Tarih: 21 Nisan 2001 Yer: Şükrü Saraçoğlu Stadyumu / İstanbul
Tarihte bugün, 21 Nisan 2001. Süper Lig’in 29. hafta mücadelesinde Gaziantepspor ile karşılacak olan Fenerbahçe, oynadığı son 3 maçta da galibiyet görememişti. Bunlardan ikisi lig maçı olurken, biri de Türkiye Kupası finaliydi. Normal süresi 2-2′lik beraberlikle biten maçı Gençlerbirliği, penaltı atışları sonunda 4-1 kazanmış ve tarihinde 2. kere bu kupanın sahibi olmuştu. Fenerbahçe’nin ise 18 yıldır süren Türkiye Kupası hasreti 19 yıla çıkacaktı.
29.hafta maçları öncesi Galatasaray ve Fenerbahçe 61′er puanla liderliği paylaşıyor, Anadolu’nun flaş ekibi Gaziantepspor ise 58 puanla bu iki devi yakından takip ediyordu. Son 4 senedir şampiyonluk göremeyen ve Galatasaray’ın başarıları altında ezilen Fenerbahçe, Türkiye Kupası’nın da gitmesiyle birlikte tüm konsantresini lige vermişti artık. Aynı şekilde Galatasaray da hafta içi oynadığı Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçında 3-2′nin rövanşında Real Madrid’e deplasmanda 3-0 yenilmiş ve elde kalan tek hedef lige yönelmişti.
Bitime 6 hafta kala müthiş bir çekişmeye sahne olan ligde 29. haftada Galatasaray, Çaykur Rize deplasmanına giderken, Fenerbahçe Kadıköy’de Gaziantepspor ile ligin kırılma maçlarından birine çıkıyordu. Bir önceki hafta Beşiktaş ve Fenerbahçe basketbol takımları arasında oynanan maçta olay çıkardıkları tespit edilen bazı taraftarlar polis tarafından gözaltına alındığı için bu önemli maç öncesi Kadıköy’de alışılmış atmosfer yoktu. Hatta protesto amacıyla tribünler ilk 30 dakikayı çıt çıkarmadan izlemeyi tercih etmişlerdi. Tüm bu şartlar Sakıp Özberk yönetimindeki Ömer Çatkıç’lı, Hasan Özer’li ve Fatih Tekke’li Gaziantepspor’un işine gelmiş ve 43 dakikada Fenerbahçe’ye kendi sahasında 3 gol atmışlardı.
Devre arasında silkinip, kendine gelen taraftar tarihinin en unutulmaz maçlarından birinde takımları için pistol vazifesi görmek için hazırdı. İkinci yarı için takımı erkenden sahaya çıkaran Mustafa Denizli, sahanın ortasında taktikler veriyor, ardından taraftar “Bizler inandık, siz de inanın” diye takımı motive ediyordu. Devre arasında oyundan alınan Baliç’in staddan çıkıp Samandıra’ya gitmesi ilerleyen günlerde belki bir gündem oluşturacaktı ama asıl gündem onun yerine oyuna giren Rapaiç’in sahada yaptıkları olacaktı. Taraftarla birlikte uyanan Fenerbahçe, ikinci yarının tamamında belki de o zamanda kadarki en iyi futbolunu oynuyor, taraftarın içindeki arzuyu sahada mücadeleye çeviriyordu. Bu azim ve mücadele rakibi de hataya zorluyor ve ilk yarıdaki 3 avans, sadece 80. dakikaya kadar idare edebiliyordu Gaziantep’i. 80. dakikada Milan Rapaiç bir kere daha sahneye çıkıyor ve Fenerbahçe’ye 3-0′lık mağlubiyetten 4-3′lük galibiyeti getiren golü atıyordu.
