Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: İhsan Çandır 21 November 2009 | 1 Yorum
Beşiktaş, Fenerbahçe’yi İnönü Stadı’nda 3-0 mağlup ederek şeytanın bacağını kırdı: İnönü’de son 4 maçta yenemediği Fenerbahçe’yi 3-0 gibi güzel bir skorla karşılaşmadan galip ayrıldı. Maç sonucu Turkcell Süper Lig liderlik kolduğunu da kızıştırdı.

Kara Kartal, Fink’in harikulâde golüyle 54. dakikada öne geçti ve çok değil, 3 dakika sora da Bobo’yla tekrar havalandırdı Fenerbahçe filelerini. İkinci yarıda, normal maç süresinin bitimine 7 dakika kala Uğur’la maçın sonucunu belirledi Beşiktaş. 75. dakikada Fenerbahçe’nin şımarık çocuğu Kazım kırmızı kart gördü.
Maçın ilk dakikalarında kontrol Fenerbahçe’nin elindeydi ve ilk yarının son dakikasında Alex’in serbest vuruşunda direkten dönen topla Fenerbahçe, ilk yarıyı önde bitirme fırsatını kaçırdı.

İkinci yarıya Beşiktaş hızlı başladı. 54. dakikada İbrahim Üzülmez’in güzel ortasına Fink aynı güzellikte cevap verdi: Beşiktaş 1- 0 Fenerbahçe. 57 dakikada Tello – Bobo ikilisinin paslaşmaları Bobo’nun golüyle sonlandı. 2. golün ardından tempoyu düşüren Beşiktaş, Fenerbahçe’nin defansta bıraktığı boşlukarı değerlendirerek 83. dakikada Uğur İnceman’la 3. golü buldu.
Maç öncesi Beşiktaşlı taraftarların Kazım’a büyük tepkisi vardı. Tepkinin nedeni söylentilere göre Colin Kazım’ın bir internet sitesinde Beşiktaş için “8JK” ifadesini kullanmasıydı. Kazım‘ın taraftarlara kulaklığıyla müzik dinleyerek hiç aldırış etmemesi ve soyunma odasına giderken, Beşiktaş tribünlerinden atılan su şişelerini tutmak istemesi Beşiktaşlı taraftarların öfkesini daha da artırdı. Maç öncesi sis nedeniyle maç ertelenme ihtimali varken başlama düdüğüne dakikalar kala sis sahadan görüş alanını etkilemeyecek ölçüde kalktı.
Mehmet Topuz da vardı Fenerbahçe kadrosunda, sezon başında Fenerbahçe – Beşiktaş arasında gerilime neden olan Topuz 66. dakikaya kadar mücadele etti.

Ortaya çıkan tabloya bakacak olursak Daum’un kafasında dolaşan tilkilerin pasiflerinin(Daum’un Fenerbahçe yönetimi tarafından kapı dışarı edilme ihtimali) hareketlendiği görülüyor, fakat her şeye rağmen Daum işini bilir…
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 19 October 2009 | Yorumsuz!
Sezonun 4. kırılma noktası yazısı daha önceki ikisi gibi bir Fenerbahçe maçına dair olacak. 9 maç geride kalırken bunlardan 3′ünde Fenerbahçe adına şampiyonluk yolunda çok kritik anlar yaşandı. Daha önce Manisa ve Antalya maçlarını son dakikada kazanan Fenerbahçe, bu sefer son son dakikada kaybetti.

Fenerbahçe Antep’e Alex, Guiza ve Lugano gibi önemli eksiklerle gitmişti. Santos’un da yedek başlayacağı haberiyle birlikte herkes Fenerbahçe’nin puan kaybedebileceği fikrinde yoğunlaşıyordu. Nitekim haftaiçi Bükreş deplasmanı ve sonrasındaki derbi düşünülürse Fenerbahçe’nin çok sıkmayacağı bir maç havası vardı. Alex’in yerine Topuz, Guiza’nın yerine Semih ve Lugano’nun yerine Önder‘le başladı maça Daum.
Maçın ilk 15 dakikası Fenerbahçe’nin kontrolünde, hayli düşük tempoda geçti. Ardından Julio Cesar ve eski Fenerbahçeli Olcan‘ın gayretleriyle ilk pozisyonları Antep takımı buldu. Tam oyuna denge geldiği dakikalarda Vederson’un ortasında Semih‘in kafa golü Fenerbahçe’yi skor ve moral olarak öne taşıdı. Semih’in goldeki kafa vuruşu daha ön plana çıkarıldı ama bence Vederson’un ortası çok daha önemliydi. Gökhan Gönül’ün Kazım engeliyle geride kaldığı, Carlos’un da kayıpları oynadığı maçta Vederson tek başına kanattan destek verdi.

