Organik Futbol Anasayfa »

Beşiktaş 1-1 Galatasaray

Yazar: Muharrem Belge 22 February 2010 | Yorumsuz!

Şartların gerektirdiği üzere tam bir deplasman takımı oldu Galatasaray. Eksikler, performansı düşük oyuncular derken önce savunmaya önem veren, bulduğu ender pozisyonları da değerlendirmeye çalışan, kısacası Madrid ve İnönü deplasmanlarında nasıl oynaması gerektiklerini bilen bir yapıdalar. İki 1-1′lik maça bakarsak bunu başarabildiklerini, istediklerini aldıklarını söylemek mümkün. A.Madrid maçındaki yapı hemen hemen aynı şekilde sahadaydı, ama tek farkla. Henüz iki gün önce Madrid deplasmanında olan ve hem fizik olarak hem de zihin olarak derbiye yalnızca bir günde hazırlanabilen bir Galatasaray vardı. Bu yorgunluk ve oyun yapısında sahaya çıkan Galatasaray‘ı, Beşiktaş‘ın özellikle ilk yarıda A.Madrid’den farklı olarak yapmaya çalıştıkları zorladı. Ama bu baskı bir şekilde geçilince, çok dengeli bir ikinci yarı oldu. Santraforsuzluğun ne kadar büyük bir sorun olduğu ise Jo‘nun oyuna girişiyle daha da ortaya çıktı. Ender pozisyonlar, Jo‘nun oyuna girişiyle etkinlik kazandı. Beşiktaş savunmasındaki bir büyük hata ve Arda‘nın golü galibiyeti getiriyordu ki, duran toptaki karambol Beşiktaş‘a beraberliği sağladı.

Formsuz Servet yerini Emre Güngör‘e bıraktı, Mustafa Sarp ise Barış Özbek’e. Onun haricinde A.Madrid deplasmanındaki takım sahadaydı. Beşiktaş‘ta ise yine sürprizler vardı. Defans dörtlüsü ve iki ön libero değişmez ama hücumdaki tercihler ilginç. Zira bu tercihler ilk yarıdaki baskının golle sonuçlanmamasında da etken. Beşiktaş tam anlamıyla siyah-beyazdı. İlk yarıda oyuna hakim olarak baskı kurdular. Özellikle kanatlarda çok boş alan yakaladılar ve bunu değerlendirme çabasındaydılar. Ancak yeri geldiğinde savunmanın direnci ile Leo‘nun kurtarışları golü engellerken yeri geldiğinde hücum oyuncuları şansları kullanamadı, son bölgede etkili olamadı. İlk yarıyı bitiren düdük Galatasaray için hızır gibi yetişti.

İkinci yarıda ise Beşiktaş’ın siyah tarafı vardı. İyi başlayan ve dengeyi sağlayan takım Galatasaray‘dı. İlk yarıdaki Beşiktaş ortalarda gözükmezken Jo‘nun oyuna girişiyle hücumdaki etkinliğini artıran bir Galatasaray vardı. Nitekim defansın da hatasıyla Arda‘nın golü geldi. Ama sonrasında Arda ile Elano‘nun yaşadıkları sakatlıklar Galatasaray‘ın şanssızlığı Beşiktaş’ın ise avantajı oldu. İleride top tutacak adamı kalmayan Galatasaray geriye çekilmek zorunda kaldı. Geriye çekilmenin topu rakibin kontrol etmesini izlemek olduğu malum. Son dakikalarda atmosferin de etkisiyle baskı kurmaya çalışan Beşiktaş, duran topta yaşanan karambolde Sivok ile güldü.

