Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Muharrem Belge 14 February 2010 | Yorumsuz!

İyi bir futbolla elde edilen 3-0 ‘lık Bursaspor galibiyeti sonrası çıkışa geçmesi beklenen Fenerbahçe, tam aksine çok kötü bir sürece girdi. Diyarbakırspor maçında kaybedilen 2 puanın ardından, haftaiçinde tarihi bir hezimetten son saniye golüyle kurtulmuşlardı. Kayserispor ve Beşiktaş’ın mağlup olduğu, Galatasaray‘ın ise hükmen kazandığı haftada çıktıkları önemli Manisa deplasmanında ise 2 puan daha bıraktılar. Hatta 1 puanı kurtardılar dersek çok daha doğru olur. Maç boyu topun kontrolünü sağlamalarına karşın, ilk 15 dakika dışında özellikle son bölgede etkili olamadılar. Manisaspor ise vasat bir takım olması ve etkili hiçbir hamle yapmamasına rağmen ender yakaladığı pozisyonların ikisini değerlendirerek galibiyet şansını dahi buldu ama son saniyedeki gole engel olamadı. Bu sonucun ardından haftayı maç yapmadan geçen Galatasaray tam anlamıyla turnayı gözünden vurarak liderliği elde etti.
Daha önce yaşanmış mıdır bilinmez ama gayet ilginç. Galatasaray bay geçtiği haftada liderliğe yükselmeyi başardı. Maç öncesi bu durumun olabilirliği konuşulurken Manisaspor‘un yapacakları değil Fenerbahçe‘nin yapamayacakları üzerinden bir beklenti vardı ama en nihayetinde bu tür bir sonuç sürpriz olacaktı, öyle de oldu. Ne demek istediğimi biraz açayım tabii. Bir ligin kalitesinden bahsedilecekse eğer, büyük takımları zorlayabilecek takımlardan bahsetmek gerekir. Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor gibi iyi günlerinde oldukları vakit büyük takımları mağlup edebilecek kapasitede olan takımların çokluğu ligin kalitesini artırır. Ama Manisaspor gibi vasat takımlar ile olan maçlarda ise sonuç tamamen büyük takıma endekslidir. Büyük takım oyunu tamamen kontrol ettiği için iyi veya kötü sonucu da kendi elleriyle çizer. Örnekten yola çıkarsak beraberliği Fenerbahçe‘nin başarısızlığı olarak görmek lazım, Manisaspor‘un başarısı olarak değil. Manisaspor iyi oynadığı için almadı bu sonucu, aksine çok kötü oynamalarına karşın, Fenerbahçe bu durumu değerlendiremediği için geldi 2-2′lik beraberlik, bir başka deyişle. Nitekim tüm kontrolü elinde bulunduran Fenerbahçe, oyunu tamamen idare eden, yönlendiren Fenerbahçe, çok vasat bir takıma karşı galip gelmeyi başaramayarak taraftarlarına da büyük hayal kırıklığı yaşatmış oldu.

Henüz ilk dakikalarda oyunun bütün kontrolünü eline alan ve maça iyi başlangıç yapan bir Fenerbahçe takımı vardı sahada. Manisaspor yarı sahasında yakaladıkları büyük boşlukları gayet iyi değerlendirdiler. Özer, Alex, Mehmet Topuz ve Semih gibi isimlerin dar alanda yaptıkları etkili paslar ile kısa sürede çok şans buldular. Özellikle gol pozisyonunda Alex’in topa dokunmadan yaptığı asist gayet şıktı. Ancak bu iyi görüntü gole kadar sürdü. Aynı etkinliği maçın tamamına yaymayı başaramadılar. Devre boyunca Manisaspor‘un yaptığı 103 isabetli pasa karşın, 207 isabet yakalamaları gibi cidden önemli istatistikler yakaladılar ama verdikleri tek pozisyonda golü yemeleri bütün bu üstünlüğü anlamsızlaştırdı. Tek kale oynamak olarak nitelendiren bir durumda soyunma odasına 1-1 beraberlikle gitmek de ayrı bir başarıdır hani. Benzer bir durumdan Galatasaray-Antalyaspor maçında bahsetmiştim, kişisel blogumda. Büyük küçük takım ayrımı yapmaksızın, oyunun bütün kontrolünü elinde tutan bir takımın bu kadar basit gol yemesini aklım almıyor.
