Organik Futbol Anasayfa »

Kubilay Türkyılmaz

Yazar: Oğuz Öztürk 13 April 2010 | Yorumsuz!

Kubilay Türkyılmaz Türkiye’nin İsviçre ile temasındaki ilk aktörlerden biriydi…

İsviçre’de hatırı sayılır bir şekilde saygı gören futbolcu aynı saygının daha fazlasını Türkiye’de görmüştü. İsviçre ile oynanacak milli maçlar öncesinde kameralara bakıp ’sakatım’ demesi Euro 2008′de Türkiye’ye gol atıp sevinmeyen Hakan Yakın’ın davranışı ile aynı yöne çıkıyordu…

1990′lı yıllar Kubilay’ın kariyerinin en parlak günleri diyebiliriz. Galatasaray‘da oynuyordu ve o yıllar futbolseverlerin aç olduğu yıldız oyuncu profilini yeterince karşılıyordu.

Galatasaray‘la anlaştıktan sonra oynadığı tüm maçların içinde kesinlikle akıllarda en çok yer eden 3-3′lük Man Utd maçıydı… O maçta Kubilay’ın harika performansı Ümit Aktan’ın azğından ” Elleri titrıyor, golün dakikasını bile yazamıyorum” cümlesinin çıkmasına neen olmuştu.

Galatasaray’da daha ilk sezonunda taraftarın sevdiği bir isim haline gelmişti ve şampiyonluk yaşamıştı. Onun sevilmesinin en büyük etkenlerinden biri iyi oyununun ve hırslı yapısının yanında çok güleryüzlü ve sempatik oluşuydu… Galatasaray’lı efsanelerin anlatıkklarına baktığımızda da ne kadar pozitif olduğunu anlıyoruz. Arif Erdem onun için bir mağlubiyetten sonra takımın moralini yüksek tutmak için şarkı söylediğini bile beyan etmişti…

Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra sırasıyla Grasshoppers, Locarno, Luzern, Brescia ve Lugano‘da oynayan Kubilay İlerleyen yaşına rağmen 96-97 ve 98′de İsviçre’de yılın futbolcusu seçilmeyi başarmıştı.

İsviçre halkı üzerinde hiçbir zaman popülaritesini kaybetmeyen Kubilay Türkyılmaz Federasyon bünyesinde halen çocukların futbol eğitimi için çalışmalar yapıyor…

Unutmadan, Kubilay Türkyılmaz’ın İngiltere filelerine gol atan ilk Türk olduğunu söylemek gerek, fakat üstündeki İsviçre bayraklı forma  ile…

Organik Futbol Anasayfa »

Rıdvan Dilmen ve Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü

Yazar: Oğuz Öztürk 13 February 2010 | 1 Yorum

Rıdvan Dilmen çcukluğunu anlatıyor; “Korkunç Fenerbahçeliydim. Fenerbahçe kaybettiği zamanlar okula gitmek istemezdim. Arkadaşlarım dalga geçecekler diye… Tebeşir tozu yutardım, ateşimi çıkartıp okuldan yırtmak için”… Rıdvan Dilmen’in iki çocukluk hayali vardı; biri Fenerbahçe’de oynamak, diğeri ise Fenerbahçe’yi çalıştırmak. İkisine de ulaştı, fakat çalıştırması tam istediği gibi olmadı…

***

Rıdvan Dilmen’in Fenerbahçe’nin başına geçmeden önce belki de yeterli antrenörlük tecrübesi vardı ama aynı tecrübe teknik direktörlük için yoktu. Sabırlı olma ve heyecanını kontrol etme gibi kavramlar Rıdvan Dilmen gibi bir teknik direktöre çok uzaktı.

***

O dönemdeki Fenerbahçe kadrosu ve bütçesi şimdi Fenerbahçe defansında oynayan Diego Lugano‘nun maliyetinden daha azdı. Büyük paralara ulaşmanın imkanı yoktu. O dönem Rıdvan Dilmen Fenerbahçe yönetiminden istediği birçok oyuncu için ‘alamayız’ yanıtını almıştı. Samuel Jhonson, Preko ve Oulare‘nin toplam maliyeti 6 milyon dolardı. Alpay ve Sergen ise kiralanmıştı.