Maç öncesi bahsedilecek bir 1-1′lik skoru Galatasaray‘ın aldığı 1 puan, Beşiktaş‘ın kaybettiği 2 puan olarak görmek mümkündü. Oyunun gelişimi neticesinde ilk golü bulan taraf Galatasaray olunca, galibiyetin kıyısından döndükleri için kayıp olarak değerlendirebilir. Ama ‘şartlar’ dahilinde, sezonun en kritik virajını iyi bir şekilde geçtiklerini söylemek gerek. İki A.Madrid maçı arasındaki derbi deplasmanından beraberlikle çıkmak başarıdır. Beşiktaş için ise şu iki-üç maçlık seriyi kritik olarak nitelemiş, ya tamam ya devam maçları olarak görmüştüm. Yorgun, hem fizik hem zihin olarak tam anlamıyla hazır olmayan bir Galatasaray‘ı yenmeleri gerekirdi kendi adlarına. Tamam demediler tabii ama İbrahim Üzülmez‘in de söylediği gibi “Seri galibiyetler almalıyız. İstikrar yakalamalıyız. Bir iyi bir kötü oynuyoruz. İyi oyuncularımız var, ama takım oyunu oynamalıyız” zorundalar…

Aynı yorumu Fenerbahçe-Ankaragücü maçında Ankaragücü’nün golü verilmediğinde yaptığım için vicdanım rahat. Kameralar ile durdurulan bir pozisyonu incelerken dahi net karar veremiyorken, hakemin o bir-iki saniyede verdiği karar eleştirilemez, doğru veya yanlış karar şeklinde. Onun haricinde Mehmet Topal‘ın düşürülüşü ve Keita‘ya verilmeyen kırmızı kartı da not olarak düşelim tabii, Fırat Aydınus‘un eksi hanesine…

Organik Futbol Anasayfa »

Beşiktaş – Galatasaray Maç Öncesi

Yazar: Oğuz Öztürk 21 February 2010 | Yorumsuz!

Bu akşamki derbiden önce sanıyorum ufak bir yazı yazmak gerek… Öncelikle söylenecek olan şey Galatasaray‘ın Madrid’den tur için ‘yeterli’ skorla dönmesinden sonra rakibine nazaran sahaya daha rahat çıkacağı… Geçen hafta aylar sonra Fenerbahçe’nin puan kaybetmesi ile liderliği alan Galatasaray’ın bir nebze rahat olmasını sağlayacak durum ise 1 puan önde olmasından kaynaklanan ‘puan kaybetme kredisi’… Tüm bunların yanında ligde bir türlü istediği yere gelemeyen Beşiktaş muhtemelen seyircisi önünde daha stresli bir akşam geçirecektir…

Maçın belirleyici noktası bana göre Mustafa Denizli olacaktır. Onun tercihleri maçın gidişatı ve alınacak skor açısından çok önemli…Denizli’nin orta alan tercihlerini tahmin etmek zor değil maç öncesi. Ernst ve Fink… Bu iki ismin mevkidaşı ise rakip takımdan Sarp ve Topal olacak. Özellikle Sarp’ın geçmiş karşılaşmalara bakıldığında  Ernst ve Fink ikilisine göre daha fazla gol arayışına giren bir isim olduğunu görüyoruz. Çoğunlukla iyi bir sonuçla bitmese de bu durum Beşiktaş’a az da olsa bir rahatsızlık verebilir. Fikstür boyunca çok olmasa da Fabian Ernst’te Beşiktaş’ın uzun mesafeli bir golü için denemelerde bulunabilir…

Forvet alanlarında Beşiktaş’ta Nobre ve Bobo‘nun oynayacağı kesin gibi… Galatasaray maçlarında çoğu zaman gol atmayı başaran Nobre ve şu anki formu düşünüldüğünde Bobo, Galatasaray için üst düzeyde bir tehlike arz edebilir… Galatasaray’da ise halen bir forvet sıkıntısı devam ediyor. Antalyaspor maçında sakatlanan Jo ise son antrenmanda takımla birlikte çalıştı fakat maç saatine kadar oynayıp oynamayacağı belirsiz gibi. Jo’nun kenarda oturduğunu düşünürsek Galatasaray’ın durumu benzer bir şekilde yine Atletico Madrid karşılaşmasındaki durum gibi olacaktır… Belirli bir forvet oyuncusu olmayan ancak 4 adet ileri dönük oyuncusu olan bir Galatasaray izleyebiliriz…

