Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Oğuz Öztürk 25 February 2010 | Yorumsuz!

Bu gece Galatasaray için en önemlisi hiç kuşku yok ki Madrid’de alınan 1-1′lik avantajlı skor olacak… Sakatlıklar kadro yapılmasında ufak bir problem yaratacaktır fakat Rijkaard ve ekibi muhtemelen mevcut olan en iyi durumu sahaya sürecektir. Öncelikle söylenmesi gereken Leo Franco‘nun yerinin garanti olduğu… Defansata da büyük ihtimal bir değişiklik yaşanmayacaktır. Hakan-Uğur-Emre ve Neill. Herkes Hakan-Emre ve Neill üçlüsünden memnun gibi. Fakat son maçlardaki performansı ile Sabri‘nin özlenmesine neden olan bir Uğur var. Uğur’da sanıyorum bunun farkında…
Galatasaray‘ın bu maçta orta alanı biraz belirsizlik içinde… Ön liberoda fazla agresifliği biraz da beceriksizlik ile birleştiren Barış Özbek taraftara pek te güven vermiyor. Göbekte Elano‘nun son Beşiktaş maçındaki oyununu sergilemesini bekliyorum. Özellikle Atletico’nun muhtemel fazlaca atak yaptığı dakikalarda aayağındaki topu akıllıca Keita ya da Arda‘ya aktarması takımı oldukça rahatlatacaktır.
İleride ise iyileştiği takdirde Arda Turan‘ın oynaması gündemde… Eğer Arda’nın sakatlığı geçmediyse Gio‘nun bu maç kendini göstermesi için elinden geleni yapması gerekecek. Fakat Arda’nın yerine Gio’nun oynaması durumunda sanıyorum Gio’nun kanada kayması ve forvete Keita’nın geçmesi daha olumlu bir hamle olacaktır. Aslında bu gibi bir durumda insan ‘keşke Gio değil de Jo Avrupa’da oynayabilse’ demeden edemiyor…
Maçın ilk ve son dakikaları çok önemli… Benim esasında korktuğum nokta turu kaybettirecek olan gollü beraberlikler…
STAT: Ali Sami Yen
SAAT: 20:00
HAKEM: Gianluca Rocchi (İtalya)
YAYIN: Star TV
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 6 October 2009 | Yorumsuz!
İlk olarak Eskisehirspor karşısında tökezleyen Galatasaray, Sturm Graz maçında toparlanır diye ümit ediyordum. Ancak bu gerçekleşmediği gibi Ankaragücü karşısında Galatasaray, sezonun ilk mağlubiyetini aldı.

Sturm Graz maçı sonrası sakatlık problemi yaşayan Sabri,Keita ve Emre Aşık‘tan yoksun Galatasaray’da Servet’in yanında yine Hakan Balta stoper oynadı. Hakan Balta’nın yedeği olarak düşünülen Caner sol, Uğur Uçar ise Sabri’nin yerine sağ bekte başladı maça. Keita’nın yerinde Aydın şans bulurken, Ayhan’ın yanında Mustafa Sarp‘ı tercih etti Frank Rijkaard. Haftaiçi 11′de başlayan Mehmet Topal ise yedekler arasındaydı.
Maçın başlama düdüğüyle birlikte Galatasaray oyuna ağırlığını koydu. Son 2 maçta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle ilk dakikalarda golü bulma eğilimiydeydi Sarı-Kırmızılılar. Yarım saatlik dilim içerisinde tek kale oynamasına rağmen Galatasaray, Uğur’un direkten dönen topu dışında etkili bir pozisyon yakalayamadı. Ankaragücü’nün çok adamlı savunmasına Galatasaray’ın ilerideki beceriksizliği de eklenince bırakın golü adamakıllı pozisyon oluşmadı. Son paslardan bir adım önce hep hata yaptılar. Bu durum işine gelen Ankaragücü’de aynı dirençle ayakta kalmaya devam etti. Onlar da Ceyhun, Semavi ve Murat Duruer‘le araya bir gol sıkıştırma derdindeydi. Ancak ilk yarıda iki tarafta skoru değiştirecek vuruşları yapamadılar.