İkinci yarı da bazı ufak farklılıklar dışında aynı doğrultuda geçti. 222′ye 592 isabetli pas ile yüzde 34′e yüzde 66 topla oynama istatistikleri oyunu kimin yönlendirdiğini, hangi takımın üstünlük kurduğunu net bir şekilde gösteriyor. Ama iş kontrol etmekle bitmiyor. Bu oyunu topu kontrol eden değil, iyi değerlendiren kazanıyor. Sen sayısız gol fırsatı bulabilirsin, 89 dakika rakibe top göstermeyebilirsin, ama o kalan 1 dakikada yediğin gol her şeyi yıkar geçer. Metin Türel‘in meşhur bir sözü var ya hani, “Hagi sana 40 metreden bir çakar, nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri” diye, işte o misal. Oyunu Manisaspor kalesine yıkan Fenerbahçe ilk 15 dakikadaki etkinliği bir türlü sağlayamayınca son bölgede etkili olmayı başaramadı. Manisaspor‘un daha derli toplu bir oyun oynamasının ve ilk yarıdaki boşlukları vermemesinin de etkisi var elbet. Ama bu kadar üstünlük kurduğun, oyunu rakip kaleye yıktığın bir maçta golü bulamıyorsan, aksine kalende verdiğin her pozisyon gole dönüşüyorsa ve Manisaspor gibi çok vasat hatta kötü bir takıma karşı puan kaybediyorsan ya da bir başka deyişle bir puanı son saniyede kurtarıyorsan sonucuna da katlanırsın. Bu akşam ciddi bir kayıp verdi Fenerbahçe…
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Muharrem Belge 13 February 2010 | 7 Comments

Yıldırım Demirören aşağıdaki takımlardan hangisinde başkanlık yapmaktadır?
A)Gaziantepspor B)Fenerbahçe C)Trabzonspor D)Beşiktaş
Öncelikle herkese sevgiler ve saygılar. Bu tarz ortamları, oluşumları her zaman için bir aile olarak görmüşümdür. O nedenle beni organikfutbol.com ailesine davet ettikleri için bir teşekkür borçluyum. Umarım uzun süreli bir aile ortamı sağlayabiliriz. Aylardır kişisel blogumda yazılar yazıyorum. Ancak farklı bir ortamda bulunmanın, farklı bir okuyucu kitlesine hitap etmenin ve özellikle farklı konulara da değinecek olmanın heyecanını taşıyorum. Hakan Şükür’ün yazılarına “Babamın Fenerbahçe’si” ile başlaması gibi ben de ilk yazımda Beşiktaş hakkında birkaç kelam etmek istiyorum, tabii izninizle.
O halde gelelim günün sorusuna. En az Gaziantepspor başkanının kongre sonrası Yıldırım Demirören‘i tebrik eden açıklaması kadar ironik bir soru. İronik ama tamamıyla gerçek. İnternet üzerindeki bir bilgi yarışmasında rastladığım ironik ama gerçek bir soru bu. Hani şıklar arasında doğru cevabın yanısıra şaşırtıcı cevaplar da yer alır ya, Gaziantepspor seçeneği bu bakımdan tam uygun bir şık olmuş tabii. Bursaspor‘un Beşiktaş ile, Kayserispor‘un ise Galatasaray ile rakip olma, polemik yaratma çabası, bir başka deyişle adlarının büyük takımlarla birlikte anılması için yaptıkları davranışlar ne kadar itici, ne kadar yanlış ise eğer, Beşiktaş ile Gaziantepspor arasındaki transfer muhabbeti de bir o kadar yanlış. Özhan Canaydın dönemini yaşayan biri olarak Yıldırım Demirören yönetiminin artık espriye vurulan icraatlerini ve tüm bu olanlardan sonra bile ‘devam’ kararı alınmasını hayretle izliyorum. Bu akşamki ciddi kayıbı da Murat Ceylan veya Julio Cesar transferiyle telafi etmeye çalışır artık.

