Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 29 January 2010 | Yorumsuz!

Lucas Neill ve Jô’dan sonra Galatasaray, Giovani Dos Santos transferini de basından gizlemeden sonuçlandırmayı başardı. Sezon başından alışık olduğumuz o ters köşeler ve gece yarısı açıklamaları olmadı bu sefer. Dün Giovani transferiyle tıklanma rekoru kıran Galatasaray resmi sitesi aslında bu ilgiyi biraz da takımdan gidecek oyuncunun belirsizliğine borçluydu. Herkesin korktuğu olay gerçekleşmedi ve Harry Kewell takımda kaldı, en azından sezon sonuna kadar. Dos Santos transferinin kurbanı ise zaten sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Shabani Nonda oldu. Baros’un 2 ay olmayacağı dönemde Galatasaray’ın Avrupa Ligi‘nde oynayabilecek tek forveti Nonda’nın gidişi de takımdaki durumu gibi sorunsuz oldu. Yedek kalmayı dert etmeyen, çalıştığı tüm teknik direktörler ve oyuncularla uyum içinde geçinen Nonda, ayrılırken de zorluk çıkarmadı. Sezon sonuna kadar olan ücreti ödenecek olan Kongolu oyuncunun bonservisi tek taraflı olarak feshedildi. Nonda’nın gidişi Avrupa için bir sorun olur mu, pek emin değilim. Çünkü zaten Nonda, bir Baros gibi forvet tanımına tam uyan bir oyuncu değildi. Buradan Nonda forvet değildi anlamı çıkarılmasın sakın. Daha çok ilerde arkası dönük top saklayabilen ve geriden gelecek destekle daha etkili olan bir oyuncuydu Nonda. Topu saklaması, pas alış verişi vs. yönleriyle aslında Galatasaray’a zenginlik ve çeşitlilikte katıyordu ama özellikle son vuruşlardaki bitiriciliği yakın zamanda hayli zayıflamıştı. Aslında buna rağmen bu sezon 22 maçta oynayıp 16 gol atmış. Ancak ne varki kaçırdıkları daha çok göze batıyor. İlerleyen yaşı da düşünülünce zaten muhtemelen sezon sonu da yeni kontrat yapılmayacaktı. Gio’nun gelişi sadece bu süreci hızlandırdı.

Özellikle mâlum tezahüratıyla ve Fenerbahçe’ye attığı golle taraftarın büyük sevgisini kazanan Nonda’nın bir kalemde silinmesi hatta bu ayrılığa fazlasıyla sevinenlerin olmasının nedeni ise tabi ki Harry Kewell’ın takımda kalmış olmasıydı. Bugün Haldun Üstünel’in de söylemiş olduğu gibi “4-6 haftalık bir sakatlık geçireceği için bir oyuncunun sözleşmesini fesh etmek Galatasaray’a yakışmazdı”, hele ki bu adam Kewell’sa kısmını da ben ekleyim. Üstünel aynı zamanda Kewell’ı göndermek gibi bir durumun hiçbir zaman gündeme gelmediğini ve en kısa sürede iyileşip takıma katılmasını istediklerini söyleyerek taraftarın gönlüne su serpti. Ancak röportaj sırasında kullandığı “Kewell’ın gidişi de gelişi gibi görkemli olmalı” sözü beni düşündürdü. Kewell? Gitmek? Aynı cümlede pek hoş durmadı sanki. Ben onun için birkez daha buradan Haldun Üstünel’e 3 dakikayı hatırlatıyım…