İkinci yarının hemen başında ilk tehlike Ceyhun’la ev sahibi takımdan geldi. Ardından Baros’la Galatasaray inanılmaz bir gol kaçırdı. Penaltı noktası üzerindeki müsait pozisyonda kaleci Serkan bile gözlerini kapamışken Baros zor olanı becerdi. Sırf bu golü kaçırdığı için değil ama Elano ile birlikte Baros, maçın en etkisiz isimlerindendi. Alıştığımız mücadeleci, hırslı Baros’tan eser yoktu. Onun dışında haftalar ilerlemesine rağmen Elano için de hâla soru işaretleri mevcut. Bunu Elano kadroya girmeden de söylemiştim. Elano’nun ortada oynaması Galatasaray için sorun yaratıyor. Bu durum Arda’yı direkt olarak etkiliyor. Ortada harikalar yaratan bir Arda varken Elano’nun gelişiyle birlikte gözle görülür bir düşüş başladı. Kanattan istediği gibi oyunu yönetemeyince Hasan Şaş vari topla fantezilere başladı. Oysa ortadayken o 360 derecelik açıyla tüm oyunu kontrol edebiliyordu. Şimdi kanatta topu aldıktan sonra önce rakibini bir yokluyor, ardından ortaya doğru sokulmaya çalışıyor. Tabi bu arada savunmadan yardım gelince Arda’nın pas açıları da kayboluyor. Arda’da driblingine devam etmek durumunda kalıyor. Derken hem pozisyon kayboluyor, hem savunma yerleşiyor. Bu manada Brezilya Milli takımında bile kanatta oynayan Elano için ortada ısrar etmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Elano ortada daha verimli olsa Brezilya’da kanat oynamazdı. Tabi Brezilya’da orada Kaka var ama Türkiye şartlarında gösterdiği şu performansla Arda’nın da o bölgeyi Elano’dan alması lazım.

Etkisiz bir Elano’ya Rijkaard da 60 dakika dayanabildi. Elano’nun yerine Harry Kewell oyuna dahil oldu. Oyunun bu dakikaların Ankaragücü savunmanın arasına atılan toplarla önemli pozisyonlar buldu. Önce Metin’in aşırtması dışarı giderken ardından Semavi’nin vuruşu direkte patladı. Servet’in zor durumlara düştüğü ara paslarında Hakan Balta da bu açığı kapatamadı ki normaldir. Sezon başından beri 8 lig maçı geride kaldı ve Galatasaray’ın göbek oyuncuları sürekli değişti. Servet-Gökhan, Servet-Emre Aşık, Servet-Hakan Balta, Emre Güngör-Emre Aşık. 8 maçta 4 farklı ikilinin oynaması bir savunma için hiçte normal bir durum değil. Hele ki Hakan Balta’nın da sol bek olduğu düşünülürse…

Son 20 dakikaya girilirken Baros’un yerine Nonda‘yı da oyuna aldı Rijkaard. Ardından da Aydın-Topal değişikliğiyle en azından orta sahaya direnç katmayı düşündü. Baros’un kaldığı yerden Nonda kaçırmaya devam ederken o dakikaya kadar pusuda bekleyen Başkent ekibi Murat Duruer‘in golüyle avının üstüne çöktü. Ceyhun’un arapasıyla başlayan atakta günün iyi isimlerinden Uğur’un yediği çalım gol pozisyonunu doğurdu. Son 10 dakikaya girilirken Galatasaray 1-0 geriye düştü. Bu gole cevap niteliğinde Nonda ile beraberlik şansını yakalayan Galatasaray bir kez daha şansına küstü. Ceyhun’un yerine giren Emre Aygün önce Mehmet Topal’dan ardından Leo Franco’dan seken topların önünde kalmasıyla daha sahada terlemeden 2. golü attı. Neye uğradığını şaşıran ve omuzları düşen Galatasaray karşısında Ankaragücü santradan Hürriyet’le 3. golü de buldu. Galatasaray’ı kendi tarifesiyle vurdu, başkentte 3′ledi. Geçen hafta Eskişehir’in çizdiği fiyakayı bu hafta Ankaragücü hepten bozdu. Ortaya koydukları mücadele ve uyguladıkları taktik açısından Hikmen Karaman ve Ankaragücü’nü tebrik etmek lazım. İlk olmak her zaman önemlidir. Şimdi bütün rakipler eğer Rijkaard, en kısa sürede çözüm bulamazsa Galatasaray’ın bu maçtaki zaaflarına göre hazırlanacak.