Beşiktaş-Galatasaray
Yer: İstanbul İnönü Stadı
Zaman: 21 Şubat Pazar, 19.00
Hakem: Fırat Aydınus

Organik Futbol Anasayfa »

Şifo Mehmet Fenerbahçe’li Olabilirdi

Yazar: Oğuz Öztürk 20 February 2010 | Yorumsuz!

Mehmet Özdilek Kahramanmaraş’taki üçüncü sezonunu oynarken birinci ligden sürekli teklifler alıordu. Dördüncü senesinde ise ona teklif vermeye hazırlanan birinci ligdeki takım sayısı ise tam 16ydı.

***

Bu kulüplerden ikisi Fenerbahçe ve Beşiktaş‘tı. İki kulüpte Mehmet’i çok fazla istiyordu. Ancak Beşiktaş biraz erken davranmış ve Şifo Mehmet’ten sezon sonu transfer dönemi için bir söz almıştı. Ancak Mehmet Özdilek hiçbirşey imzalamamıştı.

***

Mehmet Özdilek Maraş adına Tarsus İdman Yurdu ile son maçını oynadıktan sonra Fenerbahçe’yle görüşmesi için Tahsin Kaya tarafından Ankara’ya davet edilmişti. Tahsin Kaya Mehmet Özdilek’e açık ve net konuşmuştu: ‘Beşiktaş ne veriyorsa 2 katı…’ Fakat Mehmet Özdilek bir söz verdiğini ve bundan dönemeyeceğini belirterek teklifi reddetmişti.

***

O andan sonra Tahsin Kaya Şifo Mehmet‘i alnından öpmüş ve ‘helal olsun’ demişti. Tahsin Kaya’nın her daim anılarında anlattığı bu olay Mehmet Özdilek’in Beşiktaş adına efsaneleşmesinde ve ‘Şifo Mehmet’ olmasında bir kırılma anı olarak akıllarda yer etti.

Organik Futbol Anasayfa »

#5 Unutulmaz Anlatımlar Serisi

Yazar: Ali İhsan Karakaş 19 February 2010 | Yorumsuz!

Tarih: 1 Ekim 2003
Yer: Stamford Bridge / Londra

Mircea Lucescu önderliğindeki Beşiktaş, kuruluşunun 100. yılında, 2002-2003 sezonunda elde ettiği lig şampiyonluğuyla 2003-2004 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılma hakkı elde etmişti. O sene ligi 2. sırada bitiren Galatasaray ise Şampiyonlar Ligi‘ne 3. ön eleme turundan katılıyordu. Bulgaristan’ın CSKA Sofia takımını içerde dışarda 3-0′lık skorlarla eleyen Galatasaray tarihinde 10., Beşiktaş ise 3. kere Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmayı başarıyordu. Böylelikle 2 Türk takımı aynı anda gruplara kalarak bir ilke imza atıyordu. Hem salı hem çarşamba günlerini anlamlandıracak böyle bir milli heyecanı zaten o yıldan sonra sadece 1 kere (2007-2008 sezonunda Fenerbahçe ve yine Beşiktaş’la) yaşayabildik.

Chelsea, Lazio ve Sparta Prag’la birlikte G grubunda yer alan Beşiktaş, grubun ilk maçında bir önceki sene Uefa Kupası çeyrek finalinde elendiği Lazio‘yu konuk etti. İç sahada alınan 2-0′lık mağlubiyetle kötü bir başlangıç yapan Kara Kartal‘ın yeni istikameti Londra’ydı. Roman Abromovich‘in Chelsea‘yi satın almasıyla, bir yıldızlar topluluğuna dönüşen güçlü rakibi karşısında Beşiktaş’ın şansı çok az görünüyordu. Hele ki Stamford Bridge‘de. Ancak Beşiktaş’ın herkese bir süprizi vardı. Tıpkı 2000′lerin başında Barcelona‘ya yaptığı gibi.

