Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 18 September 2009 | 1 Yorum

Galatasaray, Uefa Avrupa Ligi gruplarındaki ilk maçında en önemli rakibi Panathinaikos‘u deplasmanda 3-1 mağlup ederek müthiş bir başlangıç yaptı.

Galatasaray, Gökhan Zan’ın sakat olduğu, Servet’in de grip aşısı olduktan hemen sonra gelen hastalık haberiyle Yunanistan deplasmanına banko oynayan iki stoperinden yoksun gitti. Yerlerini ise 2xEmre doldurdu. Onun dışında Rijkaard, Milli takımdan yorgun dönen ve derbide de vasatı aşamayan Arda’yı kızağa çekerken Elano‘ya ilk 11′de şans verdi.
Kağıt üstünde Galatasaray’ın karşılacağı en ciddi rakip olarak görülen Panathinaikos maça tedirgin başladı. İlerde sürekli hareketli olan Kewell, Keita,Baros ve Elano ile etkili olmaya çalışan Galatasaray ise henüz maçın başında Baros‘un çok güzel hazırladığı pozisyonda savunmanın da yardımıyla Elano ile 1-0 öne geçti. Rakibin bu ikramıyla birlikte Galatasaray maça +1 averajla başlamış gibi oldu. Yunanlar erken yenen şokun etkisindeyken Galatasaray orta sahada istediği gibi at koşturdu. Keita ve Kewell‘ın zaman zaman parladığı anlarda Baros’un etkili koşularıyla 2. golü aradı. Nitekim çok yaklaştığı pozisyonda Baros ile bu fırsatı değerlendiremedi. İşin hücum yönü gibi savunmada da işler tıkırındayken Emre Güngör‘ün değişikliği geldi. O dakikaya kadar Aşık’la birlikte gayet uyumlu bir grafik çizen ve rakibe pozisyon vermeyen Emre Güngör yerini Uğur Uçar‘a bıraktı. Uğur’un girmesiyle birlikte Hakan Balta stopere geçerken Uğur Uçar, Rijkaard’ın daha öncede şans verdiği sol bekte görev yaptı.

Maçın ilk 15 dakikasında hayli sessiz ve Galatasaray hegomanyasında geçerken Gate 13 ile birlikte Pana da hafiften uyandı. Gate 13′ün o dakikaya kadar sessiz kalmasının özel bir anlamı varmıydı bilmiyorum. Ama onların devreye girmesiyle sahada dengeler eşitlendi. Leto‘nun tüm çabalarına rağmen Galatasaray’ın çok iyi uyguladığı ofsayt taktiği rakibe önemli bir şans vermedi. Devrenin kalan bölümü de orta alandaki karşılıklı top kayıpları ve dağınık bir oyunla geçti.

Maça golle başlayan Cimbom, ikinci yarıya da aynı hızla başladı. Çizgi halindeki savunmanın arkasına iyi sarkan Milan Baros, kaleciyi de çalımlayarak henüz 47. dakikada maça 2 farklı skoru getirdi. Bunun üzerine Ten Kate hemen değişikliğe gitti. Ama kadim dostu Rijkaard karşısında şansı tutmayacaktı. Sahne yine Elano‘nundu. 35 metreden vurduğu frikikte savunmaya çarpan top 3. kez Panathinaikos ağlarına gitti. Zaten bu golle de film koptu diyebiliriz. Galatasaray’ın biraz daha lakayıt oynadığı kalan sürede Pana‘nın beceriksizliği buldukları önemli fırsatları da heba etmelerine neden oldu. Maçı kendi sahasında kabul eden ve zamana oynamaya başlayan Galatasaray ise kötü göründüğü dakikalarda bile sürekli pozisyona girdi. Ama aynı sorun Galatasaray’da da vardı. Özellikle Baros’un kaçırdığı pozisyonlar farkı engelledi.
Pana’nın etkili atakları üzerine Elano-Arda, Keita-Barış değişikliklerine giden Rijkaard’ın bu hamlelerine rağmen Galatasaray maçı gol yemeden bitiremedi. Karagounis‘in dahiyane aşırtma pasında arkaya sarkan Salpingidis ofsaytla kesilen pozisyonlarının acısını çıkardı. Maçın kahramanlarından olan Leo ise bu kez çaresizdi. Golle birlikte Yunanlılar’ın içinde bir umut oluştuysa da parçalı giyenler buna izin vermedi.