Dünkü bekleyiş sürecinin sonunda bir giden, bir kalan ve bir de yeni gelen isim vardı. Bir dönem Barcelona taraftarının gözünde “Yeni Ronaldinho” olan bu ufaklık (1989 doğumlu), İngiltere’nin sert futbolunda da biraz ufak kalmış. Rijkaard’ın adını duyan babasından da onayı alan Brezilyalı görünümlü ama aslen Meksikalı olan Gio, satış opsiyonuyla birlikte Galatasaray’a gelmeyi kabul etmiş. Böylelikle daha öncede birçok ayrılmış ismi tekrar birleştirerek bu yönüyle Sinan Çetin’le Film Gibi programını andıran Galatasaray, bu transferle de Gio-Rijkaard ikilisini biraraya getirmiş oldu. Şaka bir yana aslında Galatasaray bu ara transfer döneminde sezon başındaki doğru hamlelerinin ekmeğini yedi biraz. 13 yıl Premier Lig tecrübesi olan Neill gibi tecrübeli bir ismi, Jô ve Dos Santos gibi gelecek vaad eden 2 önemli genci İngiltere’den koparıp, Türkiye’ye getirmek kolay iş değil. Neill transferinde Neeskens, Jô ve Giovani transferlerinde ise Rijkaard’ın sırf isim olarak bile ne kadar önemli olduğu bir kez daha görmüş olduk. Bunlara ek 4. bir isim daha var elbette ama o sona kalsın.
İleriye dönük kanat oyuncusu olarak görev yapan Gio’nun, Barcelona yıllarındaki performansına göre konuşursak kendisini biraz Keita’ya benzetebiliriz. Onun daha genci ve daha büyük beklenti yaratanı. Ancak ne var ki o beklentiler EPL’de tutmamış bir türlü. Aslında performansı kötü değil ama beklentiler o dönemin Ronaldinho’su standartında olunca sonuç hayalkırıklığı olmuş. Kewell ve Baros kadar olmasa da o da kariyerinin düşüş döneminde geliyor Galatasaray’a. Amaç en az onlar kadar yükselmek, yaşını ve Türk futbolunu da düşünce çok uzak bir amaç da değil. Tam hedeflerine uygun bir seçim Galatasaray. Şu 6 aylık süreçte yakalayacığı çıkış ve devamında kullanılacak opsiyon maddesiyle Rijkaard’la birlikte kendisini bir kez daha Avrupa’ya kanıtlayabilir.
Transferleri büyük ölçüde tamamlayan Galatasaray, Avrupa’da oynayabilecek bir forvet oyuncusu transfer etmezse -ki eğer bir transfer olursa da ben forvet değil, Ali Turan’ı bekliyorum- diziliş olarak 4-6-0 oynayacak gibi görünüyor. Daha önce söylediğim gibi aslında Nonda’yla da buna benzer oynuyordu Galatasaray ama bu sefer o forvet mevkii tam sıfır olacak. Osman Tanburacı‘nın uzun yıllardır bahsettiği bu sistem aslında insanı önce bir heyecanlandırıyor ancak eldeki isimlere bakınca umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Burada forvetsiz oynamanın değeri koşan, mücadeleci, yetenekli ve en önemlisi oyunun 2 tarafını da oynayabilen ortasahalar olduğu zaman ortaya çıkar. Bu noktada Galatasaray koşup, mücadele edecek Mustafa Sarp, Ayhan, Barış ve Mehmet Topal gibi isimlere sahip. Maçın önemine göre bu dörtlüden 2 veya 3′ünü seçmek gerekir. Yetenekli olaraksa elde Arda, Elano, Keita ve şimdi bir de Dos Santos var. Yedek olarak da Emre Çolak ve Aydın’da cabası. Kağıt üstünde yada bilgisayar oyununda hayli cezbedici isimler ancak bunlarda kaç tanesi oyunun hem savunma hem hücum alanında etkili olabilir? Maalesef bu isimlerin tamamına yakını tek taraflı oynuyor. Zaman zaman çok iyi maçlar çıkarmalarına rağmen ben hiçbirini bu kategoriye dahil edemiyorum. Galatasaray’ın takviye gerekli en önemli bölgesi ortasaha iken biri sağlık ekibinin çok büyük hatasından kaynaklanan Baros ve Kewell’ın sakatlıkları tüm işleri karıştırdı. Ortasaha transferi de sezon sonuna kaldı. Benim çıkarımlarım ise yönetim bu sene lig şampiyonluğunu kazanıp, önümüzdeki yıl için Şampiyonlar Ligi’nin motivesi ve gelirini önemsediği yönünde. Bunlara ek olarak artacak yayın gelirleriyle de daha büyük bütçeyle, daha iyi bir oyuncuyu almayı düşünüyor. Zaten ara transfer dönemindeki zorluk ve oyuncunun çekeceği uyum sorunu da düşünülünce bu politika gayet mantıklı geliyor.