İşte Sabri Ugan‘ın anlatımıyla Stamford Bridge’de Beşiktaş’ın kanat sesleri…

Grupta oynadığı 6 maç sonrası 7 puan toplayarak kendi rekorunu kıran ve 2.sırada bulunan Beşiktaş, son maçta Sparta Prag’ın 90+’larda Marek Kincl’in attığı golle Lazio’yu 1-0 yenmesi sonucu çok yaklaştığı 2. tura dramatik bir şekilde veda etti. Yoluna Uefa’da devam eden Beşiktaş 3.tur eşleşmesinde de Valencia’ya elenerek o sezon Avrupa defterini kapattı. Geriye ise unutulmaz Chelsea zaferi kaldı.

Foto: Desportivo Futebol

Organik Futbol Anasayfa »

Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş

Yazar: Muharrem Belge 13 February 2010 | 7 Comments

Yıldırım Demirören aşağıdaki takımlardan hangisinde başkanlık yapmaktadır?
A)Gaziantepspor B)Fenerbahçe C)Trabzonspor D)Beşiktaş

Öncelikle herkese sevgiler ve saygılar. Bu tarz ortamları, oluşumları her zaman için bir aile olarak görmüşümdür. O nedenle beni organikfutbol.com ailesine davet ettikleri için bir teşekkür borçluyum. Umarım uzun süreli bir aile ortamı sağlayabiliriz. Aylardır kişisel blogumda yazılar yazıyorum. Ancak farklı bir ortamda bulunmanın, farklı bir okuyucu kitlesine hitap etmenin ve özellikle farklı konulara da değinecek olmanın heyecanını taşıyorum. Hakan Şükür’ün yazılarına “Babamın Fenerbahçe’si” ile başlaması gibi ben de ilk yazımda Beşiktaş hakkında birkaç kelam etmek istiyorum, tabii izninizle.

O halde gelelim günün sorusuna. En az Gaziantepspor başkanının kongre sonrası Yıldırım Demirören‘i tebrik eden açıklaması kadar ironik bir soru. İronik ama tamamıyla gerçek. İnternet üzerindeki bir bilgi yarışmasında rastladığım ironik ama gerçek bir soru bu. Hani şıklar arasında doğru cevabın yanısıra şaşırtıcı cevaplar da yer alır ya, Gaziantepspor seçeneği bu bakımdan tam uygun bir şık olmuş tabii. Bursaspor‘un Beşiktaş ile, Kayserispor‘un ise Galatasaray ile rakip olma, polemik yaratma çabası, bir başka deyişle adlarının büyük takımlarla birlikte anılması için yaptıkları davranışlar ne kadar itici, ne kadar yanlış ise eğer, Beşiktaş ile Gaziantepspor arasındaki transfer muhabbeti de bir o kadar yanlış. Özhan Canaydın dönemini yaşayan biri olarak Yıldırım Demirören yönetiminin artık espriye vurulan icraatlerini ve tüm bu olanlardan sonra bile ‘devam’ kararı alınmasını hayretle izliyorum. Bu akşamki ciddi kayıbı da Murat Ceylan veya Julio Cesar transferiyle telafi etmeye çalışır artık.