Beşiktaş camiası çok önemli bir kongre sürecini geride bıraktı. Bu süreçte önlerindeki üç yıl ile alakalı çok önemli bir karara varılacaktı. Ama tam bir kaos ortamının içinde kalmayı tercih ettiler. Bunca insanın ‘yeter‘ dediği bir ortamda alınan binlerce oy pek şaşırtıcı da değil aslında. En azından güzide ülkemizde bu işler böyle yürüyor. Recep İvedik’i milyonlar izler ama kime sorsanız ‘ıyy, iğrenç’ diye tepki gösterir. Aşk-ı Memnu’daki çarpık ilişkiler herkesin tepkisini çekiyor olsa da raytinglerde ilk sıradadır. Beşiktaş camiası da hemen herkesin ‘yeter’ dediği bir ortamda ‘devam’ kararı alarak, bu kervana katıldı. İşin en kötü yanı, bu karar kongre öncesi Yıldırım Demirören aleyhine yazdığı yazılar ile tanınan kimilerinin kongre sonrası Yıldırım Demirören’in başarısından söz ettiği ve tribünde yeter diyen diğerlerinin kongrede alkış tuttukları bir ortamda alındı. Hadi kimileri BJK TV’nin başına geçecek, peki ya diğerleri? Önemli olan Beşiktaş’ın geleceği midir, yoksa kişisel çıkarlar mıdır? Kongrede oy veren binlerce kişi ilk seçeneği ön planda tutsaydı bu sonuç çıkmazdı elbet. Ama kimbilir belki de oy verenlerin bir kısmı özellikle ikinci seçeneği tercih etmek için üye olmuştur!?
Beşiktaş camiasında ‘yeter‘ diyenlerin yeri olmadığı anlaşıldı ama bu dakikadan sonra nasıl bir yol izleneceğini merakla bekliyorum, her ne kadar çabaları bir işe yaramıyor olsa da. Yalnız bugünkü tablodan sonra şunu söylemeliyim. Yıldırım Demirören yönetimi ile ‘devam’ kararı alınmış olmasına karşın ‘yeter’ diyenler elbette susmayacak, kabuklarına çekilmeyecek. Normali de doğrusu da budur. Ama bunu yaparken takıma karşı durdukları pozisyonu iyi seçmeliler. Bugün Gaziantep‘te gösterilen tepki hiç de doğru bir tepki değildi mesela. Takımının yanında olman gerektiği anda tepki göstermeyi seçiyorsan eğer, o takımdan sahada başarılı olmasını bekleyemezsin. En azından buna hakkın olmaz. Yıldırım Demirören yönetimi kadar takımın da suçlu olduğunu düşünebilirsin ve bu sebeple sitem edebilirsin. Ama bunun yolu maç öncesi tepki vermek olmasa gerek. Gaziantep’e G.Birliği galibiyetiyle gelen bir takımı ‘aşkımız sizlere değil’ diye karşılamak da neyin nesidir? O sitemin vakti şimdidir, maç öncesi değil.
3 büyükler tanımı malumumuz. Büyük takım kavramı hakikaten farklı bir olay. 100 yıllık camiaların 14 yıl boyunca şampiyonluk yaşamaması bile büyüklüklerini yok etmeye yetmez. Ama elbet kendilerini tekrardan göstermeleri gerekir. Kanıtlamak kelimesi doğru olmayabilir, artık kanıtlayacakları bir durum yok, ama tekrardan vitrine çıkmaları gerekir. Geçen sezon elde edilen çifte zafer yok sayılamaz. Ama bu şampiyonluğun Sivasspor’a karşı elde edildiği de gözardı edilemez. Fenerbahçe’nin 4., Galatasaray‘ın 5. olarak çok kötü bir sezon geçirdikleri ortamda Beşiktaş’ın vasat performansı bile şampiyonluğa yeterdi. Nitekim öyle de oldu. O nedenle bu sezon yapacaklarının daha fazla önem arzettiğine inanıyorum. 2003′te elde ettikleri şampiyonluktan sonra yaşanan sürecin atlatıldığını, tekrardan geri döndüklerini iddia ediyorlarsa eğer, bu sezon başarılı olmaları şart. Aksi takdirde geçen sezonki çifte kupaya rağmen kayıpları büyük olur ve çok daha kötü bir sürece girerler.