Peki bu maçın kaybedilmesinin en önemli nedeni neydi? Bence herşeyden önce üstte bahsettiğim Elano ile Arda’nın uyumsuzluğu. Hücumcuların beceriksizliği ve konsantrasyon eksikliği. Sezonu erken açmaktan ötürü form düşüklüğü de olabilir ancak tüm oyuncuların bu kadar isteksiz olması bir konsantrasyon sorunudur. Belki de “Ben Oldum” düşüncesinden kaynaklanabilir. Ancak gördük ki Galatasaray henüz olmadı. Bunu anlamaları için de bu yenilgi bir ders olmalı. Eskişehir ve Sturm Graz maçlarında önemsenmeyen eksikler bu tokatla birlikte giderilmeli. Çünkü şu anda Galatasaray’ın öyle bir görüntüsü var ki 2-3 maç böyle kayıplar yaşarsa geri dönmekte zorlanabilir.
Etiketler: Ankaragücü, Ankaragücü 3 – 0 Galatasaray, Ankaragücü–Galatasaray, Arda Turan, Brezilya Milli Takımı, Elano, Hasan Şaş, Hikmet Karaman, Konsantrasyon, rijkaard, Turkcell Süper Lig
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 18 September 2009 | 1 Yorum

Galatasaray, Uefa Avrupa Ligi gruplarındaki ilk maçında en önemli rakibi Panathinaikos‘u deplasmanda 3-1 mağlup ederek müthiş bir başlangıç yaptı.

Galatasaray, Gökhan Zan’ın sakat olduğu, Servet’in de grip aşısı olduktan hemen sonra gelen hastalık haberiyle Yunanistan deplasmanına banko oynayan iki stoperinden yoksun gitti. Yerlerini ise 2xEmre doldurdu. Onun dışında Rijkaard, Milli takımdan yorgun dönen ve derbide de vasatı aşamayan Arda’yı kızağa çekerken Elano‘ya ilk 11′de şans verdi.
Kağıt üstünde Galatasaray’ın karşılacağı en ciddi rakip olarak görülen Panathinaikos maça tedirgin başladı. İlerde sürekli hareketli olan Kewell, Keita,Baros ve Elano ile etkili olmaya çalışan Galatasaray ise henüz maçın başında Baros‘un çok güzel hazırladığı pozisyonda savunmanın da yardımıyla Elano ile 1-0 öne geçti. Rakibin bu ikramıyla birlikte Galatasaray maça +1 averajla başlamış gibi oldu. Yunanlar erken yenen şokun etkisindeyken Galatasaray orta sahada istediği gibi at koşturdu. Keita ve Kewell‘ın zaman zaman parladığı anlarda Baros’un etkili koşularıyla 2. golü aradı. Nitekim çok yaklaştığı pozisyonda Baros ile bu fırsatı değerlendiremedi. İşin hücum yönü gibi savunmada da işler tıkırındayken Emre Güngör‘ün değişikliği geldi. O dakikaya kadar Aşık’la birlikte gayet uyumlu bir grafik çizen ve rakibe pozisyon vermeyen Emre Güngör yerini Uğur Uçar‘a bıraktı. Uğur’un girmesiyle birlikte Hakan Balta stopere geçerken Uğur Uçar, Rijkaard’ın daha öncede şans verdiği sol bekte görev yaptı.

Maçın ilk 15 dakikasında hayli sessiz ve Galatasaray hegomanyasında geçerken Gate 13 ile birlikte Pana da hafiften uyandı. Gate 13′ün o dakikaya kadar sessiz kalmasının özel bir anlamı varmıydı bilmiyorum. Ama onların devreye girmesiyle sahada dengeler eşitlendi. Leto‘nun tüm çabalarına rağmen Galatasaray’ın çok iyi uyguladığı ofsayt taktiği rakibe önemli bir şans vermedi. Devrenin kalan bölümü de orta alandaki karşılıklı top kayıpları ve dağınık bir oyunla geçti.