Golün ardından Fenerbahçe devre sonuna kadar hem rakibi hem izleyenleri uyuttu. Gaziantep‘in temposuz oyunda bulduğu nadir pozisyonlarda da gol olmayınca devre Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle sona erdi. İlk yarıda Semih ve Kazım ileride biraz daha etkili olsa Fenerbahçe 2 farkla gidebilirdi soyunma odasına. Emre,Vederson ve biraz da Topuz‘un çabasına hücumda bir başka destek gelmedi. Savunma cephesinde ise Cristian Baroni son derece iyiydi. 9 hafa geride kalırken takıma yaptığı katkı Santos’dan çok daha fazla bence. Emre ile uyumu çok de gayet iyi. Bu gelişimini sürdürürse ilerde yeni bir Aurelio olmaya aday.

İlk yarıda istediğini alan Fenerbahçe, ikinci yarının başlama düdüğüyle birlikte oyundaki hakimiyeti Gaziantep’e bırakırak daha kontrollü oynamayı tercih etti. Ancak ikinci yarıya istekli başlayan Antep, sürekli Fenerbahçe kalesini rahatsız etmeye başladı. Kalesinde üst üste pozisyonlar atlatan Sarı-Laciverliler, Olcan gibi kısa bir oyuncuya bile kale önünde bomboş kafa vurduracak kadar konsantrasyon eksikleri yaşadı.
Antep’in bas bas bağırarak “geliyorum” diyen golü karşısında Dahi Daum değişiklik hakkını kullandı. Emre ile birlikte sahanın en çok çabalayan oyuncusu Vederson kenara gelirken, Andre Santos oyuna girdi. Daum bu değişiklikle zaten maçı tehlikeye sokmuştu ama son 10 dakika kala yaptığı Gökhan Gönül-Bekir değişikliğiyle hepten maçı vermiş oldu. Bitime 5 dakika kala Santos’un yediği çalımla başlayan atakta Julio Cesar, nefis bir plaseyle skora denge getirdi. Golün ardından Daum, son olarak 88 dakika yedek oturtduğu Özer‘i oyuna aldı. Son dakikalarda iyice baskıyı kuran Antep, Bekir‘in yaptığı gereksiz faul sonucu yine Julio Cesar‘ın müthiş bir golüyle son saniyede maçı kazandı.

Maç sonu Daum dersini aldığını söyledi. Gerçekten yaptığı 3 oyuncu değişikliği de maçın kaderini etkiledi. Carlos dökülürken Vederson’u almak, sırf kart sınırında diye Gökhan Gönül‘ü 10 dakika daha oyunda tutmamak, dahası onun yerine Bekir gibi önce pek şans vermediği birini ateşe atmak bugün Herr Daum‘un alması gereken derslerin sebepleriydi. Tabi bir de Özer konusu var. Takım hücumda üretkenlik gösteremezken Semih ve Kazım’ın bu kadar isteksizken Özer’i ancak 88. dakikada oyuna almak nasıl bir mantıktır, anlamak mümkün değil.

