Organik Futbol Anasayfa »

Gel(e)miyorlar…

Yazar: Oğuz Öztürk 16 April 2010 | Yorumsuz!

Bir Altta Kubilay Türkyılmaz’dan bashettik. Gurbetçi futbolcu ekolünün en önemli yıldızlarından biri olan Kubilay Türkiye’de forma giymişti… Peki ya Türikye’ye bir türlü gelmeyenler?

Bir zamanlar asla gelmez denilen Hakan Yakın, Murat Yakın gibi isimler Türkiye’de top koşturdu ancak birkaç isim Türkiye ile oynanan maçlar dışında bir türlü Türkiye’ye gelemedi…

Mehmet Scholl en güzel örneklerden…

Almanya’da makine mühendisi olan ve annesi ile kendisini bırakıp giden babasına bir hayli kızgın olduğu için Türklere sıcak yaklaşmayan Scholl, Karlsruhe’den sonra Bayern’e geçti ve hiçbir zaman Türk takımlarının tekliflerini kabul etmedi.

Tıpkı Scholl gibi İsviçre’de oynayan Ertan İrzik‘te türk takımlarının gözdelerindendi. Ancak o da bir türli takımlarımızın tekliflerine yanaşmadı.

Peki günümüzde Türkiye’de oynamasını istediğimiz fakat gelmesi bir hayli zor olan Türk futbolcular kimler?

Tahmin ettiğiniz gibi en önemli aday Nuri Şahin… Fakat siz de takdir edersiniz ki Dortmund‘da el üstünde olan Nuri’nin şimdilerde Türkiye’ye gelmesi oldukça zor görünüyor. Fenerbahçe’li Daum’un Nuri’yi çok beğendiğini her daim dile getirdiğini de hatırlatalım…

Hamit ve Halil Altıntop kardeşler için Nuri Şahin’den bir nebze daha ılımlı olduklarını söylemek mümkün. Fakat Hamit’in Bayern Münih’teki başarılı oyununu gördükçe bu işte çıkmaza giriyor. Zira Van Gaal’inde onu bırakma niyeti olduğunu pek sanmıyorum.  Hamit’in adı Galatasaray sağ beki ile anılsada o şimdilik sadece Türk milli forması ile mutlu görünüyor…

Mesut Özil, Yıldıray Baştürk ve Gökhan İnler diğer isimlerden bazıları…

Mesut Özil’in kesinlikle Türkiye defterinin kapalı olduğunu biliyoruz. Hele ki şimdilerde adı Chelsea ile bile anılmaya başlamışken ve Alman milli takımında sırtına 10 numarayı geçirmişken… Gökhan İnler’inde Udinese’nin vazgeçilmezlerinden biri olması herşeyi zora sokuyor… Yıldıray Baştürk’ün adı 3 büyüklerle anılmayalı yıllar oluyor ancak yakın zamanda Eskişehirspor ile adı geçmişti fakat transfer gerçekleşmemişti…

Kubilay, Yakın kardeşler gibi isimleri ülkemzide oynamaya ikna ettik, bakalım bu isimleri ligimizde görebilecek miyiz?

Organik Futbol Anasayfa »

Biletler İngiltere ve Almanya’ya…

Yazar: Muharrem Belge 10 March 2010 | Yorumsuz!

Güzide yayıncı kuruluşumuz D-Smart‘ın güzide yayın politikasıyla bir Şampiyonlar Ligi gecesi daha sona erdi! Star tv’de hiçbir maçın yayınlanmaması bir rezillikti, iki maçtan yalnızca birinin Futbolsmart’tan yayınlanması ve Fiorentina-B.Münih maçını izleyememiş olmamız ayrı bir rezillikti, yayınlanan Arsenal-Porto maçında İlker Yasin-Hikmet Karaman ikilisine maruz kalmamız çok daha farklı bir rezillikti. En nihayetinde tercihimi şahane geçmesini beklediğim ki hakikaten de öyle geçen Fiorentina-B.Münih maçından yana kullanmak istememe karşın, Arsenal-Porto maçını izlemek zorunda kaldım. Güzel goller bir nevi teselli oldu ama sadece teselli…