Maça golle başlayan Cimbom, ikinci yarıya da aynı hızla başladı. Çizgi halindeki savunmanın arkasına iyi sarkan Milan Baros, kaleciyi de çalımlayarak henüz 47. dakikada maça 2 farklı skoru getirdi. Bunun üzerine Ten Kate hemen değişikliğe gitti. Ama kadim dostu Rijkaard karşısında şansı tutmayacaktı. Sahne yine Elano‘nundu. 35 metreden vurduğu frikikte savunmaya çarpan top 3. kez Panathinaikos ağlarına gitti. Zaten bu golle de film koptu diyebiliriz. Galatasaray’ın biraz daha lakayıt oynadığı kalan sürede Pana‘nın beceriksizliği buldukları önemli fırsatları da heba etmelerine neden oldu. Maçı kendi sahasında kabul eden ve zamana oynamaya başlayan Galatasaray ise kötü göründüğü dakikalarda bile sürekli pozisyona girdi. Ama aynı sorun Galatasaray’da da vardı. Özellikle Baros’un kaçırdığı pozisyonlar farkı engelledi.
Pana’nın etkili atakları üzerine Elano-Arda, Keita-Barış değişikliklerine giden Rijkaard’ın bu hamlelerine rağmen Galatasaray maçı gol yemeden bitiremedi. Karagounis‘in dahiyane aşırtma pasında arkaya sarkan Salpingidis ofsaytla kesilen pozisyonlarının acısını çıkardı. Maçın kahramanlarından olan Leo ise bu kez çaresizdi. Golle birlikte Yunanlılar’ın içinde bir umut oluştuysa da parçalı giyenler buna izin vermedi.

Maçın genelinden özeline geçip oyunculara değinecek olursak Baros, Emre Aşık ve Leo bugünün kahramanlarıydı. Yan rollerde ise Sabri, Elano ve Mustafa Sarp vardı. Oyuna sonradan giren Uğur da günün iyilerindendi. Son 2-3 maçtır normalin altında kalan Hakan Balta ise bugün de biraz aksadı. Onun dışında Topal‘ın arka planda kalan iyi oyunu, Keita‘nın iyi başlayıp çabuk kaybolduğu ve Kewell‘ın bu takımda bir oyuncudan çok daha fazlası olduğu ama 90 dakikayı çıkarmakta hâla zorlandığı gerçekleri vardı. Bunlara parantez olarak Elano‘nun iki golde adı olmasına rağmen savunma da kaçak oynadığını ama topu ayağına aldığı zaman farklı bir kimliğe büründüğünü belirtmekte fayda var. Atağın yönünü değiştiren, çok uzun ve isabetli paslarıyla sistem içinde çok iyi işler yaptı. Bugünkü oyunu bana biraz Alex‘i andırdı. Sahadan çok tabelade görülen oyuncu…

Sonuç olarak Galatasaray, Rijkaard ile Avrupa’ya da iyi bir başlangıç yaptı. Hâla yenilgisiz olarak devam ediyor. Ve tabi bu galibiyetle grup liderliği için de çok büyük bir avantaj elde etti. Ayrıca deplasmanmış, Panathinaikos’muş dinlemeyerek yine 3 gol attı ve bu anlamda maç başı 3.5 gol istatistiğinin altına düşmedi. Hep böyle devam etmesi dileğiyle…

Gözüme Batanlar
- Yeni uygulamayla birlikte gelen +2 hakem => İlk olması münasebetiyle epey yadırgadım. Kaleci aut kullanırken bir bakıyorsun yanından hakem çıkıyor. Pek bir gerekli gibi gelmedi bana ama bakalım ilerde ne olacak.
- İkinci yarının ilk düdüğüyle birlikte maçın başlayamaması => Maç başlayamadı çünkü meydanda top yoktu. Hakem “action” diye öttürdü düdüğünü ama santrada top yoktu. Baros da hayali olarak başlar gibi yapıp, hem beni hem hakemi epey eğlendirdi.
- Sabri Ugan => Evet, sadece Sabri Ugan. İki gündür şahit olduğumuz Emre Tilev gibi “Alman Ernst” – “Mayrunyo” faciaları yaşatmadığı ve Ertem Şener gibi Sneider’in Prison Break tutkusunda bahsetmediği için. Bu tarz zırvalara o kadar alıştık ki artık normal anlatım batmaya başladı, yani gözüme…
Etiketler: Alex, Alman Ernst, Avrupa Ligi, baros, Elano, galatasaray, Galatasaray-Panathinaikos, Gate 13, ofsayt taktiği, Pana, Panathinaikos, Panathinaikos - Galatasaray, Panathinaikos 1 – 3 Galatasaray, rijkaard, Sabri Ugan, Uefa
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 11 July 2009 | Yorumsuz!

