Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Oğuz Öztürk 16 Şubat 2010 | Yorumsuz!

Hooijdonk‘un akıllarda yer etmesini sağlayan en önemli faktör frikikleriydi. Fakat onun unutulmamasının nedeni sadece bu değildi…
***
Van Hooijdonk, tıpkı şuan Galatasaray’ın ‘cool’ yıldızı Kewell gibi hangi taraftara sorarsanız sorun ‘çok severim’ cümlesini dedirten bir isimdi… Zaman zaman Fenerbahçe taraftarının özlediği Hooijdonk, Türkiye’de iki yıl kalmıştı ve iki şampiyonluk yaşamıştı. Peki üç büyük takımın taraftarları tarafından aynı anda sempati duyulan Hooijdonk’un sırrı neydi?
***
Öncelikle Hooijdonk çok hırslı ama kimseye zarar vermeyen bir futbolcuydu. Takımı için mücadele ettiğinde herşeyini ortaya koyardı. Sakindi… Belki sakin olmasının nedeni diğer oyunculara oranla yaşça daha büyük, dolayısıyla daha tecrübeli olmasından veya itiraz etmeyi tercih etmeyip, karşı tarafın o an aklında ne geçirdiğini anlaması ile alakalıydı.
***
Hooijdonk Fenerbahçe’ye geldiği ilk sezon bir İstanbulspor maçında taraftarın yerde yatan Alex Yordanov‘a pet şişe atmasına çok kızmış ve Yordanov’un üstüne kapanmıştı. Van Hooijdonk herhangi bir cezanın saha kapatmaya gideceğinin farkındaydı ve aynı zamanda yerde yatan bir futbolcuya yabancı madde atmanın da yanlış olduğunu da düşünerek Yordanov‘un üstüne kapanmıştı.
***
Fenerbahçe bir Ankara deplasmanında Gençlerbirlği ile karlı havada oynarken Van Hooijdonk frikikten attığı gol sonrasında aynı dakika içinde defansta çizgiden bir de top çıkartarak ne kadar hırslı olduğunu ve kazanmayı ne kadar istediğini herkese göstermişti.
***
Van Hooijdonk çok sevildi, yukarıda yazdıklarımız sadece neden sevildiğini gösteren iki küçük hatıra. Bu ülkeden geçip gittiğinde sadece Fenerbahçe taraftarının aklında yer etmemesinin nedeni de açık ve net… Şimdilerde teknik direktör olma çabası içinde olan Hooijdonk’un yolu belki de tekrar yakınlarımıza düşer, kimbilir?
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 5 Ocak 2010 | 1 Yorum

Galatasaray'la olan resmi sözleşmesi 31 Mayıs 2010'da bitecek olan Harry Kewell, pazar gecesi kampa katılmak üzere İstanbul'da gelmişti.
Dün resmi olarak başlayan ara transfer dönemi içinde Galatasaray’ın santrafor ve forvet arayışı kadar önemli bir durumda Kewell’in sözleşmesi. Galatasaray’a geldiği günden beri müthiş bir çıkış yakalayan Kewell ile ilgili önce Gazprom destekli Zenit’in adı geçmişti medyada, ardından da Alex Ferguson‘un Owen örneğindeki gibi bir ilgisinden söz edildi Avusturalyalı oyuncu için. Son olarak bir de Stoke City çıktı. Medyanın transfer haberlerindeki tutarlığını! göz önüne alınca bunların doğruluk payı ne kadardır tartışılır ama sözleşme konusunda Kewell’ın da kafasının çok rahat olmadığını biliyoruz. 2 yıldır İngiltere’de yaşayan eşi ve çocuklarından uzak kalan oyuncu, genelde bu aile özleminden yakınıyor ve tüm tatillerde derhal onlara koşuyordu.

Bu konuda eşi Sheree Murphy hâla 2008′deki söylemlerinin arkasında mı bilinmez ama 2 gün önce ITV4 kanalı ile yaptığı anlaşmayla televizyon kariyerini sürdüreceği belli oldu. Sanırım o da topu Kewell’a atmış durumda. Harry cephesinden ise bu konuda son açıklama 11 Aralık 2009‘da deplasmanda 3-2 kazanılan Antalyaspor maçından sonra gelmişti. Lig Tv muhabirinin sorusuna “Burada oynamak benim için harikaydı ama bu benim kararım değil. Benim elimde olan birşey değil. Burada kalıp, bu kulüp için oynamayı çok isterim. Burada olmak büyük bir ayrıcalık ancak yine de kararı yönetim kurulu verecek.” demişti. Kısacası iş Haldun Üstünel‘e kalmış gibiydi. O da Kewell’a övgüler yağdırarak sözleşme yenilememiz sadece 3 dakika sürer diye bir açıklama yaparak gönüllere su serpmişti. Ancak henüz daha somut bir gelişmenin yaşanmamış olması ve basında sürekli çıkan yalan-yanlış haberlerle zihin bulandırılması da kafalardaki “acaba”ların yok olmasına izin vermiyor.