Son olarak tüm bunlara rağmen bu dönemde yapılan yıldız transferler biraz da Mart’taki seçime yönelik. Üstteki düşüncelerin gerçekleşmesi için Adnan Polat yönetiminin devam etmesi gerekiyor. İşte bu aşamada da devreye Adnan Polat’ın prensi diye nitelendirebileceğimiz Haldun Üstünel giriyor. Aralık ayından beri yurtdışında olan Haldun Üstünel, daha dün dönebildi yurda. 1.5 aylık gurbet döneminde Ada’dan 3 imza getirdi. Bu transferleri tek başına ne Galatasaray’ın ne de Rijkaard ve Neeskens’in adlarıyla açıklayamayız. Bunlara ek olarak Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ’ı eklediğimizde bir bütün oluyorlar, ortada bir ekip işi var. Hatta Neill transferini düşününce ona önbilgi veren ve Galatasaray’ı öneren Kewell’ı, yine Jô transferinden Elano’yu da bu ekibe dahil edebiliriz. Kendisi adının çok ön plana çıkmasından rahatsız ancak “Eee Elano’yu kim getirdi ?, ya da Jô’yu ?, ya da Rijkaard-Neeskens ikilisini ?” diye düşününce her yol ona çıkıyor. Eskiden medyada çıkan sallamasyon, abartılı isimlere “Yok daha neler” tepkisi veren realist taraftar bile şimdi “Ulan, acaba?” diye düşünüyorsa kendisi tüm bu övgüleri hakediyordur. Transferleri nasıl gerçekleştirdiği, nasıl ikna ettiği bölümlerine takılmayan taraftar, artık sadece ona inanıyor. Hatta iyice doygunluğa ulaşanların, dün Gio’nun İstanbul’a gelişinde “Haldun Üstünel Yeteeer” diye tezahüratlarına şahitlik ettik. Şimdi resmi sitedeki giriş resmine bir bakın, sonra da Murat Kosova‘nın “Football Manager 2009 oyununda Galatasaray’ı alsanız bu transferleri yapamazsınız” sözünü hatırlayın. O zaman yazıyı da Haldun Üstünel’in sözüyle bağlayıp, noktayı koyalım; “Bu büyük isimlerin Galatasaray’a gelmesi önemli değil. Bizim en büyük temennimiz, bu çalışmalarımızın bize başarı olarak geri dönmesi. Bizim için en önemli şey, takımımıza yeni katılan arkadaşlarımızın ortaya koyacağı performanstır.”
Etiketler: Analiz, Emre Çolak, galatasaray, Gio, Giovani, Giovani Dos Santos, Giovani-Kewell-Nonda Üçgeni, haldun üstünel, Haldun Üstünel Yeteeer, harry kewell, Jo, lucas neill, Murat Kosova, neeskens, Nonda, Osman Tanburacı, Yeni Ronaldinho
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 6 August 2009 | 1 Yorum

Mahallelerde üç korner bir penaltı ederdi eskiden. Şimdi azalsa da hala öyle yerler var. Bir de o mahallelerde takıma boş kontenjandan giren, büyük ağabeylerin can simidi, en yetenekli küçük çocuklar var. İşte öyle bir yerde, öyle bir çocuğun hikayesi…
İlk antrenmanlardı sanırım, Rijkaard bana “Duracağın yeri biliyorsun, aferin” dedi. Bu benim güvenimi 2 katına çıkardı.

Emre Çolak, gerçek bir Arda Turan hayranı, bakın nasıl anlatıyor: “O benim için çok önemli bir insan. Beni de Arda Abi’ye benzetiyorlar. Kendimle gurur duyuyorum, beni Arda Abi’ye benzettikleri için. Biz onu PAF takımdayken izlemeye giderdik. Benim buraya nerelerden geldiğimi çok iyi biliyor. Bana her konuda yardımcı oluyor. Benim şu anda tek isteğim bir gün Arda Abi gibi büyük futbolcu olmak.”
Önce A takıma çıkmalıyım. Sonra tabii ki hedeflerim büyüyecek.
Yurt dışı, A Milli Takım gibi hedeflerim var benim de…
Büyük konuşmak gibi olmasın ama “Türkiye’de Galatasaray’dan başka takıma gitmek istemem.”
Emre Çolak’ın geçen seneki Emre Belözoğlu transferi hakkındaki yorumlarını burada, üstteki röportajın tamamını ise Galatasaray Dergisi‘nin Ağustos sayısında bulabilirsiniz…
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 11 July 2009 | Yorumsuz!