Galatasaray‘ın A.Madrid-Beşiktaş-A.Madrid üçgeni gibi Beşiktaş‘ın Gaziantepspor-Galatasaray-Kayserispor üçgeni de sezonun en kritik virajı. İşte böylesine ciddi bir sürece Gençlerbirliği galibiyetiyle giren Beşiktaş, sürecin ilk raundundan büyük yara alarak çıktı. Geçen haftaki Beşiktaş’ın yerinde yeller eserken, Gaziantepspor‘un oynadığı futbol ise tek kelimeyle şahaneydi. Hücuma çıkmakta inanılmaz zorlanan Beşiktaş’ın ilk yarıda Bobo’nun yakaladığı ve ofsayt ile kesilen poziyonu dışında elle tutulur bir tarafı yoktu. Gaziantepspor ise yakaladığı büyük boşlukları müthiş değerlendirdi. Hızlı ve etkili bir şekilde çıktığı hücumlarda müthiş pozisyonlar yakaladı. Julio Cesar‘ın attığı golün yanısıra kaçırdığı bir gol var ki, kelimelerle ifade edilemez. Yine Sivok’un kaptırdığı topta yakaladığı bir net pozisyonu daha var. Serdar Kurtuluş‘un üst direkte patlayan topu, İvan‘ın Rüştü’nün son anda çıkardığı şutu ve daha nicesi. Biraz şans biraz dikkat ile çok büyük bir fark yakalayabilirdi Gaziantepspor. İkinci yarıya da aynı hızda başladıkları maçta 2.gol Deumi’den geldi. Olcan’ın kullandığı kornerde müthiş bir kafa vuruşu yaptı. Sonrasında Beşiktaş’ın ilk yarıdaki gibi yakaladığı ender pozisyonların varlığı konuşulabilir. Ama daha gerçekçi olan Gaziantepspor‘un kaçırdığı farktan bahsetmek olur.
Gaziantepspor bu sonuç ile birlikte 7 yıllık aranın ardından galibiyete ulaşmayı başardı. Beşiktaş ise şampiyonluk yolunda varım deme şansını erteledi. Galatasaray ve Kayserispor maçları ile ya son bir şansın peşinde koşacaklar ya da tamamen havlu atacaklar. Son olarak şu notları düşmek isterim. Hakem hakkında konuşmak istemiyorum diyerek günlerce hakem konuşanlardan değilim. Ortada net bir hata varsa aynı netlikte söylemekten yanayım. Son günlerde kasap futbolcular konusu gündemi meşgul ediyor ya hani, Sivok‘un rakibinin sırtına attığı tekmeyi müthiş bir örnek olarak not düşmek gerek. Bu hareket kırmızı kart değil de hangi hareket kırmızı karttır, sorarım? Sert futbol farklı bir olay, futbolla alakası olmadan rakibi sakatlamaya yönelik atılan tekmeler farklı bir olay. Avrupa Liglerinin birçoğu çok sert geçer ama bu sertlik topadır. Tamamen rakibi hedef alan tekmeler futbolu çirkinleştiren unsurlardan biri oluyor. Hakemler bu tür pozisyonları cezalandırmadığı sürece de futbol çirkinleşmeye devam ediyor. Milyondolarlık yayın ihalelerinin döndüğü bir ortamda Turkcell Kasap Lig midir bizim izleyeceğimiz!?
Bu önemli maçta karşılaşan eski dostları not düşerek bitirelim. Gaziantepspor‘dan büyük meblağlarla transfer edilen İsmail ve Tabata ilk kez Kamil Ocak Stadı’na rakip takım formasıyla çıkarken, Serdar Kurtuluş da eski takımı Beşiktaş’a karşı mücadele etti. Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman da yine yolu Gaziantepspor’dan Beşiktaş’a düşen isimler. İki takım arasındaki transfer münasebetine yazının başında değinmiştik zaten. Eski dost Tomas‘ı bu topraklarda görmenin sevindirici olduğunu ekleyerek, iyi geceler diliyorum…
Etiketler: 2009-2010 sezonu, beşiktaş, BJK TV, Futbol, Gaziantepsor - Beşiktaş, Gaziantepspor, Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş, Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş maç özeti, Maç Özeti, Turkcell Süper Lig, Yıldırım Demirören
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 10 February 2010 | Yorumsuz!