Başta Galatasaray taraftarı olmak üzere tüm futbolseverlerin bu kadar benimsediği ve saygı duyduğu, uğruna “Stay with us Harry” pankartlarının hatta sitelerinin açıldığı bir oyuncu için yönetim daha fazla gecikmemeli. Futbolcu almanın ve satmanın en zor olduğu bu dönemlerde farklı sevdalara kapılıp Harry ihmal edilmemeli. Büyük ihtimalle şu an yurtdışında olan ve basına yeni ters köşeler hazırlayan 007 Haldun, döner dönmez Harry Kewell sorunsalını mutlu sonla bitirmeli. Aman diyim, Kewell gibisi zor gelir. Kaçırmamak lâzım…
Etiketler: 007 Haldun, ara transfer dönemi, Bırakmayın Kewell'ı, galatasaray, haldun üstünel, harry kewell, Harry Kewell pankartı, ITV4, kewell, Kewell ve Yeni Sözleşme, Lig Tv, Sheree Murphy, Stay with us Harry, Stay with us Harry Kewell
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 22 Eylül 2009 | 1 Yorum

Uzun lig maratonunda son güleni etkileyecek bir kırılma maçı daha izledik bugün. Kasımpaşa deplasmanında zor anlar yaşayan Galatasaray, maçın sonlarında Nonda’nın golleriyle 3-1 kazandı.

Ben dahil herkesin Rijkaard’dan rotasyon beklediği gecede Hollandalı çalıştırıcı Pana maçından sadece Hakan ve Keita’yı dinlendirdi. Hakan’ın yerine Caner forma giyerken Yunanistan’da sonradan oyuna giren Arda, bugün ilk 11′de başladı. Elano-Arda ve Kewell‘ın birlikte başladığı maçta 3 oyuncu da değişerek bir sağda bir solda bir ortada göründüler. Ama kalıp olarak Arda ortada, Elano sağda, Kewell solda gibiydi.
Genel beklenti Galatasaray’ın farklı kazancağı yönünde olsa da Kasımpaşa’nın be maça ne denli iddialı hazırlandığını daha önce yazmıştık. Tüm bunların çerçevesinde mücadeleye Kasımpaşa’nın vuruşuyla başlandı ve laf bitti, icraat sahne aldı. Kasımpaşaspor henüz ilk dakikadan kaleyi yoklayarak başladı. Ancak ağır savunması hemen göze çarpan Beyoğlu ekibi karşısında Galatasaray, alışık olduğumuz baskıyı kuramamasına rağmen kanat akınlarıyla etkili oldu. Daha 8. dakikada maçın içinde ilk kırılma anı yaşandı. Elano’nun vuruşunda ağlara giden topu Ali Güneş gayet bariz bir şekilde eliyle çıkardı. Ama sahadaki 4 hakem de bu pozisyonu es geçti. Bir hayli kritikti. Çünkü gereği henüz 8. dakikada penaltı ve kırmızı karttı. Hakemin hatalı kararı Kasımpaşa’yı erken havlu atmaktan kurtardı. Bu pozsiyonla birlikte epey rehavet göze çarpan Galatasaray, rakibi küçümseme tuzağına düştü. Bedelini de yarım saatlik dilim dolmadan kalesinde gördüğü golle ödedi.

