Kırılma Noktası #1
Yazar: Ali İhsan Karakaş 31 August 2009 | Yorumsuz!
Semih’in son dakika golü ile kazanılan bu maç, sezon sonuna kadar devam edecek ve lig bittiğinde daha anlamlı bir hâl alacak kırılma noktası serisinin de ilk yazısı olsun.

Alex’in döndüğü ama bu sefer de Gökhan Gönül‘ün yoksun olduğu bir kadroyla sahaya çıktı bugün Fenerbahçe. Gökhan’ın yokluğunda Daum, sağ bekte Bekir’i tercih etti. Bu tercihin ne kadar hatalı olduğu ise maç başladıktan sonra gayet açık bir şekilde ortaya çıktı. Haftaiçi Sion maçındaki kötü görüntü bugün de vardı Fenerbahçe’de. Santos’un ortalıkta görünmediği maçta Gökhan’ın eksikliğiyle Kazım‘da eski performansının çok altında kaldı. Alex’in ilk yarıdaki kayıp futbolu ve Guiza’nın yorgunluğu da bunlara katılınca Fenerbahçe’de Emre’nin dışında diri adam yoktu. Rakip Manisa ise geçtiğimiz haftalardaki aldığı puanların hakkını veren bir takım olarak gelmişti Kadıköy’e. Fenerbahçe 10 kişi kalana kadar da çok iyi mücadele ettiler. Özellikle Simpson ve Ergin Fenerbahçe savunmasını çok zorladılar. Simpson’ın karşısında kalan Bekir, açık ara en göze batan isimdi. Golsüz biten devrede Simpson’un uçarak dışarıya attığı kafa topu dışında bir de Alex’in sayılmayan golü vardı.

İlk yarıdaki skor ve iyi oyun moraliyle ikinci yarıya da Manisaspor daha etkili başladı. Koşan ve mücadele eden Manisaspor karşısında Fenerbahçe, kalesinde büyük tehlikeler yaşadı. Ergin’in sol çaprazdan etkili geldiği pozisyonu Bekir’in müdahesi zor durdurdu. Sonra tekrarı seyredince müdahelenin açık bir penaltı olduğunu gördük. Ama maçın hakemi o anda bu pozisyonu göremedi. Ardından Simpson’la golü kovalayan Manisaspor, bu sefer de Volkan’ı aşamadı. Spiker ifadesiyle, Simpson’un çok güzel vurduğu ve 90′a giden aşırtma vuruşunu Volkan aynı güzellikte çıkarttı.

Manisa’nın bu direnişi karşısında Fenerbahçe’de biraz toparlanmaya başladı ama asıl diriliş Emre‘nin kırmızı kart görmesiyle başladı. Sarı kartlık bir faul yapan Emre, pozisyonun ardından yerde yatan rakibinin üstüne yürüyüp saydırmaya başlayınca kırmızıyı yedi. O da yetmedi giderayak hakeme atar yapıp, hafiften dirseğini vurdu. Yaptığı tüm bu antipatik hareketlerle bırakın kendisini, Fenerbahçe’yi de nefret edilen bir takım yapmaya doğru sürüklüyor. Lugano‘nun maçın başındaki Santos’u koruma ayağıyla hakeme babalanmasını hiç saymıyorum. Daha önceden de dediğim gibi Lugano,Emre,Sabri hatta eskilerden Hasan Şaş gibi oyuncuların bu tip hareketlerli belki kendi tribünleri tarafından mazur görülebilir. Hatta bazı kesimlerce Kahraman,Savaşcı gibi yersiz sıfatlarda alabilir. Ama genel olarak diğer bütün taraftarların nefretini kazanırlar. Hem kendileri, hem kulüpleri. Bu tip oyuncuların kesinlikle utanıp sıkılmadan -ki hiç öyle değillerdir de- profesyonel yardım almaları gerekir. Tamamen psikolojik ve içgüdüsel bu hareketleri engellemenin başka bir çözümü yok.

Neyse maçtan kopmayalım. Bu kırmızı karttan 1-2 dakika önce Santos-Topuz ve Kazım-Semih değişikleri olmuştu. 10 kişi kalan rakip karşısında biraz daha güven bulup, ileriye açılan Manisa’ya, Fenerbahçe yeni giren oyuncular ve eksik oynama psikolojisiyle daha fazla yüklenmeye başladı. Bu dakikadan sonra da oyuna heyecan geldi zaten. Emre’nin çıkmasıyla kendine gelen Alex önce uzaktan kaleyi yokladı ardından nefis bir asistle Guiza‘ya golü attırdı. Son 10 dakikaya girerken gelen bu golle rahatlayan Fenerbahçe, ikiyi de atıp bitirelim derken ileriye hızlı çıkan Manisaspor Ergin‘in golüyle son 5 dakikayı Fenerbahçelilere zehir etti. Ardından da Sezer Öztürk‘ün müthiş şutu geldi. Transferin çok konuşulan ve son anda çark ederek kadroya geri dönen ismi Sezer‘in o şutunu Volkan çıkaramasa belki gecenin hikayesi bambaşka olacaktı.

3 yıl üstüste şampiyonluk sözü, Kadıköy’de 17′de 17 yapma iddiası, Galatasaray’ın gölgesinde kalan 3 hafta, Sion maçından sonra yine bir kötü oyun ve olası beraberlik ihtimali beyinleri kurcalarken Semih çıktı sahneye. 90+4′te tüm manzarayı güzelleştirdi. Aziz Yıldırım bile öyle bir sevindi ki bu gole kendisini tebrik etmek isteyenlere -tahminimce- bir küfür savurarak kendini içeri zor attı. 26 yaşındaki genç! golcü bu golle sezonun ilk kırılma noktasının da baş aktörü oldu. Alex‘in kafa vuruşunda dönen topu takip ederek boş kaleye gönderdi.Tam bir Semih Şentürk klasiği. Kendisine nöbetçi diyerek bu klişenin daha fazla üzerine yapışmasına destek olmayacağım. Çünkü Semih, daha çok ilk 11′de başlayan golcü sıfatını hak ediyor.
Sonuç olarak Fenerbahçe bu galibiyetle şampiyonluk yolunda herkese nasip olmayan, o “kötü oynayarakta olsa kazanacaksın” zincirinin ilk halkasını tamamlamış oldu. Peki Fenerbahçe’nin bu vasat oyunu sürer mi yada her zaman bu kadar şanslı olurlar mı sorularının cevabını da ilerleyen haftalarda göreceğiz…

Gözüme Takılanlar
- Üstteki resim. Sanki Alex, “Bu dakikaya kadar nerdeydin sen? “ diyerek Semih’in kulağını çekiyor gibi çıkmış. Ya da bu benim mizansenim
- Daum dahil oyuncuların ısınmaya Türkiye t-shirtü ile çıkması. Daum kısmı biraz şova dönüktü ama 30 Ağustos‘un unutulmaması güzel.
- ”Halka kapılarımız geniş açılım iki gözüm, Kapılar 55 lira be gözüm” pankartı. Bilet fiyatlarına tepki devam ediyor. Bakalım bir işe yarayacak mı bu kadar şikayet…
Etiketler: Alex, Aziz Yıldırım, daum, Fenerbahçe, Fenerbahçe 2-1 Manisaspor, Fenerbahçe-Manisaspor, kırılma noktası, Lugano, Manisaspor, nöbetçi, Semih Şentürk, Sezer Öztürk
Kategori: Futbol