Zayton Cup‘un Final maçında Galatasaray, Bayer Leverkusen’e yenilerek turnuvayı 2. sırada tamamladı. Maça Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Servet Çetin, Alparslan Erdem, Sabri Sarıoğlu, Mustafa Sarp, Emre Çolak, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk 11 ile başlayan Galatasaray bu karşılaşmada ilk iki maçtan daha kötü bir görüntü çizdi. 37. dakikada bir duran toptan Friedrich’in attığı golle maçı kazanan Bayer Leverkusen Zayton Cup’un sahibi oldu.
Devre arasında Orkun Uşak, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Serdar Eylik, Arda Turan, Erhan Şentürk’ün yerine Aykut Erçetin, Barış Özbek, Uğur Uçar, Aydın Yılmaz, Yaser Yıldız, Emre Güngör ve Milan Baros değişikliğine giden Frank Rijkaard, 68′de Alparslan Erdem ve Servet’in yerine Emre Aşık ve Hakan Balta‘yı oyuna aldı. 74. dakikadaki Volkan Yaman ve Mehmet Güven değişiklikleri de fayda vermeyince Galatasaray, Rijkaard’la ilk mağlubiyetini almış oldu.
%5CA11215338.jpg)
Bugün çok kötü bir Galatasaray vardı sahada. Fizik olarak çok üstün olan Leverkusen karşısında özellikle ilk yarıda adeta ezildik. İlk dakikada Gökhan Zan‘ın direkten dönen topunun dışında adam akıllı pozisyon bile bulamadık. Açıkcası son hazırlık maçı kötü bir prova oldu. Takımı eleştirmek için erken. Ama sanıyorum bu maçı izledikten sonra Rijkaard bir sağ bek transferi isteyecektir. İlk yarıda Sabri ve Serkan’ın birlikte oynadığı sağ kanat resmen koridor oldu. Allah’a şükür Uğur girince biraz toparladı. Uğur Uçar her geçen gün daha iyiye gidiyor. Ama herşeye rağmen bence sağa bir takviye şart. Onun dışında bugünün en büyük kazancı yine Emre’ydi. Emre Çolak saha içinde Arda’dan da aldığı destekle kötü günün en iyisiydi. Bugün de uzaktan yokladı kaleyi ama bu sefer olmadı. Kamp döneminin tartışmasız en büyük kazancı Emre Çolak.
Sahaya kaptan olarak çıkan Arda ise bugün çok isteksizdi. Beklentilerin altında kalınca devre arasında kulübeye gitmek zorunda kaldı.Yeni transfer Mustafa Sarp‘ta günün kötülerindendi. Oynadığı 3 maçta da bir Maldonado görevi yaptı. Aldığı topları sürekli yana ve geriye oynadı. Hem de bir hayli ağır. Adnan Sezgin‘in bulduğu bu senenin çürük elması da diyebiliriz kendisine. İdealimdeki Galatasaray’a yakışmıyor. Takımın bir hayli kötü olduğu bu maçta daha fazla eleştiri yapmak istemiyorum. Sonuçta bir hazırlık maçıdır ve eksikleri görmek için yararlıdır böyle sonuçlar diyip kapatmak gerekiyor. 5 gün sonraki Avrupa Ligi maçında daha iyi bir Galatasaray izlemek ümidiyle…

Gözüme Takılanlar
- Galatasaray tribünlerinde açılan “Kahrolsun Çin pankartı ve Doğu Türkistan Bayrağı”. Eurosport aracılığıyla tüm Avrupa’nın izlediği bir maçta verilen bu mesaj çok hoştu bence.
- Bayer Leverkusen tribünlerine girmiş birkaç Fenerbahçeli taraftar. Yurdışındaki maçlarda neden böyle şeyler yaparlar hiç anlamam. Nitekim Galatasaray tribünleri de yakışıksız bir biçimde küfürle protesto etme gafletine düştü.Yazık…
- Baros‘un geçen seneden kalma kendini yere bırakma adetini tekrarlaması. Kamp röportajında geçen sene çok kolay kart gördüm, bu sene dikkatli olacağım demişti. Umarım bu son olur. Çünkü yakışmıyor Baros. Ne senin adına, ne Galatasaray’ın adına yakışmıyor böyle ucuz hareketler.
Etiketler: Arda Turan, Bayer Leverkusen, Berber Arda, Emre Çolak, Eurosport, galatasaray, hazırlık maçı, Kaptan Arda, rijkaard, Zayton Cup 2009, Zayton Cup 2009: Galatasaray 0 – Bayer Leverkusen 1
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 8 July 2009 | Yorumsuz!

