Organik Futbol Anasayfa »

Giovani – Kewell – Nonda Üçgeni

Yazar: Ali İhsan Karakaş 29 January 2010 | Yorumsuz!

Lucas Neill ve Jô’dan sonra Galatasaray, Giovani Dos Santos transferini de basından gizlemeden sonuçlandırmayı başardı. Sezon başından alışık olduğumuz o ters köşeler ve gece yarısı açıklamaları olmadı bu sefer. Dün Giovani transferiyle tıklanma rekoru kıran Galatasaray resmi sitesi aslında bu ilgiyi biraz da takımdan gidecek oyuncunun belirsizliğine borçluydu. Herkesin korktuğu olay gerçekleşmedi ve Harry Kewell takımda kaldı, en azından sezon sonuna kadar. Dos Santos transferinin kurbanı ise zaten sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Shabani Nonda oldu. Baros’un 2 ay olmayacağı dönemde Galatasaray’ın Avrupa Ligi‘nde oynayabilecek tek forveti Nonda’nın gidişi de takımdaki durumu gibi sorunsuz oldu. Yedek kalmayı dert etmeyen, çalıştığı tüm teknik direktörler ve oyuncularla uyum içinde geçinen Nonda, ayrılırken de zorluk çıkarmadı. Sezon sonuna kadar olan ücreti ödenecek olan Kongolu oyuncunun bonservisi tek taraflı olarak feshedildi. Nonda’nın gidişi Avrupa için bir sorun olur mu, pek emin değilim. Çünkü zaten Nonda, bir Baros gibi  forvet tanımına tam uyan bir oyuncu değildi. Buradan Nonda forvet değildi anlamı çıkarılmasın sakın. Daha çok ilerde arkası dönük top saklayabilen ve geriden gelecek destekle daha etkili olan bir oyuncuydu Nonda. Topu saklaması, pas alış verişi vs. yönleriyle aslında Galatasaray’a zenginlik ve çeşitlilikte katıyordu ama özellikle son vuruşlardaki bitiriciliği yakın zamanda hayli zayıflamıştı. Aslında buna rağmen bu sezon 22 maçta oynayıp 16 gol atmış. Ancak ne varki kaçırdıkları daha çok göze batıyor. İlerleyen yaşı da düşünülünce zaten muhtemelen sezon sonu da yeni kontrat yapılmayacaktı. Gio’nun gelişi sadece bu süreci hızlandırdı.

Özellikle mâlum tezahüratıyla ve Fenerbahçe’ye attığı golle taraftarın büyük sevgisini kazanan Nonda’nın bir kalemde silinmesi hatta bu ayrılığa fazlasıyla sevinenlerin olmasının nedeni ise tabi ki Harry Kewell’ın takımda kalmış olmasıydı. Bugün Haldun Üstünel’in de söylemiş olduğu gibi “4-6 haftalık bir sakatlık geçireceği için bir oyuncunun sözleşmesini fesh etmek Galatasaray’a yakışmazdı”, hele ki bu adam Kewell’sa kısmını da ben ekleyim. Üstünel aynı zamanda Kewell’ı göndermek gibi bir durumun hiçbir zaman gündeme gelmediğini ve en kısa sürede iyileşip takıma katılmasını istediklerini söyleyerek taraftarın gönlüne su serpti. Ancak röportaj sırasında kullandığı “Kewell’ın gidişi de gelişi gibi görkemli olmalı” sözü beni düşündürdü. Kewell? Gitmek? Aynı cümlede pek hoş durmadı sanki. Ben onun için birkez daha buradan Haldun Üstünel’e 3 dakikayı hatırlatıyım…

Dünkü bekleyiş sürecinin sonunda bir giden, bir kalan ve bir de yeni gelen isim vardı.  Bir dönem Barcelona taraftarının gözünde “Yeni Ronaldinho” olan bu ufaklık (1989 doğumlu), İngiltere’nin sert futbolunda da biraz ufak kalmış. Rijkaard’ın adını duyan babasından da onayı alan Brezilyalı görünümlü ama aslen Meksikalı olan Gio, satış opsiyonuyla birlikte Galatasaray’a gelmeyi kabul etmiş. Böylelikle daha öncede birçok ayrılmış ismi tekrar birleştirerek bu yönüyle Sinan Çetin’le Film Gibi programını andıran Galatasaray, bu transferle de Gio-Rijkaard ikilisini biraraya getirmiş oldu. Şaka bir yana aslında Galatasaray bu ara transfer döneminde sezon başındaki doğru hamlelerinin ekmeğini yedi biraz. 13 yıl Premier Lig tecrübesi olan Neill gibi tecrübeli bir ismi, Jô ve Dos Santos gibi gelecek vaad eden 2 önemli genci İngiltere’den koparıp, Türkiye’ye getirmek kolay iş değil. Neill transferinde Neeskens, Jô ve Giovani transferlerinde ise Rijkaard’ın sırf isim olarak bile ne kadar önemli olduğu bir kez daha görmüş olduk. Bunlara ek 4. bir isim daha var elbette ama o sona kalsın.