Caner’in solda sırıttığı, Sabri‘nin “yine mi eskiye dönüyor” tereddütleri yaşattığı savunma bloğu karşısında Emre, Servet ve Sarp‘ın yerinde müdahaleleri, organize gelen Kasımpaşaspor karşısında Galatasaray’ı ayakta tuttu. Nitekim Galatasaray, tıpkı Beşiktaş ve Pana maçlarında olduğu gibi Kasımpaşaspor karşısında da birçok pozisyon verdi. Kasımpaşaspor da bu dakikaları Galatasaray karşısında en iyi oynayan takım olarak göze çarptı. Bir türlü bulunamayan o ciddi rakip havasını verdi. Tüm bu kötü oyuna ve bol pas hatasına rağmen Galatasaray, devrenin sonuna doğru önce Baros, sonra Arda‘yla beraberlik fırsatları yakaladı. Baros’un ofsaytla iptal edilen golü ve Arda’nın değerlendiremediği pozisyonu ile birlikte ilk yarı Kasımpaşa‘nın üstünlüğüyle tamamlandı.

İlk yarıdaki tartışmalı pozisyon dışında kayıpları oynayan Elano ile birlikte Milan Baros 45 dakika sonrası kenara alındı. Elano’nun bugün de devam eden pasif görünümü ilerisi için endişe yaratmıyor değil. Sanki maç seçer gibi bir havası vardı. Hemen bu şekilde yaftalamak doğru olmaz ama Elano’nun hâla beklediğimin altında olduğunu söylemeliyim. Belki de sağ tarafı yadırgadığı için böyleydi. Onun dışında Baros değişikliği ise hücuma bir canlılık kattı. Keita ve Nonda takviyesiyle Rijkaard hem ileri uca hem de ilk yarı hayli aksayan sağ kanada takviye yapmış oldu.
İlk yarının moraliyle ikinci yarıya da Kasımpaşaspor etkili başladı. Golü de atan Moritz ile pozisyon aradı. Ancak ikinci yarının ilk ciddi tehlikesi Arda ile Sarı-Kırmızılılardan geldi. Arda’nın kafa vuruşu direkte patlarken bir başka pozisyonda Sabri’nin kafa vuruşu kaleci de kaldı. İyice baskıyı kuran Galatasaray bu sefer Nonda ile çok net bir şans yakaladı. Savunmanın hatasında kaleciyle karşı karşıya kalan Kongolu bu fırsatı değerlendiremedi. Baskı karşısında dağılmaya başlayan Kasımpaşaspor ise oyunu sertleştirerek soğutmaya çalıştı. Zaman zaman bu sertliği abarttıkları da oldu ama hakem İlker Meral bugün gününde değildi.

Galatasaray’ın ısrarlı atakları sonunda Nonda ile golü getirdi. Devrede oyuna giren Keita’nın asistinde Nonda kaleciyi çalımlayıp skora dengeyi getirdi. Ardından Yılmaz Vural değişikliklere başvurdu. Oyun sıkıştı, sertleşti, duraklamaya başladı. Son çeyreğe girilirken Galatasaray tekrar kendine geldi ve 2. golü kovalamaya başladı. Kewell’in hazırladığı pozisyonda gole çok yaklaşan Arda bugünkü şansızlığını kıramadı. Kaleci Tolga üst üste iki kez müthiş kurtarışlar yaptı. Oyunun bu kadar sıkışmasında Galatasaray’ın şanssızlığı ile Tolga’nın kalesindeki başarısının rolü çok büyük. Bunlara istemeyerek ama inkar edemeyerek hakemi de ekleyebiliriz. Buhran içinde girilen son dakikalarda artık Galatasaray da oyun disiplininden kopmuş, eski doldur-boşalt sistemine doğru giderken Nonda tüm manzarayı değiştirdi. Yine kaleciden önce davranan golcü oyuncu, Arda’nın ortasında bu sefer kafayla topu ağlara gönderdi. Bu da yetmedi 5 dakikalık uzatmada Keita-Nonda işbirliği bir daha sahneye çıktı. Yedekten gelen Nonda 3′leyip hattrick yaparken Galatasaray da 6′ta 6 yaptı.

