Türk futbolunun geleceğini kuran Jupp Derwall kadar milli takımının ilerlemesinde büyük bir rol oynamıştı Sepp Piontek.
Danimarka mucizesinin ardından Federasyon başkanı Şenes Erzik’i de etkilemeyi başaran Piontek, 1990′da geçmişti Milli Takım’ın başına. Kuzey Avrupa’nın o meşhur disiplin anlayışı onda da fazlası ile vardı.
Daha geldiği ilk gün büyük bir sempati kazanmıştı Piontek. Milli takım kadrosunun deyim yerinde ise artık ‘eskimeye‘ başlaması onun şanssızlığı sayılabilirdi. Yeni gelen genç oyuncuların ise yetişmesi için zaman gerekiyordu.
Bursaspor’da yıldızı parlamaya devam ederken Hakan Şükür’e milli takımda yer veren Piontek işte tam burada ne kadar Alman olduğunu gösteriyordu. Çevresinden gelen eleştirilere aldırmadan denemek istediği oyuncuyu deniyordu. Denedikleri bir gün efsane olacaktı kimsenin bilmediği bir şekilde.
Takımdan ayrıldığıda yerine geçen Fatih Terim kısa sürede efsane olmuştu. Temeli ise Piontek’ti…
Hakan Şükür‘ün filizlendiği yer memleketinin takımı Sakaryaspor bildiğiniz gibi…
***
1988. Hakan Şükür o yıl hem lise de eğitim görür, hemde Sakaryaspor adına oynar. Sakaryaspor’un Federasyon Kupası‘ndaki rakibi Fenerbahçe’dir. Fenerbahçe‘nin kalesindeLucovcan‘ın olduğu dönem. Hafta arası olan maçtan önce takım otobüsü Hakan Şükür’ü okulunun önünden alır ve maça giderler. Maçı Sakaryaspor5-1 kazanır. Hakan Şükür okula geri döndüğünde büyük bir havası vardır ve Fenerbahçe’li Kimya Öğretmeni ile dalga geçmeden duramaz. Sonrasında öğretmeninin bir haftalık rapor aldığını öğrenir.
***
Nisan 1989′da Fenerbahçe, Sakarya’ya konuk olur. Hakan Şükür büyük bir heyecan içerisindedir ve çok isteklidir aynı zamanda. Teknik direktör Necdet Niş‘te Hakan’a büyük destek verir… Sakaryaspor henüz 5. dakikada Hakan’ın ayağından gelen gol ile 1-0 öne geçer fakat maç 1-4 biter. Bu kez kızdırma sırası da doğal olarak Fenerbahçe’li Kimya Öğretmenine geçer… Geriye Hakan Şükür‘ün o maçta attığı golün evinde asılı duran bir resmi ve öğretmeni ile yaşadığı bu komik anı kalır…
Tarih: 22 Haziran 2002 Yer: Nagai Stadyumu / Osaka
1954′ten sonra 2. kez Dünya Kupası’na katılma hakkı elde eden Milli Takımımız’ı “Ne Costa Rika, Ne de Çin, Ne de Sambacı Brezilya” şarkılarıyla uğurlamıştık Güney Kore’ye. Şanssız Brezilya mağlubiyetinin ardından gelen Costa Rika beraberliği, Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı alınan 3-0′lık galibiyete rağmen gruptan çıkmamıza yetmeyebilirdi. Ancak Brezilya‘nın Costa Rika’yı 5-2 yenmesi belki de bu maceranın asıl başlangıç noktası idi.
C grubunu Brezilya’nın arkasında 4 puan ve averaj farkıyla 2. sırada bitiren Türkiye, H grubu 1.si ve turnuvanın ev sahiplerindenJaponya’yla eşleşiyordu. Deplasman niteliğindeki maçta Ümit Davala‘nın attığı kafa golü çeyrek finalin kapısını aralamamızı sağlıyordu. Yeni rakip ise normal süresi 1-1 biten maçta F grubu lideri İsveç’i uzatmalarda gelen altın golle yenen Senegal‘di. Tıpkı Türkiye gibi grubu 2. sırada bitiren Senegal, Fransa’nın sonuncu olduğu grubun flaş takımıydı.