İleriye dönük kanat oyuncusu olarak görev yapan Gio’nun, Barcelona yıllarındaki performansına göre konuşursak kendisini biraz Keita’ya benzetebiliriz. Onun daha genci ve daha büyük beklenti yaratanı. Ancak ne var ki o beklentiler EPL’de tutmamış bir türlü. Aslında performansı kötü değil ama beklentiler o dönemin Ronaldinho’su standartında olunca sonuç hayalkırıklığı olmuş. Kewell ve Baros kadar olmasa da o da kariyerinin düşüş döneminde geliyor Galatasaray’a. Amaç en az onlar kadar yükselmek, yaşını ve Türk futbolunu da düşünce çok uzak bir amaç da değil. Tam hedeflerine uygun bir seçim Galatasaray. Şu 6 aylık süreçte yakalayacığı çıkış ve devamında kullanılacak opsiyon maddesiyle Rijkaard’la birlikte kendisini bir kez daha Avrupa’ya kanıtlayabilir.

Transferleri büyük ölçüde tamamlayan Galatasaray,  Avrupa’da oynayabilecek bir forvet oyuncusu transfer etmezse -ki eğer bir transfer olursa da ben forvet değil, Ali Turan’ı bekliyorum- diziliş olarak 4-6-0 oynayacak gibi görünüyor. Daha önce söylediğim gibi aslında Nonda’yla da buna benzer oynuyordu Galatasaray ama bu sefer o forvet mevkii tam sıfır olacak. Osman Tanburacı‘nın uzun yıllardır bahsettiği bu sistem aslında insanı önce bir heyecanlandırıyor ancak eldeki isimlere bakınca umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Burada forvetsiz oynamanın değeri koşan, mücadeleci, yetenekli ve en önemlisi oyunun 2 tarafını da oynayabilen ortasahalar olduğu zaman ortaya çıkar. Bu noktada Galatasaray koşup, mücadele edecek Mustafa Sarp, Ayhan, Barış ve Mehmet Topal gibi isimlere sahip. Maçın önemine göre bu dörtlüden 2 veya 3′ünü seçmek gerekir. Yetenekli olaraksa elde Arda, Elano, Keita ve şimdi bir de Dos Santos var. Yedek olarak da Emre Çolak ve Aydın’da cabası. Kağıt üstünde yada bilgisayar oyununda hayli cezbedici isimler ancak bunlarda kaç tanesi oyunun hem savunma hem hücum alanında etkili olabilir? Maalesef bu isimlerin tamamına yakını tek taraflı oynuyor. Zaman zaman çok iyi maçlar çıkarmalarına rağmen ben hiçbirini bu kategoriye dahil edemiyorum. Galatasaray’ın takviye gerekli en önemli bölgesi ortasaha iken biri sağlık ekibinin çok büyük hatasından kaynaklanan Baros ve Kewell’ın sakatlıkları tüm işleri karıştırdı. Ortasaha transferi de sezon sonuna kaldı. Benim çıkarımlarım ise yönetim bu sene lig şampiyonluğunu kazanıp, önümüzdeki yıl için Şampiyonlar Ligi’nin motivesi ve gelirini önemsediği yönünde. Bunlara ek olarak artacak yayın gelirleriyle de daha büyük bütçeyle, daha iyi bir oyuncuyu almayı düşünüyor. Zaten ara transfer dönemindeki zorluk ve oyuncunun çekeceği uyum sorunu da düşünülünce bu politika gayet mantıklı geliyor.