Zayton Cup‘un Final maçında Galatasaray, Bayer Leverkusen’e yenilerek turnuvayı 2. sırada tamamladı. Maça Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Servet Çetin, Alparslan Erdem, Sabri Sarıoğlu, Mustafa Sarp, Emre Çolak, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk 11 ile başlayan Galatasaray bu karşılaşmada ilk iki maçtan daha kötü bir görüntü çizdi. 37. dakikada bir duran toptan Friedrich’in attığı golle maçı kazanan Bayer Leverkusen Zayton Cup’un sahibi oldu.
Devre arasında Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk’ün yerine Aykut Erçetin, Barış Özbek, Uğur Uçar, Aydın Yılmaz, Yaser Yıldız, Emre Güngör ve Milan Baros değişikliğine giden Frank Rijkaard, 68′de Alparslan Erdem ve Servet’in yerine Emre Aşık ve Hakan Balta‘yı oyuna aldı. 74. dakikadaki Volkan Yaman ve Mehmet Güven değişiklikleri de fayda vermeyince Galatasaray, Rijkaard’la ilk mağlubiyetini almış oldu.
%5CA11215338.jpg)
Bugün çok kötü bir Galatasaray vardı sahada. Fizik olarak çok üstün olan Leverkusen karşısında özellikle ilk yarıda adeta ezildik. İlk dakikada Gökhan Zan‘ın direkten dönen topunun dışında adam akıllı pozisyon bile bulamadık. Açıkcası son hazırlık maçı kötü bir prova oldu. Takımı eleştirmek için erken. Ama sanıyorum bu maçı izledikten sonra Rijkaard bir sağ bek transferi isteyecektir. İlk yarıda Sabri ve Serkan’ın birlikte oynadığı sağ kanat resmen koridor oldu. Allah’a şükür Uğur girince biraz toparladı. Uğur Uçar her geçen gün daha iyiye gidiyor. Ama herşeye rağmen bence sağa bir takviye şart. Onun dışında bugünün en büyük kazancı yine Emre’ydi. Emre Çolak saha içinde Arda’dan da aldığı destekle kötü günün en iyisiydi. Bugün de uzaktan yokladı kaleyi ama bu sefer olmadı. Kamp döneminin tartışmasız en büyük kazancı Emre Çolak.
Sahaya kaptan olarak çıkan Arda ise bugün çok isteksizdi. Beklentilerin altında kalınca devre arasında kulübeye gitmek zorunda kaldı.Yeni transfer Mustafa Sarp‘ta günün kötülerindendi. Oynadığı 3 maçta da bir Maldonado görevi yaptı. Aldığı topları sürekli yana ve geriye oynadı. Hem de bir hayli ağır. Adnan Sezgin‘in bulduğu bu senenin çürük elması da diyebiliriz kendisine. İdealimdeki Galatasaray’a yakışmıyor. Takımın bir hayli kötü olduğu bu maçta daha fazla eleştiri yapmak istemiyorum. Sonuçta bir hazırlık maçıdır ve eksikleri görmek için yararlıdır böyle sonuçlar diyip kapatmak gerekiyor. 5 gün sonraki Avrupa Ligi maçında daha iyi bir Galatasaray izlemek ümidiyle…

Gözüme Takılanlar
- Galatasaray tribünlerinde açılan “Kahrolsun Çin pankartı ve Doğu Türkistan Bayrağı”. Eurosport aracılığıyla tüm Avrupa’nın izlediği bir maçta verilen bu mesaj çok hoştu bence.
- Bayer Leverkusen tribünlerine girmiş birkaç Fenerbahçeli taraftar. Yurdışındaki maçlarda neden böyle şeyler yaparlar hiç anlamam. Nitekim Galatasaray tribünleri de yakışıksız bir biçimde küfürle protesto etme gafletine düştü.Yazık…
- Baros‘un geçen seneden kalma kendini yere bırakma adetini tekrarlaması. Kamp röportajında geçen sene çok kolay kart gördüm, bu sene dikkatli olacağım demişti. Umarım bu son olur. Çünkü yakışmıyor Baros. Ne senin adına, ne Galatasaray’ın adına yakışmıyor böyle ucuz hareketler.
Etiketler: Arda Turan, Bayer Leverkusen, Berber Arda, Emre Çolak, Eurosport, galatasaray, hazırlık maçı, Kaptan Arda, rijkaard, Zayton Cup 2009, Zayton Cup 2009: Galatasaray 0 – Bayer Leverkusen 1
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 8 July 2009 | Yorumsuz!