Beşiktaş camiası çok önemli bir kongre sürecini geride bıraktı. Bu süreçte önlerindeki üç yıl ile alakalı çok önemli bir karara varılacaktı. Ama tam bir kaos ortamının içinde kalmayı tercih ettiler. Bunca insanın ‘yeter dediği bir ortamda alınan binlerce oy pek şaşırtıcı da değil aslında. En azından güzide ülkemizde bu işler böyle yürüyor. Recep İvedik’i milyonlar izler ama kime sorsanız ‘ıyy, iğrenç’ diye tepki gösterir. Aşk-ı Memnu’daki çarpık ilişkiler herkesin tepkisini çekiyor olsa da raytinglerde ilk sıradadır. Beşiktaş camiası da hemen herkesin ‘yeter’ dediği bir ortamda ‘devam’ kararı alarak, bu kervana katıldı. İşin en kötü yanı, bu karar kongre öncesi Yıldırım Demirören aleyhine yazdığı yazılar ile tanınan kimilerinin kongre sonrası Yıldırım Demirören’in başarısından söz ettiği ve tribünde yeter diyen diğerlerinin kongrede alkış tuttukları bir ortamda alındı. Hadi kimileri BJK TV’nin başına geçecek, peki ya diğerleri? Önemli olan Beşiktaş’ın geleceği midir, yoksa kişisel çıkarlar mıdır? Kongrede oy veren binlerce kişi ilk seçeneği ön planda tutsaydı bu sonuç çıkmazdı elbet. Ama kimbilir belki de oy verenlerin bir kısmı özellikle ikinci seçeneği tercih etmek için üye olmuştur!?

Beşiktaş camiasında ‘yeter diyenlerin yeri olmadığı anlaşıldı ama bu dakikadan sonra nasıl bir yol izleneceğini merakla bekliyorum, her ne kadar çabaları bir işe yaramıyor olsa da. Yalnız bugünkü tablodan sonra şunu söylemeliyim. Yıldırım Demirören yönetimi ile ‘devam’ kararı alınmış olmasına karşın ‘yeter’ diyenler elbette susmayacak, kabuklarına çekilmeyecek. Normali de doğrusu da budur. Ama bunu yaparken takıma karşı durdukları pozisyonu iyi seçmeliler. Bugün Gaziantep‘te gösterilen tepki hiç de doğru bir tepki değildi mesela. Takımının yanında olman gerektiği anda tepki göstermeyi seçiyorsan eğer, o takımdan sahada başarılı olmasını bekleyemezsin. En azından buna hakkın olmaz. Yıldırım Demirören yönetimi kadar takımın da suçlu olduğunu düşünebilirsin ve bu sebeple sitem edebilirsin. Ama bunun yolu maç öncesi tepki vermek olmasa gerek. Gaziantep’e G.Birliği galibiyetiyle gelen bir takımı aşkımız sizlere değil’ diye karşılamak da neyin nesidir? O sitemin vakti şimdidir, maç öncesi değil.

3 büyükler tanımı malumumuz. Büyük takım kavramı hakikaten farklı bir olay. 100 yıllık camiaların 14 yıl boyunca şampiyonluk yaşamaması bile büyüklüklerini yok etmeye yetmez. Ama elbet kendilerini tekrardan göstermeleri gerekir. Kanıtlamak kelimesi doğru olmayabilir, artık kanıtlayacakları bir durum yok, ama tekrardan vitrine çıkmaları gerekir. Geçen sezon elde edilen çifte zafer yok sayılamaz. Ama bu şampiyonluğun Sivasspor’a karşı elde edildiği de gözardı edilemez. Fenerbahçe’nin 4., Galatasaray‘ın 5. olarak çok kötü bir sezon geçirdikleri ortamda Beşiktaş’ın vasat performansı bile şampiyonluğa yeterdi. Nitekim öyle de oldu. O nedenle bu sezon yapacaklarının daha fazla önem arzettiğine inanıyorum. 2003′te elde ettikleri şampiyonluktan sonra yaşanan sürecin atlatıldığını, tekrardan geri döndüklerini iddia ediyorlarsa eğer, bu sezon başarılı olmaları şart. Aksi takdirde geçen sezonki çifte kupaya rağmen kayıpları büyük olur ve çok daha kötü bir sürece girerler.