İşte Melih Gümüşbıçak’ın unutulmaz anlatımıyla, ilerde torunlarınıza anlatabileceğiniz o maç;
Unutulmaz Anlatımlar Serisi‘nin diğer yazıları için tıklayınız…
Fenerbahçe o sezon Kadıköy’de oynadığı bütün maçlarını kazanarak 17′de 17 yaptı ve ligin sonunda Galatasaray’ın 3 puan önünde 76 puanla, 14. kez şampiyonluğa ulaştı. Mustafa Denizli’nin önderliğinde Galatasaray’ın 4 senelik hanedanlığına son veren Fenerbahçe, bu şampiyonluğu “Efsane Geri Döndü” sloganıyla kutladı ama sonu şampiyonluğa giden asıl geri dönüş Gaziantepspor maçının devre arasından sonra gerçekleşmişti. 1989 yılında Federasyon Kupası’nda Mustafa Denizli’nin çalıştırdığı Galatasaray karşısında da benzer şekilde 3-0′dan 4-3 kazanan Fenerbahçe, birkez daha aynı şeyi gerçekleştirdi ve 21 Nisan’ı tarihinin unutulmazları arasına soktu.
Rijkaard’ın rotasyonu Estonya’ya ertelediği maçta, Galatasaray yine alışılmış 11 ile başladı maça. Geçen sezonun en az gol yiyen ekibi olan Kayserispor’un bu maçta da defansif bir oyun oynayacağı görüşü hakimdi. Ama Tolunay Kafkas daha önce Galatasaray’a karşı katı savunma yapmayı tercih eden takımların akıbetinden ders almış olacak ki oyunu daha ileride oynatmayı seçti. Bu durum ilk dakikalarda Galatasaray’ı zorladı. Maça çok istekli başladılar ve ilk tehlike de Cangele‘yle Kayseri’den geldi. Galatasaray’ın ortasındaki Ayhan ve Sarp, dirençli Kayseri karşısında başlarda sıkıntı yaşadı.
Galatasaray için kilit niteliği taşıyan ilk gol ise yine bir duran toptan geldi. Sabri’nin ortasına Arda mükemmel bir vole vurdu. Topa kaleciden önce müdahele eden Baros da topu ağlara gönderdi. Ama gol faul kokuyordu. Nitekim Kayserili futbolcuların yoğun itirazı oldu. Tartışılabilecek bir pozisyon..
Golü bulduktan sonra daha rahat oynamasına rağmen Galatasaray pozisyona girmekte zorlandı. Aydın ve Baros’un son paslardaki isabetsizliği kadar savunmanın da hakkını vermek lazım. Özellikle Rijkaard‘ın verdiği fırsatları Netanya maçı haricinde gereği gibi kullanamadığına inandığım Aydın, ilerde çok top kaybı yaptı. Bunlar kontraatak olarak geri döndü. Aydın, Kewell kadroda olmadığı için bugün 90 dakika forma şansı buldu. Ama iyileştikten sonra Kewell’ın arkasında kalır gibi.
Mağlup duruma düşmesine rağmen etkili oyunun devam ettiren Kayserispor’da bir duran topla eşitliği sağladı. Servet’in kaçırdığı Makukula skoru dengeledi. Galatasaray’ın yediği nadir gollerin son örnekleri hep yan toptan. Servet gol pozisyonunda rakibini kaçırmasına rağmen Gökhan’la birlikte genel anlamda iyi bir oyun çıkardı. Özellikle Gökhan Zan’ın hakkını vermek lazım. Son maçlarda hatasıza yakın oynuyor. Savunmanın bugünkü başarılı bir diğer ismi de Sabri’ydi. Sabri nedense Kayseri maçlarında bir başka oynuyor. Hücum yönünden ziyade savunmada yaptığı hamleleri çok beğendim. Pozisyonunun hakkını verdi bugün. İleriye yaptığı desteklerle Keita‘ya da yardımcı oldu.
33′te Kayseri’ye beraberliği getiren Makukula, 2 dakika sonra yine kornerden bu sefer kendi kalesine bir gol atarak bu alanda bir rekor kırdı sanıyorum. 3 dakika içinde biri kendi kalesine, biri rakip kaleye gol atan daha kaç emsali vardır acaba? Golün öncesi yine şüpheli. Ama bu konuda tartışmaya yer yok. Baros‘dan çıkan topta Galatasaray’ın lehine korner kararı çıktı. Bu pozisyona da Kayserispor epey itiraz etti. Ama golü de kendileri attı. O manada çok ilginç bir gol oldu. Zaten Galatasaray bu sene öyle bir futbol oynuyor ki kendisi atamasa rakip atıyor golleri. Öyle ilginç maçlar seyrediyoruz.