Galatasaray bugün kazanırken ortaya çıkan en önemli iki nokta; 1-Konsantrasyon, 2- Arda ve Elano’nun sistemdeki kilit rolü. Eğer bu iki oyuncu beraber oynarsa en az biri çok iyi oynamak zorunda. Eğer ikisi de nasıl olsa kazanırız havasına girdiğinde takım ciddi şekilde sıkıntı yaşıyor. Yine bugün yapılan top kayıpları ve devamında rakibe verilen pozisyonlar düşündürücü. Hakan’ın düşüşte olduğundan yakınırken bugün gördüğümüz Caner beterin beteri gibiydi. Alındığı dönemde de çok konuşulan bu bek oynama sorunsalı çok açık görünüyor.Takımın açık ara en kötüsüydü Caner. Onun dışında kötü diyebileceğimiz biri yoktu. Ama herkesin rölantide oynadığı bir maçtı. Beşiktaş ve Pana galibiyeleri takıma bir doygunluk kazandırmış olabilir. Herşeye rağmen yorulmak bilmeyen Mustafa Sarp, Nonda’yla birlikte gecenin en istekli ismi Keita, başarılı savunmalarıyla Aşık-Servet ve üst üste üçüncü 90 dakikasını oynayan Kewell gayretli oyunlarıyla bir adım önde göründüler. Arda ve Sabri ise anlık parlamalar gösterdi yanız genel anlamda çok iyi oynamadılar.
Lig maçlarında zorda olsa önemli olan kazanmaktır. Galatasaray bugün kazanırken biraz sıkıntı yaşadı belki ama yenik oynama ve son dakikaya kadar mücadele etme konusunda önemli bir tecrübe edindi. Hem de kayıpsız. Önemli olan da bu. Fenerbahçe ile Galatasaray an itibariyle aldılar başlarını gidiyorlar. Bu gidiş nereye kadar devam eder, ilk kim tökezler, göreceğiz…

Gözüme Takılanlar
- Adnan Polat ve Galatasaraylı yöneticilerin bilet fiyatlarını protesto ederek protokol yerine taraftarlarla birlikte kale arkasında maçı izlemesi.
- Beleştepe Seyircileri => 120 Lira bilet fiyatı olursa gayet normal bu manzaralar.
- Yılmaz Vural => Varlığı gözüme takılmaya yetiyor.
Etiketler: #2, Ali Güneş, Beleştepe, galatasaray, hattrick, İlker Meral, Kasımpaşa, Kasımpaşa 1-3 Galatasaray, Kasımpaşa-Galatasaray, keita, kewell, kırılma maçı, kırılma noktası, Konsantrasyon, Nonda
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 1 Eylül 2009 | Yorumsuz!

Galatasaray, kötü oynadığı Ankara deplasmanında oyuna sonradan giren Kewell ve Nonda‘nın golleriyle 2-0 kazandı. Ayhan ve Gökhan’ın kadroda olmadığı maçta Galatasaray’da Emre Aşık ve Mehmet Topal ilk 11′de başladı. Elano da Talinn maçından sonra ilk defa bir lig maçına 11′de başladı. Elano‘nun gelmesiyle kesik yiyen isim ise Aydın’dı. Bunun dışında alışılmış kadro ile çıktı sahaya Galatasaray.

Beklenilenin aksine Ankaraspor maça daha iyi başlayan taraf oldu. Ankaraspor’da Ömer’in ileriye yaptığı bindirmeler, Galatasaray savunmasının solunu zorladı. Elano’nun ortada Arda’nın solda olduğu sistemde, Arda’nın hâla serbest takılması Hakan Balta‘nın önünü boşalttı. İlk yarının en kötü isimlerinden görünen Hakan Balta da kendi başına çok yetersiz kaldı. Birçok kez rakiplerini kaçırdı. Ankaraspor’da bu durumu iyi fark ederek hep sol taraftan zorladı Galatasaray’ı. Galatasaray ise maça her zamanki görüntüsünden uzak ve biraz da isteksiz başladı. Keita‘nın bireysel çabasının yanına eşlik edecek bir başka isim çıkmadı. Özellikle Mustafa Sarp ve Mehmet Topal orta sahası fena halde kötüydü. Ayhan’ın yokluğu fazlasıyla hissedildi. Genelde herkes pek sevmez Ayhan‘ı ama ben mücadelesi ve emeğini hep takdir ederim. Kendisi bu takımın yükünü çeken ama çok görülmeyen isimlerindendir. Mehmet Topal’ın Ayhan’ın yerini alamaması bugünkü kötü oyunun en önemli nedeniydi. İlk defa hücum ve savunma blokları arası irtibat kesildi ve bu sene ilk defa Galatasaray bu kadar çok uzun top attı. Topal’ın savunmanın arasına kayarak kaybolması Mustafa Sarp‘ı da etkiledi. Hâl böyle olunca Ankaraspor’da dirençli oyunuyla daha üstün görünen taraf oldu.