Maçın genelinden özeline geçip oyunculara değinecek olursak Baros, Emre Aşık ve Leo bugünün kahramanlarıydı. Yan rollerde ise Sabri, Elano ve Mustafa Sarp vardı. Oyuna sonradan giren Uğur da günün iyilerindendi. Son 2-3 maçtır normalin altında kalan Hakan Balta ise bugün de biraz aksadı. Onun dışında Topal‘ın arka planda kalan iyi oyunu, Keita‘nın iyi başlayıp çabuk kaybolduğu ve Kewell‘ın bu takımda bir oyuncudan çok daha fazlası olduğu ama 90 dakikayı çıkarmakta hâla zorlandığı gerçekleri vardı. Bunlara parantez olarak Elano‘nun iki golde adı olmasına rağmen savunma da kaçak oynadığını ama topu ayağına aldığı zaman farklı bir kimliğe büründüğünü belirtmekte fayda var. Atağın yönünü değiştiren, çok uzun ve isabetli paslarıyla sistem içinde çok iyi işler yaptı. Bugünkü oyunu bana biraz Alex‘i andırdı. Sahadan çok tabelade görülen oyuncu…

Sonuç olarak Galatasaray, Rijkaard ile Avrupa’ya da iyi bir başlangıç yaptı. Hâla yenilgisiz olarak devam ediyor. Ve tabi bu galibiyetle grup liderliği için de çok büyük bir avantaj elde etti. Ayrıca deplasmanmış, Panathinaikos’muş dinlemeyerek yine 3 gol attı ve bu anlamda maç başı 3.5 gol istatistiğinin altına düşmedi. Hep böyle devam etmesi dileğiyle…

Gözüme Batanlar
- Yeni uygulamayla birlikte gelen +2 hakem => İlk olması münasebetiyle epey yadırgadım. Kaleci aut kullanırken bir bakıyorsun yanından hakem çıkıyor. Pek bir gerekli gibi gelmedi bana ama bakalım ilerde ne olacak.
- İkinci yarının ilk düdüğüyle birlikte maçın başlayamaması => Maç başlayamadı çünkü meydanda top yoktu. Hakem “action” diye öttürdü düdüğünü ama santrada top yoktu. Baros da hayali olarak başlar gibi yapıp, hem beni hem hakemi epey eğlendirdi.
- Sabri Ugan => Evet, sadece Sabri Ugan. İki gündür şahit olduğumuz Emre Tilev gibi “Alman Ernst” – “Mayrunyo” faciaları yaşatmadığı ve Ertem Şener gibi Sneider’in Prison Break tutkusunda bahsetmediği için. Bu tarz zırvalara o kadar alıştık ki artık normal anlatım batmaya başladı, yani gözüme…
Etiketler: Alex, Alman Ernst, Avrupa Ligi, baros, Elano, galatasaray, Galatasaray-Panathinaikos, Gate 13, ofsayt taktiği, Pana, Panathinaikos, Panathinaikos - Galatasaray, Panathinaikos 1 – 3 Galatasaray, rijkaard, Sabri Ugan, Uefa
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 24 August 2009 | Yorumsuz!

Rijkaard’ın rotasyonu Estonya’ya ertelediği maçta, Galatasaray yine alışılmış 11 ile başladı maça. Geçen sezonun en az gol yiyen ekibi olan Kayserispor’un bu maçta da defansif bir oyun oynayacağı görüşü hakimdi. Ama Tolunay Kafkas daha önce Galatasaray’a karşı katı savunma yapmayı tercih eden takımların akıbetinden ders almış olacak ki oyunu daha ileride oynatmayı seçti. Bu durum ilk dakikalarda Galatasaray’ı zorladı. Maça çok istekli başladılar ve ilk tehlike de Cangele‘yle Kayseri’den geldi. Galatasaray’ın ortasındaki Ayhan ve Sarp, dirençli Kayseri karşısında başlarda sıkıntı yaşadı.
Galatasaray için kilit niteliği taşıyan ilk gol ise yine bir duran toptan geldi. Sabri’nin ortasına Arda mükemmel bir vole vurdu. Topa kaleciden önce müdahele eden Baros da topu ağlara gönderdi. Ama gol faul kokuyordu. Nitekim Kayserili futbolcuların yoğun itirazı oldu. Tartışılabilecek bir pozisyon..