Son olarak tüm bunlara rağmen bu dönemde yapılan yıldız transferler biraz da Mart’taki seçime yönelik. Üstteki düşüncelerin gerçekleşmesi için Adnan Polat yönetiminin devam etmesi gerekiyor. İşte bu aşamada da devreye Adnan Polat’ın prensi diye nitelendirebileceğimiz Haldun Üstünel giriyor. Aralık ayından beri yurtdışında olan Haldun Üstünel, daha dün dönebildi yurda. 1.5 aylık gurbet döneminde Ada’dan 3 imza getirdi. Bu transferleri tek başına ne Galatasaray’ın ne de Rijkaard ve Neeskens’in adlarıyla açıklayamayız. Bunlara ek olarak Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ’ı eklediğimizde bir bütün oluyorlar, ortada bir ekip işi var. Hatta Neill transferini düşününce ona önbilgi veren ve Galatasaray’ı öneren Kewell’ı, yine Jô transferinden Elano’yu da bu ekibe dahil edebiliriz. Kendisi adının çok ön plana çıkmasından rahatsız ancak “Eee Elano’yu kim getirdi ?, ya da Jô’yu ?, ya da Rijkaard-Neeskens ikilisini ?” diye düşününce her yol ona çıkıyor. Eskiden medyada çıkan sallamasyon, abartılı isimlere “Yok daha neler” tepkisi veren realist taraftar bile şimdi “Ulan, acaba?” diye düşünüyorsa kendisi tüm bu övgüleri hakediyordur. Transferleri nasıl gerçekleştirdiği, nasıl ikna ettiği bölümlerine takılmayan taraftar, artık sadece ona inanıyor. Hatta iyice doygunluğa ulaşanların, dün Gio’nun İstanbul’a gelişinde “Haldun Üstünel Yeteeer” diye tezahüratlarına şahitlik ettik. Şimdi resmi sitedeki giriş resmine bir bakın, sonra da Murat Kosova‘nın “Football Manager 2009 oyununda Galatasaray’ı alsanız bu transferleri yapamazsınız” sözünü hatırlayın. O zaman yazıyı da Haldun Üstünel’in sözüyle bağlayıp, noktayı koyalım; “Bu büyük isimlerin Galatasaray’a gelmesi önemli değil. Bizim en büyük temennimiz, bu çalışmalarımızın bize başarı olarak geri dönmesi. Bizim için en önemli şey, takımımıza yeni katılan arkadaşlarımızın ortaya koyacağı performanstır.”

Organik Futbol Anasayfa »

Kırılma Noktası #2 | Kasımpaşa 1 – 3 Galatasaray

Yazar: Ali İhsan Karakaş 22 September 2009 | 1 Yorum

Uzun lig maratonunda son güleni etkileyecek bir kırılma maçı daha izledik bugün. Kasımpaşa deplasmanında zor anlar yaşayan Galatasaray, maçın sonlarında Nonda’nın golleriyle 3-1 kazandı.

Ben dahil herkesin Rijkaard’dan rotasyon beklediği gecede Hollandalı çalıştırıcı Pana maçından sadece Hakan ve Keita’yı dinlendirdi. Hakan’ın yerine Caner forma giyerken Yunanistan’da sonradan oyuna giren Arda, bugün ilk 11′de başladı. Elano-Arda ve Kewell‘ın birlikte başladığı maçta 3 oyuncu da değişerek bir sağda bir solda bir ortada göründüler. Ama kalıp olarak Arda ortada, Elano sağda, Kewell solda gibiydi.

Genel beklenti Galatasaray’ın farklı kazancağı yönünde olsa da Kasımpaşa’nın be maça ne denli iddialı hazırlandığını daha önce yazmıştık. Tüm bunların çerçevesinde mücadeleye Kasımpaşa’nın vuruşuyla başlandı ve laf bitti, icraat sahne aldı. Kasımpaşaspor henüz ilk dakikadan kaleyi yoklayarak başladı. Ancak ağır savunması hemen göze çarpan Beyoğlu ekibi karşısında Galatasaray, alışık olduğumuz baskıyı kuramamasına rağmen kanat akınlarıyla etkili oldu. Daha 8. dakikada maçın içinde ilk kırılma anı yaşandı. Elano’nun vuruşunda ağlara giden topu Ali Güneş gayet bariz bir şekilde eliyle çıkardı. Ama sahadaki 4 hakem de bu pozisyonu es geçti. Bir hayli kritikti. Çünkü gereği henüz 8. dakikada penaltı ve kırmızı karttı. Hakemin hatalı kararı Kasımpaşa’yı erken havlu atmaktan kurtardı. Bu pozsiyonla birlikte epey rehavet göze çarpan Galatasaray, rakibi küçümseme tuzağına düştü. Bedelini de yarım saatlik dilim dolmadan kalesinde gördüğü golle ödedi.

