All-Star Öncesi; Cleveland ve Boston
Yazar: Ali İhsan Karakaş 5 February 2010 | Yorumsuz!
NBA‘de sezon başlamadan önce bu senenin en büyük şampiyonluk adayları hakkında haftalık 1 yazı yazmayı planlıyordum ama gerek sınavlar gerek diğer sebeplerden ötürü bir türlü mümkün olmadı bu durum. Düzenli aralıklarla yazamayacağımı anlayınca da en azından hazır All-Star’ın yaklaştığı ve sezonu ortaladığımız şu günlerde doğu ve batının zirvesine dair genel bir yazı yazayım dedim. Neyse bu kısa girizgahtan sonra konuya doğu konferansıyla başlayalım;

Cleveland Cavaliers 40 galibiyet, 11 mağlubiyetle şu anda hem doğu konferansında hem de genel sıralamada en üstte bulunuyor. Sezona Boston ve Toronto mağlubiyetleriyle süpriz bir şekilde başlangıç yapan Cavs, özellikle Aralık ayında gösterdiği çıkışla müthiş bir ivme yakaladı. Kısa süre önce Lakers’tan lig liderliğini de alan Cavaliers, dünkü Miami galibiyetiyle birlikte 10 maçlık bir seri yakaladı. Geride kalan bu dönemde Cleveland, genelde doğunun vasat altı ve batının orta sınıf takımlarıyla karşılaştı. Doğu’daki en büyük rakiplerinden Boston ve Orlando’yla henüz birer kere karşılaşan Cavs, Orlando’yu deplasmanda devirirken Boston’a ligin açılış maçında kendi sahasında mağlup olmuştu. Yeri gelmişken Cavs’in etkileyici iç saha performansına değinmek gerekir. Hatırlayacağınız gibi geçen sene kendi sahasında sadece Lakers ve Philadelphia’ya -ki o da sezonun son maçıydı- kaybeden ve diğer bütün iç saha maçlarını kazanan bir Cleveland vardı. Bu sezon ise 24 maç sonunda Boston, Chicago ve Charlotte’a karşı şimdiden 3 mağlubiyet aldılar. Buna rağmen 21-3′le Lakers’ın arkasından en iyi iç saha performansını gösteriyorlar. Neyse yine Cavs’ın şimdiye kadarki karşılaştığı önemli maçlardan devam edersek; Lakers’ı içeride dışarıda yenerek çok önemli bir iş yaptılar. İlk maç hakemlerin hatalı kararlarıyla biraz gölgelense de Cavs, rövanş maçını da kazanarak şampiyonluk yarışı için önemli bir mesaj verdi. Lakers‘ın dışında batıdan Suns’a karşı da 2′de 2 yapan Cavaliers, diğer önemli rakiplerden Dallas’ı 1 kez yenip 1 kez yenilirken, Denver’la oynadığı ilk maçı da kaybetti. Şu ana kadarki başarısını küçümsememekle birlikte diğer takımlar gibi Cleveland için de işin zorlu kısmının All-Star‘dan sonraki dönemde olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonraki dönemde Orlando ve Boston önünde verecekleri 3′er önemli sınavları var. Yine back-to-back maçlarında üst üste 2 galibiyet elde ettikleri Doğu’nun önemli takımlarından Atlanta ile de 2 krtik maçları bulunuyor. Bu maçlar sıralamadan ziyade play-offlar için önemli bir ölçü olacakları için önemli. Yoksa şu anki grafikleriyle Cavs’ın doğu liderliği benim gözümde garantiye yakın, lig liderliği için de Lakers’tan daha avantajlı oldukları gerçek.
Kağıt üstündeki tabloyu bir kenara bırakıp biraz da parkeye dönersek yine Cleveland’ın yine büyük avantajları göze çarpıyor. Herşeyin başında 29.4 sayı, 8.2 asist ve 7.1 ribaund ortalamalarıyla oynayan LeBron şüphesiz en büyük kozları. Ama daha önemlisi eskisi gibi tek değil Kral. Bu sene Shaq ve Mo Williams’ın da takıma ciddi derecede katkıları var. Geçmiş yıllara oranla daha bir takım hüviyetine bürünmüş durumdalar. Bu noktada benchten gelen katkı ve enerji önemli bir yere sahip. Bunun en güzel örneğini Christmas gecesindeki Lakers maçında görmüştük. Savunma ve hücum konusunda da büyük sıkıntıları yok. Bazen top kayıpları hususunda sıkıntı yaşayabiliyorlar ama telafi edilemeyecek düzeyde değil. Bunların dışında son günlerdeki asıl sorunları sakatlıklar. Önce Mo Williams, ardından Delonte West’in sakatlığıyla oyun kurucusu mevkisinde kısa süreli sıkıntı yaşıyorlar. Elde kalan tek isim Daniel Gibson da bu sabahki Miami maçı öncesi sevgilisinin doğumu için hastaneye gidince LeBron James, ilk yarıyı oyun kurucu olarak oynamış. Neyse ki sakatlıklar çok uzun süreli değil. Delonte West’in önümüzdeki günlerde, Mo Williams’ın da All-Star sonrası dönmesi bekleniyor. Sakatların dönüşünü ve bu ayki 2 Orlando, 1 Boston, 1 Denver maçındaki performanslarını merakla bekliyorum. Bakalım yükselişlerini devam ettirebilecekler mi?