İşte bu haftanın futbol ekranı;
10 Şubat Çarşamba
16.30 Trabzonspor-İstanbul Büyükşehir Belediye => TRT 1
20.00 Galatasaray-Antalyaspor => TRT 1
20.00 Bayern Münich-Greuther Fürth => Kanal A
21.30 Osnabrück-Schalke 04 => ZDF
21.45 Motherwell-Rangers => Futbol Smart
21.45 Arsenal-Liverpool => Spormax – Lider TV
21.45 Parma-Inter => NTV Spor
11 Şubat Perşembe
16.30 Denizlispor-Manisaspor => TRT 1
20.00 Bursaspor-Fenerbahçe => TRT 1
Etiketler: Arsenal-Liverpool, Bursaspor-Fenerbahçe, Denizlispor-Manisaspor, Futbol, futbol ekranı, Galatasaray-Antalyaspor, Hangi Maç Hangi Kanalda, Motherwell-Rangers, Osnabrück-Schalke 04, Parma-Inter, Trt 1, Zdf
Kategori: Medya
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 7 February 2010 | Yorumsuz!

A Grubu
Almanya
Türkiye
Avusturya
Belçika
Kazakistan
Azerbeycan
B Grubu
Rusya
Slovakya
İrlanda Cumhuriyeti
Makedonya
Ermenistan
Andora
C Grubu
İtalya
Sırbistan
Kuzey İrlanda
Slovenya
Estonya
Faroe Adaları
D Grubu
Fransa
Romanya
Bosna Hersek
Belarus
Arnavutluk
Lüksemburg
E Grubu
Hollanda
İsveç
Finlandiya
Macaristan
Moldova
San Marino
F Grubu
Hırvatistan
Yunanistan
İsrail
Letonya
Gürcistan
Malta
G Grubu
İngiltere
İsviçre
Bulgaristan
Galler
Karadağ
H Grubu
Portekiz
Danimarka
Norveç
Kıbrıs Rum Kesimi
İzlanda
I Grubu
İspanya
Çek Cumhuriyeti
İskoçya
Litvanya
Lichestein
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 3 February 2010 | Yorumsuz!

İşte bu haftanın futbol ekranı;
3 Şubat Çarşamba
17.00 İstanbul Belediye-Trabzonspor => TRT 1
19.45 Zalgiris-CSKA Moskova => Spormax
20.00 Antalyaspor-Galatasaray => TRT 1
21.15 Ajax-Roda => Euro Futbol
21.45 Leeds United-Tottenham => NTV Spor
4 Şubat Perşembe
17.00 Manisaspor-Denizlispor => TRT 1
20.00 Fenerbahçe-Bursaspor => TRT 1
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 8 January 2010 | Yorumsuz!

İşte bu haftasonunun heyecan dolu spor ekranı;
9 Ocak Cumartesi
03.30 San Antonio Spurs-Dallas Mavericks => NTV
14.45 Hul City-Chelsea => Spormax
17.00 Arsenal-Everton => Spormax
17.00 Vitesse Arnhem-Kayserispor => Star TV
17.30 Denizlispor-Sivasspor => TRT 3
19.00 Roma-Chievo => NTV Spor
19.30 Birmingham-Manchester United => Spormax
20.30 Beşiktaş-Hamburg => Star TV
20.30 Trabzonspor-Denizli Belediyespor => TRT 1
21.00 Sevilla-Racing Santander => NTV
21.45 Inter-Siena => NTV Spor
10 Ocak Pazar
13.30 Beko All-Star 2010 => Spormax – SKY Türk
13.30 Orduspor-Galatasaray => TRT 1
15.30 West Ham-Wolves => Spormax
16.00 Napoli-Sampdoria => NTV Spor
18.00 Liverpool-Tottenham => Spormax – Lider TV
20.00 Real Madrid-Mallorca => NTV
20.30 Eskişehirspor-Fenerbahçe => TRT 1
21.45 Juventus-AC Milan => NTV Spor
22.00 Tenerife-Barcelona => NTV
Etiketler: Beko All-Star 2010, Beko All-Star 2010 Kayseri, Beşiktaş-Hamburg, Eskişehirspor-Fenerbahçe, Futbol, Haftasonu Spor Ekranı, Hangi Maç Hangi Kanalda, Juventus-AC Milan, Liverpool-Tottenham, Orduspor-Galatasaray, Real Madrid-Mallorca, Roma-Chievo, San Antonio Spurs-Dallas Mavericks, spor, Tenerife-Barcelona, Trt 1
Kategori: Medya
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Oğuz Öztürk 4 January 2010 | Yorumsuz!