Golü bulduktan sonra daha rahat oynamasına rağmen Galatasaray pozisyona girmekte zorlandı. Aydın ve Baros’un son paslardaki isabetsizliği kadar savunmanın da hakkını vermek lazım. Özellikle Rijkaard‘ın verdiği fırsatları Netanya maçı haricinde gereği gibi kullanamadığına inandığım Aydın, ilerde çok top kaybı yaptı. Bunlar kontraatak olarak geri döndü. Aydın, Kewell kadroda olmadığı için bugün 90 dakika forma şansı buldu. Ama iyileştikten sonra Kewell’ın arkasında kalır gibi.
Mağlup duruma düşmesine rağmen etkili oyunun devam ettiren Kayserispor’da bir duran topla eşitliği sağladı. Servet’in kaçırdığı Makukula skoru dengeledi. Galatasaray’ın yediği nadir gollerin son örnekleri hep yan toptan. Servet gol pozisyonunda rakibini kaçırmasına rağmen Gökhan’la birlikte genel anlamda iyi bir oyun çıkardı. Özellikle Gökhan Zan’ın hakkını vermek lazım. Son maçlarda hatasıza yakın oynuyor. Savunmanın bugünkü başarılı bir diğer ismi de Sabri’ydi. Sabri nedense Kayseri maçlarında bir başka oynuyor. Hücum yönünden ziyade savunmada yaptığı hamleleri çok beğendim. Pozisyonunun hakkını verdi bugün. İleriye yaptığı desteklerle Keita‘ya da yardımcı oldu.
33′te Kayseri’ye beraberliği getiren Makukula, 2 dakika sonra yine kornerden bu sefer kendi kalesine bir gol atarak bu alanda bir rekor kırdı sanıyorum. 3 dakika içinde biri kendi kalesine, biri rakip kaleye gol atan daha kaç emsali vardır acaba? Golün öncesi yine şüpheli. Ama bu konuda tartışmaya yer yok. Baros‘dan çıkan topta Galatasaray’ın lehine korner kararı çıktı. Bu pozisyona da Kayserispor epey itiraz etti. Ama golü de kendileri attı. O manada çok ilginç bir gol oldu. Zaten Galatasaray bu sene öyle bir futbol oynuyor ki kendisi atamasa rakip atıyor golleri. Öyle ilginç maçlar seyrediyoruz.

İkinci yarıya Rijkaard, Elano ile başladı. Ben Aydın’ı beklerken Keita geldi kenara. İlk yarı Keita hiç fena değildi ama Rijkaard dinlendirmek istedi sanıyorum. Keita-Arda-Elano ve Baros’u aynı anda sahada göremedik henüz. Hakan Balta‘nın sakatlanması üzerine devrenin başında ikinci kez değişikliğe giden Rijkaard, kadroda Alpaslan ve Volkan olmadığı için Uğur’u oyuna almak zorunda kaldı. Transferde Sercan Yıldırım falan konuşuluyor ama Galatasaray’ın en önemli eksiği sol bek. Balta’nın bir yedeği yok. Söz konusu Caner transferi ne kadar çözüm olur bilemiyorum ama kiralık gelecek olması bu transferin gerçekleşme ihtimalini yükseltiyor. Bugün çok daha net görülen bu sorunun en kısa sürede halledileceğini düşünüyorum.

Sami Yen’e ikinci kere çıkan Elano, maçın 62. dakikasında öyle bir gol attı ki of of of… Elano değil “nE LAN O” dedirtecek bir goldü. Yaklaşık 30 metreden, seken topa gelişine sol ayağıyla müthiş vurdu. Golle birlikte taraftar da coştu. Elano siftahı yapmış oldu. Bunun iç saha maçında olması ise daha bir anlamlı oldu. Arda’yla birlikte ikinci yarı müthiş oynadılar. Solda Arda, ortada Elano. Birbirlerini çok iyi tamamlayarak harika paslaşmalar izlettiler. Elano sahanın tümüne hakim bir görüntüdeydi. En boştaki arkadaşını tek pasla bulması en büyük artısıydı. Talinn maçında kendisini daha fazla izleyeceğimizi düşünüyorum.