İlk maçları 2-1 mağlubiyetle kapatan Arsenal ve Fiorentina‘nın turu geçecekleri tahmininde bulunmuştum. Ayrıca her iki takımın da hakemler tarafından mağlup edilmesi, bu tahminimi biraz da istek haline getirmişti. İki hakemden birinin yaptığı hata Arsenal‘i elemeye yetmedi, ama Ovrebo‘nun büyük hatası Fiorentina’ya pahalıya patladı. İlk maçta net bir ofsayt golüyle kaybeden Fiorentina, 4-3′lük galibiyete karşın üst tura çıkamadı. O bir gol İtalyanları eleyen gol anlamına geldi. Ovrebo İtalyanları eledi! Vicdanı rahat mı demeye bilmem gerek var mı, çünkü bu ilk vukuatı da değil!

Arsenal tam anlamıyla ezdi geçti Porto‘yu. Önce kalecileri Fabianski’nin hatası, sonrasında hakemin al da at dercesine verdiği pas ile 2-1 kaybetmişlerdi. Hem Porto‘ya hem de hakeme karşı o mağlubiyetin acısını fena halde çıkardılar. Bendtner‘in müthiş iki golüyle kısa sürede istedikleri skora fazlasıyla ulaştılar. Porto‘nun ikinci yarının başında biraz olsun gösterdiği direnci ise Nasri ve Eboue‘nin golleriyle aştılar. Samir Nasri‘nin o kadar savunma oyuncusu arasından attığı slalom golü hakikaten müthişti. Keza Arshavin‘in başlattığı ve şahane pasıyla Eboue’nin bitirdiği kontratak pozisyonu da şahaneydi. İşi artık şova dönüştüren Arsenal‘de perdeyi kapatan isim ise perdeyi açan Nicklas Bendtner oldu. 2-1′in rövanşında 5-0 gibi müthiş bir skorla çeyrek finale çıkan Arsenal, herhangi bir sürprize mahal vermedi.

Arsenal maçını izlerken Fiorentina-B.Münih maçının skoruna bakmayı da ihmal etmedim. Yalnızca skorlara bakınca ortaya çıkan durum çok ilginçti. Önce ilk yarının 1-0 bittiğini gördüm, ardından 2-1′i. Hemen kısa bir süre sonra baktığımda ise skor 3-2′ydi. İşin nasıl bu noktaya geldiği konusunda büyük merak içerisine girdim haliyle. Meğer tam da tahmin edilebileceği üzerine gelişmiş olaylar ve goller ardı ardına gelmiş. İlk yarıyı Vargas‘ın golüyle 1-0 önde tamamlamış Fiorentina. İkinci yarının 54.dakikasında Jovetic durumu 2-0 yaparken, hemen ardından Münih Van Bommel ile farkı bire indirmiş. 4 dakika sonra Jovetic ile yine farkı ikiye çıkaran Fiorentina‘ya yine cevap gecikmemiş B.Münih tarafından ve hemen bir dakika sonra Robben’in müthiş golüyle fark bire inmiş. En nihayetinde 2-1′in rövanşında alınan 3-2′lik galibiyet “deplasmanda atılan gol sayısı” kuralına kurban gitti ve İtalyanlar elendi. Tahminim ve Ovrebo’ya inat isteğim Fiorentina galibiyetinden yanaydı açıkcası. Ama o nefret ettiğim kural yine karşıma çıktı ve galibiyet yeterli olmadı. Ben sevmiyorum dedikçe daha sinir bozucu noktalarda devreye girmeye devam ediyor “deplasmanda atılan gol sayısı” kuralı. Sözün özü, Ovrebo’nun hatası çok pahalıya patladı.

Organik Futbol Anasayfa »

#6 Unutulmaz Anlatımlar Serisi

Yazar: Ali İhsan Karakaş 25 February 2010 | Yorumsuz!

