano’nun yerine giren Deniz Barış ise daha da sıkıntılı anların yaşanmasına neden oldu. Yakaladığı fırsatları değerlendiren bir Lille olsaydı durum hiç de iç açıcı olmazdı. Bunun yanısıra hücumda yakalanan ender pozisyonlarda devreye Daniel Guiza girdi. Alex‘i bile çileden çıkaran öyle komik işlere imza attı ki, ne söylesek boş.
İkinci yarıya Deniz’in asisti Frau‘nun golüyle başlayan Lille, öne geçmenin rahatlığıyla bir nebze geriye çekildi. Daha çok Fenerbahçe‘yi üzerine çekerek kontrataklarda gol aramayı düşündüler. Yedek beklemesini hayretle karşıladığım Gervinho‘nun oyuna girmesiyle birlikte net pozisyonlar yakalamaya devam etseler de golü bulamadılar. İlk yarıya nazaran çok daha fazla topla oynayan Fenerbahçe ise son bölgede etkili olamadı. Ender birkaç pozisyonda da Guiza’nın devreye girdiğini, bilmem söylememe gerek var mı!? Skor telafi edilebilecek bir skor. Ama başta da söylediğim gibi savunmadaki açıklar Kadıköy‘de başa iş açabilir. Aynı şekilde hücumdaki hataların da telafisi olmaz. O yüzden dikkatli olmaları gerek.
Fenerbahçe’den sonra sahaya çıkan Galatasaray avantajı eline aldı. Rijkaard‘ın teknik dehası ile alınan avantaj için kendisini kutlamak gerek. A.Madrid‘in en büyük silahının defansın arkasına atılan toplar olduğunu, yakaladıkları boşlukları çok iyi değerlendiren bir hücum hattına sahip olduklarını hemen herkes biliyor. O nedenle gerçekçi olmak ve A.Madrid‘in oynamasına izin vermeyecek bir oyun oynamak gerekiyordu. Galatasaray beklerde yaşadığı sıkıntı, ön liberoda oynayan isimlerin çok kötü performansları ve hücumdaki ciddi eksiklikler neticesinde haddini bilmesi gereken bir takım konumundaydı. Nitekim Rijkaard‘ın oyun planı da bunun üzerine kuruldu.
A.Madrid‘i resmen uyutan Galatasaray, eğer duran top vermek gibi bir hataya düşmesiyle kalesinde gol bile görmeyebilirdi. Bu kadro yapısı ile çıkılacak her hücumun dönüşü çok kötü olabilirdi. A.Madrid‘e o boşlukları vermemek adına, çok akıllı bir oyun oynandı. Hücumdan çok defansif bir yapıda olan Galatasaray‘ın yakaladığı ender pozisyonlardan birinde Keita ile bulduğu gol ise üst tur biletinin ucundan tutmak anlamına geliyor. Çift maç üzerinden oynanan eşleşmelerde en kötü skor 1-0′lık mağlubiyetlerdir. Bunun üzerinden gelmek ve golle buluşmak büyük avantaj. Yine başta söylediğim gibi bu akıllı oyununa rövanşta da devam etmesi gerek Galatasaray‘ın. A.Madrid’in boşlukları iyi değerlendiren hücum hattına geçit vermemek ilk plan olmalı. Sami Yen‘de hücuma verilecek destek, savunmada bırakılacak açıklar olmamalı bir başka deyişle. Rijkaard‘ın çizeceği oyuna bağlı kalan bir Galatasaray, aynı akıllı oyunu sahaya yansıtır, maçın hiçbir anında demoralize olmazsa avantajı iyi değerlendirerek üst tura çıkacaktır…
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 18 September 2009 | 1 Yorum

Galatasaray, Uefa Avrupa Ligi gruplarındaki ilk maçında en önemli rakibi Panathinaikos‘u deplasmanda 3-1 mağlup ederek müthiş bir başlangıç yaptı.

Galatasaray, Gökhan Zan’ın sakat olduğu, Servet’in de grip aşısı olduktan hemen sonra gelen hastalık haberiyle Yunanistan deplasmanına banko oynayan iki stoperinden yoksun gitti. Yerlerini ise 2xEmre doldurdu. Onun dışında Rijkaard, Milli takımdan yorgun dönen ve derbide de vasatı aşamayan Arda’yı kızağa çekerken Elano‘ya ilk 11′de şans verdi.
Kağıt üstünde Galatasaray’ın karşılacağı en ciddi rakip olarak görülen Panathinaikos maça tedirgin başladı. İlerde sürekli hareketli olan Kewell, Keita,Baros ve Elano ile etkili olmaya çalışan Galatasaray ise henüz maçın başında Baros‘un çok güzel hazırladığı pozisyonda savunmanın da yardımıyla Elano ile 1-0 öne geçti. Rakibin bu ikramıyla birlikte Galatasaray maça +1 averajla başlamış gibi oldu. Yunanlar erken yenen şokun etkisindeyken Galatasaray orta sahada istediği gibi at koşturdu. Keita ve Kewell‘ın zaman zaman parladığı anlarda Baros’un etkili koşularıyla 2. golü aradı. Nitekim çok yaklaştığı pozisyonda Baros ile bu fırsatı değerlendiremedi. İşin hücum yönü gibi savunmada da işler tıkırındayken Emre Güngör‘ün değişikliği geldi. O dakikaya kadar Aşık’la birlikte gayet uyumlu bir grafik çizen ve rakibe pozisyon vermeyen Emre Güngör yerini Uğur Uçar‘a bıraktı. Uğur’un girmesiyle birlikte Hakan Balta stopere geçerken Uğur Uçar, Rijkaard’ın daha öncede şans verdiği sol bekte görev yaptı.