Zayton Cup 2009‘da Galatasaray, ikinci maçında Fas’ın Wydad Athletic Club Casablanca takımı ile karşılaştı. Maça Orkun, Gökhan Zan, Ayhan, Servet, Serdar Eyilik, Mustafa Sarp, Barış Özbek, Volkan Yaman, Sabri, Erhan Şentürk, Yaser ilk 11 ile çıkan Galatasaray Fas takımı Casablanca’yı 43. dakikada genç oyuncu Emre Çolak’ın attığı güzel golle 1-0 mağlup etti.
Teknik direktör Rijkaard, bu maçta as oyunculara da şans verdi. Maçın henüz 31.dakikasında Ayhan,Sabri ve Gökhan’ı kenara olan Hollandalı, Uğur Uçar,Emre Çolak ve Emrah‘ı oyuna aldı. Maçın 62. dakikasında ise Yaser,Mustafa Sarp,Erhan ve Servet’in yerine Arda, Mehmet Güven,Baros ve Murat Akça oyuna dahil oldu. 67′de de Barış’ın yerine Serkan Kurtuluş oyuna girdi.

Emre Çolak ve Serdar Eylik sanıyorum bugünkü oyunlarıyla önümüzdeki sene A takıma yükselecekler. Hatta ilerleyen dönemde yine sürpriz bir transfer olmazsa Rijkaard, Emre’yi ilk 11′de bile düşünebilir. Bunu sadece bugün gol attığı için söylemiyorum. Genel anlamda çok komple bir oyuncu Emre. Yaşından ötürü biraz fizksel eksikliği var. Fizik anlamında kendini güçlendirirse ilerde yeni bir Arda olabilir. Hatta Arda’dan daha iyi olabilir. Çünkü ekstra olarak çok iyi bir şut yeteeğine ve duran top becerisine sahip. Allah nazardan saklasın. Günün iyi isimlerinden biri de Alparslan. Volkan’ın Galatasaray için çok vasat olduğunu gördüğümüz bir maçta sol kanatta gayet iyiydi Alparslan. Onun dışında Serdar Kurtuluş diğer gençlere göre bira daha tecrübeli ve o da iyi bir yolda. Yaser ise geçen senenin aksine bu yıl kendini çok geliştirmiş. O da Serdar Eyilik ve Murat Akça ile beraber bugün beğendim isimlerden.
Gelelim maça… Rakibin çok önemsediği ama Galatasaray’ın kendini o kadar sıkmadığı bir maç izledik. Maç genelde orta alan mücadelesi gibiydi. Maç 0-0 iken iki takımda birkaç önemli pozisyon yakaladı. Fakat sonradan oyuna giren genç yetenek Emre Çolak‘ın golünden sonra ve ikinci yarıdaki sürede Galatasaray’ın rakibinden çok üstün oynadığını söyleyebilirim. Özellikle Baros ve Arda’nın girmesiyle bu fark daha da barizleşti. Galatasaray iyi pas yapan bir takım olma yolunda çok iyi ilerliyor. Şu anki aşamada bu paslar dikine değil, maalesef. Ama zannediyorum ki Rijkaard, bu işi kademe kademe halledecek. Onun için şu ana kadarki maçlarda bol bol izlediğiniz yan paslar sizi fazla düşündürmesin. Asların katımıyla ve zamanla bu yan paslar dikine atılmaya başlayacak ki o zaman tadından yenmez bir Galatasaray göreceğiz. Ayrıca takım müthiş koşuyor. Tabiri caizse gençler bugün at gibiydi. Özet olarak Rijkaard, 4-3-3 sistemi ve genç yetenekler gelecek için ümit verdi. Tabi maçın galibiyetle sonuçlanması ve son oynanan iki maçın da kazanılması takıma ayrıca moral olacaktır.

