Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 14 May 2010 | Yorumsuz!

Tarih: 14 Mayıs 2006
Yer: Ali Sami Yen / İstanbul
2005-2006 sezonu, Galatasaray’ın en kabus başlangıçlardan birini yapıp, en unutulmaz şekilde sonlandırdığı sezonların başında gelir sanırım. 2004-2005 sezonunda şampiyonluğu Fenerbahçe’ye, son Şampiyonlar Ligi biletine de Trabzonspor’a kaptıran Galatasaray, pek alışık olmadığı şekilde Uefa Kupası 1. tur maçlarıyla başladı yeni sezona ve Norveç’in Tromsö takımına elenerek büyük bir hayal kırıklığıyla erkenden kapattı Avrupa defterini. Ligin ilk yarısı boyunca da Fenerbahçe’nin gölgesinde kalan sarı-kırmızılılar devre arasına girerken liderden tam 4 puan gerideydi. İkinci yarının açılış maçında Fenerbahçe, Gençlerbirliği’ni Kadıköy’de 3 golle geçerken Galatasaray, herkesin ilk defa gördüğü bir gencin, Aydın Yılmaz’ın son dakika golüyle 3 puanı zor kurtarıyordu Konya’da. Daha önce Ümit Karan’nın Ankaragücü’ne, Hasan Kabze‘nin Gaziantep’e, Hakan Şükür’ün Erciyes’e attığı gibi bir son dakika golü yetişiyordu imdada. Ama bu gol Galatasaray’ın lige erken havlu atmasını engellediği gibi bir yandan da unutulmaz bir hikayenin belki de ilk sayfasını oluşturuyordu. Ligin devamında Fenerbahçe’nin önde götürdüğü ama her hafta arkasında Galatasaray’ın tehdidini hissettiği bir sezon oluyordu.
Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki rekabet Türkiye Kupası’na da yansıyor, iki takım çeyrek finalde eşleşiyordu. Kadıköy’deki ilk maçı 2-1 kazanan Fenerbahçe, rövanşta 3-2 mağlup olmasına rağmen deplasman golü avantajıyla yarı finale yükseliyor, turun sevincini de Tuncay’ın hindi baba tezahüratlarıyla kutluyordu Sami Yen’de. Böylelikle Uefa’dan sonra Türkiye Kupası hedefi de gidiyor, elde bir tek lig kalıyordu Galatasaray için. Bitime 4 hafta kala iki takım kafa kafaya giderken, 30. haftada Fenerbahçe, Arda Turan’lı Manisaspor deplasmanında 5′lik oluyor ve Kadıköy’deki derbi öncesi 3 puan geri düşüyordu. Ancak söz konusu derbi ve Kadıköy olunca bir hafta önce 5 yiyen takım, ertesi hafta 4 atabiliyordu. Sami Yen’de Nobre’nin golüyle 1-0 kazanan Fenerbahçe bu maçı da Appiah, Luciano, Alex ve Anelka‘nın golleriyle 4-0 kazanarak hem tekrar puanları eşitliyor hem de 2′li averajda üstünlük sağlıyordu. Yine de sonuna kadar takibe kararlı olan Galatasaray için sondan bir önceki hafta istikamet İnönü’ydü. Şike dedikodularının gölgesinde geçen maçta Tümer’in golü Beşiktaş’ı öne geçiriyor, aynı zamanda oluşan tablo Fenerbahçe’nin şampiyonluğu anlamına geliyordu. Ancak o bahar akşamında unutulmaması gereken bir isim, Hasan Kabze çok geçmeden beraberlik golünü atıyor, maçın son dakikaları renkleniyordu. Beşiktaş taraftarı bol bol Zalad’ın kulaklarını çınlatırken bitime 17 saniye kala Hasan Kabze bir kez daha sahneye çıkıyor ve yine o deniz tarafındaki kalenin filelerini havalandırıyordu. Galatasaray o sezonki bir başka mucizevi galibiyetini alırken, şampiyonluk şansını matematiksel olarak son haftaya taşımayı başarıyordu.
Son haftaya kadar değişmeyen tabloda herkes, Denizli’de Fenerbahçe’nin alacağı galibiyetle sezonun şampiyonunu bekliyordu artık. Ancak Denizlispor’un da önünde küme düşme gibi ciddi bir tehlike vardı. Ama zaten Galatasaray’da son hafta lig 3.sü taş gibi Kayserispor’la karşılacaktı. Takımını son kez alkışlamak ve onları gönüllerin şampiyonu ilan etmek için Sami Yen’e giden binlerce taraftar, müthiş bir ambians yaratarak sanki şampiyon olmuş gibi karşılıyordu oyuncuları. Futbolcularda bu sevginin karşılığını güzel oyun ve 3 golle veriyor, artık son düdüğü bekliyordu. Ancak o dakikalarda olan oluyor, Denizlispor Mustafa Keçeli’nin golüyle 1-0 öne geçiyordu. Galatasaray’ın 14 senelik şampiyonluk hasretinin son bulduğu 1987′de, Erol’un atmış olduğu, yine bir Denizlispor golüne Galatasaray’lıların verdiği tepkiyi göremeyenler için tarihin yaptığı en büyük kıyak, en unutulmaz tekrar gösterimdi sanırım bu gol. Bundan sonra ise ne anlatılacak gibi, ne de unutulacak gibi bir 16 dakika yaşanıyordu Sami Yen’de.
İşte Melih Gümüşbıçak’ın anlatımıyla, Denizli’den gelen gol haberi ve Galatasaray’ın 16. şampiyonluğuyla son bulan o 16 dakika…
Unutulmaz Anlatımlar Serisi‘nin diğer yazıları için tıklayınız…
Etiketler: 14 Mayıs 2006, Anelka, Denizli'den Gelen Gol Haberi, galatasaray, Galatasaray'ın 16. Şampiyonluğu, Galatasaray-Kayserispor, Hasan Kabze, Mustafa Keçeli, şampiyon, Unutulmaz Anlatımlar
Kategori: # Unutulmaz Anlatımlar, Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 24 August 2009 | Yorumsuz!