Zayton Cup 2009‘da Galatasaray, ikinci maçında Fas’ın Wydad Athletic Club Casablanca takımı ile karşılaştı. Maça Orkun, Gökhan Zan, Ayhan, Servet, Serdar Eyilik, Mustafa Sarp, Barış Özbek, Volkan Yaman, Sabri, Erhan Şentürk, Yaser ilk 11 ile çıkan Galatasaray Fas takımı Casablanca’yı 43. dakikada genç oyuncu Emre Çolak’ın attığı güzel golle 1-0 mağlup etti.
Teknik direktör Rijkaard, bu maçta as oyunculara da şans verdi. Maçın henüz 31.dakikasında Ayhan,Sabri ve Gökhan’ı kenara olan Hollandalı, Uğur Uçar,Emre Çolak ve Emrah‘ı oyuna aldı. Maçın 62. dakikasında ise Yaser,Mustafa Sarp,Erhan ve Servet’in yerine Arda, Mehmet Güven,Baros ve Murat Akça oyuna dahil oldu. 67′de de Barış’ın yerine Serkan Kurtuluş oyuna girdi.

Emre Çolak ve Serdar Eylik sanıyorum bugünkü oyunlarıyla önümüzdeki sene A takıma yükselecekler. Hatta ilerleyen dönemde yine sürpriz bir transfer olmazsa Rijkaard, Emre’yi ilk 11′de bile düşünebilir. Bunu sadece bugün gol attığı için söylemiyorum. Genel anlamda çok komple bir oyuncu Emre. Yaşından ötürü biraz fizksel eksikliği var. Fizik anlamında kendini güçlendirirse ilerde yeni bir Arda olabilir. Hatta Arda’dan daha iyi olabilir. Çünkü ekstra olarak çok iyi bir şut yeteeğine ve duran top becerisine sahip. Allah nazardan saklasın. Günün iyi isimlerinden biri de Alparslan. Volkan’ın Galatasaray için çok vasat olduğunu gördüğümüz bir maçta sol kanatta gayet iyiydi Alparslan. Onun dışında Serdar Kurtuluş diğer gençlere göre bira daha tecrübeli ve o da iyi bir yolda. Yaser ise geçen senenin aksine bu yıl kendini çok geliştirmiş. O da Serdar Eyilik ve Murat Akça ile beraber bugün beğendim isimlerden.
Gelelim maça… Rakibin çok önemsediği ama Galatasaray’ın kendini o kadar sıkmadığı bir maç izledik. Maç genelde orta alan mücadelesi gibiydi. Maç 0-0 iken iki takımda birkaç önemli pozisyon yakaladı. Fakat sonradan oyuna giren genç yetenek Emre Çolak‘ın golünden sonra ve ikinci yarıdaki sürede Galatasaray’ın rakibinden çok üstün oynadığını söyleyebilirim. Özellikle Baros ve Arda’nın girmesiyle bu fark daha da barizleşti. Galatasaray iyi pas yapan bir takım olma yolunda çok iyi ilerliyor. Şu anki aşamada bu paslar dikine değil, maalesef. Ama zannediyorum ki Rijkaard, bu işi kademe kademe halledecek. Onun için şu ana kadarki maçlarda bol bol izlediğiniz yan paslar sizi fazla düşündürmesin. Asların katımıyla ve zamanla bu yan paslar dikine atılmaya başlayacak ki o zaman tadından yenmez bir Galatasaray göreceğiz. Ayrıca takım müthiş koşuyor. Tabiri caizse gençler bugün at gibiydi. Özet olarak Rijkaard, 4-3-3 sistemi ve genç yetenekler gelecek için ümit verdi. Tabi maçın galibiyetle sonuçlanması ve son oynanan iki maçın da kazanılması takıma ayrıca moral olacaktır.

