Bu iki isim arasında kurulan tek bağlantı birinin Türk Milli Takımı’nı Fransa 98′den, diğerinin ise Euro 2004′ten etmesinden başka bir şey değil. Her ikisi de fazla piyasası olmamasına rağmen Türkiye’yi hem yakmış, hem de parlamışlardı…
Türk Milli Takımı 42 yıl aradan sonra Euro 96′da boy göstererek gözünü bu kez Fransa 98‘e dikmişti. Elemelerde ilk maç Belçika ile idi… Türkiye bu maçı 2-1 kaybeder ve gollerden biri Luis Airton Oliviera‘dan gelir. Devamında ise maçlardan Türkiye 7 puan çıkarıtr. Bunların içinde kaznılan bir Hollanda maçı da mevcuttur. Dokuz puanlı Belçika, İstanbul’da mağlup edilmesi durumunda Dünya Kupası kapıları ardına kadar açılacaktır. Hollanda zaferinden dört sonra çıkılan bu maçta Oliviera ilk yarım saatte iki kez gelir Türkiye kalesine , ikisi de gol olur. Oktay’ın muhteşem golüne rağmen devre biterken Oliviera, Rüştü’yü bir kez daha avlar ve skor 3-1 oluverir. Bu maçtan geriye İlker Yasin‘in feryadı kalır “Evet sayın seyirciler, elin zencisi, elin arabı hat trick yapıyor, bizim Hakanımız, bizim Oktayımız uyuyor…”
Türkiye, Euro 2004 elemelerinde İngiltere’nin gerisinde kalınca yine play off yolu görünür. Rakipler arasında Letonya kolay lokma gibi görünür ve kurada Letonya çıkar. Herkes daha maçlar oynanmadan Portekiz’deki turnuva için düşüncelere dalar. İlk maçta Riga’da Letonya galip gelir. Gol Verpakovskis’ten… Rövanş maçında Türkiye 2-0 öne geçse de Letonya farkı önce bire indirir, ardından Türkiye üçüncü golü ararken yine Verpakovskis durumu 2-2′ye getiriverir. Türkiye’de neticesinde Euro 2004‘ün en sürpriz takımını Dolmabahçe’den Portekiz’e doğru uğurlar…
Dünkü Barcelona-Inter maçının anlatırken İlker Yasin‘in sıklıkla Xavi’ye Iniesta demesi dikkatinizi çekmiştir. Bu Iniesta takıntısı direk olarak geçen seneki Chelsea-Barcelona maçını getirdi aklıma. Geçen sezon Roma, Bordeaux ve Cluj ile birlikte A grubunda yer alan Chelsea, grubu Roma’nın arkasında 2. sırada bitirmiş ve bir üst tura yükselmişti. Daha sonra da 2.turda Juventus’u, çeyrek finalde de Liverpool’u 4-4′lük bir rövanş maçı sonrası eleyerek yarı finale kadar gelmişti. Son şampiyon Barcelona ise görece daha kolay bir grupta Sporting Lisbon, Shakhtar Donetsk ve Basel’in önünde lider olarak yükselmişti 2. tura. Bu turda Lyon, çeyrek finalde de Bayern Münih karşısında farklı galibiyetler alan Katalanlar da finalin kapısını aralamış ve yarı finalde Hiddink’in Chelsea’si ile eşleşmişti.
Daha önce Nou Camp’ta oynadığı son 3 Şampiyonlar Ligi yarı finalinde olduğu gibi bu yılda Barcelona kendi sahasındaki ilk maçta gol atamadı. Chelsea’nin harika savunması deplasmandan 0-0′lık beraberlik getirmeye yetti. Stamford Bridge’de de benzer bir maç beklenirken Essien’in henüz maçında attığı nefis gol, Barcelona adına işleri biraz daha zorlaştırdı. Takım savunmasını son derece iyi yapan Hiddink’in öğrencileri, fizik mücadelede de rakibine üstünlük kuruyordu. Maçın ilerleyen bölümünde bu seneki Fiorentina-Bayern Münih maçını da katleden hakem Tom Henning Ovrebo’nun hatalı kararları Barcelona’yı maçın sonuna kadar oyunun içinde tuttu. 0-0′ın rövanşında deplasmanda atılacak 1 gol ve alınacak her türlü gollü beraberlik Barcelona’yı finale taşıyacaktı. Alışılagelen hücum varyasyonlarını izlettiremese de son dakikaya kadar turu getirecek golü kovaladı Barcelona ve dakikalar 90+3′ü gösterirken rakibini Iniesta’yla vurdu. İşte o Londra’yı yasa boğan unutulmaz gol, İlker Yasin’in anlatımıyla…
Unutulmaz Anlatımlar Serisi‘nin diğer yazıları için tıklayınız…
Bu kez aynı terbiyesizliği tekrarlamayan D-Smart, Porto-Arsenal maçını Star‘da yayınladı. Ama ben maç tercihimi Bayern Münih-Fiorentina‘dan yana kullandım. Tamamen beklentiye dayalı bir tercihti tabii ama ne olursa olsun İlker Yasin‘in anlattığı bir Porto-Arsenal maçı da çekilmezdi. Genel anlamda pişman değilim bu tercihten dolayı. Peki Ovrebo pişman mı, onu kendisine sormak gerek. Zamanında Drogba haklıymış meğer. Hadi ilk yarının sonundaki hata bir sorun yaratmadı ama peki maçın sonundaki çok büyük hata ne olacak!? Bu büyük hata maçın skorunu direk olarak değiştirdi…
Beklentiden kastım ilk turun iki flaş takımının karşılaşıyor olmasıydı. Bayern Münih‘in grubunda Bordeaux fırtınası esti ve herkesi tam anlamıyla ezdi geçti. Bayern Münih de Bordeaux tarafından geçilen bir takım konumundaydı. Ama üst tur bileti için mücadeleye girdikleri Juve’yi ise geçen bir takım. İtalya’da oynanan bir nevi final maçını 4-1 kazanarak gerçekten büyük bir zafer elde ettiler ve üst tura çıkmayı başardılar. Bu sonucun ardındanJuve ise Avrupa Ligi’ne kalan takım oldu. Bayern Münih aynı zamanda ligde de fırtına gibi esmeye devam ediyor. Fiorentina ise Lyon ve Liverpool ile mücadele içindeydi. Özellikle Jovetic‘in yıldızlaştığı mükemmel maçlar oynadılar. Liverpool‘u hem İtalya’da hem İngiltere’de yenmeyi başardılar. Grubun averaj takımı konumunda olan Debreceni’ye de aynı tarifeyi uygulamak pek zor olmadı. Lyon ile ise karşılıklı 1-0′lık birer galibiyetleri var.