Gözüme Takılanlar
- Arda’nın oyuna girer girmez kaptanlık pazubandını takması. Arda ilk defa kaptan olarak sahadaydı. Sanırım medya için iyi bir haber bu.
- Neskeens‘in kenardaki agresif hareketleri ve hırsı. Geçen sene kulübemizdeki en büyük eksiklikti belki bu tetikleyici güç.
- Rijkaard’ın göbeği. Sanıyorum Türk Mutfağı onu da etkilemiş. Karnı biraz genişlemiş gibi geldi gözüme…
- Maçı izlediğim Eurosport kanalı spikerinin Servet için Ayıboğan lakabının kullanıldığı söylemesi. Koskoca Eurosport’u bile etkilemiş Servet.
- Tribünlerin yaptığı “Berber, Berber Arda” tezahüratı. Galatasaray’ın klasikleşen kamp programlarındaki saç kesiminde bu sene Arda, genç oyuncularımızı traş etmişti. İlgili videoyu en kısa sürede eklemeye çalışacağım. Gerçekten takımdaki beraberliği ve neşeyi çok iyi anlatan bir video…
Etiketler: Arda Turan, Berber Arda, Casablanca, Emre Çolak, Eurosport, Fas, galatasaray, hazırlık maçı, Kaptan Arda, rijkaard, Serdar Eylik, Zayton Cup 2009: Galatasaray 1 – Athletic Club Casablanca 0
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 8 July 2009 | Yorumsuz!
Galatasaray’ın genç yetenekleri Emre Çolak ve Serdar Eylik, kariyer hedeflerini ve Frank Rijkaard ile ilgili düşüncelerini içeren bir röportaj vermiş Galatasaray TV’ye. İşte gelecek için benim de çok ümitli olduğum bu iki genç oyuncunun resmi sitede de yayınlanan röportajı;

Emre Çolak
- Kamp döneminiz nasıl geçiyor?
Kendi adıma konuşmak gerekirse, kamp gerçekten çok güzel geçiyor. Çünkü iki hazırlık maçında da ilk 11’de oynadım ve iyi de oynadığımı düşünüyorum.
- Rijkaard gibi bir teknik direktör ve tecrübeli futbolcularla aynı havayı solumak sizin gibi genç futbolcular için neler ifade ediyor?
Öncelikle tabii ki dünya yıldızı oyuncularla çalıştığımız için çok mutluyuz. Birbirinden değerli hocalarla da çalıştığımız için çok mutluyuz. Takımda oynadığımız ağabeylerimiz birbirinden yetenekli futbolcular. Hepsi çok iyi insanlar ve bize gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Ağabeylerimizden aldığımız şeyler bizim geleceğimiz için çok önemli. Bu bize çok iyi bir tecrübe oluyor ve yarar sağlıyor.
- Peki Emre, sen kendini A Takım için hazır hissediyor musun?
Ben kendimi mantalite olarak hazır hissediyorum ama benim için genel görüş fiziğimin gelişmesi yönünde. Buna da katılıyorum ve saygı duyuyorum. Bunun düzelmesi çalışarak olacağı için kafam çok rahat. Çalışacağım ve inşallah A takımda oynamaya başlayacağım.
- Hazırlık maçlarında duran topları sen kullanıyorsun. Bu, herkeste olmayan bir yetenek. Bu yetenek de senin için büyük bir şans herhalde?
Antrenmanlarda duran topları bir iki kere kullandım. Herhalde hocamızın dikkatini çekti. Maçlarda da bütün duran topları benim kullanmamı istedi. Tabii ki iyi bir özellik, iyi de kullanıyorum.

