UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turu ilk maçında Galatasaray, geriye düştüğü maçta İsrail ekibi Maccabi Netanya’yı farklı mağlup etti. Maça Leo Franco, Sabri, Gökhan, Servet, Hakan Balta, Ayhan, Mustafa Sarp, Aydın, Arda, Kewell ve Baros onbiri ile başlayan Galatasaray, elde ettiği bol gollü galibiyetle turun kapısını da aralamış oldu.
Maça iyi başlayan ekip Maccabi Netanya’ydı. Tobol maçında da bahsettiğim gibi Sabri’nin bulunduğu sağ kanat epey aksadı. Rakip de özellikle bu bölgeye çalıştı. Nitekim tehlikeli pozisyonlarda buldular. Ama bugün Galatasaray formasıyla ilk defa izlediğimiz Arjantili file bekçisi LeoN gole izin vermedi. İlk maç itibariyle de kalede güven verdiğini söyleyebiliriz. Bugün onun yerinde Aykut veya Orkun olsaydı Galatasaray sıkıntı çekebilirdi. Leo Franco ile ilgili izlenimim olumlu.
Rakibin ilk tehlikelerini savuşturduktan sonra ise hakimiyet Galatasaray’a geçti. Yalnız Sarı-Kırmızılılar oyunda üstün oldukları bir bölümde topu ağlarında gördüler. Maalesef kornerden geldi gol. Her zamanki klasik hastalığımız. Gökhan-Servet ve Mustafa Sarp gibi bir savunmaya rağmen yan topta rakibe kafa vurdurduk. Küçük takımlara karşı da bir alışkanlık oldu bu geriye düşme durumu. Golde Sarp’ın hatası büyük, Leo ise çaresizdi. Neyseki yenilen bu ahmakca gole aynı şekilde iştirak etti İsrail ekibi. Bu sefer korneri ve golü atan biz, hatayı yapan onlardı. Hakan Balta güzel bir kafa golüyle skoru dengeledi. Golü de bulduktan sonra Galatasaray kendine geldi. Güçsüz rakibini yıpratmaya başlattı.Baros adına yakışmayacak goller kaçırdı. Kewell ve Arda’nın iyi oyununa rağmen ilk yarı beraberlikle sonuçlandı.
İkinci yarıya iyi başlayan ise Galatasaray’dı. İlk yarıda ertelenen gol fazla bekletmedi, ikinci yarının hemen başında geldi. Bu sene takımda kalabilmek için son kozlarını oynayan Aydın’ın ortasında boşta kalan topu Kewell adresine teslim etti. Bu takımdakiler arasında benim için yeri hepsinden farklı olan Kewell, yine yaptı sihrini, attı golünü. Elano transferiyle ona yedek kulubesi göründüğünü düşenenleri de mahcup edecek bir oyun sergiledi Avusturalyalı yıldız. Bu golün ardından fazla geçmeden gecenin yıldızı Arda, Sabri’nin koşu yoluna iyi bir top bıraktı. Sabri de gelişine vurdu veee…. Üzgünüm, yanlış tahmin. Evet beklediğiniz değil gol oldu bu sefer. Hem de alkışı hak eden bir gol. Nasıl ilk yarıdaki defansif hatalarını eleştiriyorsak Sabri’nin hucümdaki bu becerisini de övmeliyiz. Çok sert ve güzel vurdu, tabelayı değiştirdi. Bu golle birlikte rahatlayan Galatasaray’da, Kewell-Keita değişikliği yapıldı.
Bu dakikadan sonra antrenman havasında geçti maç. Galatasaray güçsüz rakibini sahada ezdi. Ama rakip bu duruma biraz farklı tepki verince oyun sertleşti. İsraillilerin tekmeleri havada uçuşurken biri Aydın’a denk geldi. Genç oyuncu zorunlu olarak kenara geldi. Aslında Aydın bugün diğer maçlardan çok daha iyi oynadı. Ancak kadroda kalma ihtimalini zayıf görüyorum. Beklenen patlamayı henüz yapamadğı için, bir sene daha banko oynayacağı bir kulüp bulması istenebilir kendisinden. Kalırsa da en fazla müzmin yedek olur. Sakatlığı da umarım ciddi değildir. Aydın-Barış değişikliğinden sonra yine Arda’nın şefliğinde bu sefer Baros’lu bir senfoni izledik. 10 numaralı kaptan sağdan ortaladı, Baros bomboş pozisyonda dörtledi. Kaçırdıklarının ardından şanssızlığına da kırmış oldu. Bundan sonrasgerisi de gelir. Zaten oyundaki mücadelesi ve arzusuyla çok iyi bir oyun çıkarmıştı, golle süslemiş oldu. Arda da bugün orta sahada şov yaptı. Yerini benimsemeye başladı, iyi top dağıttı. Yer yer İniesta‘yı andırdı. Zamanla daha da iyi olacak. Onun dışında bugün ilk defa izlediğimiz bir başka isim olan Kader Keita da kalitesini belli etti. Hatta bir de gol attı ama ofsayt engeline takıldı. İlerde uzun süre izlediğimizde daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz. İlk izlenim ise olumlu.