Neyse efendim, Fenerbahçe 5. şehir deplasmanında ilk puanlarını kaybetti. Bu mağlubiyet sadece 10′da 10 hayali kuran taraftarlar için biraz üzücü olabilir. Onun dışında 9 maçta 24 puanla, Galatasaray’ın 2 puan önünde lider olmak herşeyi örtebilir. Maçın tek kötü yanı galibiyet bu kadar cepteyken teknik hatalarla, son dakikada kaybedilmesidir. Ama futbolun zevki de burada işte. Belki bu rekor işinin sona ermesi de daha olumlu sonuçlar doğurur. Artık üzerlerinde böyle bir baskı yok ve haftasonu Galatasaray‘la Kadıköy’de derbi var. Tabi daha önceki Steau maçı Avrupa için daha önemli ama sanıyorum bu durum şu anda ne Daum’un ne taraftarın umurunda…
Etiketler: Cristian Baroni, daum, derbi, Fenerbahçe, Gaziantepspor, Gaziantepspor 2–1 Fenerbahçe, Gaziantepspor-Fenerbahçe, Julio Cesar, kırılma noktası, Konsantrasyon, Vederson
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: İhsan Çandır 22 September 2009 | Yorumsuz!

Fenerbahçe‘nin 1-0 kazanılan İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçından sonra Daum‘un basın toplantısı yaparken bir basın mensubunun Galatasaray’ın 3 gollü galbiyetler aldığını söylemesi üzerine verdiği cevap.
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 31 August 2009 | Yorumsuz!
Semih’in son dakika golü ile kazanılan bu maç, sezon sonuna kadar devam edecek ve lig bittiğinde daha anlamlı bir hâl alacak kırılma noktası serisinin de ilk yazısı olsun.

Alex’in döndüğü ama bu sefer de Gökhan Gönül‘ün yoksun olduğu bir kadroyla sahaya çıktı bugün Fenerbahçe. Gökhan’ın yokluğunda Daum, sağ bekte Bekir’i tercih etti. Bu tercihin ne kadar hatalı olduğu ise maç başladıktan sonra gayet açık bir şekilde ortaya çıktı. Haftaiçi Sion maçındaki kötü görüntü bugün de vardı Fenerbahçe’de. Santos’un ortalıkta görünmediği maçta Gökhan’ın eksikliğiyle Kazım‘da eski performansının çok altında kaldı. Alex’in ilk yarıdaki kayıp futbolu ve Guiza’nın yorgunluğu da bunlara katılınca Fenerbahçe’de Emre’nin dışında diri adam yoktu. Rakip Manisa ise geçtiğimiz haftalardaki aldığı puanların hakkını veren bir takım olarak gelmişti Kadıköy’e. Fenerbahçe 10 kişi kalana kadar da çok iyi mücadele ettiler. Özellikle Simpson ve Ergin Fenerbahçe savunmasını çok zorladılar. Simpson’ın karşısında kalan Bekir, açık ara en göze batan isimdi. Golsüz biten devrede Simpson’un uçarak dışarıya attığı kafa topu dışında bir de Alex’in sayılmayan golü vardı.

İlk yarıdaki skor ve iyi oyun moraliyle ikinci yarıya da Manisaspor daha etkili başladı. Koşan ve mücadele eden Manisaspor karşısında Fenerbahçe, kalesinde büyük tehlikeler yaşadı. Ergin’in sol çaprazdan etkili geldiği pozisyonu Bekir’in müdahesi zor durdurdu. Sonra tekrarı seyredince müdahelenin açık bir penaltı olduğunu gördük. Ama maçın hakemi o anda bu pozisyonu göremedi. Ardından Simpson’la golü kovalayan Manisaspor, bu sefer de Volkan’ı aşamadı. Spiker ifadesiyle, Simpson’un çok güzel vurduğu ve 90′a giden aşırtma vuruşunu Volkan aynı güzellikte çıkarttı.

