Kanallar farklı, maçlar farklı, durumlar aynı…
Yazar: Muharrem Belge 2 May 2010 | Yorumsuz!
Aynı anda üç maç birden takip etme uğraşında olunca, artık önemli olan oyun değil skor klişesine takılıp kalıyorsun ister istemez. Neler olduğunu bilmeden skora bakıyorsun çünkü. İyi oynadılar ama kaybettilerin karşılığı kalmıyor misal ya da kötüydüler ama kazandıların. Üç farklı kanaldaki üç farklı maça baktığımızda, daha doğrusu bakmaya çalıştığımızda şunu söyleyebiliriz sadece. Kanallar farklı maçlar farklı ama vaziyetler aynı. Puan tablosundaki görüntü dün ne ise bugün de o… Ha zaten düne kadar da iyi oyun göremiyorduk ya neyse, o ayrı, bambaşka bir yazının konusu…
Bir o kanala bir bu kanala giderken kumanda eskitmeyi çokca yaşayan biri olarak bu kez en rahat maçtaydım ben. Sakin, rahat bir mücadeleydi Olimpiyat‘taki. Yine yakalanan ve kaçan çokca pozisyon vardı ki bu kez birinden faydalanmayı başardı Galatasaray, Milan Baros ile. İstanbul bşb ise kendinden beklendiği üzere kaçtı defans arkasına, çok kez hem de. Ama yeri geldi bayrağa, yeri geldi Aykut’a, yeri geldi kendi beceriksizliklerine takıldılar. Maçtan geriye kalan en önemli anlardan biri de Harry Kewell‘ın oyuna girişi oldu. Aylar sonra Galatasaray formasını geçirdi sırtına, çıktı sahaya. Oyuna girerken ise Baros’du seke seke kenara gelen isim. Umuyorum ki ciddi değildir sakatlığı, sevinç yanında buruklukla gelmez…
Ne zaman çevirsem kanalı Kadıköy‘e, golle karşılaştım. Önce Alex dört yıl sonra frikik golüyle buluştu, sonra Ivesa topu içeri aldı. Rakipler için çok sinir bozucudur ama ince farklarla gelen şampiyonlukların içinde, şans da vardır, istisnalar da, basit hatalar da. Son dakika golleriyle gülersin de şampiyon olursun misal. Ya da Bobo penaltı kaçırır, Murat Şahin boşa çıkar, Ivesa içeri alır. 4 yıldır olmayan şey olur, Alex frikik golü atar. Topun canı vardır çünkü, kimisini sever, kimisini sevmez. Bunlar olsa olsa şampiyonluğun gelişine katkı sağlar, komplo teorilerinin manası yok. Keza gördüğüm ve söylenenler kadarıyla iyi de oynamış Fenerbahçe, atarmış zati golünü şampiyonluğun bilinciyle kurulan Kadıköy baskısında…
Turgay‘ın golünü yakalayamadım ama Kayserisporlu futbolcuların itirazlarına denk geldim. Hemen ardından da Ivankov‘un penaltı golü. Kayserispor karşısında 2-0 kazanan Bursaspor, hem Fenerbahçe ile arasındaki farkı korudu hem de Şampiyonlar Ligi vizesi aldı. Maça Şampiyonlar Ligi müziğiyle girmişlerdi, en kötü ihtimal o yolda ön eleme oynama şansını elde ettiler. Bu aynı zamanda Galatasaray‘ın şansının bittiği anlamına geliyor tabii. Şimdi gözler Ankaragücü-Fenerbahçe maçında. Haftayı bay geçen Bursaspor, aklın yanında taraftar olarak da Ankara’da olacaktır. Bir kayıp Bursaspor’a, bir galibiyet Fenerbahçe’ye, artık son haftaya taşınması kesin olan şampiyonluk yolunda büyük avantaj sağlayacak…
Etiketler: 2009-2010 sezonu, bursaspor, Eskişehirspor, Fenerbahçe, galatasaray, İstanbul bşb, Kayserispor, Turkcell Süper Lig
Kategori: Futbol








