Organik Futbol Anasayfa »

Eskişehirspor-Sevilla, 16 Eylül 1971

Yazar: Oğuz Öztürk 2 Ağustos 2010 | 1 Yorum

1968-1969′da Sevilla ilk kez küme düşse de ertesi sezon hem lige çıkar, çıkmakla da kalmaz bir de Fuar Şehirleri Kupası‘na katılır. İlk tur kuraları çekildiğinde rakip onların belki de hiç duymadıkları, bizim de efsane olmuş olan takımımız Eskişehirspor’dur.

İlk maç 5 Eylül 1971′de Sevilla’da inanılmaz bir sıcak altında oynanır. Ev sahibi Sevilla baskıya rağmen golleri bulamaz. Ancak 61. dakika da Eloy, Sevilla’yı rahatlatan adam olur. İlk maç Sevilla’nın 1-0 üstünlüğü ile sona erer.

Taraflar rövanş maçında 16 Eylülde Eskişehir‘de karşılaşırlar. Sevilla’nın öncelikle hedefi gol yememektir. Eskişehir’li oyuncular Sevilla kalesi önünde büyük bir baskı kurarlar ancak istedikleri sonuca bir türlü ulaşamazlar. Sevilla bu nedenle zaman zaman etkili kontra ataklar geliştirir ve neticesinde 79. dakikada Acosta ile durum 0-1 olur…

Sevilla rahatlamıştır, 170 dakikadır gol yemedikleri rakiplerinden son 10 dakikada gol yemeleri pek mümkün görünmüyordur. Eskişehirspor’lu taraftarlar da umutlarını kaybederek yavaş yavaş sahayı terketmeye başlarlar. Ancak Fethi Heper pes etmez. Bir karambol esnasında Fethi durumu 1-1 yapar. İki dakika sonra profesör Fethi Heper dışarıdan yoklar Sevilla kalesini ve harika bir golle skor bir anda 2-1 olur. Maçın bitmesine sekiz dakika vardır. Beklenen nokta yine Fethi Heper tarafından konulur ve durum 3-1 oluverir.

Sevilla daha kupanın ilk maçından elenir, geriye de profesör Fethi Heper’li bu efsane hikaye kalır…

Organik Futbol Anasayfa »

Kanallar farklı, maçlar farklı, durumlar aynı…

Yazar: Muharrem Belge 2 Mayıs 2010 | Yorumsuz!

Aynı anda üç maç birden takip etme uğraşında olunca, artık önemli olan oyun değil skor klişesine takılıp kalıyorsun ister istemez. Neler olduğunu bilmeden skora bakıyorsun çünkü. İyi oynadılar ama kaybettilerin karşılığı kalmıyor misal ya da kötüydüler ama kazandıların. Üç farklı kanaldaki üç farklı maça baktığımızda, daha doğrusu bakmaya çalıştığımızda şunu söyleyebiliriz sadece. Kanallar farklı maçlar farklı ama vaziyetler aynı. Puan tablosundaki görüntü dün ne ise bugün de o… Ha zaten düne kadar da iyi oyun göremiyorduk ya neyse, o ayrı, bambaşka bir yazının konusu…

Bir o kanala bir bu kanala giderken kumanda eskitmeyi çokca yaşayan biri olarak bu kez en rahat maçtaydım ben. Sakin, rahat bir mücadeleydi Olimpiyat‘taki. Yine yakalanan ve kaçan çokca pozisyon vardı ki bu kez birinden faydalanmayı başardı Galatasaray, Milan Baros ile. İstanbul bşb ise kendinden beklendiği üzere kaçtı defans arkasına, çok kez hem de. Ama yeri geldi bayrağa, yeri geldi Aykut’a, yeri geldi kendi beceriksizliklerine takıldılar. Maçtan geriye kalan en önemli anlardan biri de Harry Kewell‘ın oyuna girişi oldu. Aylar sonra Galatasaray formasını geçirdi sırtına, çıktı sahaya. Oyuna girerken ise Baros’du seke seke kenara gelen isim. Umuyorum ki ciddi değildir sakatlığı, sevinç yanında buruklukla gelmez…