Denk güçlerin mücadelesi şeklinde geçen maçta Hakan Şükür’le saç-baş yolduğumuz pozisyonlar olsa da 90 dakika boyunca ne Senegal, ne de Türkiye eşitliği bozacak golü atamadı. Son olarak 67. dakikadaHakan Şükür‘ün yerine İlhan Mansız’ın oyuna girdiğini hatırlatarak sözü Yalçın Çetin-Ömer Üründül ikilisine bırakalım…
Yeni transfer Elano, ilk röportajını kulübün resmi televizyonu Galatasaray TV‘ye vermiş. Brezilyalı oyuncu’nun yeni forma numarası da bu yayında konuşulmuş. Daha önce Keita diye duyurup bizi de yanıltan resmi site, yine bir sürpriz yapmazsa Elano önümüzdeki sezon 9 numarayı giyecek. Yıldız oyuncu bu durumu şöyle anlatıyor: “Hakan Şükür’ü yakından tanıyorum. Takip ettiğim ve çok beğendiğim bir futbolcu. Hakan Şükür’den sonra 9 numaralı formanın kimse tarafından giyilmediğini biliyorum. Kulübümün bana vereceği fırsatla, bu formayla çok başarılı olacağımı düşünüyorum. Hakan Şükür’ün bu formayla neler yaptığını, geçmişinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. O formayı giyip aynı başarılara sahip olmak istiyorum.”
Galatasaray‘ın yeni transferi Popito lakaplı Abdul Kader Keita resmi sitedeki kadroda 9 numarayla yerini almış. En son Hakan Şükür‘ün giydiği bu numarayı muhtemelen orta sahada görev yapacak olan bir oyuncunun giyecek olmasını nedense garipsedim. 9 numaralı bir orta saha fazlasıyla ilginç geliyor bana. Aslında bu numara seçimi Rijkaard‘ın 4-3-3′ün de Keita‘yı çok farklı görevlerde görebileceğimiz anlamına da gelebilir. Son vuruşlarının çok iyi olmayışı ve Lyon‘daki son 2 yılında sadece 5 gol atabilmesi, 9 numaralı formayı taşıyacak ağırlıkta olmadığını gösterse de umarım Hakan Şükür’ün numarası ona uğurlu gelir, yeni forması ve yeni numarasıyla başarılı olur…
Aylar öncesinden farklı ajanslar tarafından birçok kez verilen bu haber bugün itibariyle Galatasaray’ın resmi sitesinden duyuruldu. Bu transferi duyurmak için Leo Franco’nun sözleşmesinin bitmesi beklendi ve 1 Temmuz 2009itibariyle Leo FrancoresmenGalatasaraylı oldu.
Arjantinli kalecinin tam ismi Leonardo Noeren Franco. Ama genelde Leo adını kullanıyormuş. 32 yaşındaki file bekçisi kariyerine Arjantin‘de başlayıp ilk birkaç yıldan sonra İspanya‘da devam etmiş. 12 yıldır İspanya’da farklı takımlarda mücadele eden Leo, Galatasaray’a Atletico Madrid‘den transfer oldu. Kariyeri boyunca 5 kez Milli olma başarısı da gösteren tecrübeli eldiven bugün itibariyle Galatasaray’ın Hollanda kampına katıldı.
Leo Franco’yu son dönemlerinde pek izlememiş olsamda herkes gibi Galatasaray’ınUefa Kupası‘na giden yoldaki Atletico maçını çok net hatırlıyorum. İspanya’da elde edilen 4-1′lik müthiş skor hem turun aralanmasını hem de gerek o maçtaki performansları gerekse attıkları aşırtma gollerle (Hoş Okan’ın ki aşırma değil ama) Avrupa Arenası’nda yıldızlaşan Emre,Okan,Arif ve Hakan Şükür‘ün yurdışından ciddi teklifler almasını sağlamıştı. O dönemki performansıyla günümüzdeki Leo Franco’yu karşılaştırmak elbette doğru olmaz ama o zamanlarda “Kova” denilebilecek performanslarına şahit olduk.
Günümüzdeki Leo Franco ise gün gelip tek başına maç alan gün gelip büyük bir hatayla maç veren bir canlı bomba olarak görülüyor. Genel durumu ise vasatın üstünde. Herşeye rağmen Galatasaray yönetimi akılcı bir hamleyle yine ucuza kötü olmayan bir transfer gerçekleştirdi gibi görünüyor. Aslında geçen seneki kiralık De Sanctis transferi gibi biraz. O nedenle bu transfere iyi diyebilmek için ligin başlamasını beklememiz gerekiyor…