Tarih: 26 Mayıs 1999
Yer: Nou Camp / Barcelona

1998-1999 sezonu Şampiyonlar Ligi’nin en unutulmaz sezonlarından biriydi. Öncelikle Türkiye açısından bakarsak; Galatasaray 2.turdan katıldığı organizasyonda Grasshopper’ı eleyerek gruplara kalmıştı. O dönemde 24 takım ve 6 gruptan oluşan Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray; Juventus, Rosenborg ve Atletic Bilbao ile birlikte B grubunda yer alıyordu. Abdullah Öcalan’ın İtalya’da yakalanmasıyla birlikte futboldan çok siyasetin ön plana çıktığı o dönemde Galatasaray, grup liderliği için çekiştiği Juventus’la dışarda 2-2, içerde ise 1-1′lik skorlarla berabere kalmıştı. Son maçlar öncesinde Galatasaray, Rosenborg’la birlikte 8 puana sahipti ama averaj nedeniyle 2. sıradaydı. Bu noktada, o dönem şimdiki gibi 2.tur maçları olmadığını hatırlatalım. Gruplarını lider bitiren 6 takıma ilave olarak en iyi puana sahip 2 grup 2.si eklenerek direk 8 takımdan oluşan çeyrek final maçlarına geçiliyordu. Son grup maçlarında Galatasaray, Atletic Bilbao deplasmanına giderken, Rosenborg ise İtalya’da Juventus’a konuk oluyordu. Rosenborg beklenildiği gibi Delle Alpi‘de puan kaybediyordu ancak maalesef Galatasaray süpriz bir şekilde grup sonuncu Bilbao’ya 1-0 yenilerek 8 puanda kalıyordu. Bu sonuçlarla birlikte Juventus, Galatasaray ve Rosenborg 8′er puanda bitiriyordu grubu. Ancak Juventus gol averajı sayesinde grup lideri oluyor, Galatasaray ve Rosenborg ise talihsiz bir şekilde Şampiyonlar Ligi‘nden eleniyordu. Galatasaray, tarihinde ilk defa çeyrek finale çıkmaya bu kadar çok yaklaşıyor ama formattaki şanssızlık yüzünden bu başarıyı 2 sene ertelemek zorunda kalıyordu.

1998-1999 sezonu grup maçlarında en büyük heyecan ise D grubunda yaşanıyordu. Almanya’dan Bayern Münih, İngiltere’den Manchester United ve İspanya’dan Barcelona‘nın birlikte yer aldığı grup o sezonun ölüm grubuydu. Danimarka’nın Brondby ekibi ise en bahtsız kurayı çekerek grubun 4. takımı olmuştu. Finali Camp Nou‘da oynanacak organizasyonda kendi evinde kupa kaldırmak isteyen Barça, grupta Manu ve Bayern’nin gölgelsinde kalmıştı. Bayern Münih 11 puanla grubu lider bitirirken, Manchester United da topladığı 10 puanla en iyi grup 2.si kategorisinden çeyrek finale çıkmayı başarıyordu. Devamında sırasıyla İtalya’dan Inter ve Juventus’u eleyen Manchester, Kaiserslautern ve Dinamo Kiev’i eleyen Bayern ile gruplardan sonra Nou Camp‘da final için bir kez daha karşılacaktı.

Grup maçlarında Almanya’da 2-2, İngiltere’de 1-1 ile yenişmeyen iki devden biri bu sefer kazacaktı. 90.245 biletli seyirci önünde, Avrupa’nın en büyüğü belli olacaktı. İşte “ne zaman ne yapacakları belli olmayan Avrupa’nın en büyük takımları” ve Kuffour’un gözyaşlarının damga vurduğu o unutulmaz maç, Sabri Ugan‘ın anlatımıyla…

Organik Futbol Anasayfa »

Bayern Münih 2-1 Fiorentina

Yazar: Muharrem Belge 18 February 2010 | Yorumsuz!