Ne zaman çevirsem kanalı Kadıköy‘e, golle karşılaştım. Önce Alex dört yıl sonra frikik golüyle buluştu, sonra Ivesa topu içeri aldı. Rakipler için çok sinir bozucudur ama ince farklarla gelen şampiyonlukların içinde, şans da vardır, istisnalar da, basit hatalar da. Son dakika golleriyle gülersin de şampiyon olursun misal. Ya da Bobo penaltı kaçırır, Murat Şahin boşa çıkar, Ivesa içeri alır. 4 yıldır olmayan şey olur, Alex frikik golü atar. Topun canı vardır çünkü, kimisini sever, kimisini sevmez. Bunlar olsa olsa şampiyonluğun gelişine katkı sağlar, komplo teorilerinin manası yok. Keza gördüğüm ve söylenenler kadarıyla iyi de oynamış Fenerbahçe, atarmış zati golünü şampiyonluğun bilinciyle kurulan Kadıköy baskısında…

Turgay‘ın golünü yakalayamadım ama Kayserisporlu futbolcuların itirazlarına denk geldim. Hemen ardından da Ivankov‘un penaltı golü. Kayserispor karşısında 2-0 kazanan Bursaspor, hem Fenerbahçe ile arasındaki farkı korudu hem de Şampiyonlar Ligi vizesi aldı. Maça Şampiyonlar Ligi müziğiyle girmişlerdi, en kötü ihtimal o yolda ön eleme oynama şansını elde ettiler. Bu aynı zamanda Galatasaray‘ın şansının bittiği anlamına geliyor tabii. Şimdi gözler Ankaragücü-Fenerbahçe maçında. Haftayı bay geçen Bursaspor, aklın yanında taraftar olarak da Ankara’da olacaktır. Bir kayıp Bursaspor’a, bir galibiyet Fenerbahçe’ye, artık son haftaya taşınması kesin olan şampiyonluk yolunda büyük avantaj sağlayacak…

Organik Futbol Anasayfa »

Gel(e)miyorlar…

Yazar: Oğuz Öztürk 16 Nisan 2010 | Yorumsuz!

Bir Altta Kubilay Türkyılmaz’dan bashettik. Gurbetçi futbolcu ekolünün en önemli yıldızlarından biri olan Kubilay Türkiye’de forma giymişti… Peki ya Türikye’ye bir türlü gelmeyenler?

Bir zamanlar asla gelmez denilen Hakan Yakın, Murat Yakın gibi isimler Türkiye’de top koşturdu ancak birkaç isim Türkiye ile oynanan maçlar dışında bir türlü Türkiye’ye gelemedi…

Mehmet Scholl en güzel örneklerden…

Almanya’da makine mühendisi olan ve annesi ile kendisini bırakıp giden babasına bir hayli kızgın olduğu için Türklere sıcak yaklaşmayan Scholl, Karlsruhe’den sonra Bayern’e geçti ve hiçbir zaman Türk takımlarının tekliflerini kabul etmedi.

Tıpkı Scholl gibi İsviçre’de oynayan Ertan İrzik‘te türk takımlarının gözdelerindendi. Ancak o da bir türli takımlarımızın tekliflerine yanaşmadı.

Peki günümüzde Türkiye’de oynamasını istediğimiz fakat gelmesi bir hayli zor olan Türk futbolcular kimler?

Tahmin ettiğiniz gibi en önemli aday Nuri Şahin… Fakat siz de takdir edersiniz ki Dortmund‘da el üstünde olan Nuri’nin şimdilerde Türkiye’ye gelmesi oldukça zor görünüyor. Fenerbahçe’li Daum’un Nuri’yi çok beğendiğini her daim dile getirdiğini de hatırlatalım…

Hamit ve Halil Altıntop kardeşler için Nuri Şahin’den bir nebze daha ılımlı olduklarını söylemek mümkün. Fakat Hamit’in Bayern Münih’teki başarılı oyununu gördükçe bu işte çıkmaza giriyor. Zira Van Gaal’inde onu bırakma niyeti olduğunu pek sanmıyorum.  Hamit’in adı Galatasaray sağ beki ile anılsada o şimdilik sadece Türk milli forması ile mutlu görünüyor…

Mesut Özil, Yıldıray Baştürk ve Gökhan İnler diğer isimlerden bazıları…

Mesut Özil’in kesinlikle Türkiye defterinin kapalı olduğunu biliyoruz. Hele ki şimdilerde adı Chelsea ile bile anılmaya başlamışken ve Alman milli takımında sırtına 10 numarayı geçirmişken… Gökhan İnler’inde Udinese’nin vazgeçilmezlerinden biri olması herşeyi zora sokuyor… Yıldıray Baştürk’ün adı 3 büyüklerle anılmayalı yıllar oluyor ancak yakın zamanda Eskişehirspor ile adı geçmişti fakat transfer gerçekleşmemişti…

Kubilay, Yakın kardeşler gibi isimleri ülkemzide oynamaya ikna ettik, bakalım bu isimleri ligimizde görebilecek miyiz?