Galatasaray‘ın A.Madrid-Beşiktaş-A.Madrid üçgeni gibi Beşiktaş‘ın Gaziantepspor-Galatasaray-Kayserispor üçgeni de sezonun en kritik virajı. İşte böylesine ciddi bir sürece Gençlerbirliği galibiyetiyle giren Beşiktaş, sürecin ilk raundundan büyük yara alarak çıktı. Geçen haftaki Beşiktaş’ın yerinde yeller eserken, Gaziantepspor‘un oynadığı futbol ise tek kelimeyle şahaneydi. Hücuma çıkmakta inanılmaz zorlanan Beşiktaş’ın ilk yarıda Bobo’nun yakaladığı ve ofsayt ile kesilen poziyonu dışında elle tutulur bir tarafı yoktu. Gaziantepspor ise yakaladığı büyük boşlukları müthiş değerlendirdi. Hızlı ve etkili bir şekilde çıktığı hücumlarda müthiş pozisyonlar yakaladı. Julio Cesar‘ın attığı golün yanısıra kaçırdığı bir gol var ki, kelimelerle ifade edilemez. Yine Sivok’un kaptırdığı topta yakaladığı bir net pozisyonu daha var. Serdar Kurtuluş‘un üst direkte patlayan topu, İvan‘ın Rüştü’nün son anda çıkardığı şutu ve daha nicesi. Biraz şans biraz dikkat ile çok büyük bir fark yakalayabilirdi Gaziantepspor. İkinci yarıya da aynı hızda başladıkları maçta 2.gol Deumi’den geldi. Olcan’ın kullandığı kornerde müthiş bir kafa vuruşu yaptı. Sonrasında Beşiktaş’ın ilk yarıdaki gibi yakaladığı ender pozisyonların varlığı konuşulabilir. Ama daha gerçekçi olan Gaziantepspor‘un kaçırdığı farktan bahsetmek olur.

Gaziantepspor bu sonuç ile birlikte 7 yıllık aranın ardından galibiyete ulaşmayı başardı. Beşiktaş ise şampiyonluk yolunda varım deme şansını erteledi. Galatasaray ve Kayserispor maçları ile ya son bir şansın peşinde koşacaklar ya da tamamen havlu atacaklar. Son olarak şu notları düşmek isterim. Hakem hakkında konuşmak istemiyorum diyerek günlerce hakem konuşanlardan değilim. Ortada net bir hata varsa aynı netlikte söylemekten yanayım. Son günlerde kasap futbolcular konusu gündemi meşgul ediyor ya hani, Sivok‘un rakibinin sırtına attığı tekmeyi müthiş bir örnek olarak not düşmek gerek. Bu hareket kırmızı kart değil de hangi hareket kırmızı karttır, sorarım? Sert futbol farklı bir olay, futbolla alakası olmadan rakibi sakatlamaya yönelik atılan tekmeler farklı bir olay. Avrupa Liglerinin birçoğu çok sert geçer ama bu sertlik topadır. Tamamen rakibi hedef alan tekmeler futbolu çirkinleştiren unsurlardan biri oluyor. Hakemler bu tür pozisyonları cezalandırmadığı sürece de futbol çirkinleşmeye devam ediyor. Milyondolarlık yayın ihalelerinin döndüğü bir ortamda Turkcell Kasap Lig midir bizim izleyeceğimiz!?

Bu önemli maçta karşılaşan eski dostları not düşerek bitirelim. Gaziantepspor‘dan büyük meblağlarla transfer edilen İsmail ve Tabata ilk kez Kamil Ocak Stadı’na rakip takım formasıyla çıkarken, Serdar Kurtuluş da eski takımı Beşiktaş’a karşı mücadele etti. Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman da yine yolu Gaziantepspor’dan Beşiktaş’a düşen isimler. İki takım arasındaki transfer münasebetine yazının başında değinmiştik zaten. Eski dost Toması bu topraklarda görmenin sevindirici olduğunu ekleyerek, iyi geceler diliyorum…

Organik Futbol Anasayfa »

Feyyaz Uçar’ın Beşiktaş’tan Fenerbahçe’ye Geçiş Hikayesi

Yazar: Oğuz Öztürk 30 January 2010 | Yorumsuz!