Gözüme Takılanlar
- Arda’nın oyuna girer girmez kaptanlık pazubandını takması. Arda ilk defa kaptan olarak sahadaydı. Sanırım medya için iyi bir haber bu.
- Neskeens‘in kenardaki agresif hareketleri ve hırsı. Geçen sene kulübemizdeki en büyük eksiklikti belki bu tetikleyici güç.
- Rijkaard’ın göbeği. Sanıyorum Türk Mutfağı onu da etkilemiş. Karnı biraz genişlemiş gibi geldi gözüme…
- Maçı izlediğim Eurosport kanalı spikerinin Servet için Ayıboğan lakabının kullanıldığı söylemesi. Koskoca Eurosport’u bile etkilemiş Servet.
- Tribünlerin yaptığı “Berber, Berber Arda” tezahüratı. Galatasaray’ın klasikleşen kamp programlarındaki saç kesiminde bu sene Arda, genç oyuncularımızı traş etmişti. İlgili videoyu en kısa sürede eklemeye çalışacağım. Gerçekten takımdaki beraberliği ve neşeyi çok iyi anlatan bir video…
Etiketler: Arda Turan, Berber Arda, Casablanca, Emre Çolak, Eurosport, Fas, galatasaray, hazırlık maçı, Kaptan Arda, rijkaard, Serdar Eylik, Zayton Cup 2009: Galatasaray 1 – Athletic Club Casablanca 0
Kategori: Futbol
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 8 July 2009 | Yorumsuz!
Galatasaray’ın genç yetenekleri Emre Çolak ve Serdar Eylik, kariyer hedeflerini ve Frank Rijkaard ile ilgili düşüncelerini içeren bir röportaj vermiş Galatasaray TV’ye. İşte gelecek için benim de çok ümitli olduğum bu iki genç oyuncunun resmi sitede de yayınlanan röportajı;

Emre Çolak
- Kamp döneminiz nasıl geçiyor?
Kendi adıma konuşmak gerekirse, kamp gerçekten çok güzel geçiyor. Çünkü iki hazırlık maçında da ilk 11’de oynadım ve iyi de oynadığımı düşünüyorum.
- Rijkaard gibi bir teknik direktör ve tecrübeli futbolcularla aynı havayı solumak sizin gibi genç futbolcular için neler ifade ediyor?
Öncelikle tabii ki dünya yıldızı oyuncularla çalıştığımız için çok mutluyuz. Birbirinden değerli hocalarla da çalıştığımız için çok mutluyuz. Takımda oynadığımız ağabeylerimiz birbirinden yetenekli futbolcular. Hepsi çok iyi insanlar ve bize gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Ağabeylerimizden aldığımız şeyler bizim geleceğimiz için çok önemli. Bu bize çok iyi bir tecrübe oluyor ve yarar sağlıyor.
- Peki Emre, sen kendini A Takım için hazır hissediyor musun?
Ben kendimi mantalite olarak hazır hissediyorum ama benim için genel görüş fiziğimin gelişmesi yönünde. Buna da katılıyorum ve saygı duyuyorum. Bunun düzelmesi çalışarak olacağı için kafam çok rahat. Çalışacağım ve inşallah A takımda oynamaya başlayacağım.
- Hazırlık maçlarında duran topları sen kullanıyorsun. Bu, herkeste olmayan bir yetenek. Bu yetenek de senin için büyük bir şans herhalde?
Antrenmanlarda duran topları bir iki kere kullandım. Herhalde hocamızın dikkatini çekti. Maçlarda da bütün duran topları benim kullanmamı istedi. Tabii ki iyi bir özellik, iyi de kullanıyorum.