Bu kez aynı terbiyesizliği tekrarlamayan D-Smart, Porto-Arsenal maçını Star‘da yayınladı. Ama ben maç tercihimi Bayern Münih-Fiorentina‘dan yana kullandım. Tamamen beklentiye dayalı bir tercihti tabii ama ne olursa olsun İlker Yasin‘in anlattığı bir Porto-Arsenal maçı da çekilmezdi. Genel anlamda pişman değilim bu tercihten dolayı. Peki Ovrebo pişman mı, onu kendisine sormak gerek. Zamanında Drogba haklıymış meğer. Hadi ilk yarının sonundaki hata bir sorun yaratmadı ama peki maçın sonundaki çok büyük hata ne olacak!? Bu büyük hata maçın skorunu direk olarak değiştirdi…

Beklentiden kastım ilk turun iki flaş takımının karşılaşıyor olmasıydı. Bayern Münih‘in grubunda Bordeaux fırtınası esti ve herkesi tam anlamıyla ezdi geçti. Bayern Münih de Bordeaux tarafından geçilen bir takım konumundaydı. Ama üst tur bileti için mücadeleye girdikleri Juve’yi ise geçen bir takım. İtalya’da oynanan bir nevi final maçını 4-1 kazanarak gerçekten büyük bir zafer elde ettiler ve üst tura çıkmayı başardılar. Bu sonucun ardından Juve ise Avrupa Ligi’ne kalan takım oldu. Bayern Münih aynı zamanda ligde de fırtına gibi esmeye devam ediyor. Fiorentina ise Lyon ve Liverpool ile mücadele içindeydi. Özellikle Jovetic‘in yıldızlaştığı mükemmel maçlar oynadılar. Liverpool‘u hem İtalya’da hem İngiltere’de yenmeyi başardılar. Grubun averaj takımı konumunda olan Debreceni’ye de aynı tarifeyi uygulamak pek zor olmadı. Lyon ile ise karşılıklı 1-0′lık birer galibiyetleri var.

Müthiş bir hızla başladı Alianz Arena‘daki mücadele. Ama daha çok 60 metrede oynanan, yani orta saha mücadelesi şeklinde geçen bir oyundu. Son bölgelerde pek bir etkinlik yoktu. Bu hareketli, hızlı oyun keyifli gibi gözükse de çok sayıda yapılan pas hatası ve pozisyon bakımından yaşanan kısırlık işin olumsuz yanlarıydı. %55′e %45 topla oynama ile 1-2 korner ve 1-2 kaleye şut istatistikleri durumu gayet net özetliyor. Görüntü daha çok Fiorentina‘nın kontrataklarda etkili olabileceği yönündeydi. Bayern Münih’in ataklarından dönen toplarda eğer son hamleleri iyi yapsalardı net pozisyonlar bulabilirdi. Ama golü bulan taraf devrenin sonunda Alman ekibi oldu, Ovrebo‘nun büyük hatasına rağmen. Arjen Robben‘in düşürülmesinin birkaç saniye sonrasında Gomez topu ağlarla buluşturdu ama Ovrebo penaltı kararına hükmetti. Bir hakemin uygulaması gereken en büyük kararlardan birini es geçti, bir başka tabirle. Bayern Münih‘e penaltı çalarak ödül değil aksine ceza vermiş oldu bu karar ile. Oysa yapılması gereken penaltının yapıldığı takımın lehine bir karar vermekti. Neyseki Robben penaltıyı değerlendirmeyi başardı…

Çift maç üzerinden oynanan maçlarda deplasmanda atılan gol avantajı her takımın planlarını üzerine kurduğu bir durum. İkinci yarının hemen başında golle buluşan Fiorentina da bu altın golün fırsatını değerlendirmek çabasına girdi. Daha kontrollü daha sakin bir oyun benimsediler, sonrasında görülen kırmızı kartın da etkisiyle. Gol bulması şart olan B.Münih ise ilk yarının aksine etkinlik sağlamaya başladı. Başladı ama son bölüme kadar yeterli olmadı. Ta ki Ovrebo ve yardımcı hakemi devreye girene kadar. Çok net bir ofsayt pozisyonu es geçilerek B.Münih‘in galibiyetini ilan ettiler. Elbet Fiorentina için yine de avantajlı bir skor ama ortada skora etki eden ciddi bir hata var. Rövanş için Fiorentina’yı daha şanslı görüyorum ama ola ki bu tek gol turun gitmesine neden olur, işte o zaman çok yazık olur…