Maçın ilk 15 dakikasında hayli sessiz ve Galatasaray hegomanyasında geçerken Gate 13 ile birlikte Pana da hafiften uyandı. Gate 13′ün o dakikaya kadar sessiz kalmasının özel bir anlamı varmıydı bilmiyorum. Ama onların devreye girmesiyle sahada dengeler eşitlendi. Leto‘nun tüm çabalarına rağmen Galatasaray’ın çok iyi uyguladığı ofsayt taktiği rakibe önemli bir şans vermedi. Devrenin kalan bölümü de orta alandaki karşılıklı top kayıpları ve dağınık bir oyunla geçti.

Maça golle başlayan Cimbom, ikinci yarıya da aynı hızla başladı. Çizgi halindeki savunmanın arkasına iyi sarkan Milan Baros, kaleciyi de çalımlayarak henüz 47. dakikada maça 2 farklı skoru getirdi. Bunun üzerine Ten Kate hemen değişikliğe gitti. Ama kadim dostu Rijkaard karşısında şansı tutmayacaktı. Sahne yine Elano‘nundu. 35 metreden vurduğu frikikte savunmaya çarpan top 3. kez Panathinaikos ağlarına gitti. Zaten bu golle de film koptu diyebiliriz. Galatasaray’ın biraz daha lakayıt oynadığı kalan sürede Pana‘nın beceriksizliği buldukları önemli fırsatları da heba etmelerine neden oldu. Maçı kendi sahasında kabul eden ve zamana oynamaya başlayan Galatasaray ise kötü göründüğü dakikalarda bile sürekli pozisyona girdi. Ama aynı sorun Galatasaray’da da vardı. Özellikle Baros’un kaçırdığı pozisyonlar farkı engelledi.
Pana’nın etkili atakları üzerine Elano-Arda, Keita-Barış değişikliklerine giden Rijkaard’ın bu hamlelerine rağmen Galatasaray maçı gol yemeden bitiremedi. Karagounis‘in dahiyane aşırtma pasında arkaya sarkan Salpingidis ofsaytla kesilen pozisyonlarının acısını çıkardı. Maçın kahramanlarından olan Leo ise bu kez çaresizdi. Golle birlikte Yunanlılar’ın içinde bir umut oluştuysa da parçalı giyenler buna izin vermedi.

Maçın genelinden özeline geçip oyunculara değinecek olursak Baros, Emre Aşık ve Leo bugünün kahramanlarıydı. Yan rollerde ise Sabri, Elano ve Mustafa Sarp vardı. Oyuna sonradan giren Uğur da günün iyilerindendi. Son 2-3 maçtır normalin altında kalan Hakan Balta ise bugün de biraz aksadı. Onun dışında Topal‘ın arka planda kalan iyi oyunu, Keita‘nın iyi başlayıp çabuk kaybolduğu ve Kewell‘ın bu takımda bir oyuncudan çok daha fazlası olduğu ama 90 dakikayı çıkarmakta hâla zorlandığı gerçekleri vardı. Bunlara parantez olarak Elano‘nun iki golde adı olmasına rağmen savunma da kaçak oynadığını ama topu ayağına aldığı zaman farklı bir kimliğe büründüğünü belirtmekte fayda var. Atağın yönünü değiştiren, çok uzun ve isabetli paslarıyla sistem içinde çok iyi işler yaptı. Bugünkü oyunu bana biraz Alex‘i andırdı. Sahadan çok tabelade görülen oyuncu…

Sonuç olarak Galatasaray, Rijkaard ile Avrupa’ya da iyi bir başlangıç yaptı. Hâla yenilgisiz olarak devam ediyor. Ve tabi bu galibiyetle grup liderliği için de çok büyük bir avantaj elde etti. Ayrıca deplasmanmış, Panathinaikos’muş dinlemeyerek yine 3 gol attı ve bu anlamda maç başı 3.5 gol istatistiğinin altına düşmedi. Hep böyle devam etmesi dileğiyle…