Serdar Eylik
- Kendi performansınla ilgili değerlendirmeni alabilir miyim?
Florya’da başlayan antrenmanlar çok yoğun geçti. Burada da antrenmanlarımız çok yoğun devam etti. Hocamızın ve ağabeylerimizin bize yaklaşımları çok iyi. Maçlarımız çok güzel geçiyor. Kendi adıma iyi şeyler yaptığımı düşünüyorum. Hocamızın verdiği taktikleri iyi yaptığımı düşünüyorum. İkinci maçta da sonradan oyuna girdim ve maçı kazandık. Hocamızın taktik ve teknik açıdan belirli bir sistemi var ve ona uymaya çalışıyoruz.
- Ortam ve şartları nasıl buldun Hollanda’da?
Hollanda’da nemli ve sıcak bir hava vardı ama Almanya’ya geçtiğimizde daha serin ve futbola daha elverişli bir hava var. Şu an için Almanya’da iklim olarak çok rahatız çünkü çalışmalarımız çok yoğun geçiyor. Bu yoğun çalışmada havanın bizden yana olması çok iyi.
- Frank Rijkaard takıma 4-3-3 sistemini oturtmaya çalışıyor ve sizin gibi hücum ağırlıklı oyuncuların kapasitelerini göstermeleri için herhalde daha çok imkan sunacak.
Kendisini Barcelona’dan beri takip ediyoruz zaten ve bu sistem Galatasaray’a tam uyacak bir sistem. Hocamızın da bu sistemi iyi oturttuğunu düşünüyorum. Galatasaray ve gençler için bu sistemin çok iyi olacağını düşünüyorum. Zaten böyle bir hocayla çalışmak bizim için çok büyük bir lütuf. İnşallah bunu çok iyi değerlendiririz.
- Kendini A takımda oynamak için hazır hissediyor musun?
Geçen sene de A takım ile birlikte kampa katıldım ama sonra PAF Ligi’ne döndüm. Bu sene hazır olduğumu düşünüyorum. Hazır olduğumu antrenmanlarda ve maçlarda göstermeye çalışacağım.
Etiketler: 4-3-3 sistemi, altyapı, Duran Top, Emre Çolak, galatasaray, Galatasaray'lı Emre, Genç Yetenekler, Hazırlık kampı, hazırlık maçı, rijkaard, Rijkaard'ın Gözdeleri, Rijkaard'ın Gözdeleri: Emre Çolak - Serdar Eylik, Serdar Eylik
Kategori: Futbol, Medya
Organik Futbol Anasayfa »
Yazar: Ali İhsan Karakaş 5 July 2009 | Yorumsuz!

Yeni sezon hazırlıkları kapsamında Zayton Cup‘a katılan Galatasaray, turnuvadaki ilk maçında Mısır temsilcisi Al Ahly takımını 1-0 mağlup etti. Galatasaray maça Orkun, Uğur, Emre Güngör, Servet Çetin, Alparslan Erdem, Barış, Mustafa Sarp, Emre Çolak, Aydın, Erhan Şentürk, Yaser ilk 11 ile çıktı. Maçın tek golü 33. dakikasında Yaser’in yerde kalmasıyla kazanılan penaltıyı kullanan Barış Özbek‘ten geldi.
2 gün önce topla çalışmalara başlayan Milli oyuncuları bu maçta da dinlendirdi Rijkaard. Ama ayın 16’sında Avrupa Ligi maçı var. Sanıyorum bundan sonraki maçlarda as kadroları görmeye başlayacağız. Maça gelirsek Rijkaard ve ekibi bu seneye çok koşan bir takım hazırlıyorlar. Genç oyuncular topla çok iyi iş yapamasalarda topsuz alanda müthiş bir baskı kuruyorlar. Takım kondisyon açısında çok iyi durumda. Onun dışında özel olarak bugün Emre Çolak‘ı çok beğendim. Gayet aklı başında oynuyor. Tek eksiği fizik ve süreklilik ama herşeye rağmen bana gelecek için ümit verdi. Eğer Rijkaard fırsatını değerlendirirse Serdar’la birlikte bu sene ilk onbiri zorlayabilecek genç yeteneklerden Çolak Emre. Geçen maçın yıldızı Serdar Eylik ise bu akşam sonradan girdi oyuna. Oyunda kaldığı sürede de ilk maçtakinden uzak bir görüntü çizdi.

Günün iyilerinde başka biri de bir türlü kendisinden beklenen çıkışı yapamamasına rağmen hiçbir hocanın üstünü çizip atamadığı Mehmet Güven‘di. O da oyuna sonradan girdi ama oyunda kaldığı sürede orta sahayı topladı. Diri ve mücadeleci bir oyun oynadı. Dikkat! Beklenen o çıkışı Rijkaard’la yapabilir. Benim gözüme batanlar bunlardı. Bunun dışında Galatasray’ın rakibine oranla daha üstün oynadığını ve Al Ahly’nin özellikle ikinci yarı Galatasaray’ın kalesine gelmekte bir hayli zorlandığını da ekleyebiliriz. Zaten Al Ahly, Galatasaray’a denk bir takım değil. Maç biter bitmez Al Ahly takımının oyuncularının Rijkaard’ın yanına koşarak, birlikte fotoğraf çekilmek için sıraya girmeleri ise hayli enteresandı…
Etiketler: Al Ahly, Barış Özbek, Emre Çolak, galatasaray, galatasaray kazandı, hazırlık maçı, penaltı, penaltı golü, rijkaard, Serdar Eylik, Zayton Cup 2009: Galatasaray 1 - Al Ahly 0
Kategori: Futbol
Önceki Yazılar