Galatasaray deplasmanda aldığı bu sonuçla şovu Sami Yen‘e bırakmış oldu. Bundan sonrası formalite olur. Daha derli toplu bir takım izlememize rağmen savunmadaki sorunlar hala sürüyor. Özellikle sağ kanat ve defansın göbeği. Aslında ikisinden biri düzelse diğeri de düzelecek gibi. İkisinin eksikliği Netanya’yı bile maçın başında iştahlandırdı. Tez vakitte bu sorun çözülmeli. Çözüm de transfer gibi duruyor şimdilik. Sabri’nin ofanstaki artıları ve bugünkü golünden sonra Rijkaard’ın sakatlıktan yeni çıkmış bir Uğur’a şans tanıması da zor gözüküyordu. Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek, bakarsınız gece yarısı Haldun Üstünel yine ansızın bir yıldız ismin daha imza haberini duyurur. Kim bilebilir..
Gözüme Takılanlar
İşte görmek istediğimiz tribünler böyle. Keita’nın golü ofsayt olmasaydı gurbetçiler skoru da tutturuyordu…
Beyaz yeni formada kırmızı font kullanılmış. Geçen seneki gibi beyaz üstüne kırmızı gibi hoş olmuş.
D-Smart’ın ilk yarı bitmeden reklama girmesi. Rezaletin daniskasıdır, ohadır. Hatta üç noktadır.
Galatasaray, Kazak ekibi Tobol’u bir nebze zorlansa da Rijkaard’ın dediği tur için fedakarlık gereğini yerine getirerek 2-0′lık galibiyetle tur atlamayı başardı. Maça Orkun, Sabri, Servet, Gökhan, Hakan, Mustafa, Ayhan, Serdar, Arda, Yaser ve Baros 11 ile çıkan Galatasaray ilk yarı bir hayli zorlandı. Galatasaray 64′te Mustafa Sarp, 90+2′de de Servet‘in golleriyle maçı 2-0 kazandı. Temsilcimiz üçüncü ön eleme turunda İsrail’in Maccabi Netanya takımıyla karşılacak.
Maça hızlı ve iyi başlayan Galatasaray, ilk 20 dakikadan sonra oyundaki üstünlüğünü kaybetmeye başladı. Bu dakikalarda Kazak ekibinin daha ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Galatasaray’ı iyi etüt etmişler. Özellikle Sabri‘nin bulunduğu sağ kanadı darmadağın ettiler. Bu takımda belki de son kozlarını oynayan Sabri için çok büyük endişelerim var. Ne kadar ilk golün asistini yapmış dahi olsa genel performansı itibariyle Rijkaard’ın Sabri’yle devam edeceğini düşünmüyorum. Onun dışında ilk yarının sonlarına doğru Arda’nın bir futbol resitali vardı ki Sami Yen’de gerçekten görülmeye değer. Önce savunmayı dağıttı. Ardından uzaktan kaleye müthiş bir şut çıkardı. Tobol savunması neye uğradı şaşırdı. Ama kalecileri çok çok iyi bir günündeydi. Galatasaray’ın önüne bir panter gibi dikildi. İlk yarıda Galatasaray biraz dağınık göründü. Sabri ve Yaser takımın en zayıf halkalarıydı. Yaser’in gayreti iyi,güzel,hoş ama hâla üzerinde bir amatörlük var. Lakin Rijkaard’da ikinci yarıya Yaser yerine Kewell‘a başladı. İkinci yarı daha bir iyi Galatasaray vardı sahada. Ancak bir türlü gelmeyen gol taraftarların kafasındaki “acaba”lara neden oluyordu. Neyseki bir duran top imdada yetişti. Galatasaray ve duran top. Hem de Sabri‘nin açtığı bir orta. Allah’ın hikmeti bu ya, o top gitti Mustafa Sarp’ı buldu ve gol oldu. Galatasaray pek de alışık olmadığı bir şekilde golü buldu. Ancak bu tarz küçük takımlara karşı bu gibi organizasyonlarla farkınızı göstermeniz lazım. Tıpkı bir dönemler biz iyi oynadık, adamlar kazandı muhabbeti yaptığımız yabancı takımların bize yaptıkları gibi.