Organik Futbol Anasayfa »

Eskişehirspor 2-1 Galatasaray

Yazar: Muharrem Belge 9 Mart 2010 | Yorumsuz!

Şartlar dahilinde hücum futbolunun yerine savunma futbolu oynamak zorunda kalan ve ilk planda istediğini de elde eden Frank Rijkaard‘ın Galatasaray‘ı, savunma futbolunu istediği şekilde sonlandıramazken hücum futboluna geçişi de henüz sağlayamadı. Sürekli “şartlar dahilinde” diye bahsettiğim sakatlıklar, eksiklikler, transferdeki strateji hataları ve performanslardaki inanılmaz düşüşler, Madrid ve İnönü deplasmanlarda istenilenin alınmasına engel olamamıştı. Ama iş beraberlik değil de galibiyet ihtiyacına dayanınca, ağır basan şartlar olmuş, A.Madrid maçından mağlubiyetle ayrılınmıştı.

Kupadan elenen Galatasaray, sanki A.Madrid maçı hiç yaşanmamışcasına başladı ligdeki geri kalan sürece. Kewell ile Baros’un sakatlıklarından oluşan eksiklikler Jo ve Giovani‘nin katılımıyla giderildi, ama Kasımpaşa‘ya karşı. Jo’nun Avrupa Ligi’nde oynayamaması tekrardan sitem edilen bir durum haline gelirken, Giovani de uyum sürecini atlattı. İki ismin zaten etkili olan Caner, Keita, Elano gibi isimlere eklenmesiyle birlikte farklı bir galibiyet ortaya çıktı. Özellikle savunma anlamındaki performans düşüklükleri ise hasır altı edildi. Bunda Kasımpaşa‘nın Galatasaray’ın galibiyetine ortam hazırlayan oyun yapısının da büyük katkısı vardı elbet. O kadar büyük boşluklar bıraktılar ki Giovani ile Keita’nın ekmeğine yağ sürdüler.

Gelgelelim Kasımpaşa karşısında işleyen rahat hücum futboluna Eskişehirspor geçit vermedi. Bütün bir yarı kontrollü oyunla geçti. Her iki takım da oyun düzenini savunmasını sağlam tutarak yakaladığı kontratakları, boşlukları değerlendirme yönünde kurdu. Şartlar dahilinde savunma futbolu oynamak zorunda kalan Galatasaray, Jo’nun katılımına karşın yine tedbiri elden bırakmayarak savunmasına önem verdi. Daha da doğrusu vermek zorunda kaldı. Eskişehirspor‘un sağlam savunması Galatasaray‘ı buna zorladı. Ender pozisyonları bulan takım yine de Galatasaray‘dı, ama bu gol için yeterli olmadı. Gole ulaşan takım ise yakaladığı tek atağı gole çeviren Eskişehirspor oldu. Mehmet Topal‘ın başlattığı Koray‘ın koluyla devam ettirdiği pozisyonda hakem-savunma işbirliğinin hatası golle sonuçlandı.

Devreyi golle kapatan Eskişehir, ikinci yarıya da golle başladı. Savunma bu zamana kadar çokca kez hata yaptı. Ama buna benzer bir dağılmayı Ankaragücü deplasmanında yaptıklarını hatırlıyorum. Bu kez Lucas Neill‘in varlığı da bir etki yapmadı. Çünkü Servet‘in yaptığı hatalar o kadar büyük boyuta ulaştı ki, önlemesi imkansız hale geldi. Hani Servet Çetin ve Mehmet Topal bu oyunlarını halı sahada oynasalar, aynı hataları halı sahada yapsalar, bir daha kimse maça falan çağırmaz. Servet’in halı sahada yenmeyecek çalımlardan bir tanesini daha gözler önüne sermesiyle Eskişehirspor farkı ikiye çıkarmış oldu.