***

Rıdvan Dilmen’in göreve geldiği sezonun başında yaşadığı birkaç şanssızlığı da unutmamak gerek. Takımın önemli isimleri Ogün ve Abdullah yaz aylarında ameliyat olmalarına rağmen sezon başına yetişememişlerdi. Murat Yakın ise depremden sonra İstanbul’u terketmişti. Mustafa Doğanın burnu, Jhonson’un ise kaburgası kırılmıştı. Moshoeu‘nunda abisi yaşamını yitirmişti.  Yine o sezon çıkan bir kural nedeni ile takım kadrosuna mutlaka genç takımdan iki oyuncu alma zorunluluğu vardı. Zaten kadroyu yeterli bulmayan Rıdvan Dilmen aynı zamanda birçok sorunla da baş etmek zorunda kalmıştı. Sonrasında ise ard arda gelen şanssızlıklar nedenyle takımdan ayırlması gerekmişti.

***

Fenerbahçe taraftarının yorumlarına iyi de olsa kötü de olsa hayran olduğu Rıdvan Dilmen’in yolu tekrar Kadıköy ile kesişir, kimbilir?

Organik Futbol Anasayfa »

Kırılma Noktası #1

Yazar: Ali İhsan Karakaş 31 August 2009 | Yorumsuz!

Semih’in son dakika golü ile kazanılan bu maç, sezon sonuna kadar devam edecek ve lig bittiğinde daha anlamlı bir hâl alacak kırılma noktası serisinin de ilk yazısı olsun.

Alex’in döndüğü ama bu sefer de Gökhan Gönül‘ün yoksun olduğu bir kadroyla sahaya çıktı bugün Fenerbahçe. Gökhan’ın yokluğunda Daum, sağ bekte Bekir’i tercih etti. Bu tercihin ne kadar hatalı olduğu ise maç başladıktan sonra gayet açık bir şekilde ortaya çıktı. Haftaiçi Sion maçındaki kötü görüntü bugün de vardı Fenerbahçe’de. Santos’un ortalıkta görünmediği maçta Gökhan’ın eksikliğiyle Kazım‘da eski performansının çok altında kaldı. Alex’in ilk yarıdaki kayıp futbolu ve Guiza’nın yorgunluğu da bunlara katılınca Fenerbahçe’de Emre’nin dışında diri adam yoktu. Rakip Manisa ise geçtiğimiz haftalardaki aldığı puanların hakkını veren bir takım olarak gelmişti Kadıköy’e. Fenerbahçe 10 kişi kalana kadar da çok iyi mücadele ettiler. Özellikle Simpson ve Ergin Fenerbahçe savunmasını çok zorladılar. Simpson’ın karşısında kalan Bekir, açık ara en göze batan isimdi. Golsüz biten devrede Simpson’un uçarak dışarıya attığı kafa topu dışında bir de Alex’in sayılmayan golü vardı.

İlk yarıdaki skor ve iyi oyun moraliyle ikinci yarıya da Manisaspor daha etkili başladı. Koşan ve mücadele eden Manisaspor karşısında Fenerbahçe, kalesinde büyük tehlikeler yaşadı. Ergin’in sol çaprazdan etkili geldiği pozisyonu Bekir’in müdahesi zor durdurdu. Sonra tekrarı seyredince müdahelenin açık bir penaltı olduğunu gördük. Ama maçın hakemi o anda bu pozisyonu göremedi. Ardından Simpson’la golü kovalayan Manisaspor, bu sefer de Volkan’ı aşamadı. Spiker ifadesiyle, Simpson’un çok güzel vurduğu ve 90′a giden aşırtma vuruşunu Volkan aynı güzellikte çıkarttı.