Gecenin diğer maçında Porto 2-1 kazandı. Hakem Hansson ve Arsenal kalecisi Fabianskinin maça damga vurduğu söylemleri görüntülerden izlediğim kadarıyla doğru. Önemli eksikleri bulunan Arsenal en çok Almunia’yı aramış anlaşılan. İlk Porto golünde büyük hatası var Fabianski’nin. Çok kolay kontrol etmesi gereken topu resmen içeri almış, daha nasıl anlatılır bilemiyorum. Hemen 7 dakika sonra gelen Arsenal golü ise Sol Campbell‘dan. Yıllar sonra tekrardan Arsenal’e dönmesi çok şaşırtmıştı, anlam da verememiştim. Arsenal formasını en son 2006 yılındaki Şampiyonlar Ligi finalinde Barça’ya karşı giyen Campbell, dönüşünü golle yapmış oldu. Korner pozisyonunda attığı golle tur için önemli bir avantaj getirdi. Porto‘ya galibiyeti getiren gol ise hakikaten ilginç. Fabianski, Campbell’ın pasını eliyle kontrol ediyor. Hakem topu Fabianski’den alarak Portolu futbolculara veriyor. Hemen birkaç saniye içerisinde atışı kullanan Porto golü buluyor. Fabianski‘nin büyük hatası malum. Ama hakemin topu alıp Portolulara vermesi çok daha büyük bir hata. Bir tek ağlara giden golü tamamlaması kalmış. B.Münih-Fiorentina maçı için dediğim gibi… Arsenal bu skorun rövanşını alabilecek güçte ki bana göre alırlar. Ama ya hakemin yardımıyla gelen tek gol turu Porto‘ya getirirse, ne olacak!? Futboldan çok hakemlerin skandal kararları geceye damga vurdu…

Organik Futbol Anasayfa »

Bayern Münih – Manchester United Maçı Ntv’de

Yazar: Ali İhsan Karakaş 30 July 2009 | Yorumsuz!

Audi Cup‘un finalistleri Manchester United ve Bayern Münih bugün final mücadelesinde karşılacaklar. Saat 21.45‘te başalyacak olan maç, NTV ve NTV Spor’dan canlı olarak ekrana gelecek. Boca Juniors ve Milan arasındaki üçüncülük maçı ise 19.30‘da NTV Spor‘dan yayınlanacak.

Organik Futbol Anasayfa »

Bayern Münih 4- 1 AC Milan

Yazar: Ali İhsan Karakaş 30 July 2009 | Yorumsuz!


 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Anadolu Efes - Senden Daha Güzel

Medya'dan Haberler

Demirören'i İstifaya Çağıracağım

Aydınlar'ın istifasını değerlendiren

Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören

için "Gerekirse hiç birimiz Avrupa'ya

gitmeyelim diyorsa, bence güven

tazelemelidir. Kulüpler Birliği'nde seçim

için resmi talebimi söyleyeceğim" dedi.

All-Star 5'leri Açıklandı

26 Şubat'ta Orlando'da düzenlenecek

NBA All-Star maçına ilk 5 çıkacak

oyuncular açıklandı. Batı karması

Kobe-Durant-Paul-Griffin-Bynum,

Doğu karması ise Howard- LeBron-

Wade-Rose-Carmelo ile başlayacak.

Hilbert Şoku

Mersin İdmanyurdu karşısında

sakatlanan Beşiktaşlı oyuncu

Roberto Hilbert'in yaklaşık 2 ay

takımdan ayrı kalacağı açıklandı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.