Caner’in solda sırıttığı, Sabri‘nin “yine mi eskiye dönüyor” tereddütleri yaşattığı savunma bloğu karşısında Emre, Servet ve Sarp‘ın yerinde müdahaleleri, organize gelen Kasımpaşaspor karşısında Galatasaray’ı ayakta tuttu. Nitekim Galatasaray, tıpkı Beşiktaş ve Pana maçlarında olduğu gibi Kasımpaşaspor karşısında da birçok pozisyon verdi. Kasımpaşaspor da bu dakikaları Galatasaray karşısında en iyi oynayan takım olarak göze çarptı. Bir türlü bulunamayan o ciddi rakip havasını verdi. Tüm bu kötü oyuna ve bol pas hatasına rağmen Galatasaray, devrenin sonuna doğru önce Baros, sonra Arda‘yla beraberlik fırsatları yakaladı. Baros’un ofsaytla iptal edilen golü ve Arda’nın değerlendiremediği pozisyonu ile birlikte ilk yarı Kasımpaşa‘nın üstünlüğüyle tamamlandı.

İlk yarıdaki tartışmalı pozisyon dışında kayıpları oynayan Elano ile birlikte Milan Baros 45 dakika sonrası kenara alındı. Elano’nun bugün de devam eden pasif görünümü ilerisi için endişe yaratmıyor değil. Sanki maç seçer gibi bir havası vardı. Hemen bu şekilde yaftalamak doğru olmaz ama Elano’nun hâla beklediğimin altında olduğunu söylemeliyim. Belki de sağ tarafı yadırgadığı için böyleydi. Onun dışında Baros değişikliği ise hücuma bir canlılık kattı. Keita ve Nonda takviyesiyle Rijkaard hem ileri uca hem de ilk yarı hayli aksayan sağ kanada takviye yapmış oldu.

İlk yarının moraliyle ikinci yarıya da Kasımpaşaspor etkili başladı. Golü de atan Moritz ile pozisyon aradı. Ancak ikinci yarının ilk ciddi tehlikesi Arda ile Sarı-Kırmızılılardan geldi. Arda’nın kafa vuruşu direkte patlarken bir başka pozisyonda Sabri’nin kafa vuruşu kaleci de kaldı. İyice baskıyı kuran Galatasaray bu sefer Nonda ile çok net bir şans yakaladı. Savunmanın hatasında kaleciyle karşı karşıya kalan Kongolu bu fırsatı değerlendiremedi. Baskı karşısında dağılmaya başlayan Kasımpaşaspor ise oyunu sertleştirerek soğutmaya çalıştı. Zaman zaman bu sertliği abarttıkları da oldu ama hakem İlker Meral bugün gününde değildi.

Galatasaray’ın ısrarlı atakları sonunda Nonda ile golü getirdi. Devrede oyuna giren Keita’nın asistinde Nonda kaleciyi çalımlayıp skora dengeyi getirdi. Ardından Yılmaz Vural değişikliklere başvurdu. Oyun sıkıştı, sertleşti, duraklamaya başladı. Son çeyreğe girilirken Galatasaray tekrar kendine geldi ve 2. golü kovalamaya başladı. Kewell’in hazırladığı pozisyonda gole çok yaklaşan Arda bugünkü şansızlığını kıramadı. Kaleci Tolga üst üste iki kez müthiş kurtarışlar yaptı. Oyunun bu kadar sıkışmasında Galatasaray’ın şanssızlığı ile Tolga’nın kalesindeki başarısının rolü çok büyük. Bunlara istemeyerek ama inkar edemeyerek hakemi de ekleyebiliriz. Buhran içinde girilen son dakikalarda artık Galatasaray da oyun disiplininden kopmuş, eski doldur-boşalt sistemine doğru giderken Nonda tüm manzarayı değiştirdi. Yine kaleciden önce davranan golcü oyuncu, Arda’nın ortasında bu sefer kafayla topu ağlara gönderdi. Bu da yetmedi 5 dakikalık uzatmada Keita-Nonda işbirliği bir daha sahneye çıktı. Yedekten gelen Nonda 3′leyip hattrick yaparken Galatasaray da 6′ta 6 yaptı.