Golden bir 10 dakika kadar sonra Giovani hamlesi geldi Frank Rijkaard‘dan. Futbolculuğuna hiçbir sözüm olamazdı, aksine yere göğe sığdıramazdım. Ama mevkii olarak, çok daha ihtiyaç gereken mevkiiler varken bol alternatifli bir mevkiiye transfer yapılmasına anlam verememiştim. Gösterdiği müthiş performanstan sonra dahi yedek kalmak zorunda olması, sanırım bu söylediğimi haklı çıkarıyor. Bunun yanında ne kadar önemli bir isim olduğunu kişisel yeteneğiyle kazandırdığı penaltı pozisyonu gösteriyor tabii. Giovani‘nin kazandırdığı Elano‘nun değerlendirdiği penaltı ile farkı bire indiren Galatasaray, son 20 dakikaya da umutlu girmiş oldu. Ancak öyle kötü bir 20 dakika oldu ki, futbola ihanet! Sisteme ihanet ederek doldur boşalt yapan oyuncular mı dersiniz, sürenin büyük bölümünü yerde geçiren oyuncular mı, ama sonuç olarak 20 dakikanın çoğu durarak geçti. Sonra Türk futbolu şöyle Türk futbolu böyle diye didinip duruyoruz. Bir bakın bakalım Avrupa liglerinde oyun ne kadar duruyor? Koskoca 20 dakika bomboş geçti! Ve en nihayetinde kazanan Eskişehirspor oldu, hesaplar da iyice karıştı…

Organik Futbol Anasayfa »

Batugol G.Antep’de

Yazar: Ali İhsan Karakaş 22 Temmuz 2009 | 1 Yorum

Gaziantepspor, Serdar Kurtuluş‘un ardından Beşiktaşlı bir başka genç oyuncuyla da anlaştı. Geçen sezon Eskişehir‘de forma giyen genç golcü Batuhan, önümüzdeki yıl kiralık olarak Gaziantepspor‘da oynayacak. Batuhan ve kulubüyle tüm şartlarda anlaşmaya vardıklarını söyleyen Gaziantepspor başkanı İbrahim Kızıl, Batuhan’ın omzundaki sakatlıktan ötürü tedavi gördüğünü ve genç oyuncunun ayın 28′inde kampa katılacağını söyledi. Özellikle sahip olduğu fizik ve yaşı itibariyle büyük beklentilerin olduğu golcü oyuncu Eskişehir macerasında futboldan çok özel hayatıyla anılmıştı. Umarım yeni sezonda daha farklı bir Batugol izleriz…

Organik Futbol Anasayfa »

Eskişehirspor’un Yeni Kaptanı Ümit Karan

Yazar: Ali İhsan Karakaş 9 Temmuz 2009 | Yorumsuz!

Ümit’in takımda bir lider konumunda olduğunu söyleyen Rıza Çalımbay, kaptanlık pazubandını Ümit Karan‘a vermiş. Galatasaray‘da da bu göreve aday bir isim olmasına rağmen Ümit’e kolay kolay sıra gelmiyordu.Galatasaray’da edindiği tecrübeleri Anadolu’daki genç isimlere aktarmasını dilediğim Ümit Karan, umarım Es Es‘le başarılı olur. Eskiden Gençlerbirliği’nde ve Ankaraspor’da olduğu gibi Ümit’in yine büyük takımlara karşı büyük maçları boş geçmeyeceğini düşünüyorum. Bundan sonra belki Anadolu’da, ama 99 numara, yine İstanbul takımlarının canını yakmaya devam edecektir.

 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Kazakistan 0-3 Türkiye

Medya'dan Haberler

Şampiyonluğa Yürekten İnanıyorum

Galatasaray'da herhangi bir krizin

olmadığını belirten Adnan Polat,

kötü başladıkları sezonu şampiyon

bitireceklerine yürekten inandığını söyledi.

Kolay Olmayacak

Kazakistan galibiyetini değerlendirirken

zaman zaman yaşanan konsantrasyon

eksikliklerine değinen Guus Hiddink,

"Belçika maçı kolay olmayacak" dedi.

Nihat Efsaneler Arasında

Kazakistan'ı 3-0 yendiğimiz maçta

1 gol atan Nihat Kahveci, milli formayla

19 gole ulaştı ve efsane isimler Metin

Oktay ile Cemil Turan'ı yakaladı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.