Müthiş bir hızla başladı Alianz Arena‘daki mücadele. Ama daha çok 60 metrede oynanan, yani orta saha mücadelesi şeklinde geçen bir oyundu. Son bölgelerde pek bir etkinlik yoktu. Bu hareketli, hızlı oyun keyifli gibi gözükse de çok sayıda yapılan pas hatası ve pozisyon bakımından yaşanan kısırlık işin olumsuz yanlarıydı.%55′e %45 topla oynama ile 1-2 korner ve 1-2 kaleye şut istatistikleri durumu gayet net özetliyor. Görüntü daha çok Fiorentina‘nın kontrataklarda etkili olabileceği yönündeydi. Bayern Münih’in ataklarından dönen toplarda eğer son hamleleri iyi yapsalardı net pozisyonlar bulabilirdi. Ama golü bulan taraf devrenin sonunda Alman ekibi oldu, Ovrebo‘nun büyük hatasına rağmen. Arjen Robben‘in düşürülmesinin birkaç saniye sonrasında Gomez topu ağlarla buluşturdu ama Ovrebo penaltı kararına hükmetti. Bir hakemin uygulaması gereken en büyük kararlardan birini es geçti, bir başka tabirle. Bayern Münih‘e penaltı çalarak ödül değil aksine ceza vermiş oldu bu karar ile. Oysa yapılması gereken penaltının yapıldığı takımın lehine bir karar vermekti. Neyseki Robben penaltıyı değerlendirmeyi başardı…
Çift maç üzerinden oynanan maçlarda deplasmanda atılan golavantajı her takımın planlarını üzerine kurduğu bir durum. İkinci yarının hemen başında golle buluşan Fiorentina da bu altın golün fırsatını değerlendirmek çabasına girdi. Daha kontrollü daha sakin bir oyun benimsediler, sonrasında görülen kırmızı kartın da etkisiyle. Gol bulması şart olan B.Münih ise ilk yarının aksine etkinlik sağlamaya başladı. Başladı ama son bölüme kadar yeterli olmadı. Ta ki Ovrebo ve yardımcı hakemi devreye girene kadar. Çok net bir ofsayt pozisyonu es geçilerek B.Münih‘in galibiyetini ilan ettiler. Elbet Fiorentina için yine de avantajlı bir skor ama ortada skora etki eden ciddi bir hata var. Rövanş için Fiorentina’yı daha şanslı görüyorum ama ola ki bu tek gol turun gitmesine neden olur, işte o zaman çok yazık olur…
Gecenin diğer maçında Porto 2-1kazandı. Hakem Hansson ve Arsenal kalecisi Fabianski‘nin maça damga vurduğu söylemleri görüntülerden izlediğim kadarıyla doğru. Önemli eksikleri bulunan Arsenal en çok Almunia’yı aramış anlaşılan. İlk Porto golünde büyük hatası var Fabianski’nin. Çok kolay kontrol etmesi gereken topu resmen içeri almış, daha nasıl anlatılır bilemiyorum. Hemen 7 dakika sonra gelen Arsenal golü ise Sol Campbell‘dan. Yıllar sonra tekrardan Arsenal’e dönmesi çok şaşırtmıştı, anlam da verememiştim. Arsenalformasını en son 2006 yılındaki Şampiyonlar Ligi finalinde Barça’ya karşı giyen Campbell, dönüşünü golle yapmış oldu. Korner pozisyonunda attığı golle tur için önemli bir avantaj getirdi. Porto‘ya galibiyeti getiren gol ise hakikaten ilginç. Fabianski, Campbell’ın pasını eliyle kontrol ediyor. Hakem topu Fabianski’den alarak Portolu futbolculara veriyor. Hemen birkaç saniye içerisinde atışı kullanan Porto golü buluyor. Fabianski‘nin büyük hatası malum. Ama hakemin topu alıp Portolulara vermesi çok daha büyük bir hata. Bir tek ağlara giden golü tamamlaması kalmış. B.Münih-Fiorentina maçı için dediğim gibi… Arsenal bu skorun rövanşını alabilecek güçte ki bana göre alırlar. Ama ya hakemin yardımıyla gelen tek gol turuPorto‘ya getirirse, ne olacak!? Futboldan çok hakemlerin skandal kararları geceye damga vurdu…
Bugün hangisi daha kötüydü seçim yapamıyorum. Beşiktaş ? CSKA ?İlker Yasin ? Ama en bombası Mustafa Denizli‘nin maç sonrası açıklamasıydı: “Wolfsburg Maçıyla Herşeyi Değiştireceğiz! “