Galatasaray bugün kazanırken ortaya çıkan en önemli iki nokta; 1-Konsantrasyon, 2- Arda ve Elano’nun sistemdeki kilit rolü. Eğer bu iki oyuncu beraber oynarsa en az biri çok iyi oynamak zorunda. Eğer ikisi de nasıl olsa kazanırız havasına girdiğinde takım ciddi şekilde sıkıntı yaşıyor. Yine bugün yapılan top kayıpları ve devamında rakibe verilen pozisyonlar düşündürücü. Hakan’ın düşüşte olduğundan yakınırken bugün gördüğümüz Caner beterin beteri gibiydi. Alındığı dönemde de çok konuşulan bu bek oynama sorunsalı çok açık görünüyor.Takımın açık ara en kötüsüydü Caner. Onun dışında kötü diyebileceğimiz biri yoktu. Ama herkesin rölantide oynadığı bir maçtı. Beşiktaş ve Pana galibiyeleri takıma bir doygunluk kazandırmış olabilir. Herşeye rağmen yorulmak bilmeyen Mustafa Sarp, Nonda’yla birlikte gecenin en istekli ismi Keita, başarılı savunmalarıyla Aşık-Servet ve üst üste üçüncü 90 dakikasını oynayan Kewell gayretli oyunlarıyla bir adım önde göründüler. Arda ve Sabri ise anlık parlamalar gösterdi yanız genel anlamda çok iyi oynamadılar.

Lig maçlarında zorda olsa önemli olan kazanmaktır. Galatasaray bugün kazanırken biraz sıkıntı yaşadı belki ama yenik oynama ve son dakikaya kadar mücadele etme konusunda önemli bir tecrübe edindi. Hem de kayıpsız. Önemli olan da bu. Fenerbahçe ile Galatasaray an itibariyle aldılar başlarını gidiyorlar. Bu gidiş nereye kadar devam eder, ilk kim tökezler, göreceğiz…

Gözüme Takılanlar

  • Adnan Polat ve Galatasaraylı yöneticilerin bilet fiyatlarını protesto ederek protokol yerine taraftarlarla birlikte kale arkasında maçı izlemesi.
  • Beleştepe Seyircileri => 120 Lira bilet fiyatı olursa gayet normal bu manzaralar.
  • Yılmaz Vural => Varlığı gözüme takılmaya yetiyor.
Organik Futbol Anasayfa »

Ankaraspor 0 – 2 Galatasaray

Yazar: Ali İhsan Karakaş 1 September 2009 | Yorumsuz!

Galatasaray, kötü oynadığı Ankara deplasmanında oyuna sonradan giren Kewell ve Nonda‘nın golleriyle 2-0 kazandı. Ayhan ve Gökhan’ın kadroda olmadığı maçta Galatasaray’da Emre Aşık ve Mehmet Topal ilk 11′de başladı. Elano da Talinn maçından sonra ilk defa bir lig maçına 11′de başladı. Elano‘nun gelmesiyle kesik yiyen isim ise Aydın’dı. Bunun dışında alışılmış kadro ile çıktı sahaya Galatasaray.

Beklenilenin aksine Ankaraspor maça daha iyi başlayan taraf oldu. Ankaraspor’da Ömer’in ileriye yaptığı bindirmeler, Galatasaray savunmasının solunu zorladı. Elano’nun ortada Arda’nın solda olduğu sistemde, Arda’nın hâla serbest takılması Hakan Balta‘nın önünü boşalttı. İlk yarının en kötü isimlerinden görünen Hakan Balta da kendi başına çok yetersiz kaldı. Birçok kez rakiplerini kaçırdı. Ankaraspor’da bu durumu iyi fark ederek hep sol taraftan zorladı Galatasaray’ı. Galatasaray ise maça her zamanki görüntüsünden uzak ve biraz da isteksiz başladı. Keita‘nın bireysel çabasının yanına eşlik edecek bir başka isim çıkmadı. Özellikle Mustafa Sarp ve Mehmet Topal orta sahası fena halde kötüydü. Ayhan’ın yokluğu fazlasıyla hissedildi. Genelde herkes pek sevmez Ayhan‘ı ama ben mücadelesi ve emeğini hep takdir ederim. Kendisi bu takımın yükünü çeken ama çok görülmeyen isimlerindendir. Mehmet Topal’ın Ayhan’ın yerini alamaması bugünkü kötü oyunun en önemli nedeniydi. İlk defa hücum ve savunma blokları arası irtibat kesildi ve bu sene ilk defa Galatasaray bu kadar çok uzun top attı. Topal’ın savunmanın arasına kayarak kaybolması Mustafa Sarp‘ı da etkiledi. Hâl böyle olunca Ankaraspor’da dirençli oyunuyla daha üstün görünen taraf oldu.