Serdar Eylik
- Kendi performansınla ilgili değerlendirmeni alabilir miyim?
Florya’da başlayan antrenmanlar çok yoğun geçti. Burada da antrenmanlarımız çok yoğun devam etti. Hocamızın ve ağabeylerimizin bize yaklaşımları çok iyi. Maçlarımız çok güzel geçiyor. Kendi adıma iyi şeyler yaptığımı düşünüyorum. Hocamızın verdiği taktikleri iyi yaptığımı düşünüyorum. İkinci maçta da sonradan oyuna girdim ve maçı kazandık. Hocamızın taktik ve teknik açıdan belirli bir sistemi var ve ona uymaya çalışıyoruz.
- Ortam ve şartları nasıl buldun Hollanda’da?
Hollanda’da nemli ve sıcak bir hava vardı ama Almanya’ya geçtiğimizde daha serin ve futbola daha elverişli bir hava var. Şu an için Almanya’da iklim olarak çok rahatız çünkü çalışmalarımız çok yoğun geçiyor. Bu yoğun çalışmada havanın bizden yana olması çok iyi.
- Frank Rijkaard takıma 4-3-3 sistemini oturtmaya çalışıyor ve sizin gibi hücum ağırlıklı oyuncuların kapasitelerini göstermeleri için herhalde daha çok imkan sunacak.
Kendisini Barcelona’dan beri takip ediyoruz zaten ve bu sistem Galatasaray’a tam uyacak bir sistem. Hocamızın da bu sistemi iyi oturttuğunu düşünüyorum. Galatasaray ve gençler için bu sistemin çok iyi olacağını düşünüyorum. Zaten böyle bir hocayla çalışmak bizim için çok büyük bir lütuf. İnşallah bunu çok iyi değerlendiririz.
- Kendini A takımda oynamak için hazır hissediyor musun?
Geçen sene de A takım ile birlikte kampa katıldım ama sonra PAF Ligi’ne döndüm. Bu sene hazır olduğumu düşünüyorum. Hazır olduğumu antrenmanlarda ve maçlarda göstermeye çalışacağım.
Etiketler: 4-3-3 sistemi, altyapı, Duran Top, Emre Çolak, galatasaray, Galatasaray'lı Emre, Genç Yetenekler, Hazırlık kampı, hazırlık maçı, rijkaard, Rijkaard'ın Gözdeleri, Rijkaard'ın Gözdeleri: Emre Çolak - Serdar Eylik, Serdar Eylik
Kategori: Futbol, Medya
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 5 July 2009 | Yorumsuz!

Yeni sezon hazırlıkları kapsamında Zayton Cup‘a katılan Galatasaray, turnuvadaki ilk maçında Mısır temsilcisi Al Ahly takımını 1-0 mağlup etti. Galatasaray maça Orkun, Uğur, Emre Güngör, Servet Çetin, Alparslan Erdem, Barış, Mustafa Sarp, Emre Çolak, Aydın, Erhan Şentürk, Yaser ilk 11 ile çıktı. Maçın tek golü 33. dakikasında Yaser’in yerde kalmasıyla kazanılan penaltıyı kullanan Barış Özbek‘ten geldi.
2 gün önce topla çalışmalara başlayan Milli oyuncuları bu maçta da dinlendirdi Rijkaard. Ama ayın 16’sında Avrupa Ligi maçı var. Sanıyorum bundan sonraki maçlarda as kadroları görmeye başlayacağız. Maça gelirsek Rijkaard ve ekibi bu seneye çok koşan bir takım hazırlıyorlar. Genç oyuncular topla çok iyi iş yapamasalarda topsuz alanda müthiş bir baskı kuruyorlar. Takım kondisyon açısında çok iyi durumda. Onun dışında özel olarak bugün Emre Çolak‘ı çok beğendim. Gayet aklı başında oynuyor. Tek eksiği fizik ve süreklilik ama herşeye rağmen bana gelecek için ümit verdi. Eğer Rijkaard fırsatını değerlendirirse Serdar’la birlikte bu sene ilk onbiri zorlayabilecek genç yeteneklerden Çolak Emre. Geçen maçın yıldızı Serdar Eylik ise bu akşam sonradan girdi oyuna. Oyunda kaldığı sürede de ilk maçtakinden uzak bir görüntü çizdi.

Günün iyilerinde başka biri de bir türlü kendisinden beklenen çıkışı yapamamasına rağmen hiçbir hocanın üstünü çizip atamadığı Mehmet Güven‘di. O da oyuna sonradan girdi ama oyunda kaldığı sürede orta sahayı topladı. Diri ve mücadeleci bir oyun oynadı. Dikkat! Beklenen o çıkışı Rijkaard’la yapabilir. Benim gözüme batanlar bunlardı. Bunun dışında Galatasray’ın rakibine oranla daha üstün oynadığını ve Al Ahly’nin özellikle ikinci yarı Galatasaray’ın kalesine gelmekte bir hayli zorlandığını da ekleyebiliriz. Zaten Al Ahly, Galatasaray’a denk bir takım değil. Maç biter bitmez Al Ahly takımının oyuncularının Rijkaard’ın yanına koşarak, birlikte fotoğraf çekilmek için sıraya girmeleri ise hayli enteresandı…
Etiketler: Al Ahly, Barış Özbek, Emre Çolak, galatasaray, galatasaray kazandı, hazırlık maçı, penaltı, penaltı golü, rijkaard, Serdar Eylik, Zayton Cup 2009: Galatasaray 1 - Al Ahly 0
Kategori: Futbol