Eğer gol gelmeseydi Tobol’un direnci daha da artacaktı. Galatasaray’a denk görmesem de Tobol takımı da boş bir takım değil. Futbolun ana düsturlarını bilerek oynuyorlar. Kalecilerinin de bugünkü olağanüstü performansı umutlarını güçlü tutmalarını sağladı. Ama golden sonra daha aklı başında bir Galatasaray geldi. Daha önce bahsettiğim o pas trafiği kısa sürede epey gelişme katetmiş. Takım, oyunun yönünü çevirmeyi öğrenmiş. Tabi as oyuncularının buradaki konumu önemli. Galatasaray başlarda biraz sıkıntı çekse de genel itibariyle şu ana kadarki benim gözümde en iyi oyununu çıkardı. İlerisi adına ümitli olmamak için tek engel, savunma. Transfer artık kaçınılmaz gözüküyor. Yoksa sağ kanat Galatasaray’ın başına çok dert açar.
Tüm bunların dışında bugün değinilmesi gereken iki ayrı isim var. Serdar Eylik ve Tobias. Tobias… Şu 2 sene önce alınan İsveç’li. Uzun süredir görmediğiniz için yadırgamanız normal. Ama öncelikle Serdar’a değinmek istiyorum. Genç oyuncu zaman zaman aksasa da bugünün iyi isimlerindendi. Yetenekleri belli. İlerde olası bir Arda transferinde takımdaki yeri hazır diyebiliriz. Tabi bu gelişmesini devam ettirirse. Bileklerine çok hakim bir oyuncu. İstediği topları aldığında kanatta fırtınalar estirebilir. Bugün ikili mücadele yediği dirsekten sonra kalkamadı. Gözünü açamıyormuş galiba ama önemli birşeyi yok dediler.Aman Allah korusun ! İlerde Galatasaray ve Türk Futbolu için önemli bir isim. Serdar’ın sakatlığının ardından ise kenarda Linderoth göründü. Uzun süre sonra tekrar çıktı Sami Yen’e. Hem de çıktı. Sanırsınız Galatasaray’ın yeni transferi. Çok iyi bir Tobi vardı sahada. 2 senenin acısı çıkarmak ister gibiydi. Rijkaard daha henüz değil demişti. Eğer hazır olmayan hali buysa Tobias’ı hazır haliyle izlemeyi dört gözle bekliyorum. Bu sene Galatasaray’a çok pozitif katkı sağlar.
Gözüme Takılanlar
Maçtan önce tribünlerde açılan “Güle Güle 10′ursuz Linoln, Hoşgeldin 10′urlu Kaptan”, “Metin’in izinde, Arda’nın Peşindeyiz” ve “In Haldun We Trust” pankartları. Gerçekten çok manidar ve yaratıcı olmuş. Hazırlayanların ellerine sağlık.
Herr Feldkamp’ın Ali Sami Yen’e gelmesi. Kalli Galatasaray’la hep bir bağının olduğunu söyledi, bugün de sadece takımı seyretmek için gelmiş.
Tribünledeki Doğu Türkistan Bayrağı‘na “Evet, burada Kazakistan Bayrağı da var” diye anlatan şahısa da sevgilerimi gönderiyorum…
Yeni transfer Abdul Kader Keita bugün öğlen saatlerinde İstanbul’a indi. Geliş saatiyle ilgili bir açıklama yapılmamış olmasından olsa gerek Keita‘ya görkemli bir karşılama yapılmadı. Zaten olması gereken durumda buydu. O ilgiyi görmek için önce birşeyleri ispatlaması gerekir. Bu her futbolcu için geçerli. Sade bir karşılama olması da o yüzden iyi olmuş.
İsmi zamanında Uefa‘ya bildirilmediği için Uefa Avrupa Ligi’ndeki Tobol maçlarında oynayamayacak olan Popito, yarın saat 14.00′te taraftara açık bir törenle Florya’da atacakmış imzayı. Daha önceden belirttiğimiz gibi 9 numarayı giyecek olan Keita’yı yarın ilk defa Galatasaray formasıyla göreceğiz…