İlerleyen dakikalarda biraz hareketlenen Galatasaray, önce Mustafa Sarp sonra da Elano’yla etkili pozisyonlar buldu. Ama kaleci Senecky iki pozisyonda da çok iyi kurtarışlar yaptı. Baros ise ilerde savunmayı yıpratmanın ötesinde bir varlık gösteremedi. Bazı pozisyonlarda vereceği paslar skoru değiştirebilirdi. Ama üstündeki formsuzluk devam ediyor. Onun dışında Elano‘nun gelişi daha doğrusu henüz alışma evresinde oluşu ilerideki düzeni de bir parça bozmuş. Arda’nın ortada daha etkili olduğunu önce de söylemiştim. Yine yenileyim. Elano’nun gelmesiyle kendisini sola hapsetti gibi oldu. Elano’nun kopuk kopuk oynadığı ilk yarıda Arda da pek ön plana çıkmadı. Keita’nın etkili oyunu da tek başına yeterli olmadı. Sonuç itibariyle devre golsüz bitti. Ama bu duruma üzülen Galatasaray’dan çok Ankaraspor oldu. Çünkü ilk yarıda daha üstün oynadılar ama buldukları fırsatları değerlendiremediler.

İkinci yarıya da Ankaraspor aynı iştahla başladı. Galatasaray’ın kötü oyunu da aynen devam ediyordu. Ta ki 60. dakikaya kadar. Rijkaard, Elano-Kewell ve Baros-Nonda değişikliklerine gitti. Açıkcası ben Mehmet Topal’ın çıkmasını bekliyordum. Ama Elano ve Baros da kenara alınabilecek isimlerdi. Rijkaard tercihini bu yönde kullandı ve ardından Galatasaray silkelendi. Değişikliğin hemen ardında Galatasaray Sabri’nin pasında Nonda’yla golü buldu ancak pozisyon ofsayt olduğu için gol geçerli sayılmadı. Yine de Galatasaray’ın iştahı geri geldi. Kewell‘ın girmesiyle Arda ortaya yanaşarak daha aktif oldu. Son 20′ye girilirken bu sefer Keita-Aydın değişikliğiyle son kozunu da oynadı Rijkaard. Maçın başından beri Galatasaray’ın en istikrarlı ve arzulu ismi Keita’nın çıkması da beni şaşırttı. Ama Aydın’ın bu sene çok fazla süre alacağını daha önceden belirtmiştim. Aydın için Rijkaard büyük fırsat.

Rakip kalede tüm baskıyı kuran Galatasaray, Arda’nın kullandığı kornerde Kewell‘ın akıl dolu ön direk koşusu sayesinde golü de buldu. Geçen sene Olympiakos‘a atılan golün kopyasıydı. Kewell yine yaptı büyüsünü, attığı gole takımı da rahatladı. Ardından tekrar Galatasaray eski acımasız kimliğine bürünerek deli gibi hücum etmeye başladı. Bir yanda Kewell, diğerinde Aydın, Arda, Nonda falan derken hem benim hem rakibin başını döndürdüler. Aydın’ın harika arapasına hareketlenen Nonda bu sefer nizami bir gol atarak skoru da rahatlattı. Maç boyu vasatın altında kalan Galatasaray, son 20 dakikadaki performansıyla Ankaraspor engelini de aştı. Rijkaard’ın değişikleri, Kewell’ın zekası, Arda’nın bu seneki inanılmaz duran topları ve Aydın’ın son goldeki asisti ile bu hafta da süprize yer vermedi Sarı Kırmızılılar. Galatasaray 3 gol ortalamasının altında kalmasına rağmen yine kazandı ve liderliğini korudu. Bu galibiyet, kadro derinliğinin önemini gösteren ilk maç oldu. Galatasaray’ın kulübesine bakarsak bu şekilde daha çok maç görebiliriz. Tabi oyun olarak en kısa sürede toparlanacaklarını düşünüyorum.