Manisa’nın bu direnişi karşısında Fenerbahçe’de biraz toparlanmaya başladı ama asıl diriliş Emre‘nin kırmızı kart görmesiyle başladı. Sarı kartlık bir faul yapan Emre, pozisyonun ardından yerde yatan rakibinin üstüne yürüyüp saydırmaya başlayınca kırmızıyı yedi. O da yetmedi giderayak hakeme atar yapıp, hafiften dirseğini vurdu. Yaptığı tüm bu antipatik hareketlerle bırakın kendisini, Fenerbahçe’yi de nefret edilen bir takım yapmaya doğru sürüklüyor. Lugano‘nun maçın başındaki Santos’u koruma ayağıyla hakeme babalanmasını hiç saymıyorum. Daha önceden de dediğim gibi Lugano,Emre,Sabri hatta eskilerden Hasan Şaş gibi oyuncuların bu tip hareketlerli belki kendi tribünleri tarafından mazur görülebilir. Hatta bazı kesimlerce Kahraman,Savaşcı gibi yersiz sıfatlarda alabilir. Ama genel olarak diğer bütün taraftarların nefretini kazanırlar. Hem kendileri, hem kulüpleri. Bu tip oyuncuların kesinlikle utanıp sıkılmadan -ki hiç öyle değillerdir de- profesyonel yardım almaları gerekir. Tamamen psikolojik ve içgüdüsel bu hareketleri engellemenin başka bir çözümü yok.

Neyse maçtan kopmayalım. Bu kırmızı karttan 1-2 dakika önce Santos-Topuz ve Kazım-Semih değişikleri olmuştu. 10 kişi kalan rakip karşısında biraz daha güven bulup, ileriye açılan Manisa’ya, Fenerbahçe yeni giren oyuncular ve eksik oynama psikolojisiyle daha fazla yüklenmeye başladı. Bu dakikadan sonra da oyuna heyecan geldi zaten. Emre’nin çıkmasıyla kendine gelen Alex önce uzaktan kaleyi yokladı ardından nefis bir asistle Guiza‘ya golü attırdı. Son 10 dakikaya girerken gelen bu golle rahatlayan Fenerbahçe, ikiyi de atıp bitirelim derken ileriye hızlı çıkan Manisaspor Ergin‘in golüyle son 5 dakikayı Fenerbahçelilere zehir etti. Ardından da Sezer Öztürk‘ün müthiş şutu geldi. Transferin çok konuşulan ve son anda çark ederek kadroya geri dönen ismi Sezer‘in o şutunu Volkan çıkaramasa belki gecenin hikayesi bambaşka olacaktı.

3 yıl üstüste şampiyonluk sözü, Kadıköy’de 17′de 17 yapma iddiası, Galatasaray’ın gölgesinde kalan 3 hafta, Sion maçından sonra yine bir kötü oyun ve olası beraberlik ihtimali beyinleri kurcalarken Semih çıktı sahneye. 90+4′te tüm manzarayı güzelleştirdi. Aziz Yıldırım bile öyle bir sevindi ki bu gole kendisini tebrik etmek isteyenlere -tahminimce- bir küfür savurarak kendini içeri zor attı. 26 yaşındaki genç! golcü bu golle sezonun ilk kırılma noktasının da baş aktörü oldu. Alex‘in kafa vuruşunda dönen topu takip ederek boş kaleye gönderdi.Tam bir Semih Şentürk klasiği. Kendisine nöbetçi diyerek bu klişenin daha fazla üzerine yapışmasına destek olmayacağım. Çünkü Semih, daha çok ilk 11′de başlayan golcü sıfatını hak ediyor.
Sonuç olarak Fenerbahçe bu galibiyetle şampiyonluk yolunda herkese nasip olmayan, o “kötü oynayarakta olsa kazanacaksın” zincirinin ilk halkasını tamamlamış oldu. Peki Fenerbahçe’nin bu vasat oyunu sürer mi yada her zaman bu kadar şanslı olurlar mı sorularının cevabını da ilerleyen haftalarda göreceğiz…

Gözüme Takılanlar
- Üstteki resim. Sanki Alex, “Bu dakikaya kadar nerdeydin sen? “ diyerek Semih’in kulağını çekiyor gibi çıkmış. Ya da bu benim mizansenim
- Daum dahil oyuncuların ısınmaya Türkiye t-shirtü ile çıkması. Daum kısmı biraz şova dönüktü ama 30 Ağustos‘un unutulmaması güzel.
- ”Halka kapılarımız geniş açılım iki gözüm, Kapılar 55 lira be gözüm” pankartı. Bilet fiyatlarına tepki devam ediyor. Bakalım bir işe yarayacak mı bu kadar şikayet…
Etiketler: Alex, Aziz Yıldırım, daum, Fenerbahçe, Fenerbahçe 2-1 Manisaspor, Fenerbahçe-Manisaspor, kırılma noktası, Lugano, Manisaspor, nöbetçi, Semih Şentürk, Sezer Öztürk
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 6 August 2009 | Yorumsuz!