Feyyaz Uçar

Beşiktaş‘ın efsane üçlüsü Metin-Ali-Feyyaz‘ın bana göre en fazla takdir edilen ismi olan Feyyaz Uçar Beşiktaş’ta 1982-1994 yılları arasında yaklaşık 300 maça çıktıktan sonra Süleyman Seba ile ufak bir anlaşmazlığa düşmüş ve biraz tatsız bir şekilde Kadıköy’ün yolunu tutmuştu.

***

Peki bir Beşiktaş’lının gözünde halen en büyük efsanelerden biri olarak görülen Feyyaz Uçar‘ın Fenerbahçe’ye transferinin nedeni neydi?

***

Öncelikle söylenecek olan şey, üç büyük takımdan herhangi birinin bırakmak istemediği bir futbolcu sanıyorum ki diğer bir büyüğe transfer olmak istemez. Yönetici eğer oyuncuyu takımda tutmak istiyorsa bunu başarır. Ancak yöneticiler futbolcunun gitmesini istiyorlar ise futbolcusuna ’sen git ‘ diyemediği için onun gitmesini sağlayacak bir kontrat hamlesinde bulunabilirler. Bu yöntem kamu oyu baskısından çekinen büyük yönetimlerin sıkça başvurduğu bir yöntemdir.

***

İşte, Feyyaz Uçar’ında durumu aynen yukarıdaki durum gibiydi. Ancak öncesinde bilinmesi gereken, Feyyaz Uçar’ın bonservisinin Beşiktaş tarafından Fenerbahçe’ye verildiği.

***

Feyyaz Uçar ve çoğu takım arkadaşı, o yıllarda hep aynı paraları kazanıyorlardı. Feyyaz Uçar, gol kralı olduğu senenin ardından yine takım arkadaşları ile aynı paraya anlaşmış ve bunu sorun etmemişti. Fakat Feyyaz Uçar’ın Fenerbahçe’ye transfer olmadan önceki sezonunda Beşiktaş, Feyyaz’ın kazandığının daha azını teklif etmeyi seçti. İşte burada devreye Fenerbahçe girdi ve Feyyaz Uçar’ın dediğine göre ona istediği parayı veren Fenerbahçe ile anlaşması sadece iki dakika sürdü.

***

Bu transfer sürekli olarak medya da farklı senaryolar ile anlatıldı. Feyyaz Uçar’ın değil de, yöneticilerin söylediklerinin manşet olması bariz bir sıkıntı yarattı. Fakat halen Feyyaz Uçar’ın geçmişte yaptıklarına ithafen Beşiktaşlı taraftarlardan ilgi ve alaka görmesi bu transferin sonrasında yaşanan gelişmelere insanların körü körüne inanmadıklarının göstergesi. Yakın zamanda Beşiktaş’tan Fenerbahçe’ye geçen Tümer Metin transferi de bu olayın başka bir boyutu olarak gösterilebilir.

Organik Futbol Anasayfa »

Beşiktaş’ın 14 Yıllık Bekleyişi

Yazar: Oğuz Öztürk 2 January 2010 | Yorumsuz!

1981-1982 Beşiktaşın uzun aradan sonra şampiyonluk yaşadığı sene

Beşiktaş’ın lig tarihinde sanıyorum 1967 ile 1982 yılları arası en kötü geçen yıllardır. Bu yıllar arasında Beşiktaş 14 yıl boyunca şampiyonluktan uzak yaşar. 1969-1970 sezonu ise bu 14 yıllık periyotta en çalkantılı dönemlerden biri olmuştur Beşiktaş için. Öyle ki, kötü gidişat taraftarı çileden çıkartır, kupada oynanan Altay maçından sonra çıkan olaylarda taraftarlar sahaya girer. İşler karışır ve aynı anda takım ve futbolcular büyük cezalar alır. Yönetiminde sezonun başında yaptığı transfer hataları, yanlış hamleler ve kötü yönetim Beşiktaş’ın ligi dokuzuncu bitirmesine neden olur.