Gözüme Takılanlar

  • Taraftarın Haldun Üstünel sevgisi. Yaptığı transferler ve Galatasaraylı duruşuyla bir taraftar efsanesi olma yolunda ilerliyor.
  • Galatasaray’ın 2288 ve Ankaraspor’un sarı forması. İki takımında kendi renkleriyle alakasız formaları tercih etmelerini anlayamadım. Yahu mis gibi açık mavi Ankaraspor ve parçalı Galatasaray forması varken ne alaka yani?
  • İkinci golden sonra yapılan Nonda tezahüratı. Salako melodisinden midir yoksa içerikten midir epey komiğime gitti. Kusura bakmayın sözleri yazamıyorum.
Organik Futbol Anasayfa »

Galatasaray 6 – 0 Netanya

Yazar: Ali İhsan Karakaş 7 August 2009 | Yorumsuz!

Galatasaray, İsrail temsilcisi Maccabi Netenya’yı rövanş maçında da farklı mağlup ederek üst tura yükseldi. Rakip kaleye yarım düzine gol yağdıran Galatasaray’da Nonda hattrick yaparken Barış 2, Keita da bir gol attı. Maça Leo Franco, Uğur, Emre Aşık, Emre Güngör, Hakan Balta, Barış, Linderoth, Arda, Aydın, Keita ve Nonda 11 ile çıkan Galatasaray ilk defa 2288 mor formayla çıktığı Ali Sami Yen’de Netanya’yı morarttı.

Oyun ve skor olarak bu gece herkesin beklediği gibi bir maç oldu. Daha maçın ilk dakikalarında Aydın’ın asistinde Barış’ın kafa golü, Galatasaray’ı maça 1-0 önde başlattı. Üç dakika sonra yine Aydın’ın harika asistinde yeni transfer Keita gelişine çok güzel vurdu, skor 2 oldu. Bu gol Keita’nın ilk golü olmasının yanısıra Galatasaray’ın da Avrupa’da atmış olduğu 300. goldü. Aynı zamanda bugün doğum günü olan Keita, ilk golünü takla atarak kutladı. Erken gelen skor avantajıyla taraftar da takım da coştu tabi. İlk yarının geri kalan kısmında tek kale antrenman maçı vardı. Leo Franco topla ilk defa 30. dakikada buluştu, gerisini siz düşünün.

Devrede Keita-Kewell değişikliği yapıldı. İlk maçta 25 dakika izlediğimiz Keita, bugün de 45 dakika sahada kaldı. Henüz konuşmak için erken ama kumaşı belli bir oyuncu. Zaman zaman geriye gelerek savunmaya da yardım eden Popito‘dan ilerisi için umutluyum. Değişikliğin ardından Galatasaray kornerden yine Barış’ın kafa vuruşuyla farkı 3′e çıkardı. Bu sezonki kaçıncı duran top golü oldu bilmiyorum ama bu gidişle daha çok göreceğiz gibi. Arda bu işi çözmüş artık. Pek zorlamadan bugün de iyi bir maç çıkardı Arda.75. dakikada da yerini genç Serdar’a bıraktı.

Maçı iki golle bitiren Barış ise herzamanki gibi hırsı ve mücadelesiyle göze battı. Yalnız topu hızlı oynayamadığı sürece kulübede iyi bir yedek olur. Neyse bu golün ardından yine Aydın’la başlayan Kewell ve Nonda ikilisiyle biten 4. gol geldi. Aydın’ın bugünkü nefis ortalarından birinde Kewell daha uygun durumdaki Nonda’ya çıkardı. Onun kafa vuruşuyla da Galatasaray 4-0′ı yakaladı. Hemen ardından gecenin de yıldızı Aydın Yılmaz maçtaki üçüncü asistini yaparak, Nonda’ya al da at diyerek 5. golü ikram etti. Aydın için bugün yazılacak çok şey var. Galatasaray’da uzatmaları oynuyor, her an Anadolu yolları gözekebilir diye beklediğimiz Aydın belki de son şansını müthiş kullandı. 2’si ilk 5 dakika içerisinde olmak üzere 3 asist yaptı. Sahadaki iyi oyunu da cabası. Sol kanatta oynamak, daha önce Arda, Kewell ve Serdar’a olduğu gibi Aydın’a da yaramış. Ne hikmetse solda oynayan yıldızlaşıyor. Aydın bu performansını çalışarak devam ettirirse takımda kalabilir. Bugünün en büyük kazancı, Nonda ve Keita’lı kara gecenin Aydın‘lık yüzüydü.