İkinci yarıya Rijkaard, Elano ile başladı. Ben Aydın’ı beklerken Keita geldi kenara. İlk yarı Keita hiç fena değildi ama Rijkaard dinlendirmek istedi sanıyorum. Keita-Arda-Elano ve Baros’u aynı anda sahada göremedik henüz. Hakan Balta‘nın sakatlanması üzerine devrenin başında ikinci kez değişikliğe giden Rijkaard, kadroda Alpaslan ve Volkan olmadığı için Uğur’u oyuna almak zorunda kaldı. Transferde Sercan Yıldırım falan konuşuluyor ama Galatasaray’ın en önemli eksiği sol bek. Balta’nın bir yedeği yok. Söz konusu Caner transferi ne kadar çözüm olur bilemiyorum ama kiralık gelecek olması bu transferin gerçekleşme ihtimalini yükseltiyor. Bugün çok daha net görülen bu sorunun en kısa sürede halledileceğini düşünüyorum.
Sami Yen’e ikinci kere çıkan Elano, maçın 62. dakikasında öyle bir gol attı ki of of of… Elano değil “nE LAN O” dedirtecek bir goldü. Yaklaşık 30 metreden, seken topa gelişine sol ayağıyla müthiş vurdu. Golle birlikte taraftar da coştu. Elano siftahı yapmış oldu. Bunun iç saha maçında olması ise daha bir anlamlı oldu. Arda’yla birlikte ikinci yarı müthiş oynadılar. Solda Arda, ortada Elano. Birbirlerini çok iyi tamamlayarak harika paslaşmalar izlettiler. Elano sahanın tümüne hakim bir görüntüdeydi. En boştaki arkadaşını tek pasla bulması en büyük artısıydı. Talinn maçında kendisini daha fazla izleyeceğimizi düşünüyorum.
2 farklı üstünlüğü ele alan Galatasaray karşısında Kayseri’nin direnci de bir nebze düştü. Oyunu sertleştirmeye çalıştılar. Ama tüm bu çabalar ivme kazanmış bir Galatasaray’ı durduramadı. Aynı istekle hücuma devam eden Sarı Kırmızılılar Baros’la birçok pozisyonu değerlendiremedi. Ama maçın sonunda Arda’nın soldan hazırladığı pozisyonda Baros, farkı 3′e çıkarmayı başardı. Attığı 2 gole rağmen fazlasını da heba etti Çek yıldız. Herşeye rağmen bugün 2 gol atarak, önceki maçları boş geçmesine rağmen kendisini sürekli destekleyen Galatasaray taraftarını haksız çıkarmaması önemliydi. Onun dışında bu takımın en önemli ismi Arda yine muhteşemdi. Makukula’nın attığı korner golündeki asistini de sayarsak 4 golün 3′ünün asistini yaptı. Arda’nın bu seneki en önemli farkı, iyi oyununu istatistiklerle süslemesi. Kaptan, çok iyi yolda ilerliyor. Onun gibi bir oyuncuya sahip olmak gerçekten büyük övünç kaynağı. Adamsın Sipsi…
Galatasaray, Denizli’den sonra Kayseri’yi de aynı skorla yolcu etti Sami Yen‘den. Bol gollü galibiyetler ayrı, oynanan iyi oyun ayrı bir zevk. Kayseri, Antep’le birlikte bugüne kadarki en ciddi rakipti. Galatasaray bu iki takıma biri deplasmanda olmak üzere tam 7 gol attı. Ama herşeye rağmen ilk ölçüt Beşiktaş maçı olacak gibi. Hafta arası antrenman maçında da “yedeklerden” farklı bir skor bekliyorum. Bu takımda yedek ne oluyorsa artık…
Gözüme Takılanlar
Gol sevinci sırasında sevinç yumağının üstüne uçup gelen Sabri’yi, Baros’un üstünden fırlatması. Bir baktım Sabri havalara uçuyor. Milan’a transfer haberi geldi aklıma…
Melih Gümüşbıçak‘ın Elano golü sonrası “2 Hamidou olsa yine çıkaramazdı” demesi. Doğru söze ne denir?
Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam ve İbrahim Yazıcı’nın maça gelmesi. İbrahim Yazıcı=Sercan Yıldırım, Ertuğrul Sağlam=Nonda, Rıza Çalımbay=Volkan Yaman. Çok mu uçuk oldu ne…