Gözüme Batanlar
- Yeni uygulamayla birlikte gelen +2 hakem => İlk olması münasebetiyle epey yadırgadım. Kaleci aut kullanırken bir bakıyorsun yanından hakem çıkıyor. Pek bir gerekli gibi gelmedi bana ama bakalım ilerde ne olacak.
- İkinci yarının ilk düdüğüyle birlikte maçın başlayamaması => Maç başlayamadı çünkü meydanda top yoktu. Hakem “action” diye öttürdü düdüğünü ama santrada top yoktu. Baros da hayali olarak başlar gibi yapıp, hem beni hem hakemi epey eğlendirdi.
- Sabri Ugan => Evet, sadece Sabri Ugan. İki gündür şahit olduğumuz Emre Tilev gibi “Alman Ernst” – “Mayrunyo” faciaları yaşatmadığı ve Ertem Şener gibi Sneider’in Prison Break tutkusunda bahsetmediği için. Bu tarz zırvalara o kadar alıştık ki artık normal anlatım batmaya başladı, yani gözüme…
Etiketler: Alex, Alman Ernst, Avrupa Ligi, baros, Elano, galatasaray, Galatasaray-Panathinaikos, Gate 13, ofsayt taktiği, Pana, Panathinaikos, Panathinaikos - Galatasaray, Panathinaikos 1 – 3 Galatasaray, rijkaard, Sabri Ugan, Uefa
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 28 August 2009 | Yorumsuz!

Avrupa Ligi kura çekimi sonucu Fenerbahçe ve Galatasaray’ın rakipleri belli oldu. Fenerbahçe H, Galatasaray ise F grubuna düştü. İki takımımız da rahat çıkabilecekleri rakiplerle eşleşti. Yalnız Fenerbahçe, Galatasaray’a göre biraz daha kolay bir gruba düştü. Ancak iki takımımızın da gruplardan zorlanmayarak çıkacağını düşünüyorum.
A Grubu
Ajax
Anderlecht
D. Zagrep
Timişoara
B Grubu
Valencia
Lille
Slavia Prag
Genoa
C Grubu
Hamburg
Celtic
H.Tel-Aviv
Rapid Wien
D Grubu
Sporting
Heerenveen
Hertha Berlin
Ventspils
E Grubu
Roma
Basel
Fulham
CSKA Sofya
F Grubu
Panathinaikos
Galatasaray
Dinamo Bükreş
Sturm Graz
G Grubu
Villereal
Lazio
Levski Sofya
Salzburg
H Grubu
Steaua Bükreş
Fenerbahçe
Twente
Sheriff
I Grubu
Benfica
Everton
AEK
BATE Borisov
J Grubu
Shaktar
Brugge
Partizan
Toulouse
K Grubu
PSV
Kopenhag
Sparta Prag
CFR Cluj
L Grubu
Bremen
A.Wien
A.Bilbao
Nacional
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 25 August 2009 | Yorumsuz!

UEFA Avrupa Ligi play-off rövanş karşılaşmasında Sivasspor ile Shakhtar Donetsk Ukrayna’da karşılacak. Star TV saat 19.00’dan itibaren mücadeleyi canlı yayınlayacak.
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 5 August 2009 | Yorumsuz!

İlk maçın rövanşında Sivasspor, Anderlecht’i 3-1 mağlup etmesine rağmen deplasmanda aldığı kötü sonuçtan ötürü Şampiyonlar Ligi‘nden elendi. Artık Avrupa Kupası‘nda elemelerden devam edecekler. Yalnız bu galibiyet de kimseyi kandırmasın. Yani “Keşke ilk maçta 5 yemeseydik, o zaman farklı olurdu…” muhabbetleri boş lakırdıdan öteye gitmez. Çünkü Anderlecht bugün tarihinde ilk defa bir Şampiyonlar Ligi maçı gören Sivas şehrine hazırlık maçı yapmaya gelmiş gibiydi. İlk maçın rahatlığıyla antrenman havasında oynadılar. Sivas 2-0′ı bulunca biraz panik yapsalarda yine bir duran top sonucu beleş bir golle tekrar aynı havaya döndüler. Kamanan, Ersen ve Cihan‘ın gayretine rağmen Anderlecht, maçı biraz sallasaydı Sivas bu galibiyeti bile zor alırdı. Yine de Avrupa’nın tokadını yemiş bir takım, ilk maça göre biraz toparlanmış. Bu macera da ilerisi için iyi bir tecrübe olur. Umarım Sivas, daha dişine göre rakiplerle karşılacağı Avrupa Kupası elemesini geçererek gruplara kalır da geçen seneki ikinciliğin bir anlamı olur.

Sevsinler Seni TürBülent…
Etiketler: Anderlecht, Avrupa Ligi, Bülent Uygun Pankartı, Ön Eleme, Ön eleme maçı, Şampiyonlar Ligi, Sevsinler Seni, Sivas, Sivasspor, Sivasspor 3 - 1 Anderlecht, Türbülent
Kategori: Futbol
Önceki Yazılar