5. golün ardından Linderoth ve Ayhan değişikliği oldu. Linderoth her oynadığı maçta beni büyülemeye devam ediyor. Ama keşke hep oynayabilse. Sağlam bir Linderoth bu takımın bankosu olur. Bu hali bile etkileyiciydi. Onun dışında sakatlıktan yeni kurtulan ve ilk 11′de başlayan diğer bir isim Uğur da zorlanmadığı gecede iyi bir maç çıkardı. İlerleyen dönemde tekrar eski günlerine döneceğine inanıyorum. Bu Uğur’u dahi Sabri’ye tercih ederim, o derece yani.Aynı şekilde revirden yeni dönen bir de Emre var. O da bugün beğendim isimlerdendi. Bülent’in veliaht olarak gösterdiği genç oyuncu, Emre Aşık’la iyi bir ikili oluşturdu. Yine sağlam bir Emre Güngör de Gökhan Zan’ı keser bence. Umarım bu maç tüm sakat oyuncuların bir daha tekrarlamamak üzere geri dönüş maçı olmuştur.

Son olarak maçı bitiren adama gelelim, Shabani Nonda. Galatasaray bu maçı 6-0 kazanacak deseler inanırdım ama Aydın 3 asist, Nonda da hattrick yapacak deseler inanmazdım. Hele Nonda’nın frikik golü atacağına ihtimal bile vermezdim. Yalnız hepsi gerçek oldu. Takımda geleceği belirsiz olan Nonda, son golü frikikten atarak Sami Yen’de unutulmaz bir maç çıkardı. Bu dakikadan sonra gider mi, gitmez mi bilinmez. Son kararı Rijkaard verecektir.

Bundan sonra daha ciddi rakiplerle karşılacak olan Galatasaray, bu sezon adından epey söz ettirecek gibi geliyor. Ligin başlaması, yeni transferlerin uyumu ve zamanın getireceği pozitif katkılarla her maçı izlenmeye değer bir Galatasaray bizleri bekliyor.

Gözüme Takılanlar

  • Formaların arkasındaki numaraların içine Galatasaray logosu konulmuş.Gayet şık olmuş.
  • Geçen sene araları açık olan Mahmut Özgener ve Adnan Polat’ın yanyana oturup, gülerek maç izlemesi. Hayırdır inşallah, yeni sezonda herşey farklı olacak gibi.
  • Tribünlerde açılan “Go Home İsrail” pankartı ve Filistin koreografisi de gerçekten manidardı. Ayrıca genç oyuncu Serdar Eylik için açılmış bir başka pankart daha vardı tribünde.
  • Yaratıcı Galatasaray taraftarının Rijkaard’a uyarladığı Halil İbrahim türküsü; Kıvırcık saçlarina, Ak düşmüş uçlarına, Cimbom taraftarlarına, El salla Frank Rjkaard… :) (Bu gözüme değil kulağıma takıldı)

 

Organik Futbol'u Her Yerden Takip Edin

RSS Organik Futbol Friendfeed Organik Futbol Twitter Organik Futbol Facebook Organik Futbol Haber.gen.tr Organik Futbol Google Buzz Organik Futbol

Anadolu Efes - Senden Daha Güzel

Medya'dan Haberler

Demirören'i İstifaya Çağıracağım

Aydınlar'ın istifasını değerlendiren

Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören

için "Gerekirse hiç birimiz Avrupa'ya

gitmeyelim diyorsa, bence güven

tazelemelidir. Kulüpler Birliği'nde seçim

için resmi talebimi söyleyeceğim" dedi.

All-Star 5'leri Açıklandı

26 Şubat'ta Orlando'da düzenlenecek

NBA All-Star maçına ilk 5 çıkacak

oyuncular açıklandı. Batı karması

Kobe-Durant-Paul-Griffin-Bynum,

Doğu karması ise Howard- LeBron-

Wade-Rose-Carmelo ile başlayacak.

Hilbert Şoku

Mersin İdmanyurdu karşısında

sakatlanan Beşiktaşlı oyuncu

Roberto Hilbert'in yaklaşık 2 ay

takımdan ayrı kalacağı açıklandı.

spor, spor haberleri, futbol transfer haberleri, formalar, Turkcell Süper Lig.