1949′un Mayıs ayı, Torino futbol tarihinin en kötü günü…
***
İkinci Dünya Savaşı yeni bitmişti ve İtalya’da kaybedilen savaştan sonra halk adeta futbola sarılmıştı. O yıllar İtalya’da da Futbol Torino demekti, Torino’da büyük yıldız Mazzola… Futbolla yatıp futbolla kalkan İtalyan halkı, Mussolini’nin onlara bıraktığı yıkılmış bir ülkede ancak böyle mutlu oluyorlardı. Ülkenin Kuzeyi Torino sayesinde kıpkırmızıydı adeta. Torino İtalya için o kadar önemliydi ki, 1947 yılında İtalya-Macaristan maçında milli takım kadrosunda tam 10 Torino’lu futbolcu bulunuyordu. Daha Juventus efsanesi yokken Filadelfia Stadyumu A.C Torino ile inliyordu.
***
1949 Mayıs ayına gelindiğinde Torino İtalyan Ligi’nde geçilen 3 sezon gibi dördüncü kez şampiyon olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu. Takımın en formda olduğu dönemde Benfica’lı Ferrera‘nın jubile maçın için Torino Portekiz’e davet edilmişti. Uçak Lizbon’a gitti ve bu ‘dostluk’ maçı kaybedildi. Benfica’lı Ferrera uğurlandı. 4 Mayıs 1949 günü Alpler yağmurunu en şiddetli biçimde Torino’ya bırakırken, Lizbon’dan dönen Torino uçağı kuleden iniş izni istemişti. Fakat sis görüşü büyük ölçüde engelliyordu. Akşam üstü saat beşte ‘Haydı Toro, Grande Torino!’ tezahüratları bir anda kesildi. Torino futbol takımını taşıyan uçak, 672 metre yüksekliğindeki Superga tepesine kurulu bazilikaya çakıldı. Uçaktaki 18′i takım oyuncusu olmak üzere, kulüp yöneticileri ve gazetecilerden oluşan 31 kişi kazada hayatını kaybetti.
***
6 Mayıs 1949 günü 31 kişi devlet töreni ile uğurlandı. Madama Meydanı’nda toplanan 500 binden fazla İtalyan da neye ağlayacağını bilemedi. Büyük Torino’ya mı, İtalya futboluna mı, yoksa İtalya’ya mı? Uçağın çarptığı Superga bazilikasının duvarı ise şimdi bir mabet gibi. Bazilikanın içinde Sardunya ve Savoy krallıklarına mensup 61 kişinin mezarı, dışında ise 31 kişi için taş bir anıt var. İtalyan Futbolu bir şekilde bu kazanın yaralarını sardı ama Torino bir daha hiç eski Torino olamadı. İtalyan futbolunun bir bölümüne damgasını vurmuş olan taş gibi bir takımdan geriye şimdi salt bir taş kalmıştır; bu rüya takım için dikilen anıt…
***
1949 Torino Kadrosu :
Valerio Bacigalupo
Aldo Ballarin
Dino Ballarin
Milo Bongiorni
Eusebio Castigliano
Rubens Fadini
Guglielmo Gabetto
Ruggero Grava
Giuseppe Grezar
Ezio Loik
Virgilio Maroso
Danilo Martelli
Valentino Mazzola
Romeo Menti
Piero Operto
Franco Ossola
Mario Rigamonti
Julius Schubert
Etiketler: Ferrera, Filadelfia Stadyumu, Futbol, Grande Torino, İtalya, İtalyan Futbolu, Mazzola, Mussolini, rüya takım, Torino, Torino 1949, uçak kazası
Kategori: Futbol
Önceki Yazılar
Sonraki Yazılar