Cleveland’la birlikte doğunun en büyük şampiyonluk adayı ise Boston Celtics. Orlando’nun 2 galibiyet gerisinde 31-16 ile doğunun 2.si konumunda bulunan “Keltler”, 6-0′la başladıkları sezonda ilk mağlubiyetlerini Phoenix karşısında aldılar. Daha sonra inişli-çıkışlı bir dönem geçiren Celtics, özellikle geçen Ocak ayında 14 maçta 8 yenilgi alarak büyük hayal kırıklığı yaşattı. Bu 8 yenilginin 3′ünün Atlanta Hawks’a karşı olduğunu ve Şahinler’e karşı toplamda 4-0 ile süpürüldüklerini de hatırlatalım. Bu iki ekip arasında benzer bir süpürme işi de geçen sezon olmuştu. Ancak bu sefer 4-0 ile rakibine üstünlk kuran Boston’du, onun için bir nevi intikam oldu bu sonuç. Onun dışında Boston’un contender olarak nitelendirilen zirveye oynayan takımlarla oynadığı maçlara bakarsak, doğu konferansında Cavaliers’a karşı ilk maçta kazanmışlar. 3 maç yaptıkları Orlando Magic’e karşı ise 2 mağlubiyet, 1 galibiyetleri var. Batı’nın lideri ve ezeli rakipleri Lakers’a karşı ise geçen hafta son topla kaybettiler. Tüm bu bilgiler ışığında Celtics’in beklenenden hayli uzak olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonra oynayacakları Orlando ve ardından Lakers’ta dahil olmak üzere 5 maçlık batı turnesindeki alacakları sonuçlar ilerisi için belirleyici olacaktır. Ama herşeye rağmen doğuda Cavs’ın karşısına çıkacak en önemli takım Celtics’dir benim gözümde. Bunu da ay sonundaki Cavs maçında göstereceklerine inanıyorum.
Özellikle savunmalarıyla ön plana çıkan Yoncalar’ın en büyük sorunu yaşları kemâle yaklaşan Allen-Pierce-Garnett üçlüsü. 2008′deki şampiyonluğun sac ayağını oluşturan bu isimler bu sene, artık tek atışlık mermilerini 2 sene önce kullanmış izlenimi veriyor. Hepsinde belirgin bir düşüş var. Bunların üstüne bir de sakatlıklar eklenince durum daha da vahimleşiyor. Boston’un düşüş dönemindeki en önemli etkenler Garnett ve Pierce’ın yaşadığı sakatlıklardı. Neyseki Kevin Garnett ciddi bir diz sakatlığının ardından eskisi gibi olmasa da parkelere dönmeyi başardı. Ancak bu sefer de haftabaşı Wizards maçında Paul Pierce sakatlandı. Önce Pierce’ın sol ayağında kırık olabileceği ve sezonu kapatacağı haberleri çıktı ama ardından sakatlığın o kadar ciddi olmadığı açıklandı. Durumunda yine de muammalar mevcut ama umarım en geç All-Star sonrası döner. Tüm bu sıkıntıların yanında Boston taraftarının yüzünü güldürecek bir tek Rajon Rondo var. 2008 finallerinde Lakers’ın risk alarak kendisini bomboş bıraktığı, ona rağmen ne yapacağını şaşıran Rondo, geride kalan 2 yılda müthiş bir çıkış yakaladı ve bu sene önce kontratını uzatarak ardından da hakettiği All-Star kadrosuna seçilerek 4 yıllık kısa NBA kariyerinde zirve yaptı. Rasheed Wallace’ın da beklenenin altında kaldığı Celtics’in parlayan tek yıldızı şu an Rondo. Başta şutları olmak üzere her alanda gelişme göstererek imrenilecek bir oyun kurucu mertebesine yükseldi. Henüz 24 yaşında olduğu düşünülürse kendisine Boston’un geleceği diyebiliriz.
Yaşlanan takımda, Garnett ve Pierce’ın düşük performanslarını sakatlıklara bağlayabiliriz biraz ama onların dışında bir de Ray Allen var. NBA’e gelmiş en büyük şutörlerden biri belki ama bu sezon onun için kabus gibi geçiyor. Üstelik Garnett ve Pierce gibi sakatlık mazereti de yok. Son günlerde onun için takas dedikoduları da çıktı ama Boston GM’si bu durumu yalanlamış. Herşeyin belirginleşip, düzelmesi için All-Star arası Boston’a epey yarayacak gibi görünüyor. Dönüşte de TD Garden‘daki müthiş taraftarın desteğiyle kazanacaklarını umduğum Orlando maçı onları tekrar havaya sokacaktır. Normal sezonda kalan son 35 maçın 19′unu kendi sahasında oynayacak Boston’un tekrar yükselişe geçeceğini ve Cavs kadar iddialı bir konuma geleceğini düşünüyorum.
Yarın Lakers ve Denver ile devam etmek ümidiyle…
Etiketler: All Star, All-Star Öncesi; Cleveland Cavaliers ve Boston Celtics, Celtics, Cleveland Cavaliers, Keltler, Kevin Garnett, lakers, LeBron James, Mo Williams, nba, Rondo, TD Garden
Kategori: Ve Diğer