Rijkaard’ın rotasyonu Estonya’ya ertelediği maçta, Galatasaray yine alışılmış 11 ile başladı maça. Geçen sezonun en az gol yiyen ekibi olan Kayserispor’un bu maçta da defansif bir oyun oynayacağı görüşü hakimdi. Ama Tolunay Kafkas daha önce Galatasaray’a karşı katı savunma yapmayı tercih eden takımların akıbetinden ders almış olacak ki oyunu daha ileride oynatmayı seçti. Bu durum ilk dakikalarda Galatasaray’ı zorladı. Maça çok istekli başladılar ve ilk tehlike de Cangele‘yle Kayseri’den geldi. Galatasaray’ın ortasındaki Ayhan ve Sarp, dirençli Kayseri karşısında başlarda sıkıntı yaşadı.
Galatasaray için kilit niteliği taşıyan ilk gol ise yine bir duran toptan geldi. Sabri’nin ortasına Arda mükemmel bir vole vurdu. Topa kaleciden önce müdahele eden Baros da topu ağlara gönderdi. Ama gol faul kokuyordu. Nitekim Kayserili futbolcuların yoğun itirazı oldu. Tartışılabilecek bir pozisyon..

Golü bulduktan sonra daha rahat oynamasına rağmen Galatasaray pozisyona girmekte zorlandı. Aydın ve Baros’un son paslardaki isabetsizliği kadar savunmanın da hakkını vermek lazım. Özellikle Rijkaard‘ın verdiği fırsatları Netanya maçı haricinde gereği gibi kullanamadığına inandığım Aydın, ilerde çok top kaybı yaptı. Bunlar kontraatak olarak geri döndü. Aydın, Kewell kadroda olmadığı için bugün 90 dakika forma şansı buldu. Ama iyileştikten sonra Kewell’ın arkasında kalır gibi.
Mağlup duruma düşmesine rağmen etkili oyunun devam ettiren Kayserispor’da bir duran topla eşitliği sağladı. Servet’in kaçırdığı Makukula skoru dengeledi. Galatasaray’ın yediği nadir gollerin son örnekleri hep yan toptan. Servet gol pozisyonunda rakibini kaçırmasına rağmen Gökhan’la birlikte genel anlamda iyi bir oyun çıkardı. Özellikle Gökhan Zan’ın hakkını vermek lazım. Son maçlarda hatasıza yakın oynuyor. Savunmanın bugünkü başarılı bir diğer ismi de Sabri’ydi. Sabri nedense Kayseri maçlarında bir başka oynuyor. Hücum yönünden ziyade savunmada yaptığı hamleleri çok beğendim. Pozisyonunun hakkını verdi bugün. İleriye yaptığı desteklerle Keita‘ya da yardımcı oldu.
33′te Kayseri’ye beraberliği getiren Makukula, 2 dakika sonra yine kornerden bu sefer kendi kalesine bir gol atarak bu alanda bir rekor kırdı sanıyorum. 3 dakika içinde biri kendi kalesine, biri rakip kaleye gol atan daha kaç emsali vardır acaba? Golün öncesi yine şüpheli. Ama bu konuda tartışmaya yer yok. Baros‘dan çıkan topta Galatasaray’ın lehine korner kararı çıktı. Bu pozisyona da Kayserispor epey itiraz etti. Ama golü de kendileri attı. O manada çok ilginç bir gol oldu. Zaten Galatasaray bu sene öyle bir futbol oynuyor ki kendisi atamasa rakip atıyor golleri. Öyle ilginç maçlar seyrediyoruz.

İkinci yarıya Rijkaard, Elano ile başladı. Ben Aydın’ı beklerken Keita geldi kenara. İlk yarı Keita hiç fena değildi ama Rijkaard dinlendirmek istedi sanıyorum. Keita-Arda-Elano ve Baros’u aynı anda sahada göremedik henüz. Hakan Balta‘nın sakatlanması üzerine devrenin başında ikinci kez değişikliğe giden Rijkaard, kadroda Alpaslan ve Volkan olmadığı için Uğur’u oyuna almak zorunda kaldı. Transferde Sercan Yıldırım falan konuşuluyor ama Galatasaray’ın en önemli eksiği sol bek. Balta’nın bir yedeği yok. Söz konusu Caner transferi ne kadar çözüm olur bilemiyorum ama kiralık gelecek olması bu transferin gerçekleşme ihtimalini yükseltiyor. Bugün çok daha net görülen bu sorunun en kısa sürede halledileceğini düşünüyorum.