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turu rövanş maçında Macaristan’ın Honved takımı ile 1 -1 berabere kaldı.
Fenerbahçe, karşılaşmaya iyi başladı, 9. dakikada Alex’in Honved defansının arkasına attığı uzun topu Deivid’in Dos Santos’a indirmesi ve Dos santos’un da kaleyi çarprazdan gören pozisyonda düzgün bir vuruşla kaleye göndermesi sonucu 1 – 0 öne geçti. 16. dakikada Honved’li Debreceni sarı kart gördü. Fenerbahçe’nin golünün hemen ardından Macarlar etkili geldi; Slovak Macko orta sahaya yakın bir noktadan sol ayağıla etkili vurdu ve top üst direkte patladı. Dakika 26 olduğunda Alex herzamanki mükemmel dikine bir paslarından birini attı Guiza’ya, Guiza ise kaleciyi çalımladıktan sonra açısının kapanması üzerine hızlı dönemedi, Honved defansı müdahale etti: Korner. 31. dakikada Fenerbahçe defansında son adam Bilica, Abraham’ı düşürerek kırmızı kart gördü. Bilica’nın yerine Selçuk geçti. İlk yarı Fenerbahçe oyunda üstünlüğünü korudu ve 1 – 0 önde olarak soyunma odasına gitti.

Daum devre arasında oyuncu değişikliğine gitmedi, Fenerbahçe ikinci yarıya isteksiz başladı. 60′larda Deniz, Uğur ve Bekir ısınmaya başladı, Daum değişiklikte geç kaldı. Fenerbahçeli oyuncularda yorgunluk belirtileri görülmeye başladı, Honved defans arkasına daha çok sarkıyor.70′te Wederson çıktı, Deniz girdi, 76′da Deivid oyundan çıktı, yerine Gaziantep’ten alınan Bekir girdi. Deniz’in oyuna girmesiyle Honved’in maçın başından beri sağ kanattan yaptıkları ataklar bir nebze olsun kesildi. Zsolnai Abraham’a çıkarı topu ve Abraham Volkan’la karşı karşıya, Önder topa müdehale ediyor, Abraham yerde, penaltı bekliyor, hakemse oralı değil !. Ve sonunda yorgunluktan ölme tehlikesi geçiren Dos Santos çıkıyor, Uğur Boral giriyor. Fener uzun süre sonra değişiklikle birlikte oyunda dengeyi sağlıyor. 88. dakikada, 5 dakika önce Takács’ın yerine oyuna giren Fritz koluyla topu ağlarımıza gönderiyor. Volkan’ın hatalı çıkışı ve Ali Bilgin’in topa müdahale edememesi sonucu gol geldi. Honved 1 – 1 Fenerbahçe. 4. hakem 2 dakika uzatma verdi, başka gol olmuyor, sonuç beraberlik !
Fenerbahçe, 5-1′lik ilk maç sonucunun verdiği rehavetle birlikte istekli oynamıyor, 61 dakika 10 kişi oynamanın da sonucu olarak yorgunluklar göze batıyor.
Gözüme Takılanlar:
- Macarların da Cüneyt Arkın izliyor olması. Fritz, Malkoçoğlu adam dövme hareketiyle kol golü attı.
- Öğrenmiş olduk ki seyircisiz maç maç değilmiş. Bir ara, Fritz’in golünün ardından, galiba Honved yedek kulubesi tezahurata başladı, kendime geldim.
- Cristian Oliveira Baroni, Dos Santos’un yanında paket olarak verilecek oyuncu değilmiş.
Sonuç olarak Fenerbahçe Futbol Takımı UEFA Avrupa Ligi’nde playoff oynama hakkı kazandı, yarın da kura çekilecek, tebrikler Fenerbahçe…