İlerleyen dakikalarda biraz hareketlenen Galatasaray, önce Mustafa Sarp sonra da Elano’yla etkili pozisyonlar buldu. Ama kaleci Senecky iki pozisyonda da çok iyi kurtarışlar yaptı. Baros ise ilerde savunmayı yıpratmanın ötesinde bir varlık gösteremedi. Bazı pozisyonlarda vereceği paslar skoru değiştirebilirdi. Ama üstündeki formsuzluk devam ediyor. Onun dışında Elano‘nun gelişi daha doğrusu henüz alışma evresinde oluşu ilerideki düzeni de bir parça bozmuş. Arda’nın ortada daha etkili olduğunu önce de söylemiştim. Yine yenileyim. Elano’nun gelmesiyle kendisini sola hapsetti gibi oldu. Elano’nun kopuk kopuk oynadığı ilk yarıda Arda da pek ön plana çıkmadı. Keita’nın etkili oyunu da tek başına yeterli olmadı. Sonuç itibariyle devre golsüz bitti. Ama bu duruma üzülen Galatasaray’dan çok Ankaraspor oldu. Çünkü ilk yarıda daha üstün oynadılar ama buldukları fırsatları değerlendiremediler.

İkinci yarıya da Ankaraspor aynı iştahla başladı. Galatasaray’ın kötü oyunu da aynen devam ediyordu. Ta ki 60. dakikaya kadar. Rijkaard, Elano-Kewell ve Baros-Nonda değişikliklerine gitti. Açıkcası ben Mehmet Topal’ın çıkmasını bekliyordum. Ama Elano ve Baros da kenara alınabilecek isimlerdi. Rijkaard tercihini bu yönde kullandı ve ardından Galatasaray silkelendi. Değişikliğin hemen ardında Galatasaray Sabri’nin pasında Nonda’yla golü buldu ancak pozisyon ofsayt olduğu için gol geçerli sayılmadı. Yine de Galatasaray’ın iştahı geri geldi. Kewell‘ın girmesiyle Arda ortaya yanaşarak daha aktif oldu. Son 20′ye girilirken bu sefer Keita-Aydın değişikliğiyle son kozunu da oynadı Rijkaard. Maçın başından beri Galatasaray’ın en istikrarlı ve arzulu ismi Keita’nın çıkması da beni şaşırttı. Ama Aydın’ın bu sene çok fazla süre alacağını daha önceden belirtmiştim. Aydın için Rijkaard büyük fırsat.

Rakip kalede tüm baskıyı kuran Galatasaray, Arda’nın kullandığı kornerde Kewell‘ın akıl dolu ön direk koşusu sayesinde golü de buldu. Geçen sene Olympiakos‘a atılan golün kopyasıydı. Kewell yine yaptı büyüsünü, attığı gole takımı da rahatladı. Ardından tekrar Galatasaray eski acımasız kimliğine bürünerek deli gibi hücum etmeye başladı. Bir yanda Kewell, diğerinde Aydın, Arda, Nonda falan derken hem benim hem rakibin başını döndürdüler. Aydın’ın harika arapasına hareketlenen Nonda bu sefer nizami bir gol atarak skoru da rahatlattı. Maç boyu vasatın altında kalan Galatasaray, son 20 dakikadaki performansıyla Ankaraspor engelini de aştı. Rijkaard’ın değişikleri, Kewell’ın zekası, Arda’nın bu seneki inanılmaz duran topları ve Aydın’ın son goldeki asisti ile bu hafta da süprize yer vermedi Sarı Kırmızılılar. Galatasaray 3 gol ortalamasının altında kalmasına rağmen yine kazandı ve liderliğini korudu. Bu galibiyet, kadro derinliğinin önemini gösteren ilk maç oldu. Galatasaray’ın kulübesine bakarsak bu şekilde daha çok maç görebiliriz. Tabi oyun olarak en kısa sürede toparlanacaklarını düşünüyorum.