Sami Yen’e ikinci kere çıkan Elano, maçın 62. dakikasında öyle bir gol attı ki of of of… Elano değil “nE LAN O” dedirtecek bir goldü. Yaklaşık 30 metreden, seken topa gelişine sol ayağıyla müthiş vurdu. Golle birlikte taraftar da coştu. Elano siftahı yapmış oldu. Bunun iç saha maçında olması ise daha bir anlamlı oldu. Arda’yla birlikte ikinci yarı müthiş oynadılar. Solda Arda, ortada Elano. Birbirlerini çok iyi tamamlayarak harika paslaşmalar izlettiler. Elano sahanın tümüne hakim bir görüntüdeydi. En boştaki arkadaşını tek pasla bulması en büyük artısıydı. Talinn maçında kendisini daha fazla izleyeceğimizi düşünüyorum.

2 farklı üstünlüğü ele alan Galatasaray karşısında Kayseri’nin direnci de bir nebze düştü. Oyunu sertleştirmeye çalıştılar. Ama tüm bu çabalar ivme kazanmış bir Galatasaray’ı durduramadı. Aynı istekle hücuma devam eden Sarı Kırmızılılar Baros’la birçok pozisyonu değerlendiremedi. Ama maçın sonunda Arda’nın soldan hazırladığı pozisyonda Baros, farkı 3′e çıkarmayı başardı. Attığı 2 gole rağmen fazlasını da heba etti Çek yıldız. Herşeye rağmen bugün 2 gol atarak, önceki maçları boş geçmesine rağmen kendisini sürekli destekleyen Galatasaray taraftarını haksız çıkarmaması önemliydi. Onun dışında bu takımın en önemli ismi Arda yine muhteşemdi. Makukula’nın attığı korner golündeki asistini de sayarsak 4 golün 3′ünün asistini yaptı. Arda’nın bu seneki en önemli farkı, iyi oyununu istatistiklerle süslemesi. Kaptan, çok iyi yolda ilerliyor. Onun gibi bir oyuncuya sahip olmak gerçekten büyük övünç kaynağı. Adamsın Sipsi…
Galatasaray, Denizli’den sonra Kayseri’yi de aynı skorla yolcu etti Sami Yen‘den. Bol gollü galibiyetler ayrı, oynanan iyi oyun ayrı bir zevk. Kayseri, Antep’le birlikte bugüne kadarki en ciddi rakipti. Galatasaray bu iki takıma biri deplasmanda olmak üzere tam 7 gol attı. Ama herşeye rağmen ilk ölçüt Beşiktaş maçı olacak gibi. Hafta arası antrenman maçında da “yedeklerden” farklı bir skor bekliyorum. Bu takımda yedek ne oluyorsa artık…

Gözüme Takılanlar
- Gol sevinci sırasında sevinç yumağının üstüne uçup gelen Sabri’yi, Baros’un üstünden fırlatması. Bir baktım Sabri havalara uçuyor. Milan’a transfer haberi geldi aklıma…
- Melih Gümüşbıçak‘ın Elano golü sonrası “2 Hamidou olsa yine çıkaramazdı” demesi. Doğru söze ne denir?
- Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam ve İbrahim Yazıcı’nın maça gelmesi. İbrahim Yazıcı=Sercan Yıldırım, Ertuğrul Sağlam=Nonda, Rıza Çalımbay=Volkan Yaman. Çok mu uçuk oldu ne…
Etiketler: Arda, baros, Elano, Elano Blumer, Elano'dan Siftah, Elano'nun Golü, Elano'nun İlk Golü, Galatasaray 4 - 1 Kayserispor, Galatasaray-Kayserispor, Makukula, Melih Gümüşbıçak, Sabri, Sami Yen
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 23 August 2009 | Yorumsuz!

İşte 23 Ağustos Pazar gününün futbol ekranı;
15.30 West Ham-Tottenham => Spormax
15.30 PSV-Nac Breda => Futbol Smart
16.30 Bochum-Herta Berlin => Dubai Sports 1*
18.00 Fulham-Chelsea => Spormax
18.30 Wolfsburg-Hamburg => Dubai Sports 1*
19.30 Bochum-Herta Berlin (Tekrar) => Trt 3
20.30 Erciyesspor-Dardanelspor => D Spor
21.00 Galatasaray-Kayserispor => Lig Tv
21.00 Manisaspor-Trabzonspor => Lig Tv
22.00 Lille-Toulouse => Kanal A
22.15 Porto-Nacional => Futbol Smart
23.00 Barcelona-Bilbao => TRT 3
* Dubai Sports 1 kanalı Nilesat uydusu 11.785 – 27.500 frekansıyla şifresiz olarak izlenmektedir.