2 farklı üstünlüğü ele alan Galatasaray karşısında Kayseri’nin direnci de bir nebze düştü. Oyunu sertleştirmeye çalıştılar. Ama tüm bu çabalar ivme kazanmış bir Galatasaray’ı durduramadı. Aynı istekle hücuma devam eden Sarı Kırmızılılar Baros’la birçok pozisyonu değerlendiremedi. Ama maçın sonunda Arda’nın soldan hazırladığı pozisyonda Baros, farkı 3′e çıkarmayı başardı. Attığı 2 gole rağmen fazlasını da heba etti Çek yıldız. Herşeye rağmen bugün 2 gol atarak, önceki maçları boş geçmesine rağmen kendisini sürekli destekleyen Galatasaray taraftarını haksız çıkarmaması önemliydi. Onun dışında bu takımın en önemli ismi Arda yine muhteşemdi. Makukula’nın attığı korner golündeki asistini de sayarsak 4 golün 3′ünün asistini yaptı. Arda’nın bu seneki en önemli farkı, iyi oyununu istatistiklerle süslemesi. Kaptan, çok iyi yolda ilerliyor. Onun gibi bir oyuncuya sahip olmak gerçekten büyük övünç kaynağı. Adamsın Sipsi…
Galatasaray, Denizli’den sonra Kayseri’yi de aynı skorla yolcu etti Sami Yen‘den. Bol gollü galibiyetler ayrı, oynanan iyi oyun ayrı bir zevk. Kayseri, Antep’le birlikte bugüne kadarki en ciddi rakipti. Galatasaray bu iki takıma biri deplasmanda olmak üzere tam 7 gol attı. Ama herşeye rağmen ilk ölçüt Beşiktaş maçı olacak gibi. Hafta arası antrenman maçında da “yedeklerden” farklı bir skor bekliyorum. Bu takımda yedek ne oluyorsa artık…

Gözüme Takılanlar
- Gol sevinci sırasında sevinç yumağının üstüne uçup gelen Sabri’yi, Baros’un üstünden fırlatması. Bir baktım Sabri havalara uçuyor. Milan’a transfer haberi geldi aklıma…
- Melih Gümüşbıçak‘ın Elano golü sonrası “2 Hamidou olsa yine çıkaramazdı” demesi. Doğru söze ne denir?
- Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam ve İbrahim Yazıcı’nın maça gelmesi. İbrahim Yazıcı=Sercan Yıldırım, Ertuğrul Sağlam=Nonda, Rıza Çalımbay=Volkan Yaman. Çok mu uçuk oldu ne…
Etiketler: Arda, baros, Elano, Elano Blumer, Elano'dan Siftah, Elano'nun Golü, Elano'nun İlk Golü, Galatasaray 4 - 1 Kayserispor, Galatasaray-Kayserispor, Makukula, Melih Gümüşbıçak, Sabri, Sami Yen
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 2 July 2009 | 1 Yorum

Galatasaray yönetimi yine basını ters köşeye yatırmaya devam ediyor. Haldun Üstünel‘in haftasonunda verdiği transfer müjdesi, şu günlerde resmi siteden tek tek açıklanmaya başladı. 27 yaşında ve 1.84 boyundaki Kader Keita daha önce Lyon klübünde forma giyiyordu.
Lyon’dayken Baros‘la beraber bir sezon geçiren Keita Fildişi Sahilleri’yle 33 kere milli maça çıktı. Sağ ve sol kanatta oynayabilen oyuncu ihtiyaç duyulması durumunda forvette de görev yapabiliyor. Asıl çıkışı Lille takımıyla yapan Keita, 18 milyon Euro‘ya Lyon’a gitmişti. Ancak Lyon’da takım içinde dışlandığından ve yalnızlıktan şikayetçi olan futbolcu Lille’deki performansının çok altında kaldı. Herşeye rağmen Galatasaray kalitesi belli, müthiş süratli, çok iyi pres yapan ve kanatta bire birlerde çok etkili bir oyuncuyu kadrosuna kattı. Tek eksik yönü bitirici vuruşlarının diğer özelliklerine göre düşük olması. O eksikliği de Galatasaray takımındaki teknik ekiple birlikte gidereceğini ve Lille’deki performansına geri döneceğini umut ediyoruz. Tıpkı geçen seneki Baros ve Kewell transferleri gibi… Transferin arkasında Haldun Üstünel isminin olması da Keita’ya olan inancımı artırıyor.
Etiketler: baros, galasarayda, galatasaray, haldun üstünel, kader keita, keita galatasarayda, kewell, lille, lyon, transfer, yeni transferler
Kategori: Transferler