Manisa’nın bu direnişi karşısında Fenerbahçe’de biraz toparlanmaya başladı ama asıl diriliş Emre‘nin kırmızı kart görmesiyle başladı. Sarı kartlık bir faul yapan Emre, pozisyonun ardından yerde yatan rakibinin üstüne yürüyüp saydırmaya başlayınca kırmızıyı yedi. O da yetmedi giderayak hakeme atar yapıp, hafiften dirseğini vurdu. Yaptığı tüm bu antipatik hareketlerle bırakın kendisini, Fenerbahçe’yi de nefret edilen bir takım yapmaya doğru sürüklüyor. Lugano‘nun maçın başındaki Santos’u koruma ayağıyla hakeme babalanmasını hiç saymıyorum. Daha önceden de dediğim gibi Lugano,Emre,Sabri hatta eskilerden Hasan Şaş gibi oyuncuların bu tip hareketlerli belki kendi tribünleri tarafından mazur görülebilir. Hatta bazı kesimlerce Kahraman,Savaşcı gibi yersiz sıfatlarda alabilir. Ama genel olarak diğer bütün taraftarların nefretini kazanırlar. Hem kendileri, hem kulüpleri. Bu tip oyuncuların kesinlikle utanıp sıkılmadan -ki hiç öyle değillerdir de- profesyonel yardım almaları gerekir. Tamamen psikolojik ve içgüdüsel bu hareketleri engellemenin başka bir çözümü yok.

Neyse maçtan kopmayalım. Bu kırmızı karttan 1-2 dakika önce Santos-Topuz ve Kazım-Semih değişikleri olmuştu. 10 kişi kalan rakip karşısında biraz daha güven bulup, ileriye açılan Manisa’ya, Fenerbahçe yeni giren oyuncular ve eksik oynama psikolojisiyle daha fazla yüklenmeye başladı. Bu dakikadan sonra da oyuna heyecan geldi zaten. Emre’nin çıkmasıyla kendine gelen Alex önce uzaktan kaleyi yokladı ardından nefis bir asistle Guiza‘ya golü attırdı. Son 10 dakikaya girerken gelen bu golle rahatlayan Fenerbahçe, ikiyi de atıp bitirelim derken ileriye hızlı çıkan Manisaspor Ergin‘in golüyle son 5 dakikayı Fenerbahçelilere zehir etti. Ardından da Sezer Öztürk‘ün müthiş şutu geldi. Transferin çok konuşulan ve son anda çark ederek kadroya geri dönen ismi Sezer‘in o şutunu Volkan çıkaramasa belki gecenin hikayesi bambaşka olacaktı.

3 yıl üstüste şampiyonluk sözü, Kadıköy’de 17′de 17 yapma iddiası, Galatasaray’ın gölgesinde kalan 3 hafta, Sion maçından sonra yine bir kötü oyun ve olası beraberlik ihtimali beyinleri kurcalarken Semih çıktı sahneye. 90+4′te tüm manzarayı güzelleştirdi. Aziz Yıldırım bile öyle bir sevindi ki bu gole kendisini tebrik etmek isteyenlere -tahminimce- bir küfür savurarak kendini içeri zor attı. 26 yaşındaki genç! golcü bu golle sezonun ilk kırılma noktasının da baş aktörü oldu. Alex‘in kafa vuruşunda dönen topu takip ederek boş kaleye gönderdi.Tam bir Semih Şentürk klasiği. Kendisine nöbetçi diyerek bu klişenin daha fazla üzerine yapışmasına destek olmayacağım. Çünkü Semih, daha çok ilk 11′de başlayan golcü sıfatını hak ediyor.

Sonuç olarak Fenerbahçe bu galibiyetle şampiyonluk yolunda herkese nasip olmayan, o “kötü oynayarakta olsa kazanacaksın” zincirinin ilk halkasını tamamlamış oldu. Peki Fenerbahçe’nin bu vasat oyunu sürer mi yada her zaman bu kadar şanslı olurlar mı sorularının cevabını da ilerleyen haftalarda göreceğiz…

Gözüme Takılanlar

  • Üstteki resim. Sanki Alex, “Bu dakikaya kadar nerdeydin sen? “ diyerek Semih’in kulağını çekiyor gibi çıkmış. Ya da bu benim mizansenim :)
  • Daum dahil oyuncuların ısınmaya Türkiye t-shirtü ile çıkması. Daum kısmı biraz şova dönüktü ama 30 Ağustos‘un unutulmaması güzel.
  • ”Halka kapılarımız geniş açılım iki gözüm, Kapılar 55 lira be gözüm” pankartı. Bilet fiyatlarına tepki devam ediyor. Bakalım bir işe yarayacak mı bu kadar şikayet…
Organik Futbol Anasayfa »

Fenerbahçe 3 – 0 Sivasspor

Yazar: Ali İhsan Karakaş 17 August 2009 | Yorumsuz!