Gözüme Takılanlar
- Taraftarın Haldun Üstünel sevgisi. Yaptığı transferler ve Galatasaraylı duruşuyla bir taraftar efsanesi olma yolunda ilerliyor.
- Galatasaray’ın 2288 ve Ankaraspor’un sarı forması. İki takımında kendi renkleriyle alakasız formaları tercih etmelerini anlayamadım. Yahu mis gibi açık mavi Ankaraspor ve parçalı Galatasaray forması varken ne alaka yani?
- İkinci golden sonra yapılan Nonda tezahüratı. Salako melodisinden midir yoksa içerikten midir epey komiğime gitti. Kusura bakmayın sözleri yazamıyorum.
Etiketler: Ankaraspor, Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray, Ankaraspor-Galatasaray, galatasaray, haldun üstünel, kewell, Mustafa Sarp, Nonda, parçalı, Salako, Senecky
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 30 Temmuz 2009 | Yorumsuz!
UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turu ilk maçında Galatasaray, geriye düştüğü maçta İsrail ekibi Maccabi Netanya’yı farklı mağlup etti. Maça Leo Franco, Sabri, Gökhan, Servet, Hakan Balta, Ayhan, Mustafa Sarp, Aydın, Arda, Kewell ve Baros onbiri ile başlayan Galatasaray, elde ettiği bol gollü galibiyetle turun kapısını da aralamış oldu.

Maça iyi başlayan ekip Maccabi Netanya’ydı. Tobol maçında da bahsettiğim gibi Sabri’nin bulunduğu sağ kanat epey aksadı. Rakip de özellikle bu bölgeye çalıştı. Nitekim tehlikeli pozisyonlarda buldular. Ama bugün Galatasaray formasıyla ilk defa izlediğimiz Arjantili file bekçisi LeoN gole izin vermedi. İlk maç itibariyle de kalede güven verdiğini söyleyebiliriz. Bugün onun yerinde Aykut veya Orkun olsaydı Galatasaray sıkıntı çekebilirdi. Leo Franco ile ilgili izlenimim olumlu.
Rakibin ilk tehlikelerini savuşturduktan sonra ise hakimiyet Galatasaray’a geçti. Yalnız Sarı-Kırmızılılar oyunda üstün oldukları bir bölümde topu ağlarında gördüler. Maalesef kornerden geldi gol. Her zamanki klasik hastalığımız. Gökhan-Servet ve Mustafa Sarp gibi bir savunmaya rağmen yan topta rakibe kafa vurdurduk. Küçük takımlara karşı da bir alışkanlık oldu bu geriye düşme durumu. Golde Sarp’ın hatası büyük, Leo ise çaresizdi. Neyseki yenilen bu ahmakca gole aynı şekilde iştirak etti İsrail ekibi. Bu sefer korneri ve golü atan biz, hatayı yapan onlardı. Hakan Balta güzel bir kafa golüyle skoru dengeledi. Golü de bulduktan sonra Galatasaray kendine geldi. Güçsüz rakibini yıpratmaya başlattı.Baros adına yakışmayacak goller kaçırdı. Kewell ve Arda’nın iyi oyununa rağmen ilk yarı beraberlikle sonuçlandı.

İkinci yarıya iyi başlayan ise Galatasaray’dı. İlk yarıda ertelenen gol fazla bekletmedi, ikinci yarının hemen başında geldi. Bu sene takımda kalabilmek için son kozlarını oynayan Aydın’ın ortasında boşta kalan topu Kewell adresine teslim etti. Bu takımdakiler arasında benim için yeri hepsinden farklı olan Kewell, yine yaptı sihrini, attı golünü. Elano transferiyle ona yedek kulubesi göründüğünü düşenenleri de mahcup edecek bir oyun sergiledi Avusturalyalı yıldız. Bu golün ardından fazla geçmeden gecenin yıldızı Arda, Sabri’nin koşu yoluna iyi bir top bıraktı. Sabri de gelişine vurdu veee…. Üzgünüm, yanlış tahmin. Evet beklediğiniz değil gol oldu bu sefer. Hem de alkışı hak eden bir gol. Nasıl ilk yarıdaki defansif hatalarını eleştiriyorsak Sabri’nin hucümdaki bu becerisini de övmeliyiz. Çok sert ve güzel vurdu, tabelayı değiştirdi. Bu golle birlikte rahatlayan Galatasaray’da, Kewell-Keita değişikliği yapıldı.
Bu dakikadan sonra antrenman havasında geçti maç. Galatasaray güçsüz rakibini sahada ezdi. Ama rakip bu duruma biraz farklı tepki verince oyun sertleşti. İsraillilerin tekmeleri havada uçuşurken biri Aydın’a denk geldi. Genç oyuncu zorunlu olarak kenara geldi. Aslında Aydın bugün diğer maçlardan çok daha iyi oynadı. Ancak kadroda kalma ihtimalini zayıf görüyorum. Beklenen patlamayı henüz yapamadğı için, bir sene daha banko oynayacağı bir kulüp bulması istenebilir kendisinden. Kalırsa da en fazla müzmin yedek olur. Sakatlığı da umarım ciddi değildir. Aydın-Barış değişikliğinden sonra yine Arda’nın şefliğinde bu sefer Baros’lu bir senfoni izledik. 10 numaralı kaptan sağdan ortaladı, Baros bomboş pozisyonda dörtledi. Kaçırdıklarının ardından şanssızlığına da kırmış oldu. Bundan sonrasgerisi de gelir. Zaten oyundaki mücadelesi ve arzusuyla çok iyi bir oyun çıkarmıştı, golle süslemiş oldu. Arda da bugün orta sahada şov yaptı. Yerini benimsemeye başladı, iyi top dağıttı. Yer yer İniesta‘yı andırdı. Zamanla daha da iyi olacak. Onun dışında bugün ilk defa izlediğimiz bir başka isim olan Kader Keita da kalitesini belli etti. Hatta bir de gol attı ama ofsayt engeline takıldı. İlerde uzun süre izlediğimizde daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz. İlk izlenim ise olumlu.

Galatasaray deplasmanda aldığı bu sonuçla şovu Sami Yen‘e bırakmış oldu. Bundan sonrası formalite olur. Daha derli toplu bir takım izlememize rağmen savunmadaki sorunlar hala sürüyor. Özellikle sağ kanat ve defansın göbeği. Aslında ikisinden biri düzelse diğeri de düzelecek gibi. İkisinin eksikliği Netanya’yı bile maçın başında iştahlandırdı. Tez vakitte bu sorun çözülmeli. Çözüm de transfer gibi duruyor şimdilik. Sabri’nin ofanstaki artıları ve bugünkü golünden sonra Rijkaard’ın sakatlıktan yeni çıkmış bir Uğur’a şans tanıması da zor gözüküyordu. Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek, bakarsınız gece yarısı Haldun Üstünel yine ansızın bir yıldız ismin daha imza haberini duyurur. Kim bilebilir..

Gözüme Takılanlar
- İşte görmek istediğimiz tribünler böyle. Keita’nın golü ofsayt olmasaydı gurbetçiler skoru da tutturuyordu…
- Beyaz yeni formada kırmızı font kullanılmış. Geçen seneki gibi beyaz üstüne kırmızı gibi hoş olmuş.
- D-Smart’ın ilk yarı bitmeden reklama girmesi. Rezaletin daniskasıdır, ohadır. Hatta üç noktadır.
Etiketler: Arda Turan, Avrupa Ligi, galatasaray, keita, kewell, Maccabi Netanya, Maccabi Netanya 1 - 4 Galatasaray, Ön eleme maçı, Sabri Sarıoğlu, tur, Uefa
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 2 Temmuz 2009 | 1 Yorum

Galatasaray yönetimi yine basını ters köşeye yatırmaya devam ediyor. Haldun Üstünel‘in haftasonunda verdiği transfer müjdesi, şu günlerde resmi siteden tek tek açıklanmaya başladı. 27 yaşında ve 1.84 boyundaki Kader Keita daha önce Lyon klübünde forma giyiyordu.
Lyon’dayken Baros‘la beraber bir sezon geçiren Keita Fildişi Sahilleri’yle 33 kere milli maça çıktı. Sağ ve sol kanatta oynayabilen oyuncu ihtiyaç duyulması durumunda forvette de görev yapabiliyor. Asıl çıkışı Lille takımıyla yapan Keita, 18 milyon Euro‘ya Lyon’a gitmişti. Ancak Lyon’da takım içinde dışlandığından ve yalnızlıktan şikayetçi olan futbolcu Lille’deki performansının çok altında kaldı. Herşeye rağmen Galatasaray kalitesi belli, müthiş süratli, çok iyi pres yapan ve kanatta bire birlerde çok etkili bir oyuncuyu kadrosuna kattı. Tek eksik yönü bitirici vuruşlarının diğer özelliklerine göre düşük olması. O eksikliği de Galatasaray takımındaki teknik ekiple birlikte gidereceğini ve Lille’deki performansına geri döneceğini umut ediyoruz. Tıpkı geçen seneki Baros ve Kewell transferleri gibi… Transferin arkasında Haldun Üstünel isminin olması da Keita’ya olan inancımı artırıyor.
Etiketler: baros, galasarayda, galatasaray, haldun üstünel, kader keita, keita galatasarayda, kewell, lille, lyon, transfer, yeni transferler
Kategori: Transferler