***

Ertesi sezon, yani 1970-1971′de takımın başına kurtarıcı olarak Gündüz Kılıç getirilir. Fakat hiçbir şey bir önceki sezondan farklı olmaz. Ligin başında ard arda kaybedilen puanlar Beşiktaş’ı iyiden iyiye zirveden uzaklaştırır. İkinci yarının başlamasıyla birlikte takımda biraz hareketlenmeler yaşansa da lig bittiğinde oturulan yer altıncı koltuktur.

***

1975-1976 sezonuna gelindiğinde yönetim büyük değişiklikler yapar. Alman teknik direktör Horst Buhtz ile kontrat imzalanır. Fakat işler yine ters gider. Takım bir anda kendini şampiyonluk yarışının yerine küme düşme mücadelesinin içinde bulur. Yönetim buna daha fazla dayanamaz ve Alman Buhtz ile yollar ayrılıp son beş haftaya takım Gündüz Tekin Onay’a emanet edilir. Lig bittiğinde durum 5 galibiyet, 17 beraberlik ve 8 mağlubiyet ile lig onbirinciliğidir. Beşiktaş 2 puan farkla ligde kalır. Şampiyon Trabzonspor olur.

***

1979-1980 sezonunun da 1975-1976 sezonundan farkı olmaz. O sezonda Hamdi Tüzün ve Metin Türel’le çalışan Beşiktaş’ın için ligin ilerleyen haftalarında amaç küme düşmemek olur. Lig bittiğinde sonuç yine aynı olur. Beşiktaş yine onbirinci sıradadır ve iki puan fark ile ligde kalır.

***

Nihayet hasret 1981-1982 sezonunda sona erer. Teknik direktör Milic ile Trabzonspor’un bir puan önünde şampiyon olan Beşiktaş için yıllardır süren şampiyonluk özlemi de böylece sona ermiştir. Bu şampiyonluk, değer anlamında bakıldığında yıllar sonra 100. yılda alınacak şampiyonluğa kadar en değerli olanıdır. Zira 14 yıllık bekleyiş sona ermiştir. Bir önceki yıl yapılan darbe nedeni ile İstanbul’u kaplayan kasvetli hava, sokağa çıkma yasağı da delinerek büyük bir coşku ile kutlanmıştır.

Önceki Yazılar   Sonraki Yazılar

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Kobe Bryant HD

Medya'dan Haberler

Kadıköy Bambaşka

Kadıköy'de bayrak dikmesiyle tanınan

Galatasaray'ın eski çalıştırıcısı Graeme

Souness derbiyi değerlendirirken,

"Kadıköy normal bir deplasman değil,

bambaşka. Bu gibi final maçlarında

istatistikler önemsizdir. Yıldız dediğimiz

oyuncular formanın hakkını vermeli ve

böyle maçlarda takımlarını taşımalı" dedi.

Unutulmaz Bir Turnuva Olacak

İstanbul'da düzenlenen THY Euroleague

Final Four öncesinde düzenlenen

basın toplantısına 4 takımın antrenörleri

ve yıldız oyuncuları katılırken, toplantıda

konuşan başkan Jordi Bertomeu

İstanbul'da güzel bir hafta sonu ve basketbol

organizasyonu olacağını kaydederek,

''Unutulmaz bir turnuva olacak" dedi.

En İyi 6. Adam Harden

Normal sezonda gösterdiği başarılı

performansla NBA'de yılın en iyi 6. adamı

ödülünün sahibi, Oklahoma City Thuder'da

forma giyen ve benchten gelerek önemli

bir katkı sağlayan James Harden oldu.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.