Fenerbahçe ligin 2. haftasında karşılaştığı Sivasspor‘u 3 golle mağlup etti. Fenerbahçe top hakimiyeti yüksek bir kadroyla mücadale ederek zorlanmadan maçı almasını bildi. Taraftarlar ise 55 liaralık bilet ücretine tepki göstermelerine rağmen tribünleri doldurmuştu, Fenerbahçe’yi bu sezon Kadıköy’deki ilk maçında yalnız bırakmadılar.

Fenerbahçe’ de, Denizlispor maçındaki ilk 11′de sadece Vederson değişikliği yapmıştı Daum, iyileşen Roberto Carlos vardı yerinde. Yedeklere gelecek olursak Almanya kampında sakatlanan Semih‘i kulubede göreyorken, Rize maçının yıldızı Mehmet Topuz yoktu. Sivasspor’da ise Mehmet Yıldız ve Sezer Badur yoktu kadroda, sakatlıkları devam ediyor.

Sıcaktı, hakem 2 kez su molası verdi, verme gerekliliği hissetti kendinde. Guiza‘dan gol sesi çıkmazken, Dos Santos 2. golünü kaydetti Fener’de. Emre ve Kazım da bu sezon fileleri ilk defa havalandırdı.

Alex Şanssızlığı

Fenerbahçe ile 150. lig maçıydı Alex’in, dile kolay, 6 sezon olmuş. Maç öncesi yapılan seromoniye kızlarıyla birlikte çıktı.

Karşılaşmanın 8. dakikasında ise sakatlandı ve çıkmak zorunda kaldı, Deivid‘e bıraktı yerini. Öğrendik ki 1 ay sahalarda uzak kalacakmış, üzüldüm. Daum ise Alex‘le ilgili soruya üzüldüm, Sion maçında da oynayamayacamış dedi.

Lugano Oradaydı

Lugano oradaydı, tribünde karşılaşmayı izliyordu. Tekrar hoşgeldin Lugano !

Organik Futbol Anasayfa »

Lugano Fenerbahçe’de Kaldı

Yazar: Ali İhsan Karakaş 16 August 2009 | Yorumsuz!

Lugano döndü, dolaştı ve tekrar Fenerbahçe’de kaldı. Arayış döneminde istediği miktarları bulamayan Lugano, ailesi de İstanbul‘da mutlu olduğu için kulüp değiştirmek istememiş. Uruguaylı oyuncu bugün, defans arayışı içinde olan Fenerbahçe ile 4 yıllık sözleşme imzalayacak. Şüphesiz bu habere en çok Fenerbahçe’li taraftarlar sevinecek. Kendi taraftarlarınca müthiş ilgi gören ama rakip taraftarlardan da büyük tepki alan tipte oyunculardan biri Lugano. Önümüzdeki 4 yıl daha bu klişe değişmeyecek gibi…

 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Anadolu Efes - Senden Daha Güzel

Medya'dan Haberler

Demirören'i İstifaya Çağıracağım

Aydınlar'ın istifasını değerlendiren

Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören

için "Gerekirse hiç birimiz Avrupa'ya

gitmeyelim diyorsa, bence güven

tazelemelidir. Kulüpler Birliği'nde seçim

için resmi talebimi söyleyeceğim" dedi.

All-Star 5'leri Açıklandı

26 Şubat'ta Orlando'da düzenlenecek

NBA All-Star maçına ilk 5 çıkacak

oyuncular açıklandı. Batı karması

Kobe-Durant-Paul-Griffin-Bynum,

Doğu karması ise Howard- LeBron-

Wade-Rose-Carmelo ile başlayacak.

Hilbert Şoku

Mersin İdmanyurdu karşısında

sakatlanan Beşiktaşlı oyuncu

Roberto Hilbert'in yaklaşık 2 ay

takımdan